August 2012

96. İkinci İnceleme (Bölüm 4): İsa Mesih, "Tamamlandi!"

İkinci İnceleme (Bölüm 4): İsa Mesih, "Tamamlandi!"

Review 4: Jesus Christ, "It is Finished!"

Yuhanna 19, İbraniler 10

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuza kadar esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Üç program önce Tanrı’nın peygamberlerinin mesajını yeniden incelemeye başladık. Bu gün, Tanrı’nın yardımı ile, bu ikinci incelememize son vermeyi planlıyoruz. Bu günkü programımızın adı: “Tamamlandı!”

Daha önce görmüş olduğumuz gibi, Tanrı, Kitabını iki önemli kısma ayırdı: Eski Antlaşma ve Yeni Antlaşma. Eski Antlaşma, Tanrı’nın harika kitabının ilk kısmıdır. Tevrat’ı (Torah), Mezmurları (Zebur) ve peygamberlerin diğer yazılarını içerir. Tanrı’nın Kitabının ilk bölümünde, atamız Adem’in Tanrı’ya nasıl itaatsizlik ettiğini ve böylece tüm soyunu Şeytan’ın krallığına getirdiğini gördük. Ama buna rağmen aynı zamanda Tanrı’nın, iman edenleri kurtarmak ve onları tekrar Tanrı’nın krallığına geri getirmek için Adem oğullarına gökyüzünden güçlü bir Kurtarıcı göndermeyi vaat ettiğini de öğrendik. Bu harika vaat, Eski Antlaşma’daki en önemli bölümdü.

Tanrı, Kurtarıcıyı yeryüzüne göndermek için yaptığı Planını uygulamaya koymak üzere, yaşı hayli ilerlemiş olan İbrahim’i çağırdı ve ona şöyle dedi: “Seni büyük bir ulus yapacağım ve yeryüzündeki bütün halklar senin aracılığın ile kutsanacaklar.” (Yaratılış 12:2, 3) Böylece Tanrı’nın, İbrahim’i nasıl İsrail ulusunun babası yaptığını gördük. Tanrı’nın Peygamberlerin Yazılarını emanet ettiği ulus, bu ulustur. Tanrı, bin beş yüz yıl boyunca, birbirinden farklı pek çok kişinin – peygamber Musa’dan peygamber Yahya’ya kadar – zihnine yerleştirdiği Sözü’nü İsraillilere gönderdi. Tanrı, bu peygamberler aracılığı ile Adem oğullarının yaptıkları kötülükleri azarladı ve onlara günah borçlarını ödemek için Kanını dökecek olan doğru Kurtarıcının geleceğini açıkladı.

Görmüş olduğumuz gibi, Tanrı’nın günahkarlar ile yaptığı Eski Antlaşma hayvanların kurban edilmesini talep ediyordu. Bu Antlaşma şunu ilan ediyordu: “Kan dökülmeksizin günah bağışlaması olmaz, çünkü günahın ücreti ölümdür!” ama insanların daha ilk kuşaktan itibaren sundukları hayvan kurbanlar, günahın bedelini gerçekten ödeyemezlerdi, çünkü bir hayvanın değeri ile bir insanın değeri eşit değildir. Örneğin, eğer bir oyuncak arabam varsa, bu arabayı alıp bir oto galerisine götürerek, gerçek bir araba ile, örneğin bir Mercedes ile değiştirebilir miyim? Elbette değiştiremem. Bunu yapmam neden mümkün değildir? Çünkü benim oyuncak arabamın değeri gerçek bir arabanın değeri ile aynı değildir. Benzer şekilde, Tanrı’nın önceki kuşaklarda talep ettiği hayvan kurbanlar günahı kaldıramazlardı, çünkü bir hayvanın değeri ile bir insanın değeri eşit değildir. Daha önce görmüş olduğumuz gibi hayvan kurbanlar Tanrı’nın gerçek kurbanı yeryüzüne göndermesi için beklerken uygulanan örneklerden (sembollerden) ibarettiler: Yeni Antlaşma’yı getiren Doğru Kurtarıcı, gerçek Kurban’dı! Hayvan kurbanlar günahları yalnızca bir süre için örtebiliyorlardı; günahları kalıcı olarak uzaklaştıramıyorlardı.

Tanrı’nın Kitabının inci kısmı, Yeni Antlaşma ya da Müjde (İncil) olarak adlandırılır. Yeni Antlaşma bize, Tanrı’nın, gökyüzünden gelen Kurtarıcının aracılığı ile bina ettiği antlaşma hakkında bilgi verir. Müjde kitabı, bizler günahlarımızın bağışlanmasını alabilelim diye Kurtarıcı İsa’nın, çarmıhta Kanını döktüğü zaman tüm hayvan kurbanların sembolizmini nasıl yerine getirdiğinin öyküsüdür. Kurtarıcının neden gökyüzünden gelmesi gerekti? Nedeni basit, çünkü Adem’in her soyu günahın yükünü taşır. Bir günahkar başka bir günahkarı kurtaramaz. Bu konuda bir örnek daha verelim. Başının üzerinde bir su leğeni taşıyan bir kadın, aynı anda başında bir başka kadının su leğenini de taşıyabilir mi? Hayır, taşıyamaz. Benzer şekilde, bir günahkar da bir başka günahkarın günahını taşıyamaz. Ama buna rağmen, Tanrı’nın yeryüzüne gönderdiği Kurtarıcı İsa Mesih, herhangi bir günahın yükünü taşımıyordu, çünkü O Tanrı’nın saf Ruh olan Oğlu’ydu ve başlangıçta Tanrı ile birlikte olan Söz’dü. O, bakire bir kızdan doğdu. Böylece bizimkine benzeyen bir bedeni vardı, ama bizim günahlı doğamıza sahip değildi. O’nun üzerinde günahın yükü yoktu. İşte Tanrı bu nedenle hepimizin günah yükünü O’nun üzerine koyabildi. Kutsal Olan İsa bizim suçlarımız için ölüme teslim edildi. Ve üç gün sonra bize yeni yaşam vermek için ölümden dirildi. O, ölümü, mezarı, Şeytan’ı ve günahı yendi!

Her birimiz derin günah çukurunun içine doğduk. Ve yukardan gelen Mesih’in dışında yardımımıza gelebilecek olan hiç kimse yoktur. Eğer O’na güvenirseniz, O, sizi günah çukurundan çekip çıkartacaktır. Ve şimdi O, Adem’in çocuklarını günahtan kurtarmak için gökyüzünden geldi. Kutsal Yazılar bu konu ile ilgi olarak şunları yazar:

“Çünkü tek Tanrı ve Tanrı ile insanlar arasında tek aracı vardır. O da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır.uygun zamanda verilen tanıklık budur.” (1. Timoteos 2:5, 6) “Böyle bir başkahinimiz – kutsal, suçsuz, lekesiz, günahkarlardan ayrılmış, göklerden daha yücelere çıkarılmış olan bir başkahinimiz olması uygundur. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı’nın sağında oturdu!” (İbraniler 7:26; 1:3)

Müjde’de görmüş olduğumuz gibi, İsa Mesih yeryüzündeyken, bazı kişiler O’na iman ettiler. İsa’nın kim olduğunun farkına varan bu kişiler büyük bir sevinç ile coştular. Tanrı’nın peygamberlerinin binlerce yıldır, Mesih’in gelişini duyurduklarını biliyorlardı. Ama şimdi O’nu kendi gözleri ile görmekteydiler. İsa’nın öğrencilerinin aralarından bazıları akrabalarını ve dostlarını arayıp buldular ve onlara şöyle dediler: “Biz Mesih’i bulduk. Musa’nın Kutsal Yasa’da hakkında yazdığı ve peygamberlerin de sözünü ettiği kişiyi, Yusuf oğlu Nasıralı İsa’yı bulduk!” (Yuhanna 1:41, 45)

İsa’nın zamanında yaşayan pek çok kişinin O’nun gerçekte Kim olduğunu bilmemeleri çok üzücüdür. Kutsal Yazılar bu konuda şunu beyan ederler:

“Başlangıçta Söz Tanrı ile birlikteydi. Söz, insan olup aramızda yaşadı. Işık karanlıkta parlar. Karanlık onu alt edemedi (anlamadı). O, dünyadaydı, dünya O’nun aracılığı ile var oldu, ama dünya O’nu tanımadı. Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O’nu kabul etmedi.”  (Yuhanna 1:2, 14, 5, 10, 11)

Görmüş olduğumuz gibi, pek çok kişi Mesih’in yaptığı belirti ve mucizelere tanıklık etti. İsa, hastalıkları, fırtınaları, kötü ruhları, günahı ve ölümü yendi, ama yine de insanların çoğu İsa’nın Kim olduğunu fark edemediler, çünkü Şeytan onların zihinlerini kör etmişti. Kalabalıklar O’na dokundular ve O’nu sıkıştırdılar, ama O’nu gerçekten tanıyamadılar. O’nun diğer peygamberler gibi bir peygamber olduğunu düşündüler, ama Tanrı’nın tüm doluluğunun O’nda konut kurmuş olduğuna inanmadılar.

Yahudilerin din bilginlerine gelince, onların İsa’yı tamamen reddettiklerini gördük. O’nu çok kıskandılar ve sonunda O’nu bir çarmıha çivileterek öldürdüler! Ancak tüm bunlar Tanrı’nın, başlangıçtan beri tasarlamış olduğu plana dahil olan olaylardı. Mesih’in çarmıhtaki ölümü, peygamberleri aracılığı ile uzun zaman önceden bildirmiş olduğu kutsal Planı ile uyumluydu. İşte bu nedenle İsa, kahinlerin kendisini öldürmek amacı ile tutukladıkları gece, O’nu korumak isteyen Petrus’a şöyle dedi: “Babam’dan yardım isteyemez miyim sanıyorsun? İstesem hemen şu anda bana on iki tümenden fazla melek gönderir. Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?”  (Matta 26:53, 54)

İsa neden dünyaya gelmesi gerektiğini biliyordu. Peygamberlerin uzun zaman önce bildirmiş oldukları gibi İsa, günahkarlar için yaşamını vermek ve Kanını dökmek üzere geldi. İsa, İbrahim’in kurbanlık koçu ve diğer tüm kurban edilen hayvanların sembolize ettikleri gerçek Kendisinde yerine gelsin diye yeryüzüne geldi. İsa’nın, Ruhu’nu Tanrı’ya teslim etmeden önce çarmıhta en son ne söylediğini hatırlayabiliyor musunuz? Evet, Kutsal Yazılar bize İsa’nın yüksek ses ile “Tamamlandı!”diye bağırdığını ve sonra öldüğünü söylerler. İsa öldüğü zaman, tapınağın kutsal yerinin perdesi yukardan aşağıya doğru ikiye yırtıldı. (Yuhanna 19:30; Markos 15:37, 38) İsa neden “Tamamlandı!” diye bağırdı? Ve tapınağın perdesi, yani, günahı örtmek için hayvan kurbanlarının kanını serptikleri yer olan En Kutsal Yer’in perdesi neden yırtılarak ikiye ayrıldı? Tanrı bu perdeyi ikiye yırttı ve İsa, ‘Tamamlandı!’ diye ilan etti, öyle ki, herkes Tanrı’nın Adem oğullarının günahlarını İsa Mesih’in Kanı aracılığı ile bağışladığını ve onlara Tanrı’nın kutsal huzurunda sonsuza kadar yaşama hakkı verdiğini bilebilsin!

Rab İsa Mesih ölümü aracılığı ile peygamberlerin sözlerini ve kurban edilen hayvanların sembolizmini yerine getirdi. Ve daha önce görmüş olduğumuz gibi, üçüncü gün gerçekleşen Dirilişi ile Tanrı’nın, O’nun Kurbanını günah borcunu sonsuza kadar ödemek üzere tam ücret olarak kabul ettiğinin kesin kanıtıydı. İsa Mesih, O’na iman eden herkesin sonsuz yaşama sahip olması ve hiç kimsenin mahvolmaması için Tanrı’nın, dünyadaki insanlara vermiş olduğu mükemmel kurbandır.

O zaman şimdi peygamberlerin mesajı ile ilgili yaptığımız ikinci incelemeyi sona erdirmek için, sizi Tanrı’nın Sözü’nden bazı derin ve harika ayetleri dinlemeye davet ediyoruz; bu ayetler İsa Mesih’in günah borcunu ödemek için çarmıhta Kanını döktüğü zaman, sunmuş olduğu mükemmel ve nihai kurban ile ilgilidir. Kutsal Yazılar bu konuda şöyle der:

(İbraniler 10) 1 Kutsal Yasa’da gelecek iyi şeylerin aslı yoktur, sadece gölgesi vardır. Bu nedenle Yasa her yıl sürekli aynı kurbanları sunarak Tanrı’ya yaklaşanları asla yetkinliğe erdiremez. 2 Erdirebilseydi, kurban sunmaya son verilmez miydi? Çünkü tapınanlar bir kez günahlarından arındıktan sonra artık günahlılık duygusu kalmazdı.  3 Ancak o kurbanlar insanlara yıldan yıla günahlarını anımsatıyor. 4 Çünkü boğalar ile tekelerin kanı günahları ortadan kaldıramaz.

 5 Bunun için Mesih dünyaya gelirken şöyle diyor: “Kurban ve sunu istemedin, ama bana bir beden hazırladın. 6 Yakmalık sunudan ve günah sunusundan hoşnut olmadın. 7 O zaman şöyle dedim: ‘Kutsal Yazı tomarında benim için yazıldığı gibi, senin isteğini yapmak üzere, ey Tanrı, işte geldim.’” 9 Mesih ikinciyi geçerli kılmak için birinciyi ortadan kaldırıyor. 10 Tanrı’nın bu isteği uyarınca, İsa Mesih’in bedeninin ilk ve son kez sunulması ile kutsal kılındık.  11 Her kahin her gün ayakta durup görevini yapar ve günahları asla ortadan kaldıramayan aynı kurbanları tekrar tekrar sunar.  12 oysa Mesih günahlar için sonsuza dek geçerli tek bir kurban sunduktan sonra Tanrı’nın sağında oturdu. 13 O zamandan beri düşmanlarının, kendi ayaklarının altına serilmesini bekliyor. 14 Çünkü kutsal kılınanları tek bir sunu ile sonsuza dek yetkinliğe erdirmiştir. 15 Kutsal Ruh da bu konuda bize tanıklık ediyor. Önce diyor ki, 16 “Rab, ‘O günlerden sonra onlar ile yapacağım antlaşma şudur: Yasalarımı yüreklerine koyacağım, zihinlerine yazacağım’ diyor.” 17 Sonra şunu ekliyor: “Onların günahlarını ve suçlarını artık anmayacağım.” 18 Bunların bağışlanması durumunda artık günah için sunuya gerek yoktur.

19-20 Bu nedenle, ey kardeşler, İsa’nın kanı sayesinde perdede, yani kendi bedeninde bize açtığı yeni ve diri yoldan kutsal yere girmeye cesaretimiz vardır. 21 Tanrı’nın evinden sorumlu büyük bir kahinimiz vardır. 22 Öyleyse yüreklerimiz serpme ile kötü vicdandan arınmış, bedenlerimiz temiz su ile yıkanmış olarak imanın verdiği tam güvence ile, yürekten bir içtenlik ile Tanrı’ya yaklaşalım. 23 Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir. 24 Birbirimizi sevgi ve iyi işler için nasıl gayrete getirebileceğimizi düşünelim. 25 Bazılarının alıştığı gibi, bir araya gelmekten vazgeçmeyelim; o günün yaklaştığını gördükçe birbirimizi daha da çok yüreklendirelim. 26-27 Gerçeği öğrenip benimsedikten sonra, bile bile günah işlemeye devam edersek, günahlar için artık kurban kalmaz; geriye sadece yargının dehşetli beklenişi ve düşmanları yiyip bitirecek kızgın ateş kalır. 28 Musa’nın Yasası’nı hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözü ile acımasızca öldürülür. 29 Eğer bir kimse Tanrı Oğlu’nu ayaklar altına alır, kendisini kutsal kılan antlaşma kanını bayağı sayar ve lütufkar Ruh’a hakaret ederse, bundan daha ne kadar ağır bir cezaya layık görülecek sanırsınız? 30 Çünkü, ‘Öç benimdir,karşılığını ben vereceğim’ ve yine, ‘Rab, halkını yargılayacak’ diyeni tanıyoruz. 31 Diri Tanrı’nın eline düşmek korkunç bir şeydir.

“Bu denli büyük kurtuluşu görmezlikten gelirsek, nasıl kurtulabiliriz?” (İbraniler 2:3)

Tanrı, bu sözler ile İsa Mesih’in Kanında bulunan kurtuluşun tek ve biricik yolunu ihmal etmemeniz için bu gün her birinizi uyarıyor. Tanrı’nın Kendisinin sunmuş olduğu Kurbanı hor gören herkesin günahlar için başka bir kurban olmadığını bilmesi gerekir; geriye kalacak olan tek şey, içinde merhametin yer almadığı Tanrı’nın adil yargısıdır! İsa Mesih, O’na iman eden herkesin sonsuz yaşama kavuşması ve hiç kimsenin mahvolmaması için Tanrı’nın Kendisinin vermiş olduğu Mükemmel Kurbandır! İsa çarmıhta, ‘Tamamlandı!’ dedi ve İsa Tanrı’nın Sözü olduğu için İsa, ‘Tamamlandı!’ dediği zaman, Tanrı’nın Kendisi, “Tamamlandı!” demekteydi. Ve Tanrı üç gün sonra günah için kurban olan İsa ile tamamen hoşnut olduğunu dünyaya kanıtlayarak İsa’yı üç gün sonra tekrar yaşama diriltti.

Sevgili dostlar, İsa’nın günahlarınızın bedelini ödemiş olduğunu fark ediyor musunuz? İsa Mesih’in Kurtuluş işini sizler için tamamladığına inanıyor musunuz? Yoksa hala kendinizi kendi çabalarınız aracılığı ile mi kurtarmaya gayret ediyorsunuz?

Bizi dinlediğiniz için teşekkürler.

Bir sonraki programda görüşünceye dek, siz, Mesih’in çarmıhtaki zaferli duyurusunun derin anlamı üzerinde düşünürken, Tanrı sizi bereketlesin. İsa çarmıhta şöyle dedi:

“Tamamlandı!” (Yuhanna 19:30)

97. Cehennem!

Cehennem!

Hell!

Luka 16

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuza kadar esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğiz için mutluyuz.

Kutsal Yazılar şöyle der:

“Ama korkak, imansız, iğrenç, adam öldüren, fuhuş yapan, büyücü, putperest ve bütün yalancılara gelince, onların yeri, kükürt ile yanan ateş gölüdür.” (Vahiy 21:8) “(Onlar) dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.” (Matta 8:12; 25:41) “(Bunlar) sonsuz azaba, doğrular ise sonsuz yaşama gidecekler.” (Matta 25:46)

Cehennem! Cehennem hakkında konuşmaktan hiç kimse hoşlanmaz! Bu konuyu düşünmek dahi istemeyiz! Ancak tüm bunlara rağmen, bu gün cehennem konusunda çalışma yapmayı planladık. Çünkü tanrı’nın bu konu ile ilgili söyleyeceği çok şey var. Tanrı, Kutsal Yazılarda insanların cehenneme gitmemeleri için yüzlerce uyarıda bulunur. Bu günkü ve bundan sonraki dersimizde, Kutsal Yazıların cennet ve cehennem ile ilgili neler öğrettiğini ve cennete gideceğimizden ve cehenneme gönderilmeyeceğimizden nasıl emin olabileceğimizi öğrenmeyi planladık. Pek çok kişi, bu dünyadan sonraki yaşamda neler olacağını ve sonsuzluğu nerede geçireceklerini hiç kimsenin bilemeyeceğini düşünürler. Bu şekilde düşünmelerinin nedeni, Tanrı’nın ön gördüğü doğruluk yolunu ve Tanrı’nın huzurlu bir güvence sağlayan harika vaatlerini bilmedikleri içindir. Tanrı’nın Sözü bize cennete gideceğimizi nasıl kesin olarak bilebileceğimizi söylüyor mu? Evet, kesinlikle söylüyor! Tanrı Sözü şunları yazar: “Tanrı Oğlu’nun adına iman eden sizlere, sonsuz yaşama sahip olduğunuzu bilesiniz diye bunları yazdım.” (1. Yuhanna 5:13)

Dinleyici dostlarımız, Tanrı Sözü’nün ilan ettiği sonsuz yaşama sahip olduğunuzu “biliyor musunuz?” öldüğünüz gün, canınızın nereye gideceğini biliyor musunuz? Cennete gideceğinizden ve cehenneme gönderilmeyeceğinizden emin misiniz? Eğer bu güvenceye sahip değilseniz, bu günkü dersimizin ilginizi çekeceği kesin.

Müjde’de gördüğümüz gibi, Kurtarıcı İsa yeryüzündeyken, insanlara sık sık Cennet ve Cehennem olarak adlandırılan yerler hakkında öğretiş verdi. Ancak yine de İsa Mesih, cehennemden çok cennet ile ilgili öğretiş verdi. Çünkü O, cehennemdeki korkunç cezayı bilir ve hiç kimsenin oraya gitmesini istemez. O zaman şimdi Müjde’ye geri dönelim ve İsa’nın çevresindeki kalabalıklara cehennem ile ilgili neler öğrettiğini dinleyelim. Ölen iki kişi hakkında yazılmış olan şu gerçek öyküye kulak verelim. İsa, Luka Müjdesi’nin on altıncı bölümünde kalabalıklara şu sözler ile konuştu:

(Luka 16) 19 Zengin bir adam vardı. Mor, ince keten giysiler giyer, bolluk içinde her gün eğlenirdi. 20-21 Her tarafı yara içinde olan Lazar adında yoksul bir adam bu zenginin kapısının önüne bırakılırdı; zenginin sofrasından düşen kırıntılar ile karnını doyurmaya can atardı. Bir yandan da köpekler gelip onun yaralarını yalarlardı.

22 Bir gün yoksul adam öldü, melekler onu alıp İbrahim’in yanına götürdüler. Sonra zengin adam da öldü ve gömüldü. 23 Ölüler diyarında (Cehennem) ıstırap çeken zengin adam başını kaldırıp uzakta duran İbrahim’i ve onun yanındaki Lazar’ı gördü.

Burada biraz ara verelim. Zengin adama ve Lazar adlı yoksul adama ne olduğunu anladınız mı? Yoksul adam öldüğü zaman nereye gitti? Öldüğü zaman canı hemen o anda Tanrı’nın peygamberi İbrahim’in uzun zamandan beri bulunduğu Tanrı’nın huzurunda, yani Cennetteydi. Ya zengin adam, o nereye gitti? Onun canı, ölür ölmez hemen ıstırap çektiği ölüler diyarına, yani cehenneme gitti.

Lazar adlı yoksul adam neden Cennete ve zengin adam neden Cehenneme gitti? Öncelikle bilmeniz gereken şey şudur: yoksul olmak kurtarılacağınız anlamına gelmez ve büyük zenginliğe sahip olmak da mahvolacağınız anlamına gelmez! Lazar adlı yoksul adam Cennete gitti, çünkü Tanrı’nın, Peygamberlerin Yazılarında duyurmuş olduğu kurtuluş yolunu kabul etti. Zengin adama gelince, o Tanrı’nın Sözü’nü önemsemedi. Öyküdeki bu zengin adam, günümüzde dışsal açıdan dindar olan pek çok kişiye benzer. Bu kişiler tek bir Tanrı olduğunu ve Peygamberlerin Yazılarının var olduğunu bilirler, ama cehenneme giden yoldadırlar, çünkü Tanrı’nın tüm peygamberlerinin Kutsal Yazılarda tanıklık ettikleri kurtuluş yoluna hiç bir zaman iman etmemişlerdir. Öykümüzdeki zengin adam gibi onlar için önemli olan, canlarını kurtarabilecek güçte olan Tanrı’nın Sözü’nü dinlemek değil, iyi vakit geçirmek ve zenginlik elde etmektir.

Şimdi öyküye devam edelim ve Tanrı’nın cehennemde bulunan zengin adama Cennette olan peygamber İbrahim ile nasıl kısa süren bir konuşma yapmasına izin verdiğini dinleyelim. Tanrı, cehennemde bulunan bu adam tarafından söylenen sözler aracılığı ile bizim anlayış elde etmemizi ister. Rab İsa öyküye şu sözler ile devam etti:

(Luka 16) 23 Ölüler diyarında (cehennemde) ıstırap çeken zengin adam başını kaldırıp uzakta duran İbrahim’i ve onun yanındaki Lazar’ı gördü 24 ‘Ey babamız İbrahim, acı bana!’ diye seslendi. ‘Lazar’ı gönder de parmağının ucunu suya batırıp dilimi serinletsin. Bu alevlerin içinde azap çekiyorum.’

25 İbrahim, ‘Oğlum’ dedi, ‘Yaşamın boyunca senin iyilik payını, Lazar’ın da kötülük payını aldığını unutma. Şimdiyse o burada teselli ediliyor, sen de azap çekiyorsun. 26 Üstelik, aramıza öyle bir uçurum kondu ki, ne buradan size gelmek isteyenler gelebilir, ne de oradan kimse bize gelebilir.’

27 Zengin adam şöyle dedi: ‘Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazar’ı babamın evine gönder. 28 Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.’

29 İbrahim, ‘Onlarda Musa’nın ve peygamberlerin sözleri var, onları dinlesinler’ dedi.

30 Zengin adam, ‘Hayır, İbrahim baba, dinlemezler!’ dedi. ‘Ancak ölüler arasından biri onlara giderse tövbe ederler.’

31 İbrahim, ona, ‘Eğer Musa ile peygamberleri dinlemezlerse, ölüler arasından biri dirilse bile ikna olmazlar’ dedi.

Zengin adam ve Lazar’ın öyküsü burada sona erer. Cehennem olarak adlandırılan yer gerçekten de korkunç bir yerdir, orada merhamet bulunmaz. Cehennemdeki zengin adam ıstırap içindeydi ve acısını biraz olsun dindirmek için ona hiç kimse bir damla su dahi veremezdi. Bu durumdan daha da korkunç olan bir şey var, o da bu aynı zengin adamın bu gün hala cehennemde bulunuyor olmasıdır. Cehennemde, hem canının hem de bedeninin ateş gölü olarak adlandırılan yere atılacağı Yargı Günü’nü beklemektedir. Bu zengin adam cehennemde İsa Mesih’in İyi Haber’i ve aynı zamanda peygamberlerin mesajı olan Müjde’ye itaat etmeyi reddeden herkes ile birlikte sonsuza kadar kalacaktır! Kutsal Yazılar bu konu ile ilgili olarak şu sözleri bildirirler: “Adı yaşam kitabına yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldı. Kendilerine ateş ve kükürt ile işkence edilecek. Çektikleri işkencenin dumanı sonsuzlara dek tütecek. Gece gündüz rahat yüzü görmeyecekler.”  (Vahiy 20:15; 14:10, 11) Bu sözler üzerinde durup düşünün! Tanrı’nın ön gördüğü kurtuluşun doğru yolunu kabul etmeyen herkes cehenneme girecek, var oluşu hiç bir zaman son bulmayacak, cehennemden asla çıkmayacak ve oradaki ateş hiç bir zaman sönmeyecek! Hiç bir zaman! Hiç bir zaman! Sonsuza kadar!

Bazı kişiler, günahkarların bir süre için cehennemde ıstırap çektikten sonra oradan çıkacaklarını ve Cennete gireceklerini düşünürler. Ancak bu düşünce, cehennemi sonsuz ceza” (Matta 25:46) olarak tanımlayan Tanrı Sözü ile uyumlu değildir. Bu nedenle, Peygamberlerin Yazılarında ölülerin ardından edilen dualar bulunmamaktadır. Ölüler için dua etmek, yalnızca bir insan geleneğidir. Böyle bir uygulama, “Bir kez ölmek sonra da yargılanmak insanların kaderidir” (İbraniler 9:27) diyen Tanrı Sözü’nde yer almaz. Ölüler için dua etmek, cehennemde bulunanların ıstıraplarını dindiremez, ve Yargı Günü’nde de onları kurtaramaz. Cennette olanların ise bizlerin dualarına ihtiyaçları yoktur. Çünkü onlar Tanrı’nın huzurundadırlar ve mükemmel bir mutluluğun tadını çıkarmaktadırlar!

Sevgili dinleyicilerimiz, hiç kimsenin sizi boş sözler ile aldatmasına izin vermeyin. Bazı kişiler şöyle derler: “Ah, Tanrı iyidir! Kullarını yaratan Tanrı, onları yakmaz! O, hepimize merhamet edecek ve bizi Cennete kabul edecektir!” Bu şekilde konuşan kişilerin düşüncelerinin temeli Tanrı sözü değildir. Bu şekilde konuşmalarının tek nedeni, Tanrı’nın ön gördüğü doğruluk yolunu kendi  istekleri ile reddettikleri için rahatsız olan vicdanlarını yatıştırmak istemeleridir. Eğer yanlış düşüncelerinden vazgeçmezlerse, Tanrı’ya dönmezlerse ve İsa Mesih aracılığı ile sağlanan doğruluk yoluna inanmazlarsa, bir gün bir cehennemin gerçekten var olduğunu bileceklerdir! Ama o zaman tövbe etmek için çok geç olacaktır!

Zengin adamın İbrahim’den ne istediğini duydunuz mu? İbrahim’den, Lazar’ı, babasının evine, henüz hayatta olan beş erkek kardeşini “onların da bu ıstırap yerine düşmemeleri için” uyarması amacı ile göndermesini istedi. İbrahim, zengin adamın bu isteğine nasıl karşılık verdi? İbrahim ona şöyle dedi: Onlarda Musa’nın ve peygamberlerin sözleri var, onları dinlesinler! Ama zengin adam, “Hayır, İbrahim baba, dinlemezler! Ancak ölüler arasından biri onlara giderse, tövbe ederler!” dedi. İbrahim bunun üzerine şu karşılığı verdi: Eğer Musa ile peygamberleri dinlemezlerse, ölüler arasından biri dirilse bile ikna olmazlar!”

Dinleyici dostlar, Tanrı’nın peygamberlerinin sizi cehennemden kurtarabilecek olan İyi Haberi’ni biliyor musunuz? Bu İyi Haber, Doğruluk Yolu adlı programınızda dinlemekte olduğunuz mesajdır. Özetleyecek olursak, peygamberlerin iyi haberinin günahlarınızın cezasını ödemek için bir çarmıhta ölmek üzere dünyaya gönderdiği ve üçüncü gün ölümden dirilttiği kutsal Kurtarıcı hakkındaki İyi Haber’dir! Eğer O’nun sizin günahlarınız için öldüğüne yüreğinizde inanırsanız, cehenneme gitmeyeceksiniz! Siz Tanrı’nın adil yargısından kurtarabilecek İyi Haber işte budur!

İlk derslerimizde keşfetmiş olduğumuz gibi, Tanrı cehennemi insan için değil, Şeytan ve onun kötü melekleri için yarattı. Ancak atamız Adem’in günahı, hepimizin Tanrı’dan uzak, Şeytan’ın krallığında ve cehenneme götüren geniş yolda dünyaya gelmemizin nedenidir. Günahın bedeli ölüm ve sonsuz cehennem olduğu için, eğer Tanrı bizler için bir çözüm sağlamamış olsaydı, içimizdeki günahlı doğanın sonsuza kadar mahvolmamıza neden olacağı kesindi. Cehennemden kendi gücümüz ile kaçmamız imkansızdır. Ama her şeye rağmen, Tanrı’ya, günahlarımızı bağışlayabileceği bir plan tasarlamış olduğu için teşekkür ederiz. Bu plan nedir? Kutsal Mesih’in ölümüdür. İsa, çarmıhta öldüğü zaman Tanrı, günahlarımızın cezasını O’nun üzerine koydu. Şöyle yazılmıştır: “Tanrı, günahı bilmeyen İsa Mesih’i bizim için günah (sunusu) yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı’nın doğruluğu olalım!” (2. Korintliler 5:21)

İnsanların İsa’ya nasıl işkence ettiklerini, O’nu nasıl kırbaçladıklarını, Başı’nın üzerine nasıl dikenlerden örülmüş bir taç koyduklarını, O’na nasıl hakaret ettiklerini, Yüzü’ne nasıl vurduklarını, O’nun üzerine nasıl tükürdüklerini ve O’nu nasıl bir çarmıha çivilediklerini gördük. Tanrı, bizim günahlarımızın nasıl bir ceza hak ettiklerini göstermek için insanların günahsız Mesih’e kötü davranmalarına izin verdi. İnsanların İsa’ya yaptıkları her şeyi, günahlarımız nedeni ile bizler hak ettik. Ama Tanrı, bize olan büyük sevgisi nedeni ile bizim günahımızın cezasını Biricik, Sonsuz Oğlu, kutsal Mesih’in üzerine yükledi. Ve İsa’nın çarmıhtaki acılarının insanların O’na yaptıkları kötülükler ile sınırlı kalmadığını hatırlayın. Peygamberlerin Yazıları, bize İsa çarmıhta acı çekerken, Tanrı’nın, O’nun üzerine insan zihninin kavrayamayacağı bir acı yüklediğini gösterirler. Tanrı, İsa’nın üzerine bizim günahımızın cezasını, yani bizim cehennemimizi koydu. Peygamber Eyüp, şu satırları yazarken Mesih’in yoğun acılara katlanacağını önceden bildiriyordu: “Tanrı, haksızlara teslim ediyor beni, kötülerin kucağına atıyor! Tanrı öfke ile saldırıp parçalıyor beni, dişlerini gıcırdatıyor ana, düşmanım gözlerini üzerime dikiyor!”  (Eyüp 16:11, 9)

Günahın bedeli ölmek ve Tanrı’nın gazabı ile yüz yüze gelmek ve Tanrı’nın Müjde’ye iman etmeyi reddeden herkesi gönderdiği cehennemin karanlığına girmektir. Ama İsa her şeye rağmen, Tanrı’nın gazabına bizim yerimizi alarak katlandı, öyle ki biz Tanrı’nın lütfunu alabilelim. Daha önce okumuş olduğumuz gibi, İsa çarmıh üzerinde ölürken, tüm ülkeyi, saat on ikiden saat üçe kadar koyu bir karanlık – aynı cehennem gibi – kapladı. Bu saatler esnasında İsa, yüksek ses ile şöyle bağırdı: “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” Tanrı, sevgili ve biricik Oğlu Mesih’i çarmıhta neden terk etti? Nedeni, sizler ve benim! Nedeni, günahlarımız! İsa çarmıhtayken Tanrı O’nun üzerine günahımızın cezasını, bizim cehennemimizi yükledi. Bu, zihinlerimizin tam olarak kavrayamayacağı çok derin bir gerçektir. Ama her şeye rağmen mutlak kesinliğe sahip olan gerçek şudur: Eğer Rab İsa’ya gerçekten iman ederseniz, kurtulacaksınız ve asla cehenneme gitmeyeceksiniz, çünkü Tanrı, sizi, Kurtarıcının (kefaret eden) kurbanı temelinde doğru olarak sayacaktır. Aynı İbrahim’in oğlunu ölümden kurtaran kurbanlık koyun gibi, İsa Mesih sizi cehennem olarak adlandırılan yerde asla son bulmayacak olan ölümden kurtarmak için öldü.

Tanrı, sizin cehenneminizi İsa Mesih’in üzerine koydu. Buna iman ediyor musunuz? Doğru Kişi İsa Mesih’in sizin günah borcunuzu ödediğine inanıyor musunuz? Yoksa kendi günah borcunuzu ödemek için sonsuzluk boyunca sürecek olan cehenneme mi gideceksiniz? Sonsuzluğu nerede geçireceğiniz sizin kararınıza bağlı. Neyi seçiyorsunuz? Cenneti mi? Yoksa Cehennemi mi?

Bizi dinlediğiniz için teşekkürler. Bir sonraki programımızda sizi bu gün incelediğimiz konudan kesinlikle farklı bir konuyu incelemek üzere tekrar bize katılmaya davet ediyoruz. Tanrı isterse, bir sonraki dersimizde Cennet olarak adlandırılan harika yeri inceleyeceğiz.

Tanrı sizi bereketlesin. Bu gün, Rab İsa’nın şu ciddi sözleri ile sizlere veda ediyoruz:

“Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.”  (Matta 7:13, 14)

98. Cennet

Cennet

Paradıse

Vahiy 21, 22

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuz esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Son dersimizde cezanın hiç bir zaman sona ermediği yer olan cehennem üzerinde düşündük. Cehennem, Şeytan ve onun melekleri için yaratılmış olan korkunç bir yerdir. Tanrı’nın ön gördüğü kurtuluş yolunu kabul etmeyen herkesin Tanrı’dan sonsuzluk boyunca ayrı kalmak üzere gitmek zorunda olduğu yerdir! Kutsal Yazılar bu konu hakkında şu sözler ile açıklama yaparlar: “Adı yaşam kitabına yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldı!” (Vahiy 20:15)

Cehennemin, bir insanın düşünebileceği en korkunç konu olduğu kesindir. Ama biz bu gün insan ruhunun düşünebileceği en harika konulardan biri olan Cennet konusuna bakmayı planlıyoruz.

İnsanlar, Cennet ile ilgili ve bir insanın Cennete gitmek için ne yapması gerektiği hakkında çok çeşitli düşüncelere sahiptirler. Örneğin, doğu dinlerine mensup olan kişiler, çeşitli zevk aşamalarının bulunduğu ve her kişinin iyi işlerine bağlı olarak bu aşamaların birinde yer aldığı pek çok cennetin bulunduğuna inanırlar. Bazı kişiler ise, kişinin önce cehenneme gitmesi gerektiğini ve orada günahlarının borcunu ödedikten sonra Cennete transfer edileceğini düşünürler. Cennetin, Tanrı’nın dini uygulamalara sadık kalanlar için hazırlamış bir yer olduğunu ve bu yerde insanların yediklerini, içtiklerini ve çeşitli zevkler tattıklarını düşünürler. İnsanın, Cennet ve orya nasıl gidileceği hakkında pek çok düşünceye sahip oldukları kesindir. Ancak bizim bu gün ilgilendiğimiz konu, Cennet hakkında insanların ne düşündükleri değil. Biz bu gün Tanrı’nın Cennet hakkında Kendi kutsal Sözü’nde ne söylediği ile ilgileneceğiz.

Cennet mekanına Peygamberlerin Kutsal Yazılarında pek çok isim verilmiştir. Cennet; Tanrı’nın tahtı; Tanrı’nın huzuru; Tanrı’nın evi; Kutsal Olan Tanrı’nın konutu; Kutsal Kent; Diri Tanrı’nın Kenti; göksel Yeruşalim; kutsal meleklerin ve Kuzu’nun evi; Rab İsa’nın ve O’nun büyük görkeminin huzuru; ve adları göklerde yazılmış olan Tanrı halkının evi. Rab İsa, Cenneti şöyle adlandırdı, “Babamın evi.” Çünkü yeryüzünde doğmadan önce Rab İsa’nın bulunduğu yer orasıydı.

Özetleyecek olursak, Cennet, Tanrı’nın konut kurduğu yerdir. Daha önce görmüş olduğumuz gibi, Tanrı her yerdedir. Ama yine de Tanrı’nın, görkemi içinde konut kurmuş bulunduğu kutsal, parlak, güzel ve yıldızların çok çok ötesinde özel bir yer vardır. En Yüce Olan’ın Oğlu İsa bu yerde, Her Şeye Gücü Yeten’in sağında, O’nun tahtında, dünyayı yargılamak ve yenilemek için geri döneceği günü bekleyerek oturur. Aynı zamanda Cennet, Tanrı’nın, Rab İsa Mesih’in, Kuzu’nun Kanı aracılığı ile Kendisi için kurtarmış olduğu büyük bir kalabalık oluşturan kutsallar ile birlikte binlerce ve binlerce meleğin tahtı çevreledikleri yerdir.

Müjde kitabının sonunda, Vahiy kitabının son iki bölümünde Tanrı, elçisi Yuhanna’ya, Kutsal Cennet Kentini göstermek için bir görüm verdi; Rab bu Kutsal Kenti adları sonsuz yaşam kitabında yazılı olanlar için hazırladı. Kutsal Yazıların, Cennet Kenti hakkında neler söylediğine kulak verin.

(Vahiy 21) 10-11 Melek beni Ruh’un yönetiminde büyük, yüksek bir dağa götürdü. Oradan bana gökten, Tanrı’nın yanından inen ve O’nun görkemi ile ışıldayan kutsal kenti Yeruşalim’i gösterdi. Kentin ışıltısı çok değerli bir taşın, billur gibi parıldayan yeşim taşının ışıltısına benziyordu. 12 Büyük ve yüksek surları ve on iki kapısı vardı. Kapıları on iki melek bekliyordu.

16 Kent kare biçimindeydi, uzunluğu enine eşitti. 19 Kent surlarının temelleri her tür değerli taş ile bezenmişti. 21On iki kapı on iki inciydi; kapıların her biri birer inciden yapılmıştı. Kentin ana yolu cam saydamlığında saf altındandı. 22 Kentte tapınak görmedim. Çünkü Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı ve Kuzu (İsa Mesih), kentin tapınağıdır. 23 Aydınlanmak için kentin güneş ya da aya gereksinimi yoktur. Çünkü Tanrı’nın görkemi onu aydınlatıyor.Kuzu da onun çırasıdır. 24 Uluslar kentin ışığında yürüyecekler. 25 Kentin kapıları gündüz hiç kapanmayacak, orada gece olmayacak. 27 Oraya murdar hiç bir şey, iğrenç ve aldatıcı işler yapan hiç kimse asla girmeyecek; yalnız adları Kuzu’nun yaşam kitabında yazılı olanlar girecek.

(Vahiy 22) 1 Melek bana Tanrı’nın ve Kuzu’nun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi. 2 Kentin ana yolunun ortasında akan ırmağın iki yanında on iki çeşit meyve üreten ve her ay meyvesini veren yaşam ağacı bulunuyordu. 3 Artık hiç bir lanet (ölüm, yas, ağlayış, ıstırap olmayacak) – Vahiy 21:4 - kalmayacak. Tanrı’nın ve Kuzu’nun tahtı kentin içinde olacak. Ve kulları O’na tapınacak. 4 O’nun yüzünü görecek, alınlarında O’nun adını taşıyacaklar. 5 Artık gece olmayacak. Çıra ışığına da, güneş ışığına da gereksinmeleri olmayacak. Çünkü Rab Tanrı onlara ışık verecek ve sonsuzlara dek egemenlik sürecekler.

Tanrı böylece O’nun Kurtuluş yolunu seçenler için hazırladığı Kutsal Kenti Yuhanna’ya gösterdi. Bu gün için bize ayrılan zamanın geri kalan kısmında Tanrı’nın Cennete götüren yol ile ilgili Sözü’nde ne bildirdiği hakkında düşünelim. Cennete gideceğimizden ve cehenneme gitmeyeceğimizden nasıl emin olabiliriz?

İsa Mesih’in, öğrencilerine Tanrı’nın evi ve Tanrı’nın evine götüren yol ile ilgili neler söylediğini hatırlayabiliyor musunuz? İsa onlara şöyle dedi:

(Yuhanna 14) 1 Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı’ya iman edin, bana da iman edin. 2 Babam’ın evinde kalacak çok yer var. Öyle olmasa size söylerdim. Çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum. 3 Gider ve size yer hazırlarsam, siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım. 4 Benim gideceğim yerin yolunu biliyorsunuz. 6 Yol, Gerçek ve Yaşam Ben’im. Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.

İsa Mesih, işte bu sözleri söyledi. O’nun kendisi Yol’dur. En Yüce Olan’ın Oğlu kutsal Kurtarıcı aracılığı ile gelmeyen, Tanrı’nın kutsal huzuruna asla girmeyecektir. Asla! Kutsal Yazılar bu konuda şu sözleri duyururlar:

Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında, insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiç bir ad yoktur. “ (Elçilerin İşleri 4:12) “Çünkü tek Tanrı ve Tanrı ile insanlar arasında tek aracı vardır. O da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır.”  (1.Timoteos 2:5, 6)

Tanrı’dan gelen Aracı İsa Mesih Cennete götüren Kurtuluş Yolu’dur! Mesih, günahkarları Tanrı’ya götürmek için dünyaya gelerek doğdu, yeryüzünde kutsal bir yaşam sürdü, günah için Mükemmel Kurban olarak Kanını döktü. Ve sonra üçüncü gün ölümden dirildi. O’nun aracılığı olmadan Tanrı’ya hiç kimse gelemez. Buna iman ediyor musunuz? İsa Mesih’in, günahkarları Tanrı’nın huzuruna götüren tek Yol olduğunu anlıyor musunuz? Belki bu konuyu açıklamak için bir örnek olarak küçük bir öykü anlatabiliriz.

Küçük bir köyde, uzaklardaki bir çalılıkta bir adam yaşardı. Bu adam elbise giymeyen bir kabilenin üyesiydi. Yalnızca bellerine, kuşağa benzeyen ufak bir kumaş parçası sararlardı. Adamın çiftçilik yaptığı bir toprak parçası vardı. Ama ondan daha güçlü biri geldi ve toprağını zorla elinden aldı, böylece adam artık çiftçilik yapamaz hale geldi. Toprağını geri alması için ona hiç kimse yardım edemezdi, çünkü onlara ödeyecek parası yoktu.

Bir gün adamın aklına bir fikir geldi. Ülkenin yöneticisi olan Başkanı görmek için baş kente gidecek ve ondan yardım isteyecekti, çünkü bu Yöneticinin adil ve merhametli bir insan olduğunu duymuştu. Böylece kalktı ve yola çıktı; yürüdü, yürüdü ve yürüdü, sonunda büyük kente ve başkanlık sarayına ulaştı. Başkanlık sarayı ne kadar da büyük ve güzel bir evdi! Evin kapısına vardığı zaman, kirli vücudu ve çıplaklığına rağmen, içeri girmeye teşebbüs etti, Ama bir nöbetçi onu durdurarak şöyle dedi: “Hey sen! Ne yapmaya çalışıyorsun?!” Adam, ‘Başkanı görmek istiyorum’ dedi. Nöbetçi ona, ‘Sen buraya her önüne gelenin istediği gibi girebileceğini mi sanıyorsun? Şu haline bir bak! Buraya çıplak ve kirli bir durumda giremeyeceğini bilmiyor musun? Çabuk çek git buradan, yoksa seni hapse atarım!”

Zavallı adam hiç bir şey diyemedi, arkasına dönüp kapının yanından uzaklaştı, ama cesaretini ve umudunu kaybetmedi. Gitti ve sabahtan akşama kadar dilencilik yaptı. Sonra kendine ucuz elbiseler aldı, yıkanıp temizlendi, giyindi ve tekrar Başkan’ın sarayına gitti. Kapıya vardığı zaman, onu gören nöbetçi şöyle dedi: “Üzerinde elbiseler var, ama bu elbiseler ülkenin Başkanının huzuruna çıkabilecek kadar iyi değiller. Ama elbiselerin yeterince iyi olsaydı bile yine de içeri giremezdin, çünkü Başkan’ın evine girmek için özel bir izne sahip olman gerekir. İçeri girmek için yetkin yok! Şimdi hemen git buradan!”

Adam bu sözleri duyduğunda çok üzüldü, cesareti kırıldı ve şöyle dedi: “Ne yararı var? Çektiğim bunca sıkıntıdan sonra yine de ülkenin Başkanının yanına hala yaklaşamıyorum!” Umudunu yitirdi, büyük bir hayal kırıklığı içinde yolun kenarına oturdu. Ama tüm bu olaylar olup biterken, ülkenin Başkanı onu gördü. Başkan’ın en büyük oğlu da oradaydı. Başkan, oğluna, ‘Git, şu adamın ne istediğini bir öğren’ dedi. Başkanın oğlu adama doğru yaklaştı ve onun yanına çömelerek, ‘Bayım, size yardım edebileceğim bir şey var mı? Hangi nedenle buraya geldiniz ve neden bu kadar üzüntülüsünüz?’ Adam, ona, ‘Ülkenin Başkanını görmek istiyorum, ama onu görmem imkansız. Harcadığım tüm çabalar boşa gitti.

Genç adam ona şöyle dedi: “Ben ülkenin Başkanının oluyum ve babam beni buraya size yardım etmem için gönderdi. Beni izleyin!” Böylece adama başkanlık sarayının kapısına kadar eşlik etti. Daha önce zavallı adamın içeri girmesine engel olan nöbetçinin yanına geldikleri zaman, nöbetçi onları büyük bir saygı ile selamladı, kapıdan geçerek sarayın avlusuna girdiler. Adam böylelikle başkanlık sarayından içeri girebildi ve ülkenin Başkanı ile görüşebildi. Tüm bunlar Başkanın oğlunun yardımı ve yetkisi ile mümkün oldu.

Sevgili dostlar, aynı durum kralların Kralı’nın sarayı olan Cennete girebilmek için de geçerlidir. Evrenin Yöneticisi olan Tanrı yüce ve kutsaldır.  O’nun görkemli huzuruna herhangi bir şekilde giremeyiz. O’nun huzuruna kabul edilebilmemiz için kendi çabalarımız hiç bir zaman yeterli olamaz. Her birimiz, Başkanın huzuruna kendi yetersiz çabaları ile çıkmaya uğraşan bu zavallı adama benzeriz. Kutsal Yazılar şöyle der: “hepimiz murdar olanlara benzedik. Bütün doğru işlerimiz kirli adet bezi gibi.” (Yeşaya 64:6) Cennet kutsal bir yerdir ve “oraya murdar hiç bir şey, iğrenç ve aldatıcı işler yapan hiç kimse asla girmeyecektir.” (Vahiy 21:27) O kutsal yere bizi, oradan gelen o kutsal Olan’ın dışında hiç kimse sokamaz! O kutsal Kişi İsa Mesih’tir, Cennetten gelen, günahı kaldırmak için bir kurban olarak ölen, ölümden dirilen ve Cennete geri dönen, En Yüce Olan’ın Sonsuz Oğlu, Tanrı Kuzusu’dur!

O zaman, Cennete kim girebilir? Yalnızca iman aracılığı ile Kurtarıcı İsa’da ve O’nun dökmüş olduğu Kan’da temizlenenler! Kutsal Yazılar bu konu ile ilgili olarak bizlere şu sözleri duyururlar:

“Tanrı insanları İsa Mesih’e olan imanları ile aklar. Bunu, iman eden herkes için yapar. Hiç ayrım yoktur. Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı. İnsanlar İsa Mesih’te olan kurtuluş ile tanrı’nın lütfuyla karşılıksız olarak aklanırlar. Tanrı, Mesih’i kanı ile günahları bağışlatan ve iman ile benimsenen kurban olarak sundu.”  (Romalılar 3:22-25)

“İnsanların tanıklığını kabul ediyoruz, oysa Tanrı’nın tanıklığı daha üstündür. Çünkü bu Tanrı’nın tanıklığıdır, kendi Oğlu ile ilgili olarak yaptığı tanıklıktır. Tanrı’nın Oğlu’na inanan, yüreğinde Tanrı’nın tanılığına sahiptir. Tanrı’ya inanmayan ise O’nu yalancı durumuna düşürmüş olur. Çünkü Tanrı’nın Oğlu ile ilgili tanıklığına inanmamıştır. Tanıklık da şudur: Tanrı bize sonsuz yaşam verdi, bu yaşam O’nun Oğlu’ndadır. Kendisinde Tanrı Oğlu bulunanda yaşam vardır, kendisinde Tanrı Oğlu bulunmayanda yaşam yoktur. Tanrı Oğlu’nun adına iman eden sizlere sonsuz yaşama sahip olduğunuzu bilesiniz diye bunları yazdım.” (1. Yuhanna 5:9-13)

Bu gün bizi dinlemekte olan sizler, sonsuz yaşama sahip olduğunuzu biliyor musunuz? Cennete gireceğinizden ve Tanrı’nın huzurunda sonsuza kadar sevinç içinde yaşayacağınızdan emin misiniz? Tanrı’nın Oğlu’nun adına iman ettiniz mi?  Adınız Kuzu’nun yaşam kitabında yazılı mı?

Bu gün okuduklarımız hakkında dikkatle düşünün, çünkü Tanrı sizlerin tüm bu gerçekleri anlamanızı istiyor.

Siz, kutsal Söz’deki şu heyecan verici ayet üzerinde düşünürken, Tanrı sizi bereketlesin:

“Tanrı’nın kendisini sevenler için hazırladıklarını, hiçbir göz görmedi, hiç bir kulak duymadı, hiç bir insan yüreği kavramadı!” (1. Korintliler 2:9)

99. İsa Hakkında Ne Düşünüyorsunuz? (Bölüm 1)

İsa Hakkında Ne Düşünüyorsunuz? (Bölüm 1)

What Do You Think About Jesus?

[NOT: 99. ve 100. dersler Charles R. Marsh’ın “İmanınızı Bir Müslüman İle Paylaşın” adlı harika kitabında sunulan bir vaazden derlenmişlerdir. Moody Pres, 1975]

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuz bir esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Günahkarların Tanrı’nın önünde doğru olabilmeleri için Tanrı tarafından ön görülen doğruluk yolunu anlamak için uzun zamandır Peygamberlerin Yazılarını incelemeyi sürdürüyoruz. İsa Mesih’in, Tanrı’nın peygamberlerinin sözlerini nasıl yerine getirdiğini gördük. Bu gün ve bundan sonraki dersimizde, tüm peygamberlerin Kendisinden söz ettiği Kişi’yi sizler ile birlikte tekrar incelemeyi amaçlıyoruz. Bu nedenle, Peygamberlerin Yazıları ile ilgili kronolojik dersimizin son iki dersimizin adlarını “İsa hakkında ne düşünüyorsunuz?” koyduk.

Müjde’deki (İncil) çalışmamızda, İsa’nın, insanlara şu soruyu sorduğunu işittik: “Mesih ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? O, kimin Oğlu’dur?”  (Matta 22:42) Bu soru, yaşamda her birimizin yanıtlamak zorunda olduğu en önemli sorudur. Bu dünyadan sonraki yaşamda hangi yazgıya sahip olacağımız, bu soruya verdiğimiz karşılığa bağlıdır. İsa Mesih yakında geri dönecektir ve geri döndüğü zaman, Kendi döneminde yaşayan insanları sorgulamış olduğu gibi sizi de sorgulayacaktır: “Benim kim olduğum konusunda siz ne düşünüyorsunuz?”

Amacımız, size, İsa’nın gerçekten kim olduğunu bildirmek. Bu konu ile ilgili olarak hiç kimse tarafından yanlış yönlendirilmenizi istemeyiz. İsa Mesih’in yalnızca bir peygamber ya da insanlar arasında yaşamış olan iyi bir adam olduğunu zannetmeniz yanlış olur. Hayır, O eşsizdir! O’nun bu dünyada ya da gelecek olan dünyada bir eşi daha yoktur. O’nun hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce O kimdir? Size İsa Mesih ile ilgili sormak istediğimiz beş soru var. İlk  beş soruyu bu programda diğer beş soruyu ise bir sonraki, yani, son programımızda soracağız.

1.)    İlk sorumuz şu: O’nun şaşırtıcı doğumu ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Şimdiye kadar hiç kimse O’nun doğduğu gibi doğmadı. O, Meryem Oğlu İsa’dır. Yahya’nın, Zekeriya oğlu, Süleyman’ın Davut oğlu, İsmail’in İbrahim oğlu olarak adlandırıldıklarını bilirsiniz. Herkes ya babasının soyadını alır ya da babasının adını kendi adına ekler. Ama İsa’nın durumunda, neden annesinin adı O’nun adına eklendi? Bunun nedeni İsa’nın yersel bir babası olmayışıdır. O, bakire olan genç bir hanımdan dünyaya geldi. İsa Mesih Tanrı’nın gücü aracılığı ile doğdu. Mesih doğmadan yaklaşık yedi yüz yıl önce peygamber Yeşaya, O’nun nasıl dünyaya geleceğini önceden bildirdi. Yeşaya şöyle yazdı: “Bakire kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını Immanuel (‘Tanrı bizimledir’ anlamına gelir)koyacak.!”  (Yeşaya 7:14; Matta 1:23)

Tanrı, ilk atamız Adem’i yerin toprağından yarattı. Bizler hepimiz, aynı peygamberler gibi, Adem’in soyundanız. Topraktan yaratıldık. Ama Rab İsa gökyüzünden geldi. Her birimiz günahımız nedeni ile kirli toprak gibiyiz, ama İsa, göklerden gelen yağmur gibiydi. O, aynı Tanrı gibi saf ve kutsaldı. Müjde kitabının kayıtlarında şunlar yazılıdır: “İsa, günahkarları kurtarmak için dünyaya geldi. (1. Timoteos 1:15) İsa, dünyaya gelmeden önce, Tanrı’nın huzurundaydı. Çünkü O Tanrı’nın Sözü’dür ve Tanrı’nın Canı’dır. O, bizi günahlarımızdan kurtarmak için Kendi isteği ile yeryüzüne gelmeyi, bir insan bedenine bürünmeyi seçti. O, yukardan geldi.

Derin bir kuyuya düşen iki adam hakkında şu öykü anlatılır: Biri, diğerine, ‘Hey sen, beni bu sefil yerden kurtar!’ dedi. ‘Beni bu yapışkan pis çamurdan dışarı çıkart!” ama diğeri bu adamı şöyle yanıtladı: ‘Ey akılsız, ikimiz de bu kuyunun içindeyken benim seni dışarı çıkartmamı nasıl istersin?’ Her ikisi de kuyunun dibindeydiler ve ne biri öbürünü, ne de öbürü diğerini kuyudan dışarı çıkartabilirdi! Daha sonra yukardan bir sesin kendilerine kuyuya indirilen ipe tutunmalarını söylediğini duydular. Onlara yalnızca kuyuya düşmemiş olan biri yardımcı olabilirdi!

Peygamberlerin en iyisi bile bizi günahın derin çukurundan kurtaramazdı, çünkü onlar da günahkarlardı. Ama İsa, insanda bulunan günahlı doğayı miras almadı. O, yukardan geldi! İsa, bakire bir kızdan doğdu. Tanrı’nın, dünyanın Kurtarıcısı kutsal Mesih’in doğumunu ilan etmek için Meleklerini gönderdiğini ve gökyüzüne bir yıldız yerleştirdiğini de gördük. Tüm bunlar mucizevi belirtilerdi. Şimdiye kadar hiç kimse bu İnsan gibi dünyaya gelmedi. O’nun doğumu eşsizdi. Aynı zamanda İsa’nın karakteri de eşsizdi. O, hiç kimse ile kıyaslanamaz! Ancak yine de İsa’nın büyüklüğü O’nun doğumu ile sınırlı değildir. İsa, aynı zamanda karakteri açısından da eşsizdir. Böylece ikinci sorumuza geliyoruz:

2.)    O’nun kutsal karakteri hakkında ne düşünüyorsunuz?

İsa mükemmeldi. Hiç bir zaman tek bir günah bile işlemedi. Hiç bir zaman hiç kimseden özür dilemek zorunda kalmadı. Çünkü hiç bir zaman hiç kimseye kötülük yapmadı. Tanrı’dan korkan herkes günahından tövbe etmeli ve bağışlanma dilemelidir. Peygamberlerin hepsi böyle yaptılar. Bu söylediklerimize rağmen sizler yine de, Tanrı’nın Sözü’nü başından sonuna (Wolof dilindeki birebir anlamı ile: başladığınız yere geri dönünceye kadar) kadar araştırabilirsiniz, ama yine de Rab İsa’nın bağışlanma dilediğini söylediği tek bir ayet bile bulamayacaksınız. O’nun bağışlanmaya ihtiyacı yoktu, çünkü O hiç bir zaman tek bir günah bile işlemedi. O’nun hem arkadaşları hem de düşmanları, O’nda tek bir hata bile bulamadıklarına tanıklık ettiler. Sevgili dostlar, günahsız olan tek bir kişi bile yoktur. Rab İsa bir peygamberden çok daha fazlasıdır. O, yeryüzünde bir İnsan olarak görünen, Tanrı Sözü’nün ta Kendisidir! Evet, İsa’nın karakteri eşsizdir. O hiç kimse ile karşılaştırılamaz! Ancak, anlaşılması gereken önemli bir başka nokta daha vardır. Aynı zamanda İsa’nın söylediği sözler de eşsizdir.

3.)    İsa’nın söylediği sözler ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Bir gün İsa’nın düşmanları, İsa’yı tutuklamaları için askerler gönderdiler. Askerler İsa’nın yanına geldikleri ve O’nun öğretişlerini dinledikleri zaman, O’nu tutuklamadan geri döndüler. Şaşkına dönmüşlerdi ve hepsi de şöyle diyorlardı: “Hiç kimse hiç bir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır!” (Yuhanna 7:46)

İsa’nın, Kendisi hakkında söyledikleri üzerinde düşünün: Dünyanın ışığı Ben’im. Benim ardımdan gelen asla karanlıkta yürümez, yaşam ışığına sahip olur.”  (Yuhanna 8:12) Peygamberler, karanlıkta zayıf bir ışık yayan aya ve yıldızlara benzerler. Ama İsa, güneş gibidir. Artık bir kez güneş doğduktan sonra, aya ve yıldızlara kim ihtiyaç duyar? Peygamberler, Mesih’i “Doğruluk Güneşi” (Malaki 4:2) olarak adlandırdılar. Ayın on beşinden sonra küçülen yarım ay (hilal) peygamberlere benzer. Ama İsa Mesih, güneştir. Şimdiye kadar hiç güneşin küçüldüğünü gördünüz mü? Hayır, güneş hiç bir zaman küçülmez. Güneş, tüm kıtaları aydınlatır. İsa Mesih, güneş gibidir. O, hiç bir zaman ortadan kaybolmayacaktır. İsa Mesih, dünyadaki her ulus için yeryüzüne geldi.

İsa, aynı zamanda şöyle dedi: “Yol, Gerçek ve Yaşam Ben’im.” (Yuhanna 14:6) İsa Mesih, söyledikleri şu sözler ile buyruklar veren din önderlerinden farklıdır: “Şunu yap, bu öğretişi izle. Yo, budur. Şu buyrukları yerine getir…” Rab İsa: “yol Ben’im. Bana iman edin, bana gelin ve sonsuza kadar Tanrı’nın huzurunda yaşama yetkisine sahip olacaksınız” dedi. İsa’nın Kendisi Yol’dur. Bu sözün ne anlama geldiğini bir örnek ile açıklamaya çalışalım.

Büyük bir kentte küçük bir erkek çocuğu kayboldu. Çocuk, bir polis memuruna, oturduğu mahalleye geri dönebilmesi için hangi yoldan gitmesi gerektiğini sordu. Polis memuru ona şöyle dedi: “Dümdüz git, ikinci köşeden sola dön, üçüncü köşeden sağa sap, köprüyü geç, trafiği takip et ve sonra ikinci ana yolu izle…” Çocuk göz yaşlarını tutamadı ve ağlamaya başladı. Bu polis memuru çocuğa geri döneceği yolu açıklamıştı, ama çocuğun aklı çok karışmıştı ve kendisine tarif edilen yolu izlemeye korkuyordu. Tam o sırada çocuk ile aynı mahallede oturan bir adam yanlarına geldi. Çocuğun elini tuttu ve onunla mahalleye doğru yürümeye başladı. Çocuk yürümekten yorulduğu zaman, adam çocuğun evine kadar onu kucağında taşıdı. Polis memuru yolu açıkladı. Ama diğer adam, çocuğa yol oldu. İsa şöyle dedi: “Yol Ben’im. Tanrı’nın evine, Cennete götüren Yol Ben’im.” “ Yol, Gerçek ve Yaşam Ben’im. Benim aracılığım olmadan hiç kimse Baba’ya (Tanrı’ya) gelemez.” (Yuhanna 14:6) Şimdiye kadar hiç kimse Rab İsa’nın konuştuğu gibi konuşmadı. O, eşsizdir! O, hiç kimse ile kıyaslanamaz! Ama yine de İsa’nın görkemi, O’nun doğumu, karakteri ve sözleri ile sınırlı değildir. O’nun görkemini aynı zamanda O’nun işlerinde de görebiliriz.

4.)    İsa’nın yaptığı kudretli işler hakkında ne düşünüyorsunuz?

O, her şeyi yapabilir. Tüm güç ve yetki O’na verilmiştir. Nereden geldiğini ve kim olduğunu insanlara göstermek için Tanrı’nın yaptığı tüm işleri Rab İsa yeryüzünde yaptı. Fırtınayı Tanrı’dan başka kim durdurabilir? İsa, ölüleri diriltti. Körlerin gözlerini Tanrı’dan başka kim açabilir? İsa, körlerin gözlerini de açtı. O, her türlü hastalığı iyileştirdi. O’nun söylediği tek bir söz ile kötü ruhlar kaçıp gittiler. İsa, pek çok kişinin yaşamını değiştirdi ve onları günahtan kurtardı. Tanrı, bazı peygamberlere belirli mucizeler yapma gücünü verdi. Ama Rab İsa mucizeleri Kendi gücü ve yetkisi ile yaptı. Önüne felçli bir adam getirdikleri zaman, adamın gözlerinin içine bakarak şöyle diyebildi: Sana söylüyorum, kalk, yatağını toplayıp evine git!” (Luka 5:22) Adam ayağa kalktı ve Tanrı’yı överek evine gitti. İsa, ilaç kullanarak ya da büyü yaparak iyileştirmedi. Hastaları yalnızca Sözü’nün gücü ve yetkisi aracılığı ile iyileştirdi.

Lazar adlı bir adam hastalandı, öldü ve gömüldü. İsa, bulunduğu yerden geri döndüğü zaman, Lazar, dört günden beri mezarda bulunmaktaydı. İsa, mezara gitti ve şöyle dedi: “Lazar, dışarı çık!” (Yuhanna 11:43) Ölü beden canlanarak mezardan dışarı çıktı. İsa, ölüleri diriltme yetisine sahip olduğu için şu sözleri söyleyebildi: Diriliş ve yaşam Ben’im!”  (Yuhanna 11:25) Mezarda bulunan herkesin O’nun sesini işiteceği ve O’nun önünde durmak için dirileceği gün geliyor. Sevgili dinleyicimiz, Öldüğünüz zaman siz de mezardan dışarı çıkacaksınız. Rab İsa, eğer siz O’na Kurtarıcınız ve Rabbiniz olarak iman ederseniz, size şimdi bile yeni bir yaşam ve Cennette sonsuza kadar yaşama hakkını verebilir. İsa, dünyanın her yerindeki pek çok insanın yaşamını değiştirmeye devam ediyor. O, sizin yaşamınızı da değiştirebilir! İsa ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? O’nun yaptığı işler hakkında ne düşünüyorsunuz? O, eşsizdir. O, Her Şeye Gücü Yeten’dir. O’nun gibisi yoktur! Bu gün sizlerden ayrılmadan önce, size İsa hakkında son bir soru daha soralım:

5.)    İsa’nın adları ve ünvanları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Peygamberlerin Yazılarında gördüğümüz gibi, İsa yüzlerce ada ve ünvana sahipti. Bu adlar, bize, O’nun Kim olduğunu anlamamız konusunda daha iyi yardımcı olurlar. Örneğin, O’na verilen adlar şunlardı:

İmmanuel (Tanrı bizimle), Söz, İnsanoğlu, Tanrı Kuzusu, Kefaret Eden, Kurtarıcı, Yaşam Ekmeği, Gerçek Asma, İyi Çoban, Dünyanın Işığı, Yücelik Rabbi, Diriliş, Alfa ve Omega, İlk ve Son, Başlangıç ve Son, Kapı, Yol, Gerçek ve Yaşam,...ve Tanrı Oğlu!

Tanrı’nın peygamberi Musa’nın, Tanrı adamı olarak adlandırıldığını gördük. Peygamber İbrahim ise Tanrı’nın dostu olarak adlandırıldı. Ancak, Tanrı’nın Oğlu olarak adlandırılan yalnızca bir Kişi’ydi. Bize söyleyin: Bir insanın en yakın ilişkisi dostu ile midir, yoksa oğlu ile mi? Yüreğinizdeki gerçeği söyleyin. Evet, İsa, Tanrı’nın Oğlu olarak adlandırıldı. Tanrı, İsa’nın tüm diğerlerinden farklı olduğunu anlatmak için O’nu Oğlu olarak adlandırdı. Müjde kitabında Tanrı’nın, İsa ile ilgili şu duyuruda bulunduğunu okuduk: “Sevgili Oğlum budur; O’ndan hoşnudum! O’nu dinleyin!” (Matta 17:5) Tanrı ne demek istedi? Bir oğulun babanın gölgesi olduğunu söylüyoruz. Oğul, babanın benzeyişini yansıtır. İsa, bize Tanrı’nın nasıl olduğunu gösterir. Kutsal Yazılar bu konuda şu sözler ile açıklama yaparlar: “Tanrı’yı hiç bir zaman hiç kimse görmedi. Baba’nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul O’nu tanıttı.” (Yuhanna 1:18) Tanrı’yı tanımak ve O’nun ile sonsuza kadar harika bir ilişkiye sahip olmak istiyor musunuz? O zaman, Tanrı’nın, Oğlu olarak adlandırdığı Rab İsa’ya gelin! Bir oğul babasının adına konuşabilir. İsa böyle yaptı, insanlar arasında yaşarken Babası’nın adına konuştu. Bu nedenle adlarından biri, Tanrı bizimle anlamına gelen, “İmmanuel”dir.

Bazı kişiler Tanrı’nın yeryüzünde bir insan bedeni alarak görünemeyeceğini düşünürler. Ancak, bu şekilde düşünen biri, Tanrı’nın günahkarları kurtarmak için yapmış olduğu planı henüz anlamamıştır. Tanrı’nın planı, Tanrı’nın Sonsuz Oğlu’nun Kendisini Adem çocuklarına bildirmek ve onları kötü olanın elinden kurtarmak için bir insan bedeni alarak yeryüzünde görünmesini gerektiriyordu. Sevgili dostlar, Tanrı büyüktür ve O her şeyi yapabilir. Tanrı, herkesin O’nu tanımasını ister. O, bu yüzden bir insan oldu ve yeryüzünde yaşadı.

İsa Mesih’in adları ve ünvanları ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? O hiç kimse ile kıyaslanamaz, eşsizdir! O’nun doğumu, karakteri, sözleri ve işleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce, O kim? “Mesih ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? O, kimin oğludur?” (Matta 22:42)

Bu gün bize ayrılan süre sona erdi. Tanrı isterse, bir sonraki dersimizde, İsa hakkında beş soru daha soracağız ve bu soruları yanıtlayacağız ve böylece Kutsal Yazılarda yaptığımız yolculuk sona erecek…

Siz, Kutsal Yazılardaki şu ayet üzerinde düşünürken, Tanrı sizi bereketlesin:

“Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih’te bulunuyor. Siz de her yönetim ve hükümranlığın başı olan Mesih’te doluluğa kavuştunuz!” (Koloseliler 2:9, 10)

100. İsa Hakkında Ne Düşünüyorsunuz? [Bölüm 2]

İsa Hakkında Ne Düşünüyorsunuz? [Bölüm 2]

What Do You Think About Jesus? [Part 2]

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuza kadar esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Bu gün, son programımızda başladığımız “İsa hakkında ne düşünüyorsunuz?” adlı sohbetimize devam edeceğiz. Bu sorunun önemi çok büyüktür, çünkü sonsuzluğu nerede geçireceğimiz İsa Mesih hakkında ne düşündüğümüze bağlıdır. Son programımızda size, O’nun mucizevi doğumu, kutsal karakteri, harika sözleri ve kudretli gücü ile çok yüce ünvanları hakkında ne düşündüğünüzü sorduk. Bu gün, size İsa ile ilgili sormak istediğimiz beş ciddi sorumuz daha var. İlk sorumuz şu:

6.)    İsa’nın ölümü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Nerede öleceğinizi biliyor musunuz? Ya da nasıl öleceğinizi biliyor musunuz? Ne zaman öleceğinizi biliyor musunuz? Sizler ve ben, bu konular hakkında hiç bir bilgimiz olmadığını itiraf etmeliyiz. Ama İsa bu konularda da bize benzemiyordu. O, nerede öleceğini biliyordu ve bunu herkese söyledi. Yeruşalim’de ölecekti. O, aynı zamanda nasıl öleceğini de önceden bildirdi. Öğrencilerine şöyle dedi:

“Şimdi Yeruşalim’e gidiyoruz. Peygamberlerin İnsanoğlu ile yazdıklarının tümü yerine gelecektir. O, öteki uluslara teslim edilecek. O’nun ile alay edecek, O’na hakaret edecekler; üzerine tükürecek ve O’nu kamçılayıp öldürecekler. Ne var ki, O üçüncü gün dirilecek!” (Luka 18:31-33)

İsa, aynı zamanda öğrencilerine, ne zaman öleceğini de söyledi; öleceği gün, Yahudilerin Fısıh Bayramını kutlamak için bir kuzu kurban edecekleri gün olacaktı. İsa, o gün dünyanın günahını kaldırmak için bir kurban olarak, Tanrı’nın Kuzusu olarak ölmeliydi.

İsa’nın ölümü, diğer tüm ölümlerden farklıydı, çünkü İsa Kendisi, ölmeyi seçmişti. İsa’nın şöyle dediğini dinledik: “Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de geri almaya da yetkim var.”  (Yuhanna 10:8) İsa asla günah işlemedi; bu nedenle ölümü bertaraf edebilecekti. O, ölümün arasından geçmeden geldiği yer olan Cennete kolayca yükselebilirdi. Ama O, Babası’nın isteğine olan itaati ve günahkarlara duyduğu sevgi nedeni ile ölmeyi seçti. İnsanların O’nu bir çarmıha çivilemelerine izin vererek bizim uğrumuza Kendi yaşamını verdi. Bize, günahlarımızın bağışlanmasını sağlamak ve Cennete bir yer garantilemek için öldü. Mesih dünyaya gelmeden yaklaşık yedi yüz yıl önce Tanrı’nın peygamberi Yeşaya Kefaret Eden’in neden ölmesi gerektiğini şu sözler ile ilan etti:

“Oysa bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi, bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza ona verildi. Bizler onun yaraları ile şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, her birimiz kendi yoluna döndü, yine de Rab hepimizin cezasını ona yükledi.”  (Yeşaya 53:5, 6)

İsa Mesih’in ölmesinin nedeni sizler ve benim. O, koyunları için Canını Kendi isteği ile vermiş olan İyi Çoban’dır. Şimdiye kadar hiç kimse O’nun gibi ölmedi. O, hiç kimse ile kıyaslanamaz. İnsanlar arasında eşsizdir, O’nun gibisi yoktur!

Herkesin karşılık vermesi gereken bir diğer önemli soru da şudur:

7.)    O’nun ölüm üzerindeki zaferi, yani dirilişi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

İsa öldü ve gömüldü. Düşmanları, O’nun mezarını korumak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Mezarın girişini kapatmak için büyük bir taş yuvarladılar, ve sonra mezarı sıkıca mühürlediler. Mezarı korumaları için yanına askerler yerleştirdiler. Ancak, tüm çabalarına rağmen İsa’nın ölümden dirilmesine engel olamadılar. Rab İsa üçüncü gün gerçekten de dirildi ve öğrencilerine göründü. Bu olaydan sonra aynı anda beş yüzden fazla sayıda tanığa da göründü. Bu insanlar O’nu gördüler, O’na dokundular ve O dirildikten sonra O’nun ile birlikte yemek yediler. Rab İsa onlara ellerindeki, ayaklarındaki ve böğründeki yaraların izlerini gösterdi. Evet, O, aynen daha önceden bildirmiş olduğu gibi ölümden dirildi! Tanrı, İsa’nın çarmıhta günahların cezasını ödeyen Mükemmel ve Nihai kurban olarak tamamladığı işten hoşnut olduğunu tüm dünyaya kanıtlamak için O’nu ölümden diriltti.

Ölüm, büyük bir düşmandır. Tüm atalarımız öldüler. Aynı zamanda peygamberler de öldüler ve bedenleri mezarlarında kaldı. Bizler de bir gün öleceğiz! Ama Tanrı’ya övgüler olsun ki, İsa Mesih ölümü yendi! O, yaşayan, diri bir Kurtarıcıdır ve Kendisi aracılığı ile Tanrı’ya gelen herkesi kurtarabilir, çünkü o yaşıyor ve O’na iman etmiş olan herkes için aracılık ediyor. Bu gün, öldükten sonra tekrar yaşayan herhangi bir peygamber var mıdır? Hayır, bir tane bile yoktur. İsa Mesih mezarı yenmiş olan tek Kişi’dir! O, bu gün yaşamaktadır. O’na iman eden bizler bu neden ile ölmekten korkmayız. Ölmek, yalnızca göklerdeki Rabbimiz ile birlikte olmak için O’nun yanına gitmektir. Evet, İsa eşsizdir ve hiç kimse ile kıyaslanamaz. O’nun yeryüzünde ya da gökyüzünde bir eşi daha yoktur. O’nun ölüm üzerinde kazandığı zafer ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? Bir sonraki soruya geçelim:

8.)    O’nun göğe alınışı ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?

Rab İsa ölümden dirildikten sonra, Kırk gün süre ile öğrencilerine göründü. Daha sonra İsa’nın öğrencileri ile vedalaştığını, göğe alındığını ve en üstün onur derecesindeki yere Tanrı’nın sağına oturduğunu gördük. Rab İsa böylece, meleklerden,peygamberlerden ve tüm insanlıktan daha büyük olduğunu göstermiş oldu! Kutsal Yazılar bu konu ile ilgili şu beyanda bulunurlar:

“Bunun için de Tanrı O’nu pek çok yükseltti ve O’na her adın üstünde olan adı bağışladı. Öyle ki, İsa’nın adı anıldığı zaman, gökteki, yerdeki ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı’nın yüceltilmesi için İsa Mesih’in Rab olduğunu açıkça söylesin.” (Filipeliler 2:9-11)

Evet, İsa eşsizdir. O, hiç kimse ile kıyaslanamaz! Bu k onu ile bağlantılı olarak yanıtlamanız gereken bir diğer soru da şudur:

9.)    İsa’nın yeryüzüne geri dönüşü ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?

İsa Mesih geri gelecektir. Geri geleceğini bildirdi. Peygamberler O’nun tekrar geleceğini duyurdular. Aynı şeyi melekler de söylediler. Mesih’in tüm gerçek öğrencileri O’nun geri dönmesini beklerler. O, geri dönecek ve halkını, göğe, yanına alacaktır. Dünyayı adalet ile yargılayacak ve yeryüzünde egemenlik sürecektir. O, dünyanın Kralı olacaktır. Tüm düşmanları O’nun ayakları altında eğilinceye kadar bin yıl süre ile egemenlik sürmesi gerekir.  Evet, O, çok yakında geri gelecek! O’nun kralların Kralı ve rablerin Rabbi olduğunu herkes itiraf edecek. O geliyor ve siz Büyük Yargıç olan O’nun önünde duracaksınız. O’nun ile yüz yüze geldiğiniz günde size şu soruyu soracak: “Benim hakkımda ne düşündünüz?” O’na ne yanıt vereceksiniz? Eğer, “Senin peygamberlerden biri olduğunu düşündüm” yanıtını verirseniz, o zaman size O’na neden içtenlikle iman etmediğinizi soracaktır—ve siz yargılanacaksınız, çünkü O’nun Kendisi hakkında söylediklerine ve peygamberlerin O’nun ile ilgili yazdıklarına—O’nun göklerden gelen tek ve biricik Kurtarıcı Tanrı Oğlu olduğuna iman etmediniz. Egemenlik sürmek üzere geri gelecek olan kimdir? İbrahim, Musa, Davut ya da başka bir peygamber mi? Hayır, egemenlik sürmek üzere geri gelecek olan Rab İsa Mesih’tir. Yargıç, O olacaktır. Tanrı, bu sözün gerçek olduğunu O’nu ölümden dirilterek kanıtladı. Oi geri dönecek. Her göz O’nu görecek. Her diz O’nun önünde yere çökecek. Her dil, İsa Mesih’in Rab olduğunu ilan edecek!

Şimdi son soruya geldik:

10.)    O’nun sizden istedikleri konusunda ne düşünüyorsunuz? (Birebir anlamı ile, O sizden ne yapmanızı istiyor?)

Rab İsa şöyle der: Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm. Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur.” (Matta 11:28, 29) O, sizi bu gün çağırıyor. O’nu izlemeleri için ilk öğrencilerini çağırdığı zaman, onlar her şeyi arkalarında bıraktılar: evlerini, ailelerini ve işlerini. O sizin de aynı şekilde hareket etmenizi istiyor. Bu sözler, İsa Mesih’i izlemek için evinizi ve işinizi terk etmeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Ama tüm yaşamınızı O’na teslim etmeli ve yüreğinizdeki ilk yeri O’na vermelisiniz. O’na güvenmenizi, iman etmenizi ve O’nu Kurtarıcınız ve Efendiniz olarak kabul etmenizi istiyor. Sizden, sizin tamamınızı istiyor—zihninizi, yüreğinizi, bedeninizi ve canınızı. Eğer O, iddia ettiği Kişi ise, o zaman sizden istediği her şey makuldür.

Daha önce görmüş olduğumuz gibi, İsa Mesih eşsizdir ve hiç kimse ile kıyaslanamaz! O’nun doğumu, karakteri, öğretişleri, işleri, adları ve ünvanları, çektiği acılar ve ölümü, dirilişi, göğe alınışı, geri dönüşü ve Adem çocuklarının yüreklerini değiştirme konusundaki gücü eşsizdir. O, bu gün yaşamaktadır! O, Kendisine iman edenler ile birliktedir. Yakında geri dönecektir. Gökyüzünde ve yeryüzünde O’nun gibisi yoktur! İşte bu nedenle O’nun sizin yaşamınızın Kralı ve Rabbi olmak için yetkisi vardır. Rab İsa Mesih sizin Rabbiniz ve Kurtarıcınız olmak istiyor. O, bu yüzden çarmıhta öldü ve yaşama geri döndü! O, günahlarınızı kaldıracak ve size Tanrı ile sonsuza kadar derin ve harika bir ilişki verecek güce sahiptir. O, size yeni bir yaşam verebilir, yüreğinizi temizleyebilir ve sizi Kutsal Ruh’un gücünde yenileyebilir, ama O’na ve Kurbanına güvenmeniz (birebir anlamı ile umudunuzu O’na bağlamanız)gerekir.

Pek çok kişinin İsa’nın yalnızca büyük bir peygamber olduğunu düşünmeleri çok üzücüdür. Ama bu kişiler O’nu hiç bir zaman Rableri ve Kurtarıcıları olarak kabul etmemişlerdir. İsa’nın büyük bir peygamber olduğuna inanmak yeterli değildir. İsa’nın her şeyin Rabbi olduğu ve çarmıhta öldüğü zaman, sizin yerinize geçerek öldüğü gerçekleri hakkında Tanrı ile aynı fikirde olmanız gerekir. Adem çocukları olarak hepimizin ciddi bir sorunu vardır: bu sorun, günahtır. Tanrı, büyük merhameti sayesinde bu sorunumuz ile ilgili bir çözüm sağlamıştır, ama bizlerin bu çözümü almamız gerekir. Eğer hastalanırsam ve doktora gidersem, o bana ilaç vererek bir reçete yazar. Ben de giderim, yazdığı ilacı alırım, eve gider ve ilacı masanın üzerine koyarım, ben ilaca bakarım, ilaç da bana bakar. Bu şekilde iyileşmem mümkün müdür? Hayır! İyileşmem için, ilacı almam ve onu reçetede yazılı olduğu şekilde yutmam gerekir. Tanrı’nın ilacı, Rab İsa Mesih ve O’nun çarmıhta benim için döktüğü Kanıdır.

Belki birinin aklına şöyle bir soru gelebilir: “Tanrı’nın günahım için sağladığı çözümü nasıl alabilirim?” Çok basit, Tanrı’ya bir günahkar olduğunuzu, “iyi işlerinizin” O’nun önünde kirli adet bezlerine benzediğini ve kendinizi O’nun adil yargısından kurtarabilme konusunda çaresiz olduğunuzu itiraf etmeniz gerekir. Sonra yüreğinizde Rab İsa’nın günahlarınızın cezasını çektiğine inanmanız gerekir. İsa Mesih, Tanrı’nın, yargı konusundaki her talebini eksiksiz olarak tatmin etti. Eğer Mesih’in sizi kurtarmak için öldüğüne ve tekrar dirildiğine iman ederseniz, o zaman Tanrı günahlarınızı bağışlayacak, size Mesih’in doğruluğunu giydirecek, Kutsal Ruhu’nu yüreğinize gönderecek ve size O’nun huzurunda sonsuza kadar yaşama hakkını verecektir! Tanrı’ya yücelik olsun, bu gün doğru kılınabilirsiniz—eğer iman ederseniz!

Dinleyici dostlar, sizi günah hastalığından iyileştirecek ve cehennemin sonsuz alevlerinden kurtaracak olan “Tanrı’nın ilacını” aldınız mı? Tanrı’nın ilacını, yani İsa Mesih’in çarmıhta dökülen kanını küçümseyen herkes, kendisini günahtan iyileştirecek başka hiç bir ilaç bulunmadığını bilmek zorundadır. Başka hiç bir çözüm yoktur! Tanrı’nın günahkarları temizlemesi ve Kendi huzurunda doğru kılabilmesi için başka hiç bir yol yoktur! Cennete giden başka bir yol yoktur!

Tanrı’nın, günahkarların O’nun önünde doğru kılınabilmeleri için sağlamış olduğu tek doğruluk yolu ile ilgili olarak Kutsal Yazıların ne söylediğine dikkatle kulak verin. Kutsal Yazılar şöyle der:

(Romalılar 3) 20 Bu nedenle Yasa’nın gereklerini yapmakla hiç kimse Tanrı katında aklanmayacaktır. 21 Ama şimdi Yasa’dan bağımsız olarak Tanrı’nın insanı nasıl aklayacağı açıklandı. 22 Tanrı insanları İsa Mesih’e olan imanları ile aklar. Bunu, iman eden herkes için yapar. Hiç ayrım yoktur. 23 Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı. 24 İnsanlar İsa Mesih’te olan kurtuluş ile Tanrı’nın lütfu ile karşılıksız olarak aklanırlar. 27 Öyleyse ne ile övünebiliriz? Hiç bir şey ile! Hangi ilkeye dayanarak? Yasa’yı yerine getirme ilkesine mi? Hayır! İman ilkesine!

İman yolu ile, lütuf ile kurtuldunuz – bu, sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2:9) “İsa’nın Rab olduğunu ağzın ile açıkça söyler ve Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın. Çünkü, ‘Rabbe yakaran herkes kurtulacak! (Romalılar 10:9, 13)

Sevgili dostumuz, Rab İsa’nın adını çağırdınız mı? O’na yakardınız mı? Tanrı’nın kurtuluş armağanını aldınız mı? Yoksa kendinizi hala iyi işleriniz ile mi kurtarmaya çalışıyorsunuz? Tanrı’nın Kurtuluşa götüren doğru yolunu reddetmemeniz için size yalvarıyoruz. Tanrı, yüreğinizi biliyor. O’na bir günahkar olduğunuzu, O’nun kutsal yasalarını ihlal ettiğinizi itiraf edin. O’nun adil yargısını hak ettiğinizi O’na söyleyin. Sonra O’na sizin yerinize gönüllü olarak sonsuz cezanızı üstlenerek ve sonra zaferle mezardan dirilerek acı çeken günahsız bir Kurtarıcı gönderdiği için teşekkür edin.

Sevgili dostumuz, Tanrı’ya O’nun ön gördüğü doğruluk yolu aracılığı ile gelmeniz gerekir, aksi takdirde Tanrı’ya hiç bir şekilde gelemezsiniz. Merhametli ve Şefkatli Tanrı sizi O’na gelmeniz için davet ediyor. O’na bu gün gelin ve kurtulun. “Rab İsa’ya iman et, sen de ev halkın da kurtulursunuz!” (Elçilerin İşleri 16:31)

Eğer tüm peygamberlerin tanıklık ettikleri Kişi’ye güvenmeye karar verdiyseniz, bize yazın ve anlatın.

Bu gün Kutsal Yazılarda yaptığımız yolculuktaki dersin sonuncusunu, yani yüzüncü dersi gördük. Bize katıldığınız için teşekkür ederiz. Tanrı Sözü’nde bulunan şu harika dua ile sizlere veda ediyoruz:

“Kurtarıcımız tek Tanrı, sizi düşmekten alıkoyacak, büyük sevinç içinde lekesiz olarak yüce huzuruna çıkaracak güçtedir. Yücelik, ululuk, güç ve yetki Rabbimiz İsa Mesih aracılığı ile bütün çağlardan önce, şimdi ve bütün çağlar boyunca Tanrı’nın olsun! Amin.” (Yahuda 24, 25)

Pages