August 2012

86. İsa Göğe Alınır

İsa Göğe Alınır

Jesus Ascends to Heaven

Matta 28; Luka 24; Elçilerin İşleri 1

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen, O’nun ile sonsuza kadar esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Gücü Her Şeye Yeten Kurtarıcı İsa Mesih’in öyküsünü içeren kutsal Müjde (İncil) kitabın uzun bir süredir okuyor ve inceliyoruz. Daha önce görmüş olduğumuz gibi, İsa, Tanrı kurtarır anlamına gelmektedir. Mesih, Tanrı’nın atadığı Kişi anlamına gelen Grekçe bir sözcüktür. İsa Mesih, Tanrı’nın Adem oğullarını günahın egemenliğinden kurtarmak için atamış olduğu Kişi’dir.

Ama, her şeye rağmen görmüş olduğumuz gibi, insanların çoğu İsa’nın gerçek kimliğinin farkına varmadılar. Bazıları O’nun bir peygamber olduğunu düşündüler, ama O’nun göklerden gelen ve yeryüzünde bir insan olarak görünen Tanrı’nın Sözü (Kelamullah) olduğunu anlamadılar. Baş kahinler ve Yahudilerin din bilginleri gibi kişiler ise O’nu çok kıskandılar ve sonunda O’nu bir çarmıha gerdirterek öldürdüler. Ama Tanrı tüm bu olayların gerçekleşmesini önceden planladı ve gerçekleşeceklerini önceden biliyordu. Mesih’in çarmıhtaki ölümü Tanrı’nın, uzun zaman önce peygamberleri aracılığı ile duyurmuş olduğu plan ile mükemmel bir uyum içindeydi. Son programımızda, Tanrı’nın İsa’yı üçüncü günde yaşama dirilttiğini gördük. İsa’nın dirilişi, Tanrı’nın Adem oğullarını günahın, ölüm korkusunun ve cehennem cezasının gücünden kurtarmak için İsa’nın dökülen kanı aracılığı ile yerine getirdiği tam ödemeyi kabul ettiğini kanıtlar.

İsa tekrar yaşama döndükten sonra O’nun, askerlerin ellerinde ve ayaklarında açtıkları çivi deliklerinin izlerini öğrencilerine göstererek onlara göründüğünü öğrendik. Aynı zamanda İsa’nın, Kendisinin gerçekten yaşadığını kanıtlamak için öğrencileri ile birlikte yemek yediğini de okuduk. Müjde (İncil) itabı, İsa’nın, kırk gün sonra öğrencilerine nasıl göründüğünü ve onlara Tanrı’nın Egemenliği’nden söz ettiğini anlatır. İsa bir defasında beş yüzden fazla öğrencisine aynı anda göründü. (1. Korintliler 15:6) ama tüm bunlara rağmen bu gün İsa’nın yaşadığı hakkındaki en büyük kanıt, O’nun (Kutsal Ruh’u aracılığı ile) O’na iman eden ve O’nun yetkisine boyun eğen kişilerin yüreklerinde yaşıyor olduğu gerçeğidir.

Bu gün Tanrı’nın yardımı ile Tanrı’nın Rab İsa’ya vermiş olduğu büyük yetki hakkında bilgiler alacağız ve İsa’nın nasıl öğrencilerinin gözlerinin önünde onlardan ayrılarak göğe alındığını göreceğiz. Bu günkü dersimize Matta Müjdesi’nin son bölümünü okuyarak başlıyoruz. Kutsal Yazılar şöyle der:

(Matta 28) 16 On bir öğrenci Celile’ye, İsa’nın kendilerine bildirdiği dağa gittiler. 17 İsa’yı gördükleri zaman O’na tapındılar. Ama bazıları kuşku içindeydi. 18 İsa yanlarına gelip kendilerine şunu söyledi: ‘Gökte ve yeryüzünde tüm yetki bana verildi. 19 Bu nedenle, gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adı ile vaftiz edin; 20 size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna kadar her an sizin ile birlikteyim.’

İsa’nın öğrencilerine ne dediğini duydunuz mu? İsa, onlara şöyle dedi: “Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin.” İsa neden gökyüzündeki ve yeryüzündeki tüm yetkiye sahip olduğunu söyledi?

Musa’nın Tevratı’nda yaptığımız çalışmalar sırasında Tanrı’nın ilk insan Adem’i nasıl yarattığını gördük. Tanrı’nın Adem’e Tanrı’nın yaratmış olduğu her şey üzerinde egemenlik sürmesi için yetki verdiğini okuduk. Tanrı, Adem’in O’nun ile birlikte yaşamasını ve yine O’nun ile birlikte sonsuza kadar egemenlik sürmesini istedi. Ama Adem Tanrı’nın buyruğuna itaatsizlik ettiği ve iyilik ve kötülüğü bilme ağacının meyvesinden yediği o günde kendisine verilen bu yetki hakkını itaatsizliğine karşılık bir ceza olarak kaybetti. Adem bizim atamız olduğu ve “bulaşıcı bir hastalık hastalığı bulaştıran kişi ile sınırlı kalmadığı” (Wolof atasözü) için bizler de Tanrı ile birlikte yaşama ve egemenlik sürme ayrıcalığını (yetkisini) kaybettik. Bizler de Adem gibi hepimiz günahkarız, günahın egemenliğine doğduk, Tanrı’dan ve O’nun görkemli yüceliğinden uzağız.

Ama yine de Tanrı’ya övgüler sunuyoruz, çünkü Peygamberlerin Yazıları, Tanrı’nın, Adem oğullarına, Tanrı’ya geri dönebilecekleri ve O’nun yüceliğinde ve krallığında bir paya sahip olabilecekleri bir kapı açılması için bir plan tasarladı. Bu “Kapı”, insanları günahlarından temizlemek ve onları Tanrı’ya geri götürmek için gökyüzünden bir kurban olarak gelip Kanını döken kutsal Mesih’tir. İsa Mesih, Adem’in denendiği gibi denendi, ama İsa günah işlemedi. İsa aynı Tanrı gibi kutsal ve mükemmeldi. Tanrı, işte bu yüzden O’na “Oğlum” demekten utanmadı. Böylece İsa, yaşamını, günahı kaldıran bir kurban olarak sunduktan sonra, Tanrı O’nu ölümden diriltti, O’nu her şeyin üzerinde Rab yaptı ve O’na “gökteki ve yeryüzündeki tüm yetkiyi” verdi.

Bazılarınızın aklına belki şöyle bir soru gelebilir: “Eğer İsa her şeyin üzerinde Rab ise, o zaman dünyamız neden hala sıkıntı ve günah ile dolu?” Kutsal Yazılar bu sorunun yanıtını şu sözler ile vermektedir:

“Herkes nasıl Adem’de ölüyorsa, aynı şekilde herkes Mesih’te yaşama kavuşacak. Her biri sırası gelince dirilecek: İlk örnek olarak Mesih, sonra Mesih2in gelişinde Mesih’e ait olanlar. Bundan sonra Mesih her yönetimi, her hükümranlığı, her gücü ortadan kaldırıp egemenliği Baba Tanrı’ya teslim ettiği zaman, son gelmiş olacak.” (1. Korintliler 15:22-24) “Onların gözlerinden bütün yaşları silecek, Artık ölüm olmayacak.  Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalkacak.” (Vahiy 21:4)

Bu ayetlerden ve Tanrı’nın Sözü’ndeki pek çok başka ayetten öğrendiğimiz şudur: Tanrı, İsa’ya, her şeyi kontrol edebilmesi ve herkesi yargılayabilmesi için tüm yetkiyi vermiştir. Ancak tüm bunlara rağmen, henüz her şeyin üzerinde tam gerçek kontrolü ele almamıştır ve dünyadaki insanları da henüz yargılamamıştır. İsa bir gün yeryüzüne geri dönecek. O geri döndüğü zaman, bu dünyanın kontrolünü tam anlamı ile eline alacak ve her şeyi tekrar yenileyecektir.

Bu nedenle, kim olursanız olun ve nerede bulunursanız bulunun, Tanrı size günahlarınızdan tövbe etmenizi, O’na dönmenizi ve Rab İsa Mesih’in ölümünü ve dirilişini temel alan kurtuluşun İyi Haberi’ne inanmanızı buyuruyor. Eğer gerçekten iman ederseniz, Tanrı, İsa’nın adında tüm günahlarınızı bağışlayacak, Kutsal Ruh’un gücü aracılığı ile gücünüzü yenileyecek ve size O’nun ile birlikte sonsuza kadar esenlik verecektir. Eğer Mesih’e iman ederseniz, O, Kutsal Ruhu aracılığı ile size gelecek ve yüreğinizde Kendi krallığını kuracaktır. İsa Mesih, dünyayı yargılamak için geri dönünceye kadar dünyayı değiştirmeyecektir. Ama O, sizi bu gün değiştirebilir! O’na, sizin yüreğinizde Krallığını kurması için izin verecek misiniz?

Sevgili dostlar, Tanrı size günahlarınızı ortadan kaldırabilen ve yeni ve temiz bir yürek verebilen bir Kurtarıcı gönderdi. Eğer dünyanın Kurtarıcısı İsa Mesih hakkındaki gerçeğe iman ederseniz, sonsuzluğu, Cennetin yüceliği içinde Tanrı ile birlikte geçirebileceğinizi bilebilirsiniz. Ama tüm bunlara rağmen, eğer Tanrı’nın göndermiş olduğu Kurtarıcıya önem vermezseniz, O, sonunda sizin Yargıcınız olacaktır! Kutsal Yazılar bu konu ile ilgili olarak şu açıklamayı yaparlar:

Rab İsa alev alev yanan ateş içinde güçlü melekleri ile gökten gelip görünecek. Rabbimiz İsa, Tanrı’yı tanımayanları ve kendisi ile ilgili Müjde’ye uymayanları cezalandıracak. Böyleleri Rabbin varlığından ve yüce gücünden uzak kalarak sonsuza dek mahvolma cezasına çarptırılacaklar. Bütün bunlar Rabbin kendi kutsalları arasında yüceltilmek ve bütün imanlılarda hayranlık uyandırmak üzere geldiği gün olacak. Sizler ise iman edenlerdensiniz.  Çünkü size ettiğimiz tanıklığa inandınız.” (2. Selanikliler 1:7-10)

Sevgili dostlar, Tanrı’nın Sözü açık ve anlaşılırdır. Bize, İsa Mesih’in çarmıhtaki ölümü ve ölümden dirilişi hakkındaki İyi Haber’e iman eden herkesin kurtulacağını söyler. Ama bu İyi Haber’e iman etmeyen herkes yargılanacaktır. İsa, günah borcunuzu sonsuza kadar silebilecek olan bir kurban olarak Kanını döktü. Ama eğer siz buna yüreğinizde iman etmiyorsanız, İsa’nın sizin için döktüğü kanının size hiç bir yararı olmayacaktır. Çünkü Kutsal Yazılar şu sözleri duyururlar:

“Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiç biri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.O’na iman eden yargılanmaz, ama iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır. Çünkü Tanrı’nın biricik Oğlu’nun adına iman etmemiştir.” (Yuhanna 3:16, 18)

Evet, eğer İsa Mesih’in İyi Haberi’ne inanırsanız, kurtulacaksınız, ama eğer bu İyi Haber’e inanmazsanız, günahlarınızın içinde mahvolacaksınız. Tanrı’nın, Adem oğullarına göndermiş olduğu kurtuluş sözü budur. İsa, işte bu yüzden öğrencilerine şu sözler ile buyruk verdi: “Gökte ve yeryüzünde tüm yetki bana verildi. Bu nedenle gidin ve tüm ulusları öğrencilerim yapın.” (Matta 28:18, 19)

Şimdi öyküyü okumaya devam edelim. İsa ölümden dirildikten kırk gün sonra öğrencilerine göründü. Kutsal Yazılar bu konuda öyle yazar:

(Elçilerin İşleri 1) 4 Kendileri ile birlikteyken onlara şu buyruğu vermişti: ‘Yeruşalim’den ayrılmayın. Baba’nın verdiği ve benden duyduğunuz sözün gerçekleşmesini bekleyin. 5 Şöyle ki, Yahya su ile vaftiz etti, ama sizler bir kaç güne kadar Kutsal Ruh ile vaftiz edileceksiniz.’

İsa’nın ne söylediğini işittiniz mi? Daha önce (Yuhanna Müjdesi’nin 14-16. bölümleri) İsa’nın öğrencilerine şu vaatte bulunduğunu okuduk: Göklerdeki Baba, İsa’nın öğrencilerine, yüreklerinde yaşayacak olan, onları temizleyecek, yenileyecek, güçlendirecek ve tüm gerçeğe rehberlik edecek bir Avutucu, yani Kutsal Ruh’u gönderecekti. Şimdi O’nun, öğrencilerine, yakında gelecek olan Kutsal Ruh’u Yeruşalim’de kalarak beklemelerini buyurduğunu işitiyoruz. Tanrı isterse, bir sonraki dersimizde, İsa’nın öğrencilerinin yüreklerini doldurmak için Kutsal Ruh’un, aynen O’nun vaat etmiş olduğu gibi nasıl indiğini göreceğiz.

Şimdi İsa’nın nasıl öğrencilerinden ayrıldığını ve gökyüzüne alındığını okuyalım. Kutsal Yazılar şöyle diyor:

(Elçilerin İşleri 1) 6 İsa’nın elçileri bir araya geldikleri zaman, İsa’ya şunu sordular: ‘Ya Rab, İsrail’e egemenliği şimdi mi geri vereceksin?’ 7 İsa, onlara, ‘Baba’nın kendi yetkisi ile belirlemiş olduğu zamanları ve tarihleri bilmenize gerek yok’ karşılığını verdi. 8 Ama kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim’de, bütün Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız.

9 İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut O’nu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı. 10 İsa giderken onlar gözlerini göğe dikmiş bakıyorlardı. Tam o sırada beyaz giysiler içinde iki adam yanlarında belirdi. 11 ‘Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?’ diye sordular. ‘Aranızdan göğe alınan İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.’

Böylece İsa yaklaşık otuz üç yıl önce gelmiş olduğu yere, Babası’nın evine dönmek üzere göğe alındı. Küçük öğrenci grubunun gözleri önünde göğe alınırken öğrencilerinden ayrılışı ne kadar da görkemliydi! Hiç kuşku yoktu – son üç yıl boyunca izlemiş oldukları bu İsa gerçekten tüm peygamberlerin hakkında konuşmuş oldukları Mesih’ti. Nasıralı İsa, doğumu, yaşamı, ölümü, gömülüşü, dirilişi ve göğe alınışı ile peygamberlerin O’nun ile ilgili önceden bildirmiş oldukları her şeyi yerine getirmişti; peygamber Davut’un, Mezmurlar’da önceden bildirmiş olduğu gibi, göğe alınışını bile yerine getirmişti.

Sevgili dostlar, Rab İsa’nın bu gün nerede olduğunu biliyor musunuz? Kutsal Yazılar bu konu ile ilgili şu bilgiyi verirler: “Göğe çıkmış olan Mesih, Tanrı’nın sağındadır. Bütün melekler, yetkiler ve güçler O’na bağlı kılınmıştır.” (1.Petrus 3:22) Evet, İsa göklerdedir, tüm yaratılmış varlıkların O’na boyun eğdikleri yerde, Tanrı’nın sağındadır. Tanrı’nın tüm gerçek buyruğu altındakiler Rab İsa Mesih’e bağlı kılınmışlardır. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Tanrı tarafından dünyanın Kurtarıcısı ve Yargıcı olarak seçilmiş olan İsa Mesih’e boyun eğdiniz mi?

Biraz önce okumuş olduğumuz gibi, Rab İsa göğe alındıktan sonra iki melek, O’nun öğrencilerine göründü ve şöyle dediler: “Neden burada göğe bakıp duruyorsunuz?Aranızdan göğe alınan İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir. Evet, İsa Mesih bir gün bulutlar içinde geri dönecektir. O’nun bu ikinci gelişi için hazır mısınız? O gün geldiğinde, herkes O’nu görecek ve herkes O’nun Tanrı’nın dünyanın Kurtarıcısı ve Yargıcı olarak atadığı Kişi olduğunu bilecek! Kutsal Yazılar bu konu hakkında şu duyuruyu yaparlar:

(Filipeliler 2) 5 Mesih İsa’daki düşünce sizde de olsun. 6 Mesih Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı ile eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. 7-8 Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı. 9 Bunun için de Tanrı O’nu pek çok yükseltti ve O’na her adın üstünde olan adı bağışladı. 10-11 Öyle ki, İsa’nın adı anıldığı zaman gökteki, yerdeki, ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil Baba Tanrı’nın yüceltilmesi için İsa Mesih’in Rab olduğunu açıkça söylesin.

Sevgili dostlar, bu günkü programımıza burada son vermemiz gerekiyor. Ama bir sonraki yayınımızda bize tekrar katılacağınızı umuyoruz. Bu programda size, İsa Mesih’i Rableri ve Kurtarıcıları olarak kabul eden herkesin yüreğinde yaşaması için, Tanrı’nın, Kutsal Ruh’u  nasıl gönderdiğini keşfetmeniz için yardımcı olacağız.

Siz, iki meleğin öğrencilere söylediği şu sözleri hatırlarken, Tanrı sizi bereketlesin.

“Aranızdan göğe alınan İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.” (Elçilerin İşleri 1:11)

87. Kutsal Ruh Geldi!

Kutsal Ruh Geldi!

The Holy Spirit Has Come!

Elçilerin İşleri 1, 2

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuz bir esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Müjde’de (İncil) işlediğimiz son birkaç derste, Rab İsa’nın, Tanrı’nın tüm peygamberlerinin Mesih’in ölümü ve dirilişi ile ilgili uzun zaman önce yazmış olduklarını nasıl yerine getirdiklerini dinledik. İsa’nın çivilenmiş olduğu çarmıhta Adem oğullarının günah borcunu ödemek için kutsal Kanını döktüğünü okuduk. Aynı zamanda O’nun çarmıhtan indirildiğini ve bir mezara yerleştirildiğini okuduk. Ama Tanrı yine de üçüncü gün O’nu ölümden diriltti! İsa dirildikten sonra, kırk gün süre ile öğrencilerine göründü, onlara gerçekten diri olduğunu kanıtladı. Sonra son dersimizde ise, İsa’nın, öğrencilerinin gözleri önünde göğe alındığını gördük.

İsa’nın göğe alınmadan önce öğrencilerine verdiği son buyruğu hatırlıyor musunuz? İsa’nın söylediklerini tekrar okuyalım:

(Elçilerin İşleri 1) 4İsa, öğrencileri ile birlikteyken onlara şu buyruğu vermişti: ‘Yeruşalim’den ayrılmayın, Baba’nın vaat ettiği, benden duyduğunuz armağanı bekleyin. 5 Şöyle ki, Yahya su ile vaftiz etti, ama sizler bir kaç güne kadar Kutsal Ruh ile vaftiz edileceksiniz. 8 Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim’de, bütün Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız. 9 İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut O’nu alıp onların gözlerinin önünden uzaklaştırdı. 10 İsa giderken onlar gözlerini göğe dikmiş bakıyorlardı. Tam o sırada, beyaz giysiler içinde iki adam yanlarında belirdi. 11 ‘Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?’ diye sordular. ‘Aranızdan göğe alınan İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.

Böylece İsa, öğrencilerinden ayrıldı, gelmiş olduğu Cennete geri döndü ve yücelerdeki Baba’nın sağında oturdu. İsa, bu gün oradadır ve dünyayı adalet ile yargılamak için geri döneceği anı beklemektedir.

İsa, göğe alınmadan önce öğrencilerine verdiği buyruğun ne olduğunu işittiniz mi? Onlara, göklerden gelecek olan Kutsal Ruh’u alana kadar Yeruşalim’de kalmalarını buyurdu. Belki bazılarınız hala merak ediyorsunuzdur: Bu Kutsal Ruh da kim? Kutsal Ruh, Tanrı’nın Ruhu’dur ve İsa’nın Ruhu’dur. Kutsal Ruh, Baba Tanrı ve Oğul İsa ile birdir, ancak yine de onlardan ayrıdır. Tanrı, dünyayı yarattığı zaman Kutsal Ruh, Tanrı ile birlikte vardı. Kutsal Ruh, ilk zamanlarda peygamberlere yazmaları ve Tanrı Sözü’nü duyurmaları için esin veren Ruh’tur. Kutsal Ruh, Meryem adlı bir bakire kızın üzerine inen ve onun kutsal Çocuk İsa’ya gebe kalmasını ve O’nu dünyaya getirmesini mümkün kılan En Yüce Olan’ın Ruhu’dur. O, İsa Mesih’te bulunan Ruh’tur. Kutsal Ruh aynı zamanda İsa’nın, şu sözleri aracılığı ile öğrencilerine vaat etmiş olduğu Yardımcıdır: “Ben de Baba’dan dileyeceğim.O, sonsuza dek sizin ile birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhu’nu verecek. Dünya O’nu kabul edemez. Çünkü O’nu ne görür ne de tanır. Siz O’nu tanıyorsunuz, çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.” (Yuhanna 14:16, 17)

İsa’nın, bu Avutucu’nun (ya da Yardımcı’nın) gelişi ile ilgili öğrencilerine vaat ettiği şeyi anlamak bizim için çok önemlidir, çünkü bu gün bazı kişiler İsa’nın, insanları, gelecek olan bir başka peygamberi duyurduğuna inandırmak isterler. Ama Rab İsa’nın vaat ettiği Avutucu, insani bir varlık olamaz, çünkü İsa, Avutucunun, Gerçeğin Ruh’u olduğunu ve O’nu hiç kimsenin göremeyeceğini, ve O’nun Mesih’in öğrencilerinin içinde sonsuza kadar yaşayacağını açık ve net bir şekilde ifade etti. Peki, bu Kutsal Ruh kimdir? O, Tanrı’nın, Mesih’e iman eden herkesin yüreğine yerleştirmiş olduğu Ruh’tur. Kutsal Ruh, iman edenleri yeniden yaratır (yeniden doğmalarını sağlar), Sonları temizler, güçlendirir, kendisine ait olanlar olarak mühürler ve onlara O’nun kutsal varlığında sonsuza kadar bir pay verir.

Bu gün, Tanrı’nın, Kutsal Ruh’u, Pentikost gününde İsa’nın öğrencilerinin üzerine nasıl döktüğünü göreceğiz. Pentikost, Tanrı’nın Musa peygamber döneminde İsrailliler için düzenlemiş olduğu bir bayramdı. Bu bayram hakkında Tevrat’tan bilgi alabilirsiniz. İsrailliler, Pentikost gününde Tanrı’ya buğday ürünü hasatı konusunda kendilerine vermiş olduğu bereket için teşekkür ederlerdi. Ancak Pentikost bayramı, bundan daha önemli bir anlama sahipti. Pentikost, Tanrı’nın, Mesih’ iman eden herkesin içinde yaşaması için Kutsal Ruh’u göndermek amacı ile önceden seçmiş olduğu gündü. Pentikost bayramının zamanı Fısıh bayramından elli gün sonraydı, Tanrı bu nedenle Kutsal Ruh’u, Mesih’in ölmesinden ve tekrar dirilmesinden elli gün sonra göndermeyi planladı.

Şimdi İsa öğrencilerinden ayrıldıktan ve gökyüzüne geri döndükten sonra neler olduğunu görmek için Tanrı’nın Sözü’nü okumaya devam edelim:

(Elçilerin İşleri 1) 12 Bundan sonra elçiler, Yeruşalim’den yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Zeytin Dağı’ndan Yeruşalim’e döndüler. 13 Kente girince kaldıkları evin üst katındaki odaya çıktılar. Petrus, Yuhanna, Yakup, Andreas, Filipus, Tomas, Bartalmay, Matta, Alfay oğlu Yakup, Yurtsever Simun ve Yakup oğlu Yahuda oradaydı. 14 Bunlar İsa’nın annesi Meryem, öbür kadınlar ve İsa’nın kardeşleri ile tam bir birlik içinde sürekli dua ediyorlardı.

(Elçilerin İşleri 2) 1 Pentikost Günü geldiğinde bütün imanlılar bir arada bulunuyorlardı. 2 Ansızın gökten, güçlü bir rüzgarın esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümü ile doldurdu. 3 Ateşten dillere benzeyen bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler. 4 İmanlıların hepsi Kutsal Ruh ile doldular. Ruh’un onları konuşturduğu başka diller ile konuşmaya başladılar. 5 O sırada Yeruşalim’de dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu. 6 Sesin duyulması üzerine büyük bir kalabalık toplandı. Herkes kendi dilinin konuşulduğunu duyunca şaşakaldı. 7 Hayret ve şaşkınlık içinde, ‘Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?’ diye sordular. 8 ‘Nasıl oluyor da her birimiz kendi ana dilini işitiyor?’ 9-11 Aramızda Partlar, Medler, Elamlılar var. Mezopotamya’da, Yahudiye ve Kapadokya’da, Pontus ve Asya ilinde, Frikya ve Pamfilya’da, Mısır ve Libya’nın Kirene’ye yakın bölgelerinde yaşayanlar var. Hem Yahudi hem de Yahudiliğe dönen Romalı konuklar, Giritliler ve Araplar var aramızda. Ama her birimiz Tanrı’nın büyük işlerinin kendi dilimizde konuşulduğunu işitiyoruz. 12 Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‘Bunun anlamı ne?’ diye sordular. 13 Başkaları ise, ‘Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış’ diye alay ettiler.

14-15 Bunun üzerine, Onbirler ile birlikte öne çıkan Petrus yüksek ses ile kalabalığa şöyle seslendi: ‘Ey Yahudiler ve Yeruşalim’de bulunan herkes, bu durumu size açıklayayım. Sözlerime kulak verin. Bu adamlar sandığınız gibi sarhoş değiller. Saat daha sabahın dokuzu! 16-17 Bu gördüğünüz, Peygamber Yoel aracılığı ile önceden bildirilen olaydır:

‘Son günlerde, diyor Tanrı, bütün insanların üzerine Ruhum’u dökeceğim. oğllaınız, kızlarınız peygamberlikte bulunacaklar.gençleriniz görümler, yaşlılarınız düşler görecek. O günler kadın erkek kullarımın üzerine Ruhum’u dökeceğim, onlar da peygamberlik edecekler. Yukarıda, gökyüzünde harikalar yaratacağım. Aşağıda, yeryüzünde belirtiler, kan, ateş ve duman bulutları görülecek. 20 Rabbin büyük ve görkemli günü gelmeden önce güneş kararacak, ay, kan rengine dönecek. 21 O zaman Rabbe yakaran herkes kurtulacak.’ 22 ‘Ey İsrailliler, şu sözleri dinleyin: Bildiğiniz gibi Nasıralı İsa, Tanrı’nın, kendisi aracılığı ile aranızda yaptığı mucizeler, harikalar ve belirtiler ile kimliği kanıtlanmış bir kişidir. 23 Tanrı’nın belirlenmiş amacı ve ön görüsü uyarınca elimize teslim edilen bu adamı, yasa tanımaz kişilerin eli ile çarmıha çivileyip öldürdünüz. 24 Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek O’nu diriltti. Çünkü O’nun ölüme tutsak kalması olanaksızdı. 25 O’nun ile ilgili olarak Davut şöyle der:

‘Rabbi her zaman önümde gördüm, sağımda durduğu için sarsılmam. 26 Bu nedenle yüreğim mutlu, dilim sevinçlidir. Dahası, bedenim de umut içinde yaşayacak. 27 Çünkü sen canımı ölüler diyarına terk etmeyeceksin, kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin. 28 Yaşam yollarını bana bildirdin; varlığın ile beni sevinç ile dolduracaksın.’

29 ‘Kardeşler, size açıkça söyleyebilirim ki, büyük atamız Davut öldü, gömüldü, mezarı da bu güne dek yanı başımızda duruyor. 30 Davut bir peygamberdi ve soyundan birini tahtına oturtacağına dair Tanrı’nın kendisine ant içerek söz verdiğini biliyordu. 31 Geleceği görerek Mesih’in ölümden dirilişine ilişkin şunları söyledi: ‘O, ölüler diyarına terk edilmedi, bedeni çürümedi.’ 32 Tanrı, İsa’yı ölümden diriltti ve biz hepimiz bunun tanıklarısınız. 33 O, Tanrı’nın sağına yüceltilmiş, vaat edilen Kutsal Ruh’u Baba’dan almış ve şimdi gördüğümüz ve işittiğimiz gibi, bu Ruh’u üzerimize dökmüştür. 34-35 Davut, kendisi göklere çıkmadığı halde şöyle der:

‘Rab Rabbime dedi ki, ben düşmanlarını ayaklarının altına serinceye dek, sağımda otur.’

36 “Böylelikle bütün İsrail halkı şunu kesinlikle bilsin. Tanrı, sizin çarmıha gerdiğiniz İsa’yı hem Rab hem de Mesih yapmıştır.” 37 Bu sözleri duyanlar, yüreklerine hançer saplanmış gibi oldular. Petrus ve öbür elçilere, ‘Kardeşler, ne yapmalıyız?’ diye sordular. 38 Petrus onlara şu karşılığı verdi: ‘Tövbe edin, her biriniz İsa Mesih’in adı ile vaftiz olsun. Böylece, günahlarınız bağışlanacak ve Kutsal Ruh armağanını alacaksınız. 39 Bu vaat sizler, çocuklarınız, uzaktakilerin hepsi için, Tanrımız Rabbin çağıracağı herkes için geçerlidir.’ 40 Petrus daha bir çok sözler ile onları uyardı. ‘Kendinizi bu sapık kuşaktan kurtarın!’ diye yalvardı. Amin.

Sevgili dinleyicilerimiz, Petrus’un vaazini can kulağı ile dinlediniz mi? Bu vaazi özetleyecek olursak, Petrus, Yeruşalim’deki kalabalığa Tanrı’nın uzun zaman önce peygamberleri aracılığı ile vaat etmiş olduğu gibi İsa Mesih’i gönderdiğini anlattı. Petrus onlara şöyle dedi: ‘Sizler, Tanrı’nın gökyüzünden gönderdiği Mesih’i küçümsediniz! O’nu bir çarmıha çivileyerek öldürdünüz, ama Tanrı O’nu ölümden diriltti. Bizler hepimiz bu olayın tanıklarıyız. Tanrı, İsa’yı sağına yükseltti ve vaat etmiş olduğu Kutsal Ruh’u gönderdi. Tövbe edin ve Tanrı’ya dönün! Tanrı’nın peygamberlerinin mesajına inanın! Tanrı’nın, dünyanın Kurtarıcısı ve Yargıcı olarak atadığı İsa’ya inanın! “Peygamberlerin hepsi O’nun ile ilgili tanıklıkta bulunuyorlar. Şöyle ki, O’na inanan herkesin günahları O’nun adı ile bağışlanır.” (Elçilerin İşleri 10:43)

Petrus böylelikle İsa Mesih’e iman aracılığı ile kurtuluşun İyi Haberi’ni duyurdu. Kalabalık Petrus’un sözlerini işittiği zaman, yüreklerinde büyük bir acı duydular, çünkü o anda çarmıha çivilemiş oldukları Nasıralı İsa’nın gökyüzünden gelen Yücelikler Rabbi olduğunun farkına vardılar. Aşağıladıkları ve nefret ettikleri bu İsa, Tanrı’nın, peygamberleri aracılığı ile uzun zaman önce vaat etmiş olduğu Mesih’ti. Böylece o gün pek çok kişi günahlarından tövbe etti , Tanrı’ya döndü ve Rab İsa Mesih’in adına iman etti. Bu yeni öğrenciler, İsa Mesih’in ölümüne, gömülmesine ve dirilişine iman ederek günahlarından temizlenmiş oldukları gerçeğine herkesin önünde tanıklık vermek için su ile vaftiz oldular. Su vaftizi olmaları, onların günahlarının yıkanıp uzaklaştırıldığı anlamına gelmez- su vaftizi, yalnızca onların içlerinde daha önceden zaten gerçekleşmiş olan temizliğin dışsal bir belirtisiydi.

Ve şimdi kutsal Yazıların bu konu hakkında söylediklerine kulak verelim:

“O’nun sözünü (Müjde mesajını)benimseyenler vaftiz oldu. O gün yaklaşık üç bin kişi topluluğa katıldı. Bunlar kendilerini elçilerin öğretişine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar. Öğrenciler ise sevinç ve Kutsal Ruh ile doluydu.” (Elçilerin İşleri 2:41, 42; 13:52)

Böylece o Pentikost gününde kilise—İsa Mesih’e iman edenlerden oluşan topluluk—doğdu. İsa’nın kilisesi bir bina ya da bir din değildir. Grekçe’de kilise sözünün karşılığı olan “Ekklesia” “çağrılmış olanlar” anlamına gelir. Bu gün dünyamızda nasıl gerçek imanlılar ve sahte imanlılar varsa, aynı şekilde gerçek bir kilise ve sahte bir kilise de mevcuttur. İsa Mesih’in gerçek kilisesi o Pentikost gününden itibaren Mesih’in mükemmel ve tamamlanmış kurbanına duydukları içten inanç nedeni ile Adem’in ailesinden, Mesih’in ailesine transfer edildiler.

Bu gün Pentikost günü ile ilgili işittiğimiz olaylar, yaklaşık iki bin yıl önce gerçekleşti. Bu gerçek, belki bazı kilerin şu şekilde konuşmalarına neden olacaktır: “Bu beni ilgilendirmez! Mesih’i çarmıha gerenler arasında ben yoktum. O’nu Yahudiler ve Romalılar çarmıha gerdiler! Benim bu olay ile hiç bir ilgim yok! Ama Tanrı’nın Sözü bize Mesih’in bizim isyanlarımız  yüzünden O’nun bedeninin deşildiğini, bizim suçlarımız yüzünden O’nun eziyet çektiğini” söyler. (Yeşaya 53:5) Bizim günahlarımız O’nun ölümüne neden oldu. Tanrı’nın, insanlara Biricik Oğlu’nu bir çarmıha çivilemeleri için izin vermesinin nedeni bizim suçlarımızdı. İnsanlar İsa’yı çarmıha gerdiler, ama Tanrı O’nu iman eden herkesin Kurtarıcısı ve iman etmeyenlerin Yargıcı olması için ölümden diriltti. Kutsal Yazılar bu nedenle şu sözleri bildirirler:

“Tanrı, geçmiş dönemlerin bilgisizliğini görmezlikten geldi; ama şimdi her yerde herkesin tövbe etmesini buyuruyor. Çünkü dünyayı, atadığı Kişi aracılığı ile yargılayacağı günü saptamıştır. Bu Kişi’yi ölümden diriltmek ile bunun güvencesini herkese vermiştir. “ (Elçilerin İşleri: 7:30, 31)

Bu sözler üzerinde dikkatle düşünün, çünkü sonsuz yazgınız bu sözlere nasıl bir karşılık vereceğinize bağlıdır. Bizi dinlediğiniz için teşekkürler.

Siz, elçi Petrus’un duyurduğu şu sözler üzerinde düşünürken Tanrı sizi bereketlesin.

“Peygamberlerin hepsi O’nun (İsa Mesih) ile ilgili tanıklıkta bulunuyorlar. Şöyle ki, O’na inanan herkesin günahları O’nun adı ile bağışlanır ve Kutsal Ruh armağanını alırsınız!” (Elçilerin İşleri 10:43; 2:38)

88. İsa Geri Geliyor

İsa Geri Geliyor

Jesus is Coming Back!

Vahiy 19-22

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuza kadar esenlik içinde yaşamasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Bu gün Tanrı Sözü’nde yaptığımız kronolojik çalışmanın 88.dersine gelmiş bulunuyoruz. Daha önce görmüş olduğumuz gibi, Tanrı’nın Ruh’u, bir kaç yüzyıl boyunca Kutsal Yazıların ilk bölümünü yani, Tevrat’ı, Mezmurları ve peygamberlerin kitaplarını yazmaları için otuzdan fazla peygambere esin verdi. Tanrı kitabının bu ilk kısmı, Eski Antlaşma olarak adlandırılır. Bu bölümde tüm peygamberler, bizler ile, Tanrı’nın kutsal ve doğru olduğunu ve bu nedenle her günahı yargılaması gerektiğini bildiren tek bir mesaj paylaştılar. Ancak Tanrı aynı zamanda merhamet ile doludur ve Adem oğullarının günahlarının içinde mahvolmalarını istemez. Böylelikle Tanrı’nın, nasıl peygamberleri aracılığı ile bir bakire kızdan doğacak, kutsal bir yaşam sürecek ve sonra Adem oğullarının günahlarının cezasını ödemek üzere bir çarmıh üstünde Kanını dökecek olan bir Kurtarıcıyı, kutsal Mesih’i göndermeye söz verdiğini gördük. Eski Antlaşma’nın tüm peygamberleri gelecek olan bu Mesih hakkında yazdılar.

Kutsal Yazıların ikinci kısmı olan Yeni Antlaşma’da, yani Müjde Kitabında Tanrı’nın  planladığı zaman geldiğinde O’nun peygamberleri aracılığı ile vaat etmiş olduğu gibi, dünyanın Kurtarıcısı Mesih’i gönderdiğini gördük. Mesih, Nasıralı İsa’ydı – şimdiye kadar yaşamış olan tek mükemmel kutsal Kişi. İsa, Tanrı’nın gücü ile doluydu, çünkü O, insan bedenine bürünmüş olan Tanrı’nın Kendisiydi. Tanrı, O’nun hakkında şu beyanda bulundu: “Sevgili Oğlum budu; O’ndan hoşnudum!’  (Matta 3:17) Ama bizim gibi insanlardan oluşan bazı kişiler Tanrı’nın Kutsalı’nı bir çarmıha çivileyerek öldürdüler. Ancak Tanrı O’nu üçüncü gün yaşama diriltti. İsa pek çok tanık tarafından görüldükten sonra, Tanrı O’nu göklerdeki en yüce yere yükseltti. Ama bu öykü burada sona ermiyor!

Tanrı’nın, doğruluk yolu hakkındaki harika öyküsünün bir başlangıcı ve bir sonu; bir başı ve bir kuyruğu vardır. Bu kötü dünya henüz İsa Mesih’in öyküsünün sonunu görmemiştir! Tanrı’nın Sözü bize Rab İsa’nın Şeytan’ı ve onun kötü meleklerini ateş gölüne atmak, Yargı Günü’nde Adem oğullarını yargılamak ve bu yaşlı dünyayı yeniden yaratmak için tekrar geleceğini söyler. Bu günkü dersimizin adı, “İsa geri geliyor!”

Yeni Antlaşma’nın son bölümü olan ve Vahiy kitabı olarak adlandırılan kısmın sonundan okuyacağız. “Vahiy” çok derin ve güçlü anlama sahip bir kitaptır, çünkü şimdiki dünya sona erdiği zaman çağların sonunda neler olacağını bildirir. Vahiy kitabında yirmi iki bölüm bulunur, bu bölümler iman eden herkes için görkemli bir zaferi ilan ederler. Ama iman etmeyenler için bu bölümler, büyük bir dehşet uyandırırlar, çünkü Vahiy kitabı İsa Mesih’i Kurtarıcınız olarak kabul etmeyi reddettiğiniz takdirde, O’nun sonunda sizin Yargıcınız olacağını açıklar. Eğer Tanrı’nın Kuzusu’nu kabul etmezseniz, Tanrı’nın Aslanı ile karşılaşacaksınız, çünkü günahı kaldırmak için bir kuzu olarak kurban edilip öldürülen Rab İsa, yargılamak üzere güçlü bir aslan olarak geri dönecektir. Kutsal Yazılar bu konu hakkında şöyle yazarlar: “Rab İsa alev alev yanan ateş içinde güçlü melekleri ile gökten gelerek görünecek. Rabbimiz İsa, Tanrı’yı tanımayanları ve kendisi ile ilgili Müjde’ye uymayanları cezalandıracak.” (2. Selanikliler 1:7, 8)

Şimdi Vahiy kitabından alınmış olan seçme bölümleri dikkatle dinleyelim. Rab İsa gökyüzüne geri döndükten sonra meleğini, elçi Yuhanna’ya, dünyanın sonunda meydana gelecek olan olayları ona açıklaması için gönderdi. Yuhanna’nın yazdığı Vahiy kitabının ilk bölümünden okuyoruz:

(Vahiy 1) 1 İsa Mesih’in vahyidir. Tanrı, yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için ona bu vahyi verdi. O da gönderdiği meleği aracılığı ile bunu kulu Yuhanna’ya iletti. 2 Yuhanna, Tanrı’nın Sözü’ne ve İsa Mesih’in tanıklığına—gördüğü her şeye—tanıklık etmektedir. 3 Bu peygamberlik sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır! 4-6 Ben Yuhanna’dan, Asya ilindeki yedi kiliseye selam! Var olan, var olmuş ve gelecek olandan, O’nun tahtının önünde bulunan yedi ruhtan ve ölüler arasından ilk doğan, dünya krallarına egemen olan güvenilir tanık İsa Mesih’ten sizlere lütuf ve esenlik olsun. Yücelik ve güç sonsuzlara dek, bizi seven, kanı ile bizi günahlarımızdan özgür kılmış ve biz bir krallık haline getirip Babası Tanrı’nın hizmetinde kahinler yapmış olan Mesih’in olsun! Amin! 7 İşte bulutlar ile geliyor! Her göz O’nu görecek, O’nun bedenini deşmiş olanlar bile. O’nun için dövünecek yeryüzünün bütün halkları. Evet, böyle olacak! Amin. 8 Var olan, var olmuş ve gelecek olan Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı, “Alfa ve Omega Ben’im” diyor.

Yuhanna on dokuzuncu bölümde şunları yazdı:

(Vahiy 19) 1 Bundan sonra gökte büyük bir kalabalığın sesini andıran yüksek bir ses işittim. “Haleluya!” diyorlardı. “Kurtarış, yücelik ve güç Tanrımız’a özgüdür. 2 Çünkü O’nun yargıları adil ve doğrudur. Yeryüzünü fuhuşu ile yozlaştıran büyük fahişeyi yargılayıp kendi kullarının öcünü aldı.” “Haleluya! Onun dumanı sonsuzlara dek tütecek” dediler. 6 Ardından büyük bir kalabalığın gürül gürül akan suların, güçlü gök gürlemelerinin sesine benzer sesler işittim. “Haleluya!” diyorlardı. “Çünkü Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrımız hüküm sürüyor. (Dünyanın egemenliği Rabbimiz’in ve Mesihi’nin oldu. O, sonsuzlara dek egemenlik sürecek! (11:15)

11Bundan sonra göğün açılmış olduğunu, beyaz bir atın orada durduğunu gördüm. Binicisinin adı Sadık ve Gerçek’tir.Adalet ile yargılar, savaşır. 12 Gözleri alev alev yanan ateş gibidir.Başında çok sayıda taç var. Üzerinde kendisinden başka kimsenin bilmediği bir ad yazılıdır. 13 Kana batırılmış bir kaftan giymişti. Tanrı’nın Sözü adı ile anılır. 14 Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş O’nu izliyorlardı. 15 ağzından ulusları vuracak olan keskin bir kılıç uzanıyor. Onları demir çomak ile güdecek. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’nın ateşli gazabının şarabını üreten masarayı kendisi çiğneyecek. 16 Kaftanıın ve kalçasının üzerinde şu ad yazılıydı: Kralların Kralı ve Rablerin Rabbi.

(Vahiy 20) 1 Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı. 2 Melek Ejderha’yı—İblis ya da Şeytan denen o eski yılanı—yakalayıp bin yıl için bağladı. 3 Bin yıl tamamlanıncaya dek ulusları bir daha saptırmasın diye onu dipsiz derinliklere attı, oraya kapayıp girişi mühürledi. Bin yıl geçtikten sonra kısa bir süre için serbest bırakılması gerekiyor. 4 Bazı tahtlar ve bunlara oturanları gördüm. Onlara yarılama yetkisi verilmişti. İsa’ya tanıklık ve Tanrı’nın Sözü uğruna başı kesilenlerin canlarını da gördüm. Bunlar, canavara ve heykeline tapmamış, alınlarına ve ellerine onun işaretini almamış olanlardı. Hepsi dirilip Mesih ile birlikte bin yıl egemenlik sürdüler.

7 Bin yıl tamamlanınca Şeytan atıldığı zindandan serbest bırakılacak. 8 Yeryüzünün dört bucağındaki ulusları—Gog ile Magog’u—saptırmak, savaş için bir araya toplamak üzere zindandan çıkacak. Toplananların sayısı denizin kumu kadar çoktur. 9 Yeryüzünün dört bir yanından gelerek kutsalların ordugahını ve sevilen kenti kuşattılar. Ama gökten ateş yağdı, onları yakıp yok etti. 10 Onları saptıran İblis ise canavar ile sahte peygamberin de içinde bulunduğu ateş ve kükürt gölüne atıldı. Gece gündüz, sonsuzlara dek işkence çekeceklerdir.

11 Sonra büyük, beyaz bir taht ve tahtta oturanı gördüm. Yer ile gök önünden kaçtılar, yok olup gittiler. 12 Tahtın önünde duran küçük büyük, ölüleri gördüm. Sonra kitaplar açıldı. Yaşam kitabı denen başka bir kitap daha açıldı. Ölüler kitaplarda yazılanlara bakılarak yaptıklarına göre yargılandı. 13 Deniz, kendisinde olan ölüleri, ölüm ve ölüler diyarı da kendilerinde olan ölüleri teslim ettiler. Her biri yaptıklarına göre yargılandı. 14 Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür. 15 Adı yaşam kitabına yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldı.

(Vahiy 21) 1 Bundan sonra yeni bir gök ile yeni bir yeryüzü gördüm. Çünkü önceki gök ile yeryüzü ortadan kalkmıştı. Deniz de yoktu artık. 2 Kutsal kentin, yeni Yeruşalim’in gökten, Tanrı’nın yanından indiğini gördüm. Güveyi için hazırlanmış süslü bir gelin gibiydi. 3 Tahttan yükselen gür bir sesin şöyle dediğini işittim: ‘İşte Tanrı’nın konutu insanların arasındadır. Tanrı onların arasında yaşayacak. Onlar, O’nun halkı olacaklar, Tanrı’nın kendisi de onların arasında bulunacak. 4 Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış ne de ıstırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı.’ 5 Tahtta oturan, ‘İşte her şeyi yeniliyorum’ dedi. Sonra, ‘’Yaz!’ diye ekledi. ‘Çünkü bu sözler güvenilir ve gerçektir.’ 6 Bana, ‘Tamam!’ dedi, ‘Alfa ve Omega, başlangıç ve son Ben’im. Susayana yaşam suyunun pınarından karşılıksız su vereceğim. 7 Galip gelen bunları miras alacak. Ben onun Tanrısı olacağım, o da bana oğul olacak. 8 Ama korkak, imansız, iğrenç, adam öldüren, fuhuş yapan, büyücü, putperest ve bütün yalancılara gelince, onların yeri kükürt ile yanan ateş gölüdür. İkinci ölüm budur.

(Vahiy 22) 1 Melek bana, Tanrı’nın ve Kuzu’nun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi. 2 Kentin ana yolunun ortasında akan ırmağın iki yanında on iki çeşit meyve üreten ve her ay meyvesini veren yaşam ağacı bulunuyordu. Ağacın yaprakları uluslara şifa vermek içindir. 3 Artık hiç bir lanet kalmayacak. Tanrı’nın ve Kuzu’nun tahtı kentin içinde olacak, kulları O’na tapınacak. 4 O’nun yüzünü görecek, alınlarında O’nun adını taşıyacaklar. 5 Artık gece olmayacak. Çıra ışığına da güneş ışığına da gereksinimleri olmayacak. Çünkü Rab Tanrı onlara ışık verecek ve sonsuzlara dek egemenlik sürecekler. 6 Melek bana, ‘Bu sözler güvenilir ve gerçektir’ dedi. ‘peygamberlerin ruhlarının Tanrısı olan Rab, yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermek için meleğini gönderdi.’

(Ben, İsa, size söylüyorum), 12İşte tez geliyorum! Vereceğim ödüller yanımdadır. Herkese yaptığının karşılığını vereceğim. 13 Alfa ve Omega, birinci ve sonuncu, başlangıç ve son Ben’im. 14 Kaftanlarını yıkayan, böylelikle yaşam ağacından yemeye hak kazanarak kapılardan geçip kente girenlere ne mutlu! 15 Köpekler, büyücüler, fuhuş yapanlar, adam öldürenler, putperestler, yalanı sevip hile yapanların hepsi dışarıda kalacaklar. 16 ‘Ben İsa, kiliseler ile ilgili bu tanıklığı sizlere iletsin diye meleğimi gönderdim. Davut’un kökü ve soyu Ben’im, parlak sabah yıldızı Ben’im.’ 17 Ruh ve Gelin, ‘Gel!’ diyorlar. İşiten, ‘Gel!’ desin. Susayan gelsin. Dileyen, yaşam suyundan karşılıksız alsın.

18 Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Her kim bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır. 19 Her kim bu peygamberlik sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır. 20 Bunlara tanıklık eden, ‘Evet, tez geliyorum!’ diyor. Amin! Gel, ya Rab İsa! 21 Rab İsa’nın lütfu kutsallar ile birlikte olsun! Amin!

Tanrı, harika kitabına bu şekilde son verir ve Adem oğullarının bir çarmıha çiviledikleri Rab İsa’nın bir gün yeryüzüne geri döneceğine dair söz verir. Geri dönecek ve O’na iman edenleri, O’nun ile birlikte olmaları için yanına alacaktır. O’na iman etmeyenleri ise yargılayacaktır. Sevgili dostlar, Rab İsa’nın gökyüzünden geri dönüşünde O’nun ile yüz yüze geldiğiniz zaman içiniz rahat olacak mı? O’nu Kurtarıcıları ve Rableri olarak kabul etmiş olan kişilerin arasında mısınız? Tanrı’nın, günahlarınızı hiç günah işlememiş olan Rab İsa Mesih’in üzerine koyduğuna ve böylece O’nun aracılığı ile sizi akladığına ve doğru saydığına yürekten inanıyor musunuz? Adınız Yaşam Kitabında yazılı mı? İsa Mesih ile olan ilişkiniz nedir? O, sizin Kurtarıcınız mıdır? Yoksa Yargıcınız mı olacaktır?

İsa Mesih’in geri dönüşü için hazır mısınız? Eğer bu gün Tanrı’nın sesini işitirseniz, yüreğinizi katılaştırmayın, çünkü Kutsal Yazılar şöyle der:

“Sevgili kardeşlerim, şunu unutmayın ki, Rabbin gözünde bir gün bin yıl, bin yıl bir gün gibidir. Bazılarının düşündüğü gibi Rab vaadini yerine getirmekte gecikmez; ama size karşı sabrediyor. Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor.” (2. Petrus 3:8,9) Tanrı’nın lütfu için uygun zaman işte şimdidir, kurtuluş günü işte şimdidir. (2. Korintliler 6:2) Eğer işittiysek, ama bu denli büyük kurtuluşu görmezlikten gelirsek, nasıl kurtulabiliriz? (İbraniler 2:3)

Sevgili dostlar, bizi büyük bir dikkat ile dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Tanrı’dan dileğimiz, Doğruluk Yolu adlı bu çalışmada duyduğunuz her sözün yaşamınızda filiz veren bir berekete dönüşmesidir. Bu çalışmada duyduğunuz her söz, sizi, Tanrı’nın, Sözü’ne inanan herkese karşılıksız olarak verdiği “büyük kurtuluşa” yönlendirsin. Bu gün okuduğumuz Müjde (İncil) kitabının tamamına sahip olmak isterseniz, lütfen bize yazın…

Bir sonraki derse kadar, siz İsa’nın Kutsal Yazılardaki son sözlerini hatırlarken Tanrı sizi bereketlesin. Rab İsa Mesih şöyle dedi:

“Evet, tez geliyorum!”  (Vahiy 22:20)

89. İyi Haber!

İyi Haber!

The Good News!

(Not: #89.dersin ilk taslağı “Yoonu Njub” ‘un radyo spikeri Malick tarafından kaleme alınmıştır.)

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile birlikte sonsuza kadar esenliğe sahip olmasını arzulayan esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınız sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

İncil (Müjde ya da İyi Haber’in Arapça’daki karşılığı) kitabında yaptığımız çalışmamızda, Rab İsa Mesih’in, dirildikten sonra, öğrencilerine söylediği şu sözler ile buyruk verdiğini dinledik: Dünyanın her yanına gidin ve Müjde’yi bütün yaradılışa duyurun. (Markos 16:15) Ve İsa gökyüzüne alındıktan sonra, Pavlus (önceleri zulmeden gayretli bir yurtseverdi, sonra Mesih’in adanmış bir izleyicisi oldu) adındaki bir adam şunları yazdı:

“(Tanrı, beni elçisi olmaya çağırdı ve bana İyi Haberi’ni duyurma görevini verdi. Tanrı, Oğlu Rabbimiz İsa Mesih ile ilgili Müjde’yi peygamberleri aracılığı ile önceden vaat etti. Duyurduğum iyi haberden utanmıyorum, çünkü Müjde iman eden herkesin kurtuluşu için Tanrı’nın gücüdür. Tanrı’nın insanı akladığı Müjde’de (iyi haberde) açıklanır. Bu doğruluk, imana dayanır ve imana ulaştırır.”  (Romalılar 1:1, 2, 16, 17)

İyi haber, iyi haber, iyi haber! Tanrı Sözü’nün bizlere defalarca tekrarladığı bu iyi haber nedir? Bu gün, Tanrı’nın yardımı ile Kutsal Yazılarda duyurulan bu İyi Haber hakkında konuşmak istiyoruz. Ama İyi Haber hakkında konuşmadan önce kötü haberi hatırlamamız gerekiyor.

Kötü haber nedir? Başlangıçta Tanrı, göğü ve yeri yarattıktan sonra, Adem ve Havva’yı  da yaratarak onları Cennetin yersel bahçesine yerleştirdiğini hatırlayacaksınız. Tanrı, Adem ve Havva’yı O’nu tanımaları, sevmeleri, O’na itaat etmeleri ve O’nu sonsuza kadar yüceltmeleri için ve bereketlemek amacı ile yarattı. Ancak Tanrı yine de onları denemek istedi ve onlara şöyle dedi: “Bahçenin ortasında bulunan ağacın dışında bahçedeki ağaçların hepsinden alıp yiyebilirsiniz. Ama bahçenin ortasındaki o ağaçtan yemeyin, çünkü ondan yediğiniz gün kesinlikle öleceksiniz!” Kötü haber, Adem ve Havva’nın yılanı, yani yasak ağacın meyvesinden yemeleri için onları ayartan şeytanı dinlemiş olmalarıdır. Adem ve Havva’nın günahı, dünyaya sıkıntı ve ölüm getirdi, bu günah onlara ve tüm soylarına bulaştı. Sık sık işittiğimiz şu sözü yine bu konu hakkında bir örnek olarak verelim: “Bulaşıcı bir hastalık, bu hastalığı yayan kişi ile sınırlı değildir.” Tanrı Sözü, bize kötü haberden şu ifadeler ile söz eder:

“Bir kez ölmek, sonra da yargılanmak insanların kaderidir. İşte Rab herkesi yargılamak üzere on binlerce kutsalı (meleği) ile geliyor. Tanrı yoluna aykırı, tanrısızca yapılan bütün işlerden ve tanrısız günahkarların kendisine karşı söylediği bütün ağır sözlerden ötürü Rab, bütün insanlara suçluluklarını gösterecektir.” (İbraniler 9:27; Yahuda 15)

Bu nedenle, kötü haber şudur: Hepimiz günahkarız ve Tanrı’nın adil yargısı ile yüz yüze gelmemiz gerekir!

Ama tüm bunlara rağmen İyi Haber, Adem ve Havva daha henüz Cennet bahçesindeyken verildi; Merhamet ile dolu olan yüce Tanrı bir gün dünyaya, günah tarafından lekelenmemiş, bakire bir kızdan doğacak olan bir Kurtarıcı göndereceğini duyurdu. Bu kutsal Kişi, doğru Kurtarıcı, Adem’in ve tüm soyunun günahlarının bedelini ödemek için Kendisini bir kurban olarak öldürülmek üzere sunacaktı. Bizlerin hak ettiği günahın cezası, bu günahsız Kurtarıcının üzerine yüklenecekti. Tanrı’nın, Adem ve Havva’nın günah işlediği o günde duyurduğu İyi Haber işte budur.

Tanrı, aynı zamanda Mesih olarak adlandırılan bu Kurtarıcının geleceğini duyurmak için pek çok insanı da kullandı. Tanrı peygamberlerinin her biri Mesih hakkında bir çok bilgi verdiler, öyle ki, O geldiği zaman, O’nun Tanrı tarafından atanan Kişi olduğunu herkes fark edebilsin. Örneğin, Mesih2ten yaklaşık yedi yüz yıl önce yaşayan peygamber Yeşaya Mesih’in nasıl dünyaya geleceğini şu sözleri ile önceden bildirdi: İşte kız gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını Immanuel koyacaklar. ‘Immanuel’, Tanrı bizimle anlamına gelir.” (Matta 1:23; Yeşaya 7:14) Bir başka peygamber, Mika, Mesih’in gökyüzünden geleceğini ve yeryüzünde Beytlehem adlı bir köyde doğacağını önceden bildirdi. Mesih, bu peygamberin bildirdiği köyde dünyaya geldi. Ama Mika, bu olayı, Mesih’in doğmadan yüzlerce yıl önceden bildirmişti.

Ancak peygamberler, yalnızca Mesih’in doğumunu önceden bildirmediler. Aynı zamanda, Mesih’inacı çekeceğini ve günahkarların yerine geçerek öleceğini de önceden bildirdiler. Örneğin, peygamber Davut, insanların Mesih’i küçümseyeceklerini, O’na işkence edeceklerini, O’nun ellerini ve ayaklarını deleceklerini ve O’nu öldüreceklerini önceden yazdı. Ve Davut, yalnızca Mesih’in ölümünü bildirmek ile kalmadı, aynı zamanda Tanrı’nın Mesih’i ölümden dirilteceğini ve böylece O’nun Tanrı’nın, Adem oğullarını günahın cezasından kurtarmak için göndereceği tek ve biricik Kurtarıcı olduğunu da önceden bildirdi.

Mesih’in doğumu hakkında yapılan tartışmaların sayısı azdır, ama O’nun ölümü ve dirilişi hakkındaki gerçekler konusunda pek çok kişi yanılgıya düşer ve sürçer. Tanrı’nın, insanlar, O’nun göndermiş olduğu Mesih’i aşağılarlarken, hiç bir şey yapmadan bu olaya nasıl olup da yalnızca seyirci kalabildiğini bir türlü anlayamazlar. Bir çok insanın akıllarının kavrayamadığı konu şudur: Bizi seven Tanrı, Mesih’in bizim günahlarımız uğruna acı çekmesi gerektiğini tasarlayan aynı tanrı’dır. Peygamberler bu nedenle şu sözleri kaleme aldılar: “Ne var ki, Rab bizim günahlarımızın bedelini ödemesi için O’nun (Mesih’in) ezilmesini uygun gördü.!” (Yeşaya 53:10)

Peygamberlere inanıyor muyuz? Onlara inandığımızı söylüyoruz. Eğer peygamberlere gerçekten inanıyorsak, o zaman onların yazdıklarına da inanmamız gerekir. Peygamberlerin kendi düşüncelerini konuşmadıklarını hatırlamamız gerekir. Tanrı, söylemeleri gereken şeyleri peygamberlerin ruhlarına koydu. Bu nedenle, eğer bu peygamberlere inanmayı reddediyorsak, bu durumda reddettiğimiz kişi gerçekte kimdir?  Reddettiğimiz kişi Tanrı’nın kendisidir—çünkü Mesih’in günahı ortadan kaldırmak için bir kurban olarak öleceğini önceden bildirmeleri için peygamberlere esin veren Kişi, Tanrı’dır!

Tanrı dünyayı sevdiği ve hiç kimsenin günah içinde mahvolmasını istemediği için Mesih’in ölümünü planladı. Günahlı kişileri Tanrı’nın yargısından kurtarmak için doğru bir Kişi’nin ölmesi gerekiyordu. Daha önceki zamanlarda sunulan koyun ve keçi kurbanları, ilk ve son kurban olacak olan Mesih’i sembolize ediyorlardı. Tanrı’nın gücü aracılığı ile bakire bir kızdan doğan İsa Mesih Tanrı’ın verdiği, mükemmel ve nihai kurbandı. Bu konuda bir Wolof atasözünü örnek olarak kullanabiliriz: “Eğer bir cüce önünüzde duruyorsa, (nasıl olduğunu tanımlamak için) o cücenin resmini çizmeniz gerekmez.” Aynı şekilde, artık günahlar için mükemmel ve kalıcı bir kurbana sahip olduğumuz için kusurlu ve sembolik kurbanları sunmaya devam ederek kendimizi yormamıza gerek yoktur. Rab İsa’nın,çarmıhta ölmeden önce ne ilan ettiğini hatırlayabiliyor musunuz? Rab İsa, şöyle demişti: “Tamamlandı!” (Yuhana 19:30) O, günah borcumuzu ilk ve son kez olarak ödedi. Yapabileceğimiz tek şey, bu iyi habere inanmaktır! Daha önce de okumuş olduğumuz gibi, Kutsal Yazılar şöyle der: İsa Mesih’in ölümü ve dirilişi hakkındaki İyi Haber: iman eden herkesin kurtuluşu için Tanrı’nın gücüdür!” (Romalılar 1:16)

Ne üzücüdür ki, İsa Mesih’in ölümü ve dirilişi hakkında söylenenlerin uydurma bir öyküden ibaret olduğunu düşünen pek çok kişi O’na iman etmeyi reddederler. Ama yine de biz Müjde’yi çalıştığımız zaman, peygamberlerin Mesih hakkında önceden bildirdikleri her şeyin İsa Mesih tarafından yerine getirildiğini keşfederiz. Her şeyi… doğumu, yaşamı, ölümü, dirilişi ve göğe alınışı. Böylece Müjde şunu ilan eder: “Kutsal Yazılar uyarınca Mesih günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi.” (1. Korintliler 15:3, 4) Her şey tam olarak aynı peygamberlerin önceden bildirdikleri şekilde yerine geldi. İsa’dan nefret edenler, O’nun ile alay ettiler, O’na işkence ettiler ve O’nu öldürdüler ve İsa’yı sevenler de O’nu gömdüler. İsa çarmıha gerildikten üç gün sonra bazı kadınların, şafak sökerken kalktıklarını ve İsa’nın gömülü oldukları mezara gittiklerini ve mezarın açılmış ve boş olduğunu fark ettiklerini gördük. İsa öldükten ve tekrar dirildikten sonra kırk günlük bir süre içinde Kendisini öğrencilerine gösterdi. Dirildikten sonra, beş yüzden fazla sayıda kişi İsa’yı gördü. Dirilişi gerçekti! Mesih, insanın en büyük düşmanlarından biri olan ölümü yenmişti. İsa’nın dirilişi, Tanrı’nın İsa’ya iman eden herkesin O’nun sonsuz yaşamını paylaşabilmesi için Adem oğullarının günahlarını tam olarak ödeyen bir kurban olarak kabul ettiğini kanıtladı.

İyi Haber işte budur. Rab İsa Mesih, sizin günahlarınızı kaldırmak için öldü ve size sonsuz yaşam vermek için üçüncü gün mezardan dirildi. Bu İyi Haber’in amacı, ona inanan herkesi kurtarmaktır. Bu yüzden, sizin yanıtlamanız gereken soru şudur: “Bu İyi Haber’e inanıyor musunuz? Tanrı Sözü bu konuda şöyle der: “Kurtuluş Günü bu gündür! Eğer İyi Haber’i duyarsanız, yüreklerinizi sertleştirmeyin! İman edin!” Kurtuluş, bizlerin yaptığı iyi işlerin sonucu elde edilmez, çünkü hiç kimse Cenneti hak edecek yeterlilikte iyi işler yapamaz. Tanrı, büyük kurtarışını size asla satmayacaktır. O, bu kurtuluşu size vermek ister. İyi işler yapmak, dua etmek ve oruç tutmak size kendinizi iyi hissettirebilir, ama tüm bunlar Tanrı’nın doğruluğunu tatmin edecek yeterlilikte değildirler. Tanrı’nın Cennetine girmeniz için yalnızca tek bir yol mevcuttur!

1.)    Önce bir günahkar olduğunuzun ve Tanrı’yı hoşnut edecek güce sahip olmadığınızın farkına varmak.

2.)    Sonra Tanrı’nın, İsa Mesih’i, günahlarınızı üstlenmek üzere çarmıhta ölmesi için gönderdiğine ve size sonsuz yaşam vermek için O’nu ölümden dirilttiğine inanmalısınız.

Eğer bu İyi Haber’e inanırsanız, öldükten sonra Cennete alınacağınızdan emin olabilirsiniz. Çünkü Tanrı’nın Kendisi Sözü’nde bize Rab İsa Mesih’in Adı’na inandığımız takdirde, sonsuz yaşama sahip olduğumuzu bilebileceğimize dair vaatte bulunmuştur. (1. Yuhanna 5:9-13)

(Bundan sonraki bölüm Malick’in kişisel tanıklığını içerir.) Konumuza burada biraz ara verelim, çünkü size İsa Mesih’e nasıl iman ettiğimi anlatmak istiyorum. Genç bir delikanlı iken, her gün sadakat ile günde beş kez namaz kılar ve her yıl oruç tutardım. Ama öldükten sonra nereye gideceğimi bilmiyordum. Çevremdeki herkese danışarak bu soruma yanıt aradım, ama hiç kimseden net bir yanıt alamadım. Ama Müjde’yi (İncil’i) araştırmaya başladığım zaman, öldükten sonra nereye gideceğimi bilebileceğimin farkına vardım. Çünkü İsa Mesih’in Kendisi Müjde’de, uzun zamandır yanıt aradığım bu soruma şu karşılığı veriyordu: “Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır ve böyle biri yargılanmaz, ölümden yaşama geçmiştir.” (Yuhanna 5:24) İsa Mesih aynı zamanda şu sözleri de söylüyordu: “Diriliş ve Yaşam Ben’im. Bana iman eden kişi, ölse de yaşayacaktır. (Yuhanna 11:25) böylece, kendimi kurtarmak için iyi işler yaparak çaba göstermekten tövbe ettim ve tüm peygamberlerin önceden bildirmiş oldukları Mesih’e iman ettim.Mesih şöyle diyordu: O’na inanan herkesin günahları O’nun adı ile bağışlanır.” (Elçilerin İşleri 10:43) Kurtulma konusunda kendime yönelik tüm umutlarımdan vazgeçtim ve yalnızca Rab İsa Mesih’e Kurtarıcım olarak umut bağladım. Ve o zamandan bu güne kadar Tanrı ruhuma huzur sağladı. Vicdanım artık beni rahatsız etmiyor. Geleceğim, İsa Mesih’in çarmıhta tamamladığı iş sayesinde harika bir parlaklığa sahip. Mesih’in bir öğrencisi olarak yaşamımda bazen sıkıntı ve acılar ile karşılaşıyorum, çünkü inancım akrabalarımın ve dostlarımın inançlarından farklı, ama ben huzurluyum. Tanrı’nın esenliği yüreğimi ve zihnimi dolduruyor. Ve bu esenliği bana sağlayan İsa şöyle diyor: “Dünya sizden nefret ederse, sizden önce benden nefret etmiş olduğunu bilin. Size esenlik bırakıyorum. Size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size dünyanın vermiş olduğu gibi vermiyorum. Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.” (Yuhanna 15:18; 14:27) Ve sevgili dostlar, Rabbi benim için ve beni içimde yaptıklarını sizlerin her biriniz için de yapabilir. Sizden istediği tek bir şey var: O’na tüm yüreğinizi vermek. Geri kalanını O halledecektir. Çünkü Rab İsa’nın Kendisi şöyle dedi: “Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm. Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur.”  (Matta 11:28, 29)

Günahlarınız nedeni ile yorgun musunuz, yükünüz ağır mı? Canınızın rahat etmesini istiyor musunuz? Eğer Mesih’in sizin için öldüğünü ve sizin için öldüğünü bildiren İyi Haber’e inanıyorsanız, Tanrı tüm günahlarınızı bağışlayacak, sizi doğru ilan edecek ve adınızı Yaşam Kitabına yazacaktır. Bu İyi Haber’e inandığınız takdirde, sizi Kendisine ait olanlardan biri olarak işaretleyecek ve İsa’nın Ruhu’nu yüreklerinize gönderecektir. İçinizde yaşayan Kutsal Ruh o zaman yüreğinizi, yaşamınızı ve yaşam biçiminizi değiştirecektir, çünkü Kutsal Yazılar şöyle der: “Bir kimse Mesih’teyse yeni yaratıktır. Eski şeyler geçmiş her şey yeni olmuştur!” (2. Korintliler 5:17)

Sevgili dostum, nerede olursan ol, koşulların ne olursa olsun, erkek, kadın, yaşlı ya da genç, Rab İsa Mesih sana yeni bir yaşam verebilir – yeter ki sen O’na iman et. Senin Tanrı ile sonsuza kadar birlikte yaşayabilmen için O senin yerine, senin için öldü. Bu İyi Haber’e inanıyor musun?

Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz.

Tanrı sizi bereketlesin. Sizi, Tanrı’nın kurtuluşun İyi Haberi’ne iman eden herkese verdiği harika güvencelerden birini içeren bir ayet ile baş başa bırakıyoruz:

“Tanrı bizi yaptıklarımıza göre değil, kendi amacına ve lütfuna göre kurtarıp kutsal bir yaşama çağırdı. Bu lütuf bize zamanın başlangıcından önce Mesih İsa’da bağışlanmış, şimdi de O’nun gelişi ile açığa çıkarılmıştır. Kurtarıcımız Mesih İsa ölümü yetkisiz kılmış, yaşamı ve ölümsüzlüğü Müjde aracılığı ile açığa çıkarmıştır.”  (2. Timoteos 1:9, 10)

90. İnsanın Soruları ve Tanrı’nın Yanıtları [Bölüm 1]

İnsanın Soruları ve Tanrı’nın Yanıtları [Bölüm 1]

Man's Questions and God's Answers [Part 1]

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuza kadar esenliğe sahip olmasını isteyen esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sizlere sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Sevgili Dostlar, Kutsal Yazılarda öğretilenler ile ilgili bize yazdığınız sorular için hepinize teşekkür ederiz. Size postaladığımız mektupların, kitapların ve kasetlerin, yararlı olduklarını umuyoruz. Aynı zamanda bize yazmayan ama Doğruluk yolu adlı programı başından sonuna kadar bağlılık göstererek izleyen dinleyicilerimize de çok teşekkür ederiz. Tanrı her birinizi bereketlesin ve sağlamış olduğu Kurtuluşun doğru yolunu anlamanız için size yardımcı olsun.

Bu gün ve bir sonraki programımızda biraz farklı bir uygulama yapmayı planlıyoruz. Siz sevgili dinleyicilerimizden almış olduğumuz bazı soruları yine sizler ile paylaşmak istiyoruz. Her bir soruya yanıt verirken, yalnızca Kutsal Yazılardaki ayetleri kullanacağız, çünkü karanlıkta bize rehberlik edecek olan tek güvenli ışık, Tanrı’nın Sözü’dür. Mezmurlar’da bu konu ile ilgili olarak şunlar yazılıdır: “Sözün adımlarım için çıra, yolum için ışıktır.” (Mezmur 119:105)

Şimdi sorularınıza bakalım. Bu gün bize yardımcı olmak için bir arkadaşımız bu soruları okumak üzere stüdyoda bize katıldı.

1.)    Teşekkür ederiz. Mektuplardan biri ile bize ulaştırılan ilk soru şu: Doğruluk Yolu adlı programı hazırlayan kişilerin dini nedir?

Uzun zaman önce Tanrı, yüreklerimize gerçeği—O’nun Gerçeği’ni aramak için istek koydu. Tek gerçek Tanrı’nın Sözü’nün ne olduğunu kendimiz için bilmek istedik. Kutsal Kitap’ı {Torah (Tevrat), Mezmurlar (Zebur), Peygamberlerin Kitapları ve Müjde’yi (İncil)} dikkatle okuduk. İsa Mesih’in, tüm peygamberlerin kendisi hakkında yazmış olduğu Kurtarıcı olduğunun farkına vardık. İsa, O’na iman eden herkesin sonsuza kadar Tanrı’nın huzurunda yaşayabilmesi için Adem oğullarının günah borcunu silmek üzere Tanrı’nın verdiği mükemmel ve nihai kurbandır. Tanrı’dan gelen İsa Mesih, bizi Tanrı’ya götürebilecek olan tek Kişi’dir. Ve böylece umudumuzu yalnızca O’na bağladık.

O halde biz kimiz? Bizler, İsa Mesih’in öğrencileriyiz. Kur’an bizden, Kitap Halkı anlamına gelen, Ehli Kitab olarak söz eder. Diğerleri ise bizi, Mesih’in halkı anlamına gelen Hıristiyanlar olarak adlandırırlar. Size bizim Hıristiyan olduğumuzu söylerken, hatırlatmak istediğimiz bir nokta var, o da şu: kendilerini Hıristiyan olarak adlandıran pek çok kişi var, ama bu durum, onların gerçekten Mesih’in halkı oldukları anlamına gelmiyor. Nasıl bir ağaç kütüğü suyun içinde kalmakla timsah olamıyorsa (Wolof atasözünden alıntı), aynı şekilde bir kişi, yalnızca Hıristiyanların yaptıkları şeyleri yaparak bir Hıristiyan olmaz. Bir dine mensup olmanız size Tanrı ile bir ilişki kurmanızı sağlamaz. Yalnızca İsa Mesih bir kişiyi Tanrı’ya götürebilir. Mesih’e, Kurtarıcımız, Rabbimiz ve Dostumuz olarak sahip olduğumuz için ne mutlu bize! O, bizlere Tanrı ile harika bir ilişki ve ölüm ile yüz yüze geldiğimiz zaman tam bir güvence sağladı. O, her gün bize olan sevgisini ve sadakatini gösterir! Rab İsa Mesih’te Tanrı bize sonsuz yaşam ile ilgili her şeyi verdi. İsa Mesih’te yüreklerimizin ihtiyaç duyduğu her şeye sahibiz.

2.)    Teşekkür ederiz. Bir sonraki soruya geldik. Bu soru önemlidir ve net bir yanıt verilmesini gerektirir. Bu soruyu gönderen dostumuz şöyle yazmıştır: Beni gerçekten rahatsız eden bir şey var. Kur’an’da peygamberimiz Muhammed’in tüm Müslümanlara Kutsal Kitap’ta bulunan Tevrat ve Müjde gibi kitaplara inanmalarını buyurur. Kutsal Kitap’a saygı duyuyorum ve onu okumaya başladım. Ancak bazı arkadaşlarım Kutsal Kitap’a güvenemeyeceğimizi, çünkü bozulduğunu ve değiştirildiğini söylüyorlar. Okuduğum Kutsal Kitap’ın orijinal Kutsal Kitap’tan farklı olduğunu ileri sürüyorlar. Bu konu hakkında ne diyeceksiniz?

Bu soruyu yanıtlamadan önce peygamberlerin eski kitaplarının “bozulduklarını ve değiştirildiklerini” ileri süren bu kişilere bizim bazı sorularımız olacak. Kutsal Kitap’ın tahrif edildiğini öne süren bu düşüncenin kaynağı nedir? Böylesine ciddi bir suçlamanın temeli nedir? Bize Kutsal Kitap’ın ne zaman değiştirildiğini söyleyin. Onu kim değiştirdi? Kutsal Kitap nerede değiştirildi? Kutsal Kitap’ta hangi değişiklikler yapıldı? Biri, Kutsal Kitap’ın değiştirildiğine ilişkin tek bir kanıt verebilir mi?

Kutsal Kitap hakkındaki gerçekleri, eğer içtenlik ile araştırıyorsanız, Tanrı’nın, peygamberlerine, yazmaları için esinlemiş olduğu kutsal Sözü’nü korumuş olduğunun frakına varacaksınız. Kutsal Kitap’ın tahrif edildiğini ileri süren kişilerin yaptıkları, yalnızca söylentilere inanmaktan ibarettir. Tüm bu iddialara rağmen, Kutsal Kitap’ın değiştirilmediğini kanıtlamak için pek çok delil mevcuttur.

Günümüzde, dünyadaki büyük müzeler ve üniversitelerde, bilim adamları tarafından korunmuş olan Müjde yazılarının ve tüm Yeni Antlaşma’nın binlerce eski tomarı (Wolof dilinde: kitaplar) bulunmaktadır. Eski Antlaşma’nın tomarları gibi, Yeni Antlaşma’nın bu tomarlarının çoğu Muhammed’in zamanından yüzlerce yıl önce mevcuttu. Eğer bu eski kitapları, bu gün elimizde bulunan kitaplar ile karşılaştırırsanız, Tanrı’nın, Sözü’nü bizler için ne kadar titizlik ile korumuş olduğunu keşfedeceksiniz. Bu gün elimizde olan ve okuduğumuz Kutsal Kitap, Muhammed’in zamanındaki Kutsal Kitap’ın aynısıdır.

Peygamberler, Tanrı’nın sözlerini, hayvan derilerinden ya da bitki liflerinden yapılmış olan tomarlar üzerine yazdılar. Yahudi yazıcılar Tanrı’nın Sözü’nü parşömen tomarlar üzerine kopya ettiler. Eğitim görmüş olan bu yazıcılar, yazdıkları kopyanın orijinal metin ile aynı olmaları konusunda özel bir dikkat sarf ettiler. Bir kitapta yer alan harflerin kaç tane oldukları sayıldı ve o kitabın ortasındaki harf, yazılan kopyanın, orijinalinin aynı olduğunu garantilemek için konuldu. Eğer bir hata olsaydı, tomarın tamamı yok edilirdi. Bu Yahudi yazıcılar, Tanrı’nın Sözü ile oynamanın, Tanrı’nın Kendisi ile oynamak olduğuna inanan kişilerdi! Belki 1947 yılında bulunmuş olan ünlü Ölü Deniz Tomarları hakkında bilginiz vardır. Bu Eski Antlaşma tomarlarının İsa doğmadan yüz yıl önce kopya edildiklerini biliyor muydunuz? Buna rağmen bu eski tomarlar bin yıl sonra kopya edilen tomarlar ile uyumludurlar! Kutsal Kitap değiştirilmedi!

Kutsal Kitap’ı hiç kimse gerçekten değiştiremez. Eğer biri Kutsal Kitap’ı değiştirmek isteseydi, o zaman Kutsal Kitap’ın tüm kopyalarını değiştirmesi gerekecekti. Bunun yapılması imkansızdır! Mesih’in zamanını izleyen dönemde bilim adamları, Kutsal Kitap’ı İbranice, Aramice ve Grekçe gibi orijinal yazım dillerinden farklı pek çok dile çevirmeye başladılar. Bu durumda dünyada mevcut olan Kutsal Kitapların hepsini hiç kimse değiştiremezdi. Bu gün, Kutsal Kitap (kısmen ya da tamamı) iki binden fazla farklı dilde yazılıdır. (Not: İngilizce dilinde, bizler düzinelerce harika çeviriler ile bereketlenmiş durumdayız.) Tanrı kutsal Sözü’nü korudu ve O’na hizmet edenler Söz’ü dünya insanlarının dillerine çeviriyorlar, çünkü Tanrı, Sözü’nü herkesin kendi kulakları ile işitmesini, kendi zihinleri ile anlamasını ve kendi yüreklerine kabul etmesini ve böylelikle kurtulmasını istiyor.

Her Şeye Gücü Yeten Tanrı, Sözü’nü, Şeytan’dan ve Sözü’nü değiştirip tahrif etmek isteyenlerden koruyabilecek güçte midir? Evet, Tanrı Sözü’nü koruyabilir ve korumuştur! Allahüekber! Tanrı büyüktür! Dünyanın başlangıcından bu güne kadar Şeytan’ın Tanrı’nın Sözü’nü, insanların zihninde değiştirmek için çaba sarf ettiğinin elbette frakındayız. Örneğin, Kutsal Kitap’ın ilk kitabı olan Yaratılış’ta, Tanrı’nın Adem’e şöyle dediğini duyduk: “Bu ağaçtan yediğin gün, kesinlikle öleceksin!”  Ama Şeytan, Adem ve Havva’ya, ‘Kesinlikle ölmeyeceksiniz!” diyerek Tanrı’nın söylediği sözü inkar etti. Şeytan, böylelikle Tanrı’nın Sözü’nü değiştirmeye çalıştı. Bildiğiniz gibi, Adem ve Havva Şeytan’ın söylediğine inanmayı seçtiler ve yasaklanmış olan meyveyi yediler. Bu davranışlarının bir sonucu olarak, aynen Tanrı’nın söylemiş olduğu gibi, canları öldü ve bedenleri yaşlanmaya ve ölmeye başladı. Sevgili dostlar, Tanrı’nın Sözü emindir. Şeytan yalancı ve aldatıcıdır. Şeytan insanları kandırmak ister ve onların Kutsal Kitap’ın değiştirildiğine inanmalarını arzu eder. Ama Rab İsa Mesih şöyle der: “Kutsal Yazı geçerliliğini yitirmez.(Yuhanna 10:35) “Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır!” (Matta 24:35)

3.)    Bu net yanıt için teşekkürler. Şimdi sırada üçüncü soru var: İsa’yı neden Tanrı’nın Oğlu olarak adlandırıyorsunuz? Tanrı doğurmaz ve doğurulmamıştır, bu nedenle İsa nasıl O’nun Oğlu olabilir?

Bu nemli soruyu daha önce sık sık yanıtladık, ancak şimdi memnuniyet ile yeniden yanıtlayacağız. Böyle önemli bir konuda bilgisiz kalmak ölümcül olabilir! (Wolof) atasözünün söylediği gibi, “Siz onu bilmeden önce bilgisizlik sizi öldürecektir!” Soruyu soran kişi şöyle der: “İsa’yı neden Tanrı’nın Oğlu olarak adlandırıyorsunuz? “ dinleyicilerimize öncelikle hatırlatmamız gereken şey, İsa’ya “Tanrı Oğlu” ünvanını bizim vermediğimizdir. İsa’yı Oğlu olarak adlandıran Tanrı’dır! İkinci olarak değineceğimiz nokta, “Tanrı’nın Oğlu” adı, Tanrı’nın bir eş aldığına ve ondan bir oğul sahibi olduğu anlamına gelmez. Daha önce görmüş olduğumuz gibi, İsa’ya Kutsal Kitap’ta, yüzlerce isim ve ünvan verilmiştir. Bu isimler ve ünvanlar, O’nun kim olduğunu daha iyi anlamamıza  yardımcı olurlar. Örneğin, İsa, “Kapı” olarak adlandırılır, ama bu unvan, İsa’nın tahta ya da çelik gibi bir metalden yapılmış  bir kapı olduğu anlamına gelmez. İsa aynı zamanda, “Yaşam veren Yiyecek”  (Yaşam Ekmeği) olarak da anılır, ama bu da pek tabii ki O’nun yediğimiz balıklı pilav (Senegal’in ulusal yemeği) gibi bir yiyecek olduğu anlamına gelmez. Tanrı’nın peygamberleri Mesih’i “Tanrı Kuzusu” olarak adlandırdılar, ama bu ünvan İsa’nın bir koyun olduğunu göstermez. Benzer şekilde Tanrı, İsa’yı Oğlu olarak adlandırdığı zaman, Tanrı’nın bir eş alıp bu eş aracılığı ile bir çocuğa sahip olmadığını bilmeniz gerekir. Aksini söylemek, küfürdür! Eğer ben Senegal’den ayrılırsam, beni “Senegal’in bir evladı” olarak çağırırlar, çünkü ben bir Senegalli’yim. Ama bu, Senegal ülkesinin bir eş alıp, ondan bir çocuk sahibi olduğu anlamına gelmez. Benzer şekilde, Tanrı, melekler ve peygamberler Mesih’i “Tanrı Oğlu” olarak çağırdılar, çünkü O, Tanrı’dan geldi. İsa, bakire bir kızdan doğdu. Yersel bir babaya sahip değildi. O, dünyaya gelip doğmadan önce de zaten göklerde yaşıyordu, çünkü İsa, “Kelamullah”tır, yani, başlangıçta Tanrı ile birlikte olan Söz’dür. Kutsal Yazılar bu konuda şu beyanda bulunurlar:

“Başlangıçta Söz vardı. Söz, Tanrı ile birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Söz insan olup aramızda yaşadı. O’nun yüceliğini, Baba’dan gelen lütuf ve gerçek ile dolu biricik Oğul’un yüceliğini gördük. Tanrı’yı hiç bir zaman hiç kimse görmedi. Baba’nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul O’nu tanıttı.  (Yuhanna 1:1, 14, 18)

İsa, Tanrı’nın Sonsuz Oğlu’dur. Yeryüzünde insan bedeninde görünen Tanrı Sözü’dür.

Tanrı Sözü nedir? Siz belki Tanrı Sözü’nün Tanrı’nın, peygamberlerine yazmaları için esinlediği Kutsal Yazılar olduğunu söyleyeceksiniz. Haklısınız. Peygamberlerin Yazıları bizler için Tanrı tarafından bize gönderilen mektuplara benzeyen Tanrı’nın Sözü’dürler. Ama size bir başka kentte yaşayan bir arkadaşınız hakkında bir soru sormamıza izin verin. Hangisini tercih edersiniz? Arkadaşınızın size yalnızca bazı mektuplar yazmasını mı, yoksa yanınıza gelip fiziksel varlığı ile sizi ziyaret etmesini mi? Elbette bizzat gelip sizi ziyaret etmesini istersiniz, çünkü o zaman bu arkadaşınız ile yüz yüze konuşabilirsiniz. Benzer şekilde, Tanrı yüce olduğu ve O’nun için imkansız hiç bir şey bulunmadığı için ve O, Kendisini bize tanıtmak ve bizim için ne istediğini bize söylemek istediği için sizce bize yalnızca mektup göndermeyi mi ister yoksa bizi ziyaret etmek amacı ile bizzat Kendisi mi gelmek ister? Sevgili dostlar, peygamberlerin ilan ettiği iyi haber, Tanrı’nın, günahlı insanlığı ziyaret etmek için bizzat geleceğidir.

Müjde’de, Tanrı’nın, Sözü’nü insanları günahlarından kurtarabilmesi için onların arasında bir İnsan olarak yaşamak üzere dünyaya gönderdiğini keşfederiz. Göklerden gelen bu İnsan İsa Mesih’tir. İsa, Tanrı Oğlu olarak anılmaya layıktır, çünkü O, başlangıçta Tanrı ile birlikte olan Söz’dür. İsa, Tanrı’nın Sonsuz Oğlu’dur, Tanrı’nın mükemmel temsilcisidir – Tanrı’nın karakterini insana açıklayan Kişi’dir. Genç bir erkekten genellikle, ‘aynı babasına benziyor’ diye söz ederiz. Aynı şey İsa için de geçerlidir. İsa, Tanrı’nın benzeyişini taşır. İsa’yı tanımak, Tanrı’yı tanımak ve O’nun nasıl olduğunu bilmektir. Kutsal Yazılar bu konuda şöyle yazar:

“Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığı ile bir çok kez çeşitli yollardan atalarımıza seslendi. Ama bu son çağda her şeye mirasçı kıldığı ve aracılığı ile evreni yarattığı kendi Oğlu ile bize seslenmiştir. Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözü ile her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı’nın sağında oturdu.”  (İbraniler 1:1-3)

Söylenecek son bir sözümüz var. Tanrı, İsa’yı neden Tanrı Oğlu olarak adlandırdığını tam olarak anlamanız gerektiğini söylemez. Sadece, bu gerçeğe inanmanız gerektiğini söyler. Tanrı’nın, peygamber Davut’a Mezmurlar’da şu sözleri yazması için esin verdiğini hatırlayın: Oğul’u öpün (O’na saygı gösterin ve boyun eğin), ki öfkelenmesin, yoksa izlediğiniz yolda mahvolursunuz, çünkü öfkesi bir anda alevleniverir. Ne mutlu O’na sığınanlara!”  (Mezmur 2:11, 12) Tanrı aynı zamanda elçi Yuhanna’ya da Müjde’de yazması için şu esini verdi:

“İsa, öğrencilerinin önünde bu kitapta yazılı olmayan başka bir çok doğaüstü belirti gerçekleştirdi. Ne var ki yazılanlar, İsa’nın Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna iman edesiniz ve iman ederek O’nun adı ile yaşama kavuşasınız diye yazılmıştır.”  (Yuhanna 20:30, 31) Oğul’a iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Ama Oğul’un sözünü dinlemeyen yaşamı görmeyecektir. Çünkü Tanrı’nın gazabı böylesinin üzerinde kalır!”  (Yuhanna 3:36)

Bizi dinlediğiniz için teşekkürler. Tanrı’nın isteği ile bir sonraki yayınımızda daha çok sorulara ve yanıtlara yer vererek devam edeceğiz.

Siz, Kutsal Kitap’taki şu sözler üzerinde düşünürken, Tanrı sizi bereketlesin:

“İnsan soyu ota benzer, bütün yüceliği kır çiçeği gibidir. Ot kurur, çiçek solar, ama Rabbin Sözü sonsuza kadar kalır.” (1. Petrus 1:24, 25)

91. İnsanın Soruları ve Tanrı’nın Yanıtları [Bölüm 2]

İnsanın Soruları ve Tanrı’nın Yanıtları [Bölüm 2]

Man's Questions and God's Answers [Part 2]

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuza dek esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Bu gün son programımızda başlamış olduğumuz konuya devam edeceğiz. Siz dinleyicilerimizden almış olduğumuz soruları yanıtlayacağız. Bize mektup gönderen herkese tek tek teşekkür ederiz. Başlamadan önce açıklığa kavuşturmamız gereken bir nokta var. Sorularınızı yanıtlarken kendi bilgimize ya da başka insanların bilgisine güvenmeye cesaret etmiyoruz. Soruları yanıtlarken güvendiğimiz tek şey Tanrı’nın Sözü’dür. Sorularınızın yanıtlarına sahip olan biz değiliz. Yanıtların sahibi yalnızca Tanrı’dır ve bu yanıtları bize Kutsal Yazılarda vermiştir. Kutsal Kitap şöyle der: “Tanrı’nın Sözü diri ve etkilidir; iki ağızlı kılıçtan daha keskindir. Can ile ruhu, ilik ile eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin düşüncelerini, amaçlarını yargılar.”  (İbraniler 4:12) O zaman şimdi gelin, sorularımıza geri dönelim. Bu gün tekrar burada soruları okuyarak bize yardımcı olan bir arkadaşımızın bulunmasından sevinç duyuyoruz.

1.)    Teşekkür ederiz. Okuyacağım bu mektupta bir dinleyicimiz şöyle yazmış: “Bir programda şöyle dediniz: ‘Kötü olan bir şeyin Tanrı’dan gelmesi mümkün değildir.’ Ben bu düşüncenize katılmıyorum, çünkü Tanrı iyi olandan önce kötü olanı yarattı.”

Bu soruyu Kutsal Kitap’ta bulunan bir soru ile yanıtlamamıza izin verin. “Bir pınar aynı gözden tatlı ve acı su akıtır mı?”  (Yakup 3:11) Bir su kaynağı nasıl hem tatlı hem de tuzlu su veremezse, Tanrı da aynı şekilde hem iyinin hem de kötünün kaynağı değildir. Kutsal Yazılar şöyle diyor:

“Tanrı ışıktır, O’nda hiç karanlık yoktur!”  (1. Yuhanna 1:5) “Ayartılan kişi, ‘Tanrı beni ayartıyor’ demesin. Çünkü Tanrı kötülük ile ayartılmadığı gibi kendisi de kimseyi ayartmaz. Herkes kendi arzuları ile sürüklenip ayartılır. Sonra arzu gebe kalır ve günah doğurur. Sevgili kardeşlerim, aldanmayın! Her nimet, her mükemmel armağan yukardan, kendisinde değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan Işıklar Babası’ndan gelir. O, yarattıklarının bir anlamda ilk meyveleri olmamız için bizleri kendi isteği uyarınca, gerçeğin bildirisi ile yaşama kavuşturdu.” (Yakup 1:13-18)

Tanrı’nın peygamberlerinden biri olan Habakkuk şöyle yazdı: “Ya Rab, kutsal Tanrım, öncesizlikten beri var olan sen değil misin? Kötüye bakamayacak kadar saftır gözlerin; haksızlığı hoş göremezsin.”  (Habakkuk 1:12, 13) Bu nedenle, eğer Tanrı kötü olanı hoş göremiyorsa, O’nun kötü olanı yaratabileceğine inanmamamız gerekir. Tanrı, Lüsifer adında bir melek yarattı, ama Lüsifer Tanrı’ya karşı isyan etmeyi seçerek şeytan oldu. Tanrı Adem’i yarattı, ama Adem Tanrı’ya itaatsizlik etmeyi seçerek bir günahkar oldu. Tanrı Sözü bize şeytanın ve insanın kötü yüreğinin kötünün kaynağı ve Tanrı ve O’nun Sözü’nün iyinin kaynağı olduğunu öğretir.

2.)    Şimdi bir sonraki soruya geçiyoruz: Eğer Tanrı kutsal ve merhamet dolu ise, o zaman neden dünyadaki savaşlara, çatışmalara, cinayetlere ve kötülüklere müdahale etmiyor ve sadece izliyor? Sıkıntı içinde olan kişilere yardım etmek için bir şey yapamaz mı?

Tanrı gerçekten de Merhamet Rabbidir ve sıkıntıda olan insanlara yardım etmek için yapması gerekeni zaten yapmıştır! Tanrı, doğru Kurtarıcı İsa Mesih’i dünyanın günahları için ölerek insanları Kendisi, kendileri ve birbirleri ile barıştırması için gönderdi. Ancak yine de insanların kendi aralarında birbirleri ile barışabilmeleri için, öncelikle Tanrı’nın gönderdiği Kurtarıcı olan İsa Mesih’e iman etmeleri ve O’na boyun eğmeleri gerekir. Tanrı ile ilişkimiz doğru olduğu zaman, insanlar ile olan ilişkilerimiz de doğru olabilir. Ancak böyle olduğu zaman gerçek esenlik sağlanacaktır. Her şey, Tanrı’ya nasıl karşılık verdiğimize bağlıdır. Tanrı’nın sağladığı çözümü kabul ederek almamız gerekir. Aynı zamanda Tanrı’nın bu dünyayı kötülüğü nedeni ile yargılayacağını da hatırlayın. Tanrı Sözü gerçeği kabul etmeyi ve ona itaat etmeyi reddeden herkesi yargılamak için Rab İsa’nın çağın sonunda geri döneceğini söyler. Rab İsa Tanrı’nın tüm düşmanlarını yere serdikten sonra tüm yaratılışı yenileyecektir. Ve sonra Kutsal Yazılarda yazılı olan şu sözler yerine gelecektir: artık hiçbir lanet kalmayacak. Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı.” (Vahiy 22:3; 21:4)

3.)    Bu günkü üçüncü sorumuz şöyle: Beni rahatsız eden bir şey var; ben her zaman eğer günah işlersem, bu günahın çocuklarımı değil yalnızca beni etkileyeceğine inandım. Çünkü günahı işleyen çocuklarım değildi. Ama siz atamız Adem’in Cennet bahçesinde işlediği günahın onun tüm soyuna yayıldığını ve Tanrı’nın Adem’in tüm soyunu cezalandırması gerektiğini söylüyorsunuz. Bu nasıl mümkün olabilir?

Wolof atasözü şöyle der: “Bulaşıcı bir hastalık, hastalığı yayan kişi ile sınırlı kalmaz.” Ve “Sıçrayan ceylan, tünel kazan bir soy üretmez.” Bu gerçektir, öyle değil mi? Eğer bir çocuğunuz varsa ve onu kendi evinizde yetiştiriyorsanız, karakterinin iyi ve kötü özelliklerini siz anne ve babasından alacağını hepimiz kabul ederiz. Çocuğunuz, sizin konuşma, yaşam, düşünce biçiminizi ve davranış tarzlarınızı yansıtacaktır. Hepimiz Adem ve Havva ailesine aitiz. Tanrı’nın buyruğuna itaat etmeyenlerin soyundan geldik. Bizler, atalarımıza benzemiyor muyuz? Hepimiz suçluyuz! Tanrı’nın buyruklarına itaatsizlik eden bir doğa ile dünyaya geldik. Bu itaatsiz doğayı kimden miras aldık? Adem’den. Adem’in günahı korkunç bir bulaşıcı hastalık gibi her birimize bulaştı. Hoşumuza gitse de gitmese de gerçek budur. Tanrı’nın Sözü bu konuda tam olarak şunları söyler: Günah bir insan aracılığı ile, ölüm de günah aracılığı ile dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı, çünkü hepsi günah işledi.”  (Romalılar 5:12) Ancak tüm bunlara rağmen, umut vardır, çünkü Tanrı Sözü aynı zamanda şöyle de der: “İşte tek bir suçun (Adem’in suçu), bütün insanların mahkumiyetine yol açtığı gibi, bir doğruluk eylemi (İsa Mesih’in doğruluğu) de bütün insanlara yaşam veren aklanmayı sağladı.” (Romalılar 5:18)

4.)    Bir sonraki soruya geçiyoruz: Kutsal Kitap neden Eski antlaşma ve Yeni Antlaşma olarak ikiye ayrılır?

Kısaca peygamberlerin Eski Ahit’te yani İlk Antlaşma’da yazdıkları her şey, Mesih doğmadan önce yazıldı. Yeni Ahit’teki yani Yeni Antlaşma’daki her şey Mesih’in doğumundan sonra yazıldı. Böylece İlk Antlaşma’yı yazan Tanrı peygamberlerinin mesajı şu oldu: “Tanrı, Mesih’i gönderecek!”  Ama Yeni Antlaşma’nın mesajı şuydu: “Tanrı, peygamberleri aracılığı ile vaat etmiş olduğu gibi Mesih’i gönderdi!”  Kutsal Kitap’ta iki kısım – İlk Antlaşma ve Yeni Antlaşma - olduğu için Tanrı’ya teşekkür ederiz, çünkü bu iki kısmın varlığı sayesinde Tanrı’nın uzun zaman önce vaat etmiş olduğunu yerine getirdiğini görebiliriz. Tanrı, atalarımıza Tevrat’ta, Mezmurlarda ve peygamberlerin yazılarında vaat etmiş olduğu gibi bir kurtarıcı – İsa Mesih- gönderdi. Irmaklar nasıl denize akarlarsa, peygamberlerin yazıları da aynı şekilde Mesih’te gerçekleşir ve yerine gelirler.

5.)    Şimdi bir başka soruyu ele alalım: Pek çok kişi insanın cennete mi yoksa cehenneme mi gideceğini bilemeyeceğini söyler. Bunu yalnızca Tanrı bilir. Ama siz eğer bu gün ölürseniz, cennete gideceğinizi bildiğinizi söylüyorsunuz. Hangi temele dayanarak böylesine cesur bir iddiada bulunuyorsunuz?

Bu soruya bir başka soru ile yanıt verelim. Tanrı verdiği sözden geri dönebilir mi? Tanrı verdiği sözü yerine getirecek kadar sadık mı? Tanrı sözü bu konuda şöyle der:

“Peygamberlerin hepsi O’nun ( Rab İsa Mesih ) ile ilgili tanıklıkta bulunuyorlar. Şöyle ki, O’na inanan herkesin günahları O’nun adı ile bağışlanır.”  (Elçilerin İşleri 10:43) “Tanrı Oğlu’nun adına iman eden sizlere, sonsuz yaşama sahip olduğunuzu bilesiniz diye bunları yazdım.” (1. Yuhanna 5:13)

Tanrı’nın Kendisi, Sözü’nde sonsuz yaşama sahip olduğunuzu bilebileceğinizi söyledi. Bu nedenle biz kim oluyoruz da hiç kimsenin sonsuzluğu geçirmek için nereye gideceğini bilemeyeceğini söyleyebiliyoruz? Evet, sevgili dostum, öldükten sonra nereye gideceğinizi bilebilirsiniz. Asıl mesele şudur: Rab İsa Mesih’e ve O’nun mükemmel kurbanına gerçekten inanıyor musunuz? Yoksa, kendi “iyi işlerinize” mi güveniyorsunuz? Yalnızca Mesih’e güvenen kişiler içtenlikle şöyle diyebilirler: “Sonsuz yaşama sahip olduğumu biliyorum.

6.)    Teşekkür ederiz. Bir dinleyicimiz şu soruyu sormuş: İsa, Yardımcı’nın (Avutucu)—“Parakletos”—Kendisinden sonra geleceğini ilan etti. İsa kimden söz ediyordu?

“Parakletos”, avutucu, yardımcı, ya da avukat anlamına gelen Grekçe bir sözcüktür. Kutsal Yazılarda Parakletos, hem İsa (bakınız 1. Yuhanna 2:1) hem de Kutsal Ruh için kullanılır. Müjde’de okumuş olduğumuz gibi, Rab İsa gökyüzüne dönmeden önce öğrencilerine şu sözleri söyleyerek vaatte bulundu:

“Ben de Baba’dan dileyeceğim. O, sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı verecek. Dünya O’nu kabul edemez. Çünkü O2nu ne görür ne de tanır. Siz O’nu tanıyorsunuz, çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır. Baba2nın benim adım ile göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak. O, gelince, günah, doğruluk ve gelecek yargı konusunda dünyayı suçlu olduğuna ikna edecektir. Günah konusunda, çünkü bana iman etmezler. Yeruşalim’den ayrılmayın, Baba’nın verdiği ve benden duyduğunuz sözün (armağanın) gerçekleşmesini bekleyin. Şöyle ki, Yahya su ile vaftiz etti, ama sizler bir kaç güne kadar Kutsal Ruh ile vaftiz edileceksiniz.” (Yuhanna 14:16, 17, 26; Elçilerin İşleri 1:4, 5)

Rab İsa Yardımcı’nın, bir insan değil, hiç kimsenin göremediği bir Ruh—Tanrı’nın Kutsal Ruh’u—olduğunu söyledi. İsa, öğrencilerine, Kendisi gökyüzüne geri döndükten sonra Tanrı’nın öğrencilerin yüreklerinde yaşaması için Kutsal Ruh’u aşağı göndereceğini söyledi. Bir kaç program önce, İsa gökyüzüne döndükten on gün sonra Pentikost Günü’nde bu konu ile ilgili olayların nasıl gerçekleştiklerini tam olarak gördük.

Özetleyecek olursak, sözü edilen Yardımcı, Müjde’yi kabul eden herkesin yüreğinde yaşamak için gelen Mesih’in Ruhu’dur. İçtenlikle iman ettiğiniz takdirde, Kutsal Ruh yüreğinizi temizleyecek ve yenileyecek, sizi Tanrı’nın çocuğu olarak mühürleyecek ve size Tanrı’nın kutsal huzurunda sonsuza kadar pay verecektir. Kutsal Yazılar bu konuyu şu sözler ile duyururlar:

“Gerçeğin bildirisini, kurtuluşunuzun Müjdesini duyup O’na iman ettiğiniz zaman, siz de vaat edilen Kutsal Ruh ile O’nda mühürlendiniz. Ruh, Tanrı’nın yüceliğinin övülmesi için Tanrı’ya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir. (Efesliler 1:13, 14)

Biz iman edenler için Kutsal Ruh yardımcımız, rehberimiz, gücümüz, öğretmenimiz ve her şeyimizdir. Bizim için o kadar çok şey yapar ki, burada hepsinden söz etmemiz mümkün değildir. Bize yardımcı olduğu konulardan biri duadır. Bir duayı ezberden okumak ile Tanrı’ya gerçekten dua etmek arasında büyük fark vardır! Kutsal Ruh bize, Tanrı’ya gerçek dualar sunmamız konusunda yardımcı olur. Bu konuda Kutsal Yazılarda ne yazıldığını okuyalım: “Kutsal Ruh güçsüzlüğümüzde bize yardım eder. Ne için dua etmemiz gerektiğini bilmeyiz, ama Ruh’un kendisi, söz ile anlatılamaz iniltiler ile bizim için aracılık eder.”  (Romalılar 8:26) İsa Mesih’in Müjdesi’ne gerçekten iman eden herkesin içinde bu göksel Konuk, Kutsal Ruh yaşamaktadır.  Kutsal Yazılar şöyle der: İçinde Mesih’in Ruh’u olmayan kişi Mesih’in değildir.” (Romalılar 8:9)

7.)    Son sorunun sahibi şöyle der: Sizin öğretişinizden anladığıma göre İsa Mesih’i Kurtarıcım olarak kabul ettiğim takdirde, Cennete gideceğim. Bu şu anlama mı geliyor? İstediğim gibi yaşayabilirim ve kötü iler yapabilirim ve buna rağmen öldüğüm zaman yine de Cennete gidebilirim, doğru mu? Kutsal Kitap bu konuda ne öğretir?

Kutsal yazılar bu soruya Romalılar kitabının altıncı bölümünde şu karşılığı verirler: “Öyleyse ne diyelim? Lütuf çoğalsın diye günah işlemeye devam mı edelim? Kesinlikle hayır! Günah karşısında ölmüş olan bizler artık nasıl günah içinde yaşarız? (Romalılar 6:1,2) İsa Mesih’in çarmıhtaki ölümü ve mezardan dirilişi ile ilgili mesaj, Tanrı’nın günahkarları yalnızca günahın cezasından değil, aynı zamanda günahın gücünden de kurtardığı hakkındadır. Eğer İyi haber’i yüreğinizde içten bir iman ile kabul ederseniz, Tanrı Sözü, iman ettiğiniz anda Tanrı’nın sizin içinizde iki işi birden tamamlayacağını öğretir:

Birinci iş, Tanrı aynen vaat etmiş olduğu gibi tüm günahlarınızı bağışlayacaktır.

İkinci iş, Tanrı Kutsal Ruh’un gücü aracılığı ile yüreğinizi yenileyecektir. Böylece doğruluğu sevip kötülükten nefret etmeye başlayacaksınız, çünkü Tanrı içinize Kendi kutsal doğasını yerleştirmiş olacak. Kutsal Yazılar bu konuda şu vaatte bulunurlar:

“Bir kimse Mesih’teyse yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” (2. Korintliler 5:17) “Çünkü Mesih bizi her suçtan kurtarmak, arıtıp kendisine ait, iyilik etmekte gayretli bir halk yapmak üzere kendini bizim için feda etti.” (Titus 2:14)

Biri Rab İsa Mesih’e gerçekten iman ettiği zaman, artık kötülük yapmaya devam edemeyecektir. Çünkü Tanrı bu kişinin içine Kendi Kutsal Ruhu’nu koymuştur—ve “Ruh’un ürünü ise (Mesih’in öğrencisinin yaşamında)sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir.” (Galatyalılar 5:22, 23)

Bu gün için bize ayrılan zaman sona erdi. Ama Tanrı isterse, bir sonraki programımızda, bir Mesih izleyicisinin nasıl yaşaması gerektiği ile ilgili olan bu soruya daha çok zaman ayıracağız. Tanrı sizi bereketlesin. Sizden ayrılırken sizi peygamber Davut’un Mezmurlarından alınan bir ayet ile baş başa bırakıyoruz:

“Tanrı’nın yolu kusursuzdur; Rabbin sözü arıdır. O, kendisine sığınan herkesin kalkanıdır.” (Mezmur 18:30)

92. Mesih’in Öğrencilerinin Nasıl Yaşamaları Gerekir?

Mesih’in Öğrencilerinin Nasıl Yaşamaları Gerekir?

How Should Christ's Disciples Live?

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile birlikte sonsuza kadar esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Son programımızda sizlere söz vermiş olduğumuz gibi bu gün İsa Mesih’i izleyen kişilerin Tanrı’yı hoşnut etmek için nasıl yaşamaları gerektiği konusuna bakmayı planlıyoruz. Bir Mesih öğrencisinin (Wolof dilinde cinsiyeti belirlenmeyen) yüreğinde sahip olduğu imanın, düşüncelerinde, konuşmalarında ve yaşam tarzının tümündeki davranışlarında gösterilmesi gerekir.

Bir Mesih öğrencisinin sürdürmesi gereken yaşam tarzının üzerinde konuşmadan önce, bir kişiyi Mesih’in gerçek öğrencisi yapan şeyin ne olduğunu tekrar gözden geçirelim. Daha önce görmüş olduğumuz gibi Mesih’in öğrencisi öncelikle, Tanrı’nın önünde bir günahkar olduğunu ve kendi çabaları aracılığı ile Cennete gitme umuduna sahip olmadığını itiraf eder. İkincisi, Tanrı’nın tüm peygamberleri tarafından duyurulan plana—Tanrı’nın Adem oğullarının günahlarını bağışlayabilmek için tasarladığı plan—inanır. Bu plan, İsa Mesih’in çarmıh üzerindeki ölümü ile ilgili plandır. Tanrı, günahsız Kurtarıcıyı bizim günahlarımız için ölüme teslim etti ve bizi doğru sayarak aklayabilmek için O’nu yaşama diriltti.

Özetleyecek olursak, İsa Mesih’in öğrencisi İsa Mesih’in İyi Haberi’ne tüm yüreği ile iman eden kişidir ve Tanrı’nın, Sözü’nde vaat etmiş olduğu gibi tüm günahlarının bağışlanmış olduğundan kesinlikle emindir. Tanrı böyle bir imanlıyı çocuğu olarak kabul eder. Müjde bu konuya şu sözler ile değinir: İsa Mesih’i kabul eden ve O’nun adına iman eden herkese, Tanrı’nın çocukları olma hakkı verildi—et ve kandan, insanın isteği ile değil, Tanrı’dan doğan çocuklar.” (Yuhanna 1:12, 13) Sevgili dostum, Eğer Mesih’e ve O’nun kanına iman aracılığı ile Tanrı’nın çocuklarından biri olduğunuz takdirde, Tanrı sizin asla mahvolmayacağınızı bilmenizi istiyor ve O size Cennette O’nun huzurunda sonsuza kadar yaşama hakkını verecek!

Belki bazı kişiler bu konu hakkında şu sözler ile tartışabilirler: Ah, Cennete gitmek bir Mesih öğrencisi için bu kadar kolay ise, o zaman bu kişi hiç bir yargı korkusu duymadan istediği gibi yaşayabilir ve istediği gibi günah işleyebilir, çünkü Tanrı onun tüm günahlarını zaten bağışlamıştır. Sevgili dostlar, böyle bir düşünce saçmalıktır! Bu şekilde düşünen kişiler günahın ne olduğunu ve kutsal Olan’ın, Tanrı’nın nasıl olduğunu henüz bilmemektedirler. Günah kötü bir şeydir. İsa Mesih bizi günahın egemenliğinden kurtarmak için geldi; O bizi günah işlemeye teşvik etmek amacı ile gelmedi. Mesih’e iman eden kişi, artık bir günah kölesi değildir. Yalnızca şeytana ait olan kişilerin günahtan tam olarak zevk aldıkları gerçektir. Tanrı’nın kurtardığı ve bağışladığı kişinin yüreği değişmiştir. Tanrı böyle bir kişinin yüreğini yıkar ve onu temizler. Tanrı’nın yüreğini temizlemiş olduğu kişi kirlilikten uzak durmak isteyecektir. Kutsal Yazılar bu konu ile ilgili şu sözler ile beyanda bulunurlar: “Bu nedenle, eğer bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır. Eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” (2. Korintliler 5:17)

Size bir soru soralım: Eğer üzerinizde temiz, beyaz bir giysi var ise, kirli olan bir yerde oturur ya da oraya gider misiniz? Hayır, giysilerinizi lekeleyebilecek olan her şeyden uzak kalmak istersiniz. Aynı şey Tanrı’nın günahlarını temizlemiş olduğu kişi için de benzer şekilde geçerlidir. Yüreğiniz temizlendikten sonra artık Tanrı’yı hoşnut etmeyen şeylerin peşinden gitmek istemeyeceksiniz. Rabbi hoşnut etmek isteyeceksiniz. Eğer biri ona olan büyük miktardaki bir para borcunuzu bağışlarsa, bu kişiyi kasti olarak yaralayabilir misiniz? Hayır, mutlaka o kişiyi hoşnut etmek için elinizden geleni yapacaksınızdır. Aynı şekilde eğer Rab Tanrı sizin büyük günah borcunuzu bağışladıysa ve sizi sonsuz cezadan kurtardıysa, O’nu düşünce, söz ve eylemleriniz ile tüm yaşamınız boyunca onurlandırmanız ve O’na teşekkür etmeniz gerekmez mi?

Müjde’nin Rab İsa’ya ait olan kişiler ile ilgili olarak ne ilan ettiğine kulak verelim. Müjde şöyle der:

(Titus 3) 3 Çünkü bir zamanlar biz de anlayışsız, söz dinlemez, kolay aldanan, türlü arzulara ve zevklere köle olan, kötülük ve kıskançlık içinde yaşayan, nefret edilen ve birbirimizden nefret eden kişilerdik. 4-6 Ama Kurtarıcımız Tanrı iyiliğini ve insana olan sevgisini açıkça göstererek bizi kurtardı. Bunu doğruluk ile yaptığımız işlerden dolayı değil, kendi merhameti ile, yeniden doğuş yıkaması ile ve Kurtarıcımız İsa Mesih aracılığı ile üzerimize bol bol döktüğü Kutsal Ruh’un yenilemesi ile yaptı. 7 Öyle ki, O’nun lütfu ile aklanmış olarak umut içinde sonsuz yaşamın mirasçıları olalım. (1. Petrus 1) 14 Bu nedenle söz dinleyen çocuklar olarak, bilgisiz olduğunuz geçmiş zamandaki tutkularınıza uymayın. 15 Sizi çağıran Tanrı kutsal olduğuna göre, siz de her davranışınızda kutsal olun. 16 Nitekim şöyle yazılmıştır: “Kutsal olacaksınız, çünkü ben kutsalım.”

Bir Mesih öğrencisinin yaşam tarzını nasıl özetleyebiliriz? Belki şu şekilde: Tanrı Çocuklarının, burada yeryüzündeki davranışlarında O’nun karakterini göstermelerini ister. Bunu basit bir ifade ile dile getirecek olursak, Tanrı, çocuklarının O’nun gibi olmalarını ister. Peki, o zaman Tanrı nasıl Biri’dir? Kutsal Yazılarda yaptığımız çalışmalarımızda, Tanrı’nın en önde gelen iki özelliğinin kutsallık ve sevgi olduğunu gördük. Tanrı, Kutsal Olan’dır. Aynı zamanda Sevgi Tanrısı’dır. O zaman O’na ait olan bizler için isteği nedir? O, bizlerin O’nun gibi kutsal olmamızı ister ve O’nun bizi sevdiği gibi birbirimizi sevmemizi ister.

Kutsal bir yaşam ve seven bir yürek Tanrı’ya ait olan kişileri, Tanrı’ya ait olmayan kişilerden ayıran özelliklerdir. Tanrı sözü bu konu ile ilgili olarak şunları yazar:

(1. Yuhanna 3) 10 Doğru olanı yapmayan ve kardeşini sevmeyen kişi, Tanrı’dan değildir. İşte Tanrı’nın çocukları ile İblis’in çocukları böyle ayırt edilir. (Titus 2) 11 Çünkü Tanrı’nın bütün insanlara kurtuluş sağlayan lütfu ortaya çıkmıştır. 12 Bu lütuf tanrısızlığı ve dünyasal arzuları reddedip şimdiki çağda sağduyulu, doğru, Tanrı yoluna yaraşır bir yaşam sürebilmemiz için bizi eğitiyor. 13 Bu arada mübarek umudumuzun gerçekleşmesini, ulu Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in yücelik içinde gelmesini bekliyoruz. 14 Mesih bizi her suçtan kurtarmak, arıtıp kendinse ait, iyilik etmekte gayretli bir halk yapmak üzere kendisini bizim için feda etti.

(Efesliler 4) 25 Bunun için yalanı üzerinizden sıyırıp atarak her biriniz komşusuna gerçeği söylesin. Çünkü hepimiz aynı bedenin üyeleriyiz. 26 Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın. 27 İblis’e de fırsat vermeyin. 28 Hırsızlık eden artık hırsızlık etmesin. Tersine, kendi elleri ile iyi olanı yaparak emek versin; böylece ihtiyacı olan ile paylaşacak bir şeyi olsun. 29 Ağzınızdan hiç kötü söz çıkmasın. İşitenler yararlansın diye, ihtiyaca göre başkalarının gelişmesine yarayacak olanı söyleyin. 30 Tanrı’nın Kutsal Ruhu’nu kederlendirmeyin. Kurtuluş günü için o Ruh ile mühürlendiniz. 31 Her kötü niyet ile birlikte her türlü kin, öfke, kızgınlık, bağrışma ve iftira sizden uzak olsun. 32 Birbirinize karşı iyi yürekli, şefkatli olun, Tanrı sizi Mesih’te bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın.

(Efesliler 5) 1 Bunun için sevgili çocukları olarak Tanrı’yı örnek alın. 2 Mesih bizi nasıl sevdiyse ve bizim için kendisini güzel kokulu bir sunu ve kurban olarak nasıl Tanrı’ya sunduysa, siz de öylece sevgi yolunda yürüyün. 3 Aranızda fuhuş, pislik ya da açgözlülük anılmasın bile. Kutsallara yaraşmaz bu. 4 Aranızda açık saçıklık, budalaca konuşmalar, bayağı şakalar da olmasın. Bunlar size yakışmaz. Bunun yerine şükredin. 5 Şunu kesinlikle bilin ki, fuhuş yapanın, pisliğe düşkün olanın ya da putperest demek olan açgözlü kişinin, Mesih’in ve Tanrı’nın egemenliğinde mirası yoktur. 6 Hiç kimse siz boş sözler ile aldatmasın. Bu şeylerden ötürü Tanrı’nın gazabı söz dinlemeyenlerin üzerine gelir. 7 Onun için böyleleri ile oturup kalkmayın. 8 Bir zamanlar karanlıktınız, ama şimdi Rab’de ışıksınız. Işık çocukları olarak yaşayın. (1.Yuhanna 4) 7 (Bu nedenle) Sevgili kardeşlerim, birbirimizi sevelim. Çünkü sevgi Tanrı’dandır. Seven herkes Tanrı’dan doğmuştur ve Tanrı’yı tanır. 8 Sevmeyen kişi Tanrı’yı tanımaz. Çünkü Tanrı sevgidir. 20 ‘Tanrı’yı seviyorum’ deyip de kardeşinden nefret eden yalancıdır. Çünkü gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrı’yı sevemez. 21 de ‘Tanrı’yı seven kardeşini de sevsin’ diyen buyruğu Mesih’ten aldık.

Kutsal Yazıların İsa Mesih’i izleyen kişilerin yaşam tarzları ile ilgili söyledikleri bunlar. Tüm bunlar Mesih’in öğrencisinin artık bir daha hiç günah işlemeyeceği ya da komşusunu her zaman kendisini sevdiği gibi seveceği anlamına mı geliyor? Hayır, Mesih’i izleyen kişiler hala günah işlerler, ama artık günahın içinde kalmaya devam edemezler. Bir imanlı günah işlediği zaman, Tanrı’nın Sözü’ndeki şu vaadi kullanabilir: (1. Yuhanna 1) 7 Oğlu İsa’nın kanı bizi her günahtan arındırır. 8 Günahımız yok dersek, kendimizi aldatırız, içimizde gerçek olmaz. 9 Ama günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır.

İsa Mesih’e ait olmak bir din değil, bir ilişkidir. Bir kişi Mesih’e ait olduğu zaman kutsal sevgi Tanrısı ile paydaşlığa getirilir. İşledikleri günah nedeni ile Adem ve Havva’nın kaybetmiş oldukları bu yakın ilişki, İsa’nın çarmıhta döktüğü kanı aracılığı ile yenilenir. Tanrı, artık suçlarımızı hatırlamayacaktır, çünkü İsa bizim için günah borcumuzu ödedi. Mesih ile olan ilişkimiz aracılığı ile Tanrı, bizim göksel Babamız’dır ve bizler O’nun çocuklarıyız. Kutsal Yazılar bu konu ile ilgili bize şu sözleri aktarırlar: “O’nun (Mesih) aracılığı ile hepimiz tek Ruh’ta Baba’nın huzuruna çıkabiliriz. Böylece artık yabancı ve garip değil, kutsallar ile birlikte yurttaş ve Tanrı’nın ev halkısınız.”  (Efesliler 2:18,19) Mesih’e ait olan kişiler yeryüzündeyken Tanrı ile yakın bir ilişkinin tadını çıkarabilirler. Ve göklerdeki sonsuz mirası özlem ile bekleyebilirler. Ama birinin aklına belki şöyle bir soru gelebilir: Mesih’in bir öğrencisi, Tanrı ile yeryüzündeyken sahip olduğu bu yakın ilişkinin tadını nasıl çıkartabilir? Tanrı ile olan bu ilişkimizde nasıl büyüyebiliriz? Tanrı Sözü bu konu ile ilgili olarak dört sorumluluktan söz eder. Bu sorumluluklar bize Tanrı’nın isteğini bilmek ve O’nu her konuda hoşnut edebilmemiz ve O’nu tanımakta ilerleyebilmemiz için Tanrı’nın çocukları olarak sahip olduğumuz konum ile uyumlu bir yaşam sürdürmemize yardımcı olacaklardır.

1.)    Mesih’in öğrencisinin ilk sorumluluğu, Tanrı Sözü ile beslenmektir. Her gün Tanrı Sözü üzerinde düşünmek ve bu sözü, söze itaat etme arzusu ile yüreğine almak tanrı sözü ile beslenmektir. Kutsal Yazılar Tanrı’nın isteğini açıklarlar. Tanrı bize Sözü aracılığı ile konuşur. Ruhumuzu besleyen ve güçlendiren Tanrı’nın Sözü’dür. Tanrı Sözü harika bir yiyecektir. Tanrı’yı gerçekten seven birinin, Tanrı’nın Sözü’nü dinlemek ya da okumak için zorlanmaya ihtiyacı yoktur, çünkü kişi yiyecek için nasıl acıkırsa, aynı şekilde Tanrı sözü için de acıkacaktır. Peygamber Eyüp şöyle dedi: “Ağzından çıkan buyruklardan ayrılmadım, günlük ekmeğimden çok ağzından çıkan sözlere değer verdim.” (Eyüp 23:12)

2.)    İkinci sorumluluk, göklerdeki Babamız olan Tanrı’ya dua etmektir. Tanrı ile olan ilişkisinde büyümek isteyen kişi, O’nun ile sık sık konuşmak isteyecektir. Mesih’in öğrencisi için duanın anlamı, en iyi dostu ile konuşurcasına Tanrı ile konuşmaktır. Dua etmemiz için özel bir zaman gerekli değildir. Gündüz ya da gece hangi saatte istersek göksel Babamız ile konuşabiliriz. Zihnimizde Tanrı’yı düşünmeden geçirdiğimiz tek bir an bile olmamalıdır. O, bizim sürekli olarak O’na, Kimliği ve bizim için yapmış olduğu her şey nedeni ile şükretmemizi ve O’nu övmemizi ister. Aynı zamanda bize tüm kaygılarımızı O’na anlatmamız için davette de bulunur. Mesih’in öğrencisi, duanın güçlü olduğunu bilir. Rab İsa’nın Kendisi öğrencilerine şu vaatte bulundu: “Benim adım ile benden ne dilerseniz yapacağım.” (Yuhanna 14:14) ve: “Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrı’ya dua edip yalvararak şükran ile bildirin.”  (Filipeliler 4:6)

3.)    Üçüncü sorumluluk, Rab İsa Mesih’e iman eden ve O’nu seven diğer kişiler ile paydaşlıkta bulunmaktır. Nasıl bir kömür parçası diğer kömürler ile birlikte ateşte bırakıldığı zaman, daha uzun süre kızgın kalırsa, bizlerin de diğer imanlılar ile olan paydaşlığımız bize, Mesih uğruna yaşamak ve diğer imanlıları da aynı şeyi yapmaları konusunda teşvik etmek için yarar sağlar. Tanrı Sözü şöyle der:

“Birbirimizi sevgi ve iyi işler için nasıl gayrete getirebileceğimizi düşünelim. Bazılarının alıştığı gibi, bir araya gelmekten vazgeçmeyelim; o günün yaklaştığını gördükçe birbirimizi daha da çok yüreklendirelim.” (İbraniler 10:24, 25)

4.)    Mesih’in öğrencilerinin dördüncü sorumluluğu, O’nun tanıkları olmalarıdır. Rab İsa’nın gökyüzüne alınmadan önce öğrencilerine ne söylediğine kulak verelim: “Şöyle yazılmıştır (peygamberler şöyle yazmışlardır): ‘Mesih acı çekecek ve üçüncü gün ölümden dirilecek; günahların bağışlanması için tövbe çağrısı da Yeruşalim’den başlayarak bütün uluslara O’nun adı ile duyurulacak. Sizler bu olayların tanıklarısınız.” (Luka 24:46-48) Evet, Mesih’in öğrencileri, kurtarıcıları hakkında diğer insanlara O’na iman eden herkese Tanrı ile sonsuza kadar harika bir ilişki sağlamak için çarmıhta ölen İsa Mesih’in İyi Haberi’ni açıklayarak tanıklık etmelidirler. Tanıklığımız elbette yalnızca sözler ile sınırlı kalmamalıdır, aynı zamanda kutsal ve sevgi dolu bir yaşamında bu tanıklığa eşlik etmesi gerekir. Müjde mesajını güçlendirecek ve onaylayacak olan, Mesih’in yaşamlarımızda yapmış olduğu değişikliktir. Çünkü Kutsal Yazılar şöyle der: “Çünkü Tanrı’nın Egemenliği lafta değil, güçtedir.” (1. Korintliler 4:20)

Bu gün bu programı dinlemekte olan sizler, yaşamınızda kurtarıcınız İsa Mesih ile karşılaştığınız o gün geldi mi? O’nun günahlarınızı bağışladığı ve yüreğinizi yenilediği o gün? Yaşamınız Tanrı’nın kutsallığı ve sevgisi ile dolu mu? Siz, Rab İsa’nın gerçek bir öğrencisi misiniz?

Bizi dinlediğiniz için teşekkürler…

Siz, Kutsal Yazılardaki şu sözler üzerinde düşünürken, Tanrı sizi bereketlesin.

“Tanrı ışıktır; O’nda hiç karanlık yoktur. O’nun ile paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.”  (1. Yuhanna 1:5, 6)

93. İkinci İnceleme (Bölüm 1): Adem, Günah Sorunu

İkinci İnceleme (Bölüm 1): Adem, Günah Sorunu

Review 1: Adam, the Problem of Sin

Yaratılış 1-4, v.b.

Sevgili dinleyicilerimiz, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuza kadar esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Uzun bir zamandır Peygamberlerin Yazılarını incelemiş bulunmaktayız. Tanrı’nın kırktan fazla insana (bin beş yüz yıldan fazla bir zaman dönemi süresince) Sözü’nü – günahkarların Tanrı’nın önünde doğru sayılabilmelerini sağlayan doğruluk yolunu açıklayan Kitabı – yazmaları için esin verdi. Tanrı’nın tüm gerçek peygamberlerinin bu kurtuluş yolu ile ilgili tek bir düşünceyi ve tek bir mesajı paylaştıklarını keşfettik. Yazdıkları bildiriler kendi zihinlerinden çıkmadı, Tanrı’nın Kutsal Ruh’u onlara, ne yazacaklarını esin yolu ile bildirdi. Bu gün ve bundan sonraki üç yayınımızda Tanrı’nın yardımı ile Kutsal yazılarda daha önce incelemiş olduğumuz her şeyi, yeniden incelemeyi ve özetlemeyi planlıyoruz. Bu günkü dersimizin adı: “Günah Sorunu.”

Şimdi Tanrı’nın Kendisinin atmış olduğu temele geri dönelim. Tanrı, peygamberi Musa’nın zihnine Tanrı Sözü’nün ilk kısmı olan Tevrat’ı koydu. Bu kitabın ilk ayetini hatırlayabiliyor musunuz? Ayet şöyle der: “Başlangıçta Tanrı yeri ve göğü yarattı.” Bu ayette, başlangıçta evren, melekler ve insanlar yaratılmadan önce yalnızca Tanrı’nın var olduğunu gördük. Tanrı, sonsuzluk Rabbi, Sonsuz Ruh’tur. Tanrı’nın başlangıcı ve sonu yoktur. O, her şeyi gören ve her şeyi bilen, Her Şeye Gücü Yeten’dir.

İlk bölümde Tanrı’nın altı günde nasıl göğü, yeri, denizdekileri ve içindekileri yarattığını okuduk. Tanrı, yeryüzünü yaratmayı planladığı insan için hazırladı. Tanrı, bu nedenle altıncı günde şöyle dedi:

“İnsanı, kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım. Denizdeki balıklara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.” Böylece Tanrı insanı kendi suretinde  yarattı.” (Yaratılış 1:26, 27)

İnsan, Tanrı’nın yaratmış olduğu tüm yaratıkların en önemlisidir. Tanrı, insanı kendi benzeyişinde yarattı! Tanrı, insan ile derin ve harika bir paydaşlığa sahip olmayı planladı. Bu yüzden erkeğin ve kadının canına Tanrı’yı tanıyabilmeleri için bir ruh yerleştirdi, onlara Tanrı’yı sevebilmeleri için bir yürek verdi ve Tanrı’ya itaat etmek ya da itaat etmemek konusunda bir seçim yapabilmeleri için özgür bir irade emanet etti.

İkinci bölümde, Tanrı’nın ilk insan Adem’i bakılışı güzel ve yemesi lezzetli meyveleri olan ağaçlar ile dolu bereketli bir bahçeye yerleştirdiğini okuduk. Aynı zamanda Tanrı’nın Adem’in kaburga kemiklerinden birini alarak bu kemik ile kadını yarattığını ve sonra bu kadını Adem’e tanıştırdığını gördük. Adem, bu kadına Havva adını verdi. Tanrı, erkeği ve kadını bereketledi ve onlara ihtiyaçları olan her şeyi verdi. Ancak Tanrı’nın onlardan almak istediği bir şey vardı. Tanrı, kendi benzeyişinde yaratmış olduğu bu iki insandan ne istedi? Tanrı onlardan Kendisini, tüm akılları, tüm yürekleri ve tüm iradeleri ile sevmelerini ve böylece O’nun ile sonsuza kadar derin ve harika bir ilişkiye sahip olmalarını istedi. Ve bu yüzden Tanrı’nın, nasıl onların yüreklerinde olanı açığa çıkartmak amacı ile önlerine bir deneme koyduğunu gördük. Tanrı Adem’e şu buyruğu verdi: “Bahçedeki istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin, ama iyi ile kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün!” (Yaratılış 2:16, 17) Tanrı bu şekilde, Adem’i denedi, ama önce Tanrı’nın yasasından ayrılmanın sonucunun ölüm, yani, Tanrı’dan sonsuza kadar ayrılık olacağını bildirerek Adem’i uyardı.

Kutsal Yazılar üçüncü bölümde Şeytan’ın Tanrı’ya karşı isyan eden meleğin Adem ve Havva’ya kurnaz ve sinsi bir yılan olarak geldiğini yazarlar. Yılan, kadına şöyle dedi:

“Tanrı gerçekten, ‘Bahçedeki ağaçların hiç birinin meyvesini yemeyin’ dedi mi?Kadın, ‘Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz’ diye yanıtladı. Ama tanrı, ‘Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesinden yemeyin, ona dokunmayın, yoksa ölürsünüz’ dedi. Yılan, kadına, ‘Kesinlikle ölmezsiniz’ dedi, ‘Çünkü Tanrı biliyor ki o ağacın meyvesini yediğiniz zaman, gözleriniz açılacak, iyi ile kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.” (Yaratılış 3:1-5)

Tanrı, Adem ve Havva’ya O’nun yasaklamış olduğu ağaçtan yedikleri takdirde, kendilerine ne olacağını söyledi? Tanrı, onlara, ‘Öleceksiniz!’ dedi. Şeytan, Adem ve Havva’ya ne dedi? “Ölmeyeceksiniz!” dedi. Adem ve Havva kimin sözüne inanmayı ve kimin sözünü izlemeyi seçtiler? Tanrı’nın söylediğine mi inanmayı seçtiler, yoksa Şeytan’ın söylediğine mi inandılar? Tanrı’nın düşmanı olan Şeytan’ın sözüne inanmayı seçtiler!

Bu olaydan sonra Tanrı ne yaptı? Geri çekilerek Adem ve Havva’yı izlemek ile mi yetindi? Hayır, Tanrı ne yapacağını söyleyerek onları uyarmıştı ve söylediği şeyi yaptı. Onları çağırdı, yargıladı, onları ve yeryüzünü lanetledi, sonra onlar için yaratmış olduğu o güzel bahçeden onları çıkardı. O üzücü günde Adem ve Havva’nın canları öldü. Yaşamın kaynağı olan Tanrı’dan ayrıldılar. Artık bekleyebilecekleri tek şey fiziksel ölüm ve sonsuz cezaydı, çünkü Tanrı’nın söylemiş olduğu gibi, günahın ücreti sonsuz ölümdü.

Günah gerçekten korkunç bir felakettir. Adem ve tüm soyu tek bir günah aracılığı ile Tanrı’dan ayrıldılar. Günah, bir şekilde AIDS olarak anılan hastalık gibidir. Bildiğiniz gibi, AIDS insanların birbirlerine bulaştırdıkları bir hastalıktır. Günah, tüm dünyayı kaplamış olan bir felakettir. AIDS virüsü bir insanın bedenine bir kez girdiği zaman, onu bir daha asla terk etmez. AIDS hastalığı olan kişiler, bu hastalığı çocuklarına geçirebilirler. AIDS, bulaştığı herkesi mahveden bir katildir. Günah de aynen böyledir. Günah her yerde ve herkestedir ve insanların sonsuza kadar mahvolmalarına neden olur. Ama Tanrı’ya şükürler olsun ki, günah hastalığı ve AIDS hastalığı arasında bir fark vardır. AIDS’i tedavi eden bir ilaç henüz bulunmamıştır, ama günah tarafından lekelenmiş olan insanlar için bir tedavi vardır. Kullandığımız takdirde, bizi günahtan sonsuza kadar temizleyecek olan bir çözümü Tanrı’nın Kendisi sağlamıştır.

Adem ve Havva’nın günah işlediği gün Tanrı’nın vermiş olduğu harika vaadi hatırlayabiliyor musunuz? Evet, günahın dünyaya girmiş olduğu aynı gün Tanrı, Adem’in çocuklarını Şeytan’ın ve günahın yıkıcı gücünden kurtaracak kutsal bir Kurtarıcıyı yeryüzüne göndereceğini vaat etti. Aynı zamanda Tanrı’nın bu Kurtarıcının eşsiz bir şekilde bakire bir kızdan doğacağını ilan ettiğini de okuduk. Çünkü günahkarların Kurtarıcısı, günah tarafından lekelenmiş olan Adem’in soyundan gelemezdi. O’nun saf ve kutsal olan Tanrı’nın Ruhu’ndan gelmesi gerekiyordu.

Böylece Müjde’de (İncil), Tanrı’nın bu Kurtarıcıyı yeryüzüne göndereceğini vaat etmesinden binlerce yıl sonra Tanrı’nın atadığı zaman geldiğinde, dünyaya kusursuz doğrulukta bir İnsan doğduğunu gördük; O’nun yersel bir babası yoktu, bakire bir kızdan doğdu. Adı İsa idi; İsa, Tanrı kurtarır anlamına gelir. Evet, İsa Mesih Adem ve Havva’nın günah işlediği günde Tanrı’nın vaat etmiş olduğu kutsal Kurtarıcıdır. O, tek ve biricik Kurtarıcıdır.

Şimdi günahın dünyaya girdiği günde neler olduğunu yeniden incelediğimiz noktaya geri dönelim. Adem ve Havva’nın iyi ve kötüyü bilme ağacından yedikten sonra, ne yaptıklarını hatırlayabiliyor musunuz? Kendilerine, çıplaklıklarını örtmek için incir yapraklarından giysiler yaptılar, utançlarını gizlemek amacı ile bu yaprakları bellerine bağladılar. Çünkü günah işlemeden önce çıplaktılar, ama utançları olmadığı için bu durumdan rahatsız değillerdi. Tanrı, onların kendileri için yaptıkları giysileri kabul etti mi? Hayır. Tanrı onların giysilerini neden kabul etmedi? Çünkü, onlara, insanın Tanrı’nın önündeki günahını örtmek için hiçbir şey yapamayacağını öğretmek istedi. Ama Tanrı yine de Adem ve Havva için bir şey yaptı. Tanrı’nın nasıl bazı masum hayvanları seçtiğini, onları boğazladığını, sonra derilerini ayırdığını ve bu derilerden Adem ve Havva için giysiler yaptığını ve onlara giydirdiğini gördük. Tanrı bu şekilde Adem ve Havva’ya günahın ücretinin ölüm olduğunu öğretti. Tanrı yalnızca hayvan kurban etmekle kalmadı, ama aynı zamanda Adem ve soyuna da Kurtarıcıyı göndereceği zaman gelinceye dek, günahı örtmek için hayvanlar kurban etmelerini de buyurdu.

Tanrı böylece onlara kurtuluş için yalnızca tek bir yolun var olduğunu açıkça gösterdi: kurtuluş yolu günahsız bir kurbandı! Tanrı’nın emrettiği doğruluk yolu, insanın, günahı örten kurbanlar olarak lekesiz hayvanlar seçmelerini ve onları boğazlamalarını talep ediyordu. Bu kurbanlar, Adem’in soyunun günah borcunu ödemek için bir çarmıhta Kanını dökmek üzere gelecek olan kutsal Kurtarıcıyı sembolize ettiler. Böylece bu kurban edilen hayvanlar aracılığı ile Tanrı, günahı kaldırmak için mükemmel kurban olarak ölecek olan İsa Mesih’in bir gölgesini günahkarların gözlerinin önüne sermekteydi.  Tanrı, bu yol aracılığı ile adil olduğunu sergiledi: “Bunu adil kalmak ve İsa Mesih’e iman edeni aklamak için şimdiki zamanda kendi adaletini göstermek amacı ile yaptı. “ (Romalılar 3:26)

Adem’in günahını ve Tanrı’nın bir kurtarıcı gönderme konusundaki harika vaadini içeren öyküden sonraki bölümde Adem’in Kayin ve Habil adlarındaki ilk iki çocuğu hakkında bilgi edindik. Habil’in Tanrı’ya, aynı Tanrı’nın buyurmuş olduğu gibi günahı örten bir kurban olarak lekesiz bir kuzuyu keserek sunduğunu gördük. Kayin ise Tanrı’ya kendi çabaları aracılığı ile yaklaşmayı denedi ve Tanrı’ya lanetlenmiş toprakta yetiştirmiş olduğu ürünlerden getirdi. Kutsal Yazılar bu konuda şöyle der: “Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlardan bazılarını, özellikle de yağlarını getirdi. Rab, Habil’i ve sunusunu kabul etti. Kayin ile sunusunu ise reddetti. Kayin çok öfkelendi ve suratını astı. (Yaratılış 4:4, 5) Tanrı, Kayin’in kurbanını neden kabul etmedi? Daha önce de görmüş olduğumuz gibi Tanrı’nın buyurduğu doğruluk yolu şunu ilan ediyordu: “Kan dökülmeksizin günah bağışlaması olmaz.”  (İbraniler 9:22) Ancak Kayin, Tanrı’nın belirlemiş olduğu kurban yoluna saygı göstermedi. Kayin Tanrı’ya inanıyormuş gibi yaptı, ama eylemleri ile bunu inkar etti, çünkü Tanrı’nın talep ettiği kurban kanını Tanrı’ya sunu olarak getirmedi. Tanrı, bu nedenle Kayin’i ve sunusunu reddetti. Ama Habil’in kurbanı Tanrı’nın hoşuna gitti ve onun tüm günahlarını bağışladı, çünkü Habil Tanrı’nın sözüne inandı ve O’na bir kuzunun kanını götürdü.

Habil, günahların bedelini ödemek için Kanını döken İsa Mesih’e imanları nedeni ile Tanrı’nın doğru saydığı kişileri sembolize eder. Kayin ise, Tanrı’nın gökyüzünden gönderdiği Kurtarıcının kurbanını kabul etmeyi reddeden ve Tanrı’nın önünde kendi çabaları ile doğru olmaya gayret eden kişilerin bir örneğini temsil eder. Bu güne kadar yalnızca bu iki yol var oldu: Habil’in yolu ve Kayin’in yolu. Siz hangi yolu izliyorsunuz? Siz, Habil’in, yani, Tanrı’nın gökyüzünden gönderdiği kutsal Mesih’in kurbanı üzerine bina edilmiş olan doğruluk yolunu kabul ettiniz mi? Yoksa hala Kayin’in, insanın iyi işleri ve dinin talep ettikleri üzerine bina edilen kötülük yolunu mu izlemektesiniz?

Sevgili dinleyicilerimiz, Tanrı’nın adil olduğunu ve günahı hoş göremeyeceğini artık  lütfen bilin. Tanrı, Adem ve Havva’ya, Kayin ve Habil’e ve onların tüm soyuna: “Günah işlediğinizi biliyorum. Tamam, ama bu o kadar önemli değil, ben günah işlemiş olduğunuzu unutacağım!” diyemezdi. Tanrı, böyle günahları unutabilir mi? Hiç bir zaman! Eğer Tanrı böyle günahları unutmuş olsaydı, o zaman günahkarlar O’nun kutsallığının nasıl farkına varabilirlerdi? Tanrı, adil bir yargıçtır ve günahı cezalandırmak zorundadır. Günahın cezası ölümdür! İşte, kutsal Kurtarıcı bu yüzden günahlarımızın cezasını çekmek üzere ölmek zorunda kaldı. O, çarmıhta öldüğü zaman, benim ve sizlerin günahlarının cezasını çekti.

Tanrı’nın buyurduğu doğruluk yolu ile ilgili olarak Müjde’nin neler yazdığına kulak verelim. Kutsal Yazılar şöyle der:

“Günah bir insan aracılı ile, ölüm de günah aracılığı ile dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi.” (Romalılar 5:12) “Hiç ayrım yoktur, çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı. İnsanlar, İsa Mesih’te olan kurtuluş ile, tanrı’nın lütfu ile karşılıksız olarak aklanırlar. Tanrı, Mesih’i kanı ile günahları bağışlatan, ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. Böylece adaletini gösterdi. Çünkü sabredip daha önce işlenmiş günahları cezasız bıraktı. Bunu, adil kalmak ve İsa’ya iman edeni aklamak için şimdiki zamanda kendi adaletini göstermek amacı ile yaptı.” (Romalılar 3:22-26) “Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23)

Bizi dinlediğiniz için teşekkürler. Tanrı’nın isteği ile bir sonraki dersimizde peygamberlerin mesajını yeniden incelemeye ve Tanrı’nın İbrahim’i nasıl dünyaya Kurtarıcı gönderme konusundaki harika planının bir parçası olmaya çağırdığını hatırlayacağız.

Siz, yaşamınızı değiştirebilecek güçte olan Tanrı sözü’nden alınmış şu ifade üzerinde düşünürken Tanrı sizi bereketlesin:

“Günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23)

94. İkinci İnceleme (Bölüm 2): İman İle Doğru Sayılan İbrahim

İkinci İnceleme (Bölüm 2): İman İle Doğru Sayılan İbrahim

Review 2: Abraham, Righteous by Faith

Yaratılış 6-22, v.b.

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuza kadar esenlik içinde yaşamasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Bu gün Tanrı’nın peygamberlerinin mesajını yeniden incelemeye devam ediyoruz. Peygamberlerin mesajı bir öyküdür. Tanrı’nın öyküsü. Tanrı’nın günah içinde kaybolmuş olan tanrı’nın çocuklarını aramak ve kurtarmak için neler yaptığını anlatan harika öyküsü. Özetleyecek olursak, Tanrı’nın peygamberlerinin mesajı, günahlı insanların Tanrı’nın önünde nasıl doğru kılınıp aklandıklarını bildiren İyi Haber! Bu günkü dersimizin adı: “İman aracılığı ile aklanmak (doğru kılınmak).

Her öyküde olduğu gibi, Tanrı’nın kitabının öyküsünün de bir başı ve bir sonu vardır. Bir önceki dersimizde, bu öykünün başlangıcını yeniden inceledik ve ilk insan olan Adem’in, Tanrı’nın düşmanı olan Şeytan’ı izlemeyi nasıl seçtiğini gördük. Adem’in işlediği tek günah, tüm soyunun günah içinde doğmasına ve cehenneme giden yola girmesine neden oldu. Bazı kişiler bu gerçeği inkar etmeye çalışarak şöyle diyorlar: “Adem’in işlediği günah onun kendi sorunuydu! Onun günahı bizi etkilemez!” Ancak bu sözleri söyleyen kişiler, Günah bir insan aracılığı ile, ölüm de günah aracılığı ile dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi” (Romalılar 5:12) gerçeğini ilan eden peygamberlerin yazılarını önemsememektedirler.

Woloflar şöyle derler: “Bulaşıcı bir hastalığın etkileri yalnızca bu hastalığa sahip olan kişi ile sınırlı kalmaz.” Benzer şekilde, Adem’in günahının laneti, yalnızca Adem’i etkilemek ile kalmadı, ama bulaşıcı bir hastalık gibi hepimizi etkiledi. Tüm insanların günahlı bir doğa ile dünyaya gelmelerinin nedeni, Adem’in ilk günahıdır. “Bir sıçan yalnızca kendisi gibi toprağı kazan bir yavru doğurur.” (Wolof atasözü). Benzer şekilde, hepimiz ilk atamız Adem’in doğasını miras aldık. İçimizde bulunan bu günahlı doğanın Tanrı bizim için bir çözüm sağlamadığı sürece bizi sonsuza kadar yargılayacağı mutlak bir kesinliktir. İyi Haber, Rab Tanrı’nın bir çözüm sağlamış olduğudur. Tevrat’ta okuduğumuz gibi, Adem ve Havva’nın günah işlediği aynı gün Tanrı, merhameti nedeni ile bir vaatte bulundu. Yeryüzüne, bakire bir kızdan doğacak olan doğru bir Kurtarıcı göndereceğine dair söz verdi. Bu Kurtarıcı, Adem’in çocuklarının günahlarının borcunu ödeyecek bir Kurban olarak Kanını dökecekti.

Müjde (İncil) kitabındaki çalışmamızda, Tanrı’nın, belirlemiş olduğu zaman geldiğinde, vaat etmiş olduğu Kurtarıcı’yı yeryüzüne gönderdiğini gördük. O, günahsız İnsan, İsa Mesih’ti. Günah işleyen Adem ve günah işlemeyen Mesih arasındaki farkın, Tanrı Sözü tarafından nasıl açıklandığına kulak verelim. Kutsal Yazılar şöyle der:

“Çünkü ölüm bir tek adamın suçu yüzünden o tek adam aracılığı ile egemenlik sürdüyse, Tanrı’nın bol lütfunu ve aklanma bağışını alanların bir tek adam, yani İsa Mesih sayesinde yaşamda egemenlik sürecekleri çok daha kesindir. İşte, tek bir suçun bütün insanların mahkumiyetine yol açtığı gibi, bir doğruluk eylemi de bütün insanlara yaşam veren aklanmayı sağladı. Çünkü bir adamın söz dinlemezliği yüzünden nasıl bir çoğu günahkar kılındıysa, bir adamın söz dinlemesi ile bir çoğu da doğru kılınacaktır.”  (Romalılar 5:17-19)

Kutsal Yazıların Adem’de olanlar ve İsa Mesih’te olanlar ile ilgili olarak söyledikleri işte bunlardır.

Her birimiz Adem’in benzerliğinde doğduk. Ama Tanrı Adem’in çocuklarını yüreklerinde yeniden doğmaya, Adem’in benzerliğini üzerlerinden çıkarmaya ve Mesih’in benzerliğini giyinmeye davet ediyor! Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? Yalnızca iman aracılığı ile! Kutsal Yazılar, eğer siz Rab İsa Mesih’in günahınızın borcunu ödediğine yüreğinizde inanırsanız, Tanrı’nın, Kutsal Ruhu’nun gücü aracılığı ile yüreğinizi temizleyerek ve yenileyerek yeniden doğmanızı sağlayacağını bildiriyor. Mesih’te yeni bir yaratık olacaksınız; artık kendiniz için değil, sizin içi ölen ve dirilen Rab İsa Mesih için yaşayacaksınız.

Gelin şimdi tekrar Tevrat’a dönelim ve yaptığımız ikinci incelemeye Tanrı’nın, dünyaya Kurtarıcı göndermek hakkındaki planında nasıl hareket ettiğini hatırlayarak devam edelim. Kronolojik derslerimizde Adem’in Kayin ve Habil adlarındaki ilk iki oğlunu gördük. Habil, Tanrı’nın, bir kurban olarak Kanını dökmek için gelecek olan Kurtarıcı ile ilgili vaadine inandı, ama Kayin Tanrı’nın vaadine inanmadı. Tanrı Kayin’i, tövbe edebilmesi için hesap vermeye çağırdı, ama Kayin’in karşılığı yalnızca öfkelenmek ve küçük kardeşi Habil’i öldürmek oldu.

Bu olaydan sonra, Adem’in çocuklarının çoğunun Kayin’in attığı adımın ardından yürüdüklerini gördük; günah içinde eğendiler ve bu nedenle Nuh’un zamanı geldiğinde Kutsal Yazılar’da şunları okuyoruz: “Rab baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, insanın aklı fikri hep kötülükte. (Yaratılış 6:5) Tanrı’nın, Adem çocuklarını bir tufan ile nasıl yok etmeyi amaçladığını gördük. Ahlak açısından çürümüş ve mahvolmuş insanların yaşadıkları bu dönemde, Nuh, Tanrı’nın gelecek olan Kurtarıcı ile ilgili vaadine inanan tek kişiydi. Tanrı bu nedenle Nuh’a ailesi ve bir çok hayvan için bir sığınak olacak büyük bir gemi inşa etmesini söyledi. Nuh gemiyi inşa ederken Tanrı tam yüz yıl günahkarlara sabır ile katlandı. Ama tüm bunlara rağmen Nuh ve ailesinin dışında hiç kimse tövbe etmedi ve Tanrı’nın Sözü’ne inanmadı. Böylece sonunda, sözüne sadık olan Tanrı her şeyi vaat ettiğine uygun olarak yaptı ve kendileri için sağlamış olduğu sığınak gemiye girmeyi reddeden herkesi dünyadan sildi.

Bu olaydan sonra Nuh’un soyunun yavaş yavaş Tanrı’nın Sözü’nü unuttuğunu gördük, çünkü onlar da Adem’in çocukları olduklarından, doğaları günahlıydı. Sonra Babil Kulesi ile ilgili öyküyü okuduk ve insanların nasıl dünya halkını tek bir yerde toplamaya ve Tanrı’ya karşı isyan ederek nasıl büyük bir kent ve yüksek bir kule inşa etmeye çalıştıklarını gördük. Ama Tanrı, onların dillerini karıştırarak ve onları tüm yeryüzünün dört bir bucağına dağıtarak yargıladı.

Daha sonra, İbrahim peygamberin harika öyküsünü okuduk. İbrahim’in, Tanrı’nın, Adem’in çocuklarını günahın egemenliğinden kurtarmak için yapmış olduğu planda çok önemli bir yere sahip olduğu doğrudur. İbrahim’in babası putlara tapan biriydi ve İbrahim de tüm Adem soyu gibi bir günahkardı. Ancak, Tanrı’nın harika planı aracılığı ile İbrahim’e göründüğünü ve ona babasının evinden çıkmasını ve ülkesinden ayrılmasını buyurduğunu gördük. Tanrı, İbrahim’den yeni bir ulus yaratmayı planladı; kutsal Kurtarıcı, bu ulustan dünyaya gelecekti. Tevrat’ta, Yaratılış kitabının on ikinci bölümünde İbrahim’i çağıran Tanrı’nın ona şu sözleri söylediğini okuduk:

“Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak ve sana göstereceğim ülkeye git.Seni büyük bir ulus yapacağım, seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım, bereket kaynağı olacaksın. Seni kutsayanları kutsayacak, seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki bütün halklar senin aracılığın ile kutsanacak. (Yaratılış 12:1-3)

Tanrı, İbrahim’e neden başka bir ülkeye gitmesini buyurdu? Tanrı, İbrahim’den yeni bir ulus yapmak istedi. Tanrı İbrahim’den neden yeni bir ulus yapmak istedi? Tanrı bu ulus aracılığı ile Kutsal Yazıları yazacak olan peygamberlerin ortaya çıkmasını planladı. Ve Tanrı bu aynı ulus aracılığı ile Kurtarıcıyı dünyaya göndermeyi amaçladı. Tanrı bu nedenle İbrahim’e, “Bereket kaynağı olacaksın. Yeryüzündeki bütün halklar senin aracılığın ile bereketlenecek” diyerek vaatte bulundu.

Tanrı, İbrahim’e verdiği vaadi yerine getirdi mi? Evet, yerine getirdi! İbrahim yüz yaşındayken ve karısı Sara doksan yaşındayken, Tanrı onlara aynen söz vermiş olduğu gibi, İshak adında bir oğul verdi. İshak’ın yeni İsrail ulusunu oluşturan on iki oğula sahip, Yakup adlı bir oğlu vardı. Aranızda Kutsal Yazıları bilenler, Kurtarıcının İsrail ulusu aracılığı ile geldiğini bilirler. Çünkü hem Meryem (İsa’nın annesi) ve hem de Yusuf (İsa’yı evlatlığa kabul eden babası /velisi) İbrahim’in soyundan geliyorlardı. Bu nedenle Müjde’deki ilk ayette şunlar yazılıdır: “İbrahim oğlu, Davut oğlu İsa Mesih’in soy kaydı şöyledir.” (Matta 1:1) İsa Mesih yersel biçimi açısından, İbrahim, İshak ve Yakup aracılığı ile geldi. Ama kutsal Canı açısından, O, yeryüzünde doğmak üzere göklerden gelen, En Yüce Olan’ın Oğlu, Tanrı Sözü’ydü (Kalimat Allah).

Ama şimdi bunları bırakalım ve İbrahim’in öyküsüne geri dönelim, çünkü İbrahim hakkında hatırlanması gereken bir başka önemli nokta daha var. İbrahim’in de Adem çocuklarının tümü gibi günah içinde doğduğunu gördük. Ama Kutsal Yazılar bize İbrahim’in bu gün Kutsal Olan Tanrı’nın huzurunda sonsuza kadar kalacağı Cennette bulunduğunu söylerler. Şimdi şu soruyu soralım: İbrahim, Tanrı’nın, onun günahlarını bağışlaması, onu doğru sayması ya da aklaması ve cennete alması için ne yaptı? Kutsal Yazılar bu konuda ne der? Şöyle der: “İbrahim Tanrı’ya iman etti ve bu, ona doğruluk sayıldı.” (Yaratılış 15:6)

İbrahim Tanrı’ya—Tanrı’nın Kendisine—iman etti. İbrahim Tanrı’nın ona söylediği şeye iman etti. Tanrı bu nedenle onu doğru saydı ve ona doğruluğu itimat etti. Bu gün bu programı dinlemekte olan sizler, İbrahim’in iman ettiği gibi siz de Tanrı’nın Sözü’ne iman ediyor musunuz? Tanrı’nın var olup olmadığına ya da Tek olup olmadığına iman edip etmediğinizi sormuyoruz. Şeytan bile Tanrı’nın var olduğunu biliyor. Tanrı’nın istediği O’nun buyurmuş olduğu kurtuluş yolu ile ilgili söylediklerine, İbrahim’in iman etmiş olduğu gibi iman etmenizi ister. İbrahim bize neye iman etmemiz gerektiğini söyledi. İbrahim’in, oğlunun yerine bir koç sunduğu gün o mütemayiz dağın üzerinde ne söylediğini hatırlayabiliyor musunuz? İbrahim, “yakmalık kuzu için sunuyu Tanrı’nın kendisi sağlayacak!”  dedi. (Yaratılış 22:8) Ve İbrahim koçu kestikten sonra, odağa, ‘Rab sağlayacak’ anlamına gelen Yehova Yireh adını verdi. (Yaratılış 22:14) Tanrı, kurban edilecek koçu zaten sağlamışken İbrahim o dağa neden “Tanrı sağlayacakadını verdi? İbrahim o sırada bir peygamber olarak gerçekleşecek olayları duyuruyordu. İbrahim, “Rab sağlayacakdediği zaman, sunakta yatan oğlunun yerine geçen koçun bulunduğu o dağda gerçekleşecek olayları önceden bildiriyordu. İbrahim, Kurtarıcının Kendisine iman eden herkesi Tanrı’nın adil yargısından kurtarmak için aynı dağın üzerinde Kanını dökeceği güne önceden bakıyordu.

Müjde kitabında yaptığımız çalışmada İsa Mesih’in İbrahim’in peygamberliğini yerine getirmek için İbrahim’in zamanından yaklaşık iki bin yıl sonra dünyaya geldiğini gördük. Evet, Yeruşalim’in dışında İbrahim’in, oğlunun yerine kurban ettiği koçun bulunduğu dağda, Kurtarıcı İsa, Adem’in çocuklarını kurtarmak için Kanını döktü. İşte bu nedenle, İsa’yı çarmıha çiviledikten sonra İsa’nın ölmeden önce, yüksek ses ile, “Tamamlandı!” dediğini duyduk. “Tamamlandı” sözü, “Bitti, yapılacak bir şey kalmadı” anlamındadır. İsa, neden “Tamamlandı!” dedi? İsa, bu sözcüğü kullandı, çünkü O’nun çarmıhtaki ölümü, Tanrı’nın uzun zaman önce peygamberleri aracılığı ile bildirdiği kurtuluş planı tamamlandı! İsa’nın ölümü, İbrahim’in kurbanının ve tüm hayvan kurbanların sembolizmini yerine getirerek gerçekleştirdi!

Bu gün bizi dinlemekte olan sizler, İsa Mesih’in Kendisinin Tanrı’nın gökyüzünden göndermiş olduğu mükemmel ve nihai kurbanlık (İd el-Adha) “koyun” olduğuna iman ediyor musunuz? İbrahim’in imanına sahip misiniz? İbrahim’in imanı ile ilgili olarak Müjde’nin neler söylediğine kulak verelim:

(Romalılar 4) 1 Şu halde soyumuzun atası İbrahim’in durumu için ne diyelim? 2 Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır, ama Tanrı’nın önünde değil. 3 Kutsal Yazı ne diyor? ‘İbrahim Tanrı’ya iman etti, böylece aklanmış sayıldı (ve ona doğruluk sayıldı).’  22 Bunun için de alanmış sayıldı. 23-24 ‘Aklanmış sayıldı’ sözü, yalnız onun için değil, ama aklanmış sayılacak olan bizler—Rabbimiz İsa’yı ölümden dirilten Tanrı’ya iman eden bizler—için de yazıldı. 25 İsa suçlarımız için ölüme teslim edildi ve aklanmamız için diriltildi. Amin.

Bizi dinlediğiniz için teşekkürler. Bir sonraki programımızda bize tekrar katılacağınızı ümit ediyoruz. Tanrı isterse, peygamberlerin mesajını yeniden incelemeye devam edeceğiz ve Tanrı’nın dünyanın Kurtarıcısının gelmesi amacı ile yolu hazırlaması için seçmiş olduğu bir başka büyük peygamberi göreceğiz. Bu peygamber Musa’dır.

Tanrı size Kutsal Yazıların ilan ettikleri hakkında net bir anlayış versin ve sizi bereketlesin:

“İbrahim Tanrı’ya iman etti ve bu ona doğruluk sayıldı.” (Romalılar 4:3)

95. İkinci İnceleme (Bölüm 3): Musa, Tanrı’nın Kutsal Yasası

İkinci İnceleme (Bölüm 3): Musa, Tanrı’nın Kutsal Yasası

Review 3: Moses, God's Holy Law

Mısır’dan Çıkış 1-20 v.b.

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuza kadar esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Bu gün, günahkarların Tanrı’nın önünde, nasıl doğru olabileceklerini gösteren İyi Haber’i yazan peygamberlerin mesajını yeniden incelemeye devam etmeyi planlıyoruz. Tanrı’nın peygamber Musa’nın zihnine yerleştirmiş olduğu kitabı, Tevrat’ı incelemeyi sürdürüyoruz. Daha önce de görmüş olduğumuz gibi Musa’nın Tevrat’ı gerçeği bilmeyi arzu eden herkesin gözünde büyük değere sahiptir. Tevrat, duyduğumuz her şeyin Tanrı’dan gelip gelmediğini bilmek amacı ile  tetkik edebileceğimiz, Tanrı tarafından bina edilen bir temeldir.

Tevrat’ın başlangıcında atamız Adem’in nasıl günah işlediğini gördük. Onun günahı tüm soyuna, Rab Tanrı’nın daha önceden uyarmış olduğu gibi acı, ölüm ve sonsuz ceza getirerek bulaşıcı bir hastalık gibi yayıldı. Ama şimdi okuyacağımız şu Kutsal Yazı için Tanrı’ya teşekkür ediyoruz: “Günahın çoğaldığı yerde, Tanrı’nın lütfu daha da çoğaldı.”  (Romalılar 5:20) Evet, Adem ve Havva’nın günah işlediği o günde Tanrı, lütfederek, Adem’in çocuklarını günahın getirdiği lanetten kurtarmak için bir gün dünyaya bir Kurtarıcı göndereceğini ilan etti.

Yeniden incelediğimiz derslerin sonuncusunda, Tanrı’nın İbrahim’i çağırdığını, ve İbrahim’e ondan  tüm peygamberlerin ve Kurtarıcının geleceği yeni bir ulus yaratacağını vaat ettiğini gördük. Böylece İbrahim’in İshak adlı bir oğlu oldu; İshak’ın da Yakup adında bir oğlu oldu ve Yakup’un on iki oğlundan ise İsrail’in on iki oymağı ortaya çıktı.

Şimdi Tanrı’nın, İbrahim’in soyu olan İsraillileri, Rab Tanrı’nın nasıl biri olduğunu ve günahkarların Tanrı’nın adil yargısından kaçmak için hangi yoldan gitmeleri gerektiğini insanlığa öğretmeleri için nasıl kullandığını görmek üzere yeniden yaptığımız incelememize devam edelim. Bu günkü dersimizin adı: “Tanrı’nın Kutsal Yasası.”

Tevrat’taki çalışmamızda, Tanrı’nın, uzun zaman önce İbrahim’e bildirmiş olduğu gibi, İsrail oğullarının Mısır ülkesinde köle olmalarına izin verdiğini gördük. Tanrı, atamış olduğu zaman geldiğinde, Musa’yı İsraillilere gönderdi. Musa, kötü kalpli Mısır kralı Firavun’un evinde büyümüş olan bir İsrailliydi.

Tanrı, Musa’yı Firavun’a gönderdi ve ona şu sözleri söylemesini buyurdu: “Rab Tanrı diyor ki, ‘Bana tapınabilmeleri için halkımı serbest bırak, gitsinler!’ Ancak Firavun Tanrı’nın bu isteğini reddetti ve alay ederek şöyle dedi: “Rab kim oluyor? İsrail halkının gitmesine asla izin vermeyeceğim.” Tanrı, bu nedenle, İsraillilerin dışındaki ülke halkının üzerine gönderdiği dokuz korkunç bela aracılığı ile Gücünü ve Görkemini Mısırlılara bildirdi. Ama yine de, Tanrı’nın Firavun’un gözlerinin önünde yaptığı belirtiler ve harikalar Firavun’un tövbe etmesine ve Musa’nın sözlerini dinlemesine neden olmadı. Tanrı, Musa’ya şöyle dedi: “Firavun’un ve Mısır’ın üzerine bir bela daha göndereceğim. Bu beladan sonra Firavun, Mısır’dan ayrılmanıza izin verecek.” Bu son belanın ne olduğunu hatırlıyor musunuz? Evet, bu bela, her evdeki ilk doğanın öldürülmesiydi.

Böylece, Tanrı’nın, Firavun’un evinde ve Mısır’daki tüm evlerde ilk doğanı öldürdüğünü gördük. Ama Tanrı, İsrail oğullarının ilk doğanlarını kurtardı, çünkü onlar Tanrı’nın buyruğuna itaat ederek evlerinin kapılarının üzerine kuzunun kanını sürmüşlerdi. Tanrı onlara şu vaatte bulunmuştu: “Bulunduğunuz evlerin üzerindeki kan sizin için belirti olacak. Kanı görünce üzerinizden geçeceğim. Mısır’ı cezalandırırken ölüm saçan, size hiç bir zarar vermeyecek.” (Mısır’dan Çıkış 12:13)  Tanrı, böylece kuzunun kanı nedeni ile İsrail oğullarının ilk doğanlarını öldürmeyerek evlerinin üzerinden geçti. Tanrı, İsrail oğullarını Firavun’un elinden işte böyle kurtardı.

Fısıh öyküsünün daha önce de görmüş olduğumuz gibi, İsrail oğullarının Firavun’un egemenliğinden kurtarılmalarından daha derin bir anlamı bulunmaktadır. Çünkü Kutsal Yazılar şöyle der: “Bu olaylar, başkalarına ders olsun diye onların başına geldi; çağların sonuna gelmiş olan bizleri uyarmak için yazıya geçirildi.” (1. Korintliler 10:11) Tanrı’nın, ilk doğanlarını ölümden esirgemesi ve onları Firavun’un elinden kurtarması için İsrail oğullarının evlerinin kapılarına sürdükleri kuzunun kanı ile ilgili öykü bir örnektir. Bu öykü günahkarları, Firavun’dan bile kötü olan köle başı Şeytan’dan kurtarmak için Tanrı’nın düzenlemiş olduğu kurtuluş yolunun bir örneğini oluşturur.

Tanrı’nın Sözü, bize Tanrı’nın tüm çocuklarının kölelere benzediğini gösterir. Belki aranızdan bazılarını şöyle düşünüyor olabilirler: “Evet, bizler Tanrı’nın köleleri olduğumuzu biliyoruz!” Ancak bu düşünce Rab İsa’nın Müjde’de (İncil) ilan ettiği şu ayet ile uyum içinde değildir: “Size doğrusunu söyleyeyim, günah işleyen herkes günahın kölesidir.(Yuhanna 8:34) Ve Adem’in tüm çocukları günahın köleleri oldukları için aynı zamanda Şeytan’ın da köleleridirler. Çünkü Şeytan günahın efendisidir. Kesinliği mutlak olan gerçek şudur: Şeytan’ın kölesi olan kişinin kendisini özgür kılmak için hiç bir çaresi yoktur! Bir köle kendisini özgür kılabilir mi? Kendisini özgür bırakması için efendisine verebileceği bir şeyi var mıdır? Efendisi iyi biri ise bu belki mümkün olabilir, ama Şeytan gibi bir efendi ile böyle bir şey mümkün olamaz. Aynı Firavun gibi, Şeytan da kölelerinin çekip gitmelerine kendi rızası ile asla izin vermeyecektir. Asla! Ah, biz Adem çocuklarının laneti ne kadar da büyüktür! Bizi, köleleri haline getirmiş olan Şeytan’ın elinden kurtarabilecek biri var mıdır? Evet, Tanrı’ya övgüler olsun ki, bir Kurtarıcı vardır! Tanrı, bize, bizi özgür kılacak olan Biri’ni göndermiştir. Bu Kişi, Tanrı’nın tüm peygamberlerinin tanıklık ettiği gökyüzünden gelen, güçlü ve adil Kurtarıcı İsa Mesih’tir!

Tevrat’ta Tanrı’nın, bakire bir kızdan doğacak olan kutsal Kurtarıcı aracılığı ile Şeytan’ın başını nasıl ezeceğini vaat ettiğini gördük. Mezmurlar’da, Davut peygamberin, Tanrı’nın, “Oğlu” olarak adlandırdığı bu Kurtarıcının, korkunç bir şekilde – O’na işkence edilecek, elleri ve ayakları delinecekti - öldürüleceğini yazdığını okuduk. Müjde kitabında, bu harika Kurtarıcı ile ilgili daha çok açıklama okuduk. Kurtarıcı, mükemmel bir yaşam süren ve daha sonra çarmıhta günahlarımız için ölen ve tekrar mezardan dirilen Meryem oğlu İsa’dır. Evet, İsa, Tanrı’nın peygamberlerinin günahkarların Kurtarıcısı hakkında uzun zaman önce yazmış olduklarını yerine getiren bu Kişi, İsa’dır.

Tanrı Sözü İsa Mesih’i, “Tanrı’nın Kuzusu” olarak adlandırır. İsa, Fısıh gününde boğazlanan kuzular gibi, bizleri yargıdan kurtarmak için Kanını döktü. Tanrı’nın ilk Fısıh gününde bir kuzunun kanı aracılığı ile İsrail oğullarını kurtarmasından yaklaşık bin beş yüzyıl sonra Tanrı, Adem oğullarının Doğru Mesih İsa’yı bir çarmıha çivilemelerine izin verdi. Ve İsa, bir Fısıh Bayramı gününde çarmıha gerildi. Böylece, İsa İbrahim’in kurbanının (İd el-Adha) sembolizmini yerine getirdiği gibi, aynı zamanda Fısıh kuzusunun sembolizmini de yerine getirdi. O gün O’nu çarmıha geren insanlar, bunu bilgisizlikleri nedeni ile yaptılar, ama Tanrı, daha dünyayı yaratmadan önce Mesih’in kurban edilmesini planlamıştı. (Bakınız Vahiy 13:8; Elçilerin İşleri 3:17)

İsa, günah için sunulan mükemmel ve nihai Kurban’dır. İsa Mesih’in kanı, Tanrı’nın Adem çocuklarını günahın egemenliğinden kurtarmak için talep ettiği yasal ücrettir. Kutsal Yazılar bu gerçek ile ilgili olarak şu ifadeyi beyan ederler:

“Fısıh kuzumuz Mesih (bizim için) kurban edildi.” (1. Korintliler 5:7) “Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü. Bir kimse doğru insan için güç ölür, ama iyi insan için belki biri ölmeyi göze alabilir. Tanrı ise bizi sevdiğini şunun ile kanıtlıyor: Biz daha günahkarken Mesih bizim için öldü.” (Romalılar 5:6-8)

Şimdi Fısıh ile ilgili öyküyü bir kenara bırakalım ve Tanrı’nın İsrail oğullarına emanet etmiş olduğu kutsal yasa ile ilgili neler öğrendiğimiz hatırlayalım. Tevrat’ta yaptığımız araştırmada Tanrı’nın, çöldeki Musa’ya ve İsraillilere Sina Dağı’nın üzerine ateş, gök gürültüsü ve şimşek ile inerek Kutsallığını ve Görkemini nasıl açıkladığını gördük. Tanrı o gün İsraillilere On Buyruğunu ve Musa’nın Yasası olarak adlandırılan pek çok başka buyruğunu iletti. Tanrı, onlara şu buyruklarını verdi: “Tanrın Rabbi tüm yüreğin, tüm canın ve tüm aklın ile seveceksin: Benden başka tanrın olmayacak! Kendine herhangi bir put yapmayacaksın! Tanrın Rabbin adını boş yere ağzına almayacaksın! Şabat günü’nü kutsal sayarak anımsa! Komşunu kendini sevdiğin gibi seveceksin! Annene ve babana saygı göster! Adam öldürmeyeceksin! Zina etmeyeceksin! Çalmayacaksın! Komşuna karşı yalan yere yanıklık etmeyeceksin! Komşunun hiç bir şeyine göz dikmeyeceksin! “ Ve Tanrı bu kutsal buyruklara şu sözleri ekledi: “Çünkü Yasa’nın her dediğini yerine getirse de tek konuda ondan sapan kişi bütün Yasa’ya karşı suçlu olur.” (Yakup 2:10) “Yasa kitabında yazılı olan her şeyi sürekli yerine getirmeyen herkes lanetlidir.” (Galatyalılar 3:10) İşte Tanrı’nın Musa’ya vermiş olduğu kutsal yasanın ilan ettikleri bunlardır!

Sevgili dinleyiciler, doğduğunuz günden öldüğünüz güne kadar sizden düşünce, söz ve eylemde mutlak mükemmelliği talep eden Tanrı’nın bu kutsal yasasını yerine getirdiniz mi? Her gün, her saat, gündüz ve gece Rab Tanrınızı tüm yüreğiniz, tüm canınız ve tüm aklınız ile sevmeniz gerekir. Aynı zamanda komşunuzu da kendinizi sevdiğiniz gibi sevmeniz talep edilir. Bu kutsal yasayı yerine getirdiniz mi? Kutsal Yazılar şöyle der: “Doğru olan hiç kimse yok, bir kişi bile!” (Romalılar 3:10) “Günahımız yok dersek kendimizi aldatırız, içimizde gerçek olmaz!” (1. Yuhanna 1:8) Hiç birimiz hiç bir zaman Tanrı’nın talep ettiği her şeyi yerine getirmedik, çünkü hepimiz günahlı bir doğa ile dünyaya geldik.

Belki bazılarınız şöyle bir soru sorabilir: “Eğer Musa’nın Yasasını hiç birimiz yerine getiremiyorsak, o zaman Tanrı neden bu yasayı bize verdi? Tanrı, herkesin mahvolmasını isteyen Biri midir? Hayır, Tanrı Sevgi’dir ve hiç kimsenin mahvolmasını istemez. O zaman Tanrı, hiç kimsenin yerine getiremeyeceğini çok iyi bildiği halde, günahkarlara bu kutsal buyruklarını neden verdi? Bu buyrukların amacı nedir? Tanrı, bu soruyu şu sözleri ile yanıtlar:

“Bu nedenle, Yasa’nın gereklerini yapmakla hiç kimse Tanrı katında aklanmayacaktır. Çünkü Yasa sayesinde günahın bilincine varılır.”  (Romalılar 3:20) “Oysa İsa Mesih’e olan imana dayanan vaat iman edenlere verilsin diye Kutsal Yazı bütün dünyayı günahın tutsağı ilan ediyor.” (Galatyalılar 3:22)

Böylece, Tanrı’nın bize O’nun önünde kusurlu olduğumuzu ve günahın getirdiği laneti bizim yerimize taşıyan İsa Mesih’e duyduğumuz ihtiyacı göstermek için Kendi kutsal buyruklarını günahkarlara emanet ettiğini keşfediyoruz. İnsanlar arasında, Tanrı’nın Musa’ya emanet ettiği kutsal yasayı yerine getiren tek Kişi Rab İsa Mesih’tir. Daha önce görmüş olduğumuz gibi, İsa, Adem’in soyundan tamamen farklıydı, çünkü O, Adem çocuklarının günahlı doğasını paylaşmıyordu. İsa, bir bakire kızdan doğmak üzere gökyüzünden yeryüzüne gelen Tanrı’nın Sonsuz Sözü’dür. İsa, bizimkine benzeyen bir beden aldı, ama O’nda günahlı doğamız yoktu. İsa, bu yüzden yeryüzündeyken şöyle diyebildi: “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim. (Matta 5:17) İsa’nın ne söylediğini işittiniz mi? O’nun bu sözleri, çok derin ve harika bir gerçeği dile getirir. İsa, Tanrı’nın Musa’ya emanet ettiği kutsal yasayı yerine getirmek için dünyaya geldiğini söyledi. Bu sözlerin ne anlam ifade ettiğini anlıyor musunuz? İsa, biz Adem çocukları için bizim kendimizin asla yapamayacağı bir şey yaptı! Tanrı’nın kutsal yasasını yerine getirdi ve bundan sonra bizim yerimize yasanın lanetini taşımak ve bizi Tanrı’nın adil yargısından kurtarmak için çarmıhta Kanını döktü.

İsa ölmeyi hak etmedi, çünkü O hiç bir zaman günah işlemedi. Ama buna rağmen, Tanrı’nın peygamberleri aracılığı ile vaat etmiş olduğu kurtuluş planını tamamlamak için yaşamını kendi isteği ile bizim uğrumuza verdi. Ve İsa günah borcumuzu ödemek için Kanını döktükten sonra, Tanrı O’nu üçüncü gün ölümden diriltti! Kutsal Yazıların bu konu ile ilgili neler söylediklerine kulak verin. Şöyle diyorlar:

“(Tanrı’nın kutsal yasası) İsa Mesih’te olanları mahkum edemez! İnsan benliğinden ötürü güçsüz olan Kutsal Yasa’nın yapamadığını Tanrı yaptı. Öz Oğlu’nu günahlı insan benzerliğinde günah sunusu olarak gönderip günahı insan benliğinde yargıladı.” (Romalılar 8:1, 3)

Sevgili dinleyici dostlarımız, umudunuzu neye bağladınız? Günahlarınızın cezasını taşımış olan Doğru Kurtarıcı hakkındaki Tanrı’nın İyi Haberi’ne mi güveniyorsunuz, yoksa hala kendi “iyi” işlerinize mi güveniyorsunuz? Tanrı Sözü’nün ilan ettiği şu gerçeği unutmayın. Birlikte dinleyelim:

“Yasa’nın gereklerini yapmış olmaya güvenenlerin hepsi lanet altındadır. Çünkü şöyle yazılmıştır: ‘Yasa Kitabında yazılı olan her şeyi sürekli yerine getirmeyen herkes lanetlidir.’ Ama İsa Mesih bizim için lanetlenerek bizi Yasa’nın lanetinden kurtardı. Öyle ki, O’na iman eden herkes sonsuz yaşama kavuşsun ve mahvolmasın!” (Galatyalılar 3:10, 13; Yuhanna 3:16)

Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz.

Bundan sonraki dersimizde Tanrı isterse, Peygamberlerin Yazıları ile ilgili yapmakta olduğumuz yeniden incelemeyi tamamlayacağız ve İsa Mesih’in her şeyi peygamberlerin O’nun ile ilgili bildirdiklerine uygun olarak nasıl yerine getirdiğini ve böylece Adem çocukları için bir kurtuluş ve esenlik kapısı açtığını göreceğiz.

Tanrı size bu gün çalıştığımız konular hakkında anlayış versin ve Sözü’ndeki şu vaadi hatırlamanıza yardımcı olsun:

“Tanrı’nın kutsal yasası, İsa Mesih’te olanları mahkum edemez!” (Romalılar 8:1)

Pages