August 2012

76. İyi Çoban

İyi Çoban

The Good Shepherd

Yuhanna 10

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuz bir esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bugün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Son derste, Rab İsa’nın, öğrencilerine Yeruşalim’de ölmesi ve üçüncü gün ölümden dirilmesi gerektiğini söylediğini dinledik. İsa, günahı kaldıran bir kurban olarak Kanını dökmek üzere dünyaya geleceğini biliyordu. Aynı zamanda son olarak Rab İsa’nın üç öğrencisi ile birlikte yüksek bir dağın üstündeyken büyük yüceliğini gösterdiğini de gördük. İsa’nın yüzü güneş gibi parladı ve giysileri parlayan saf beyaz bir ışık ile bembeyaz oldu. Böylelikle İsa Mesih’te konut kurmuş olan Tanrı yüceliği kendisini açığa çıkartmış oldu.

Bugün kutsal Müjde’yi okumaya devam etmek ve Rab İsa’nın kendisini izleyen kişileri nasıl kaybolmuş koyunlara benzettiğini dinlemek istiyoruz. Daha önce Peygamberlerin Yazılarında Tanrı’nın Adem’in çocuklarını nasıl sürekli olarak çobansız ve kaybolmuş koyunlara benzettiğini görmüştük. Ancak yine de Tanrı Adem’in çocuklarının çobansız koyunlar gibi mahvolmalarını istemez. Bu nedenle, bizleri en kötü düşmanlarımız olan Şeytan, günah, ölüm ve cehennemden kurtarması ve bize esenlik yolunda rehberlik etmesi için gökyüzünden kudretli bir Çoban gönderdi. Tanrı’nın Adem’i çocukları için gönderdiği İyi Çoban’ı tanıyor musunuz? Eğer bu İyi Çoban’ı tanımıyorsanız, o zaman sizi bu günkü dersimizi dikkatle dinlemeye davet ediyoruz.

Yuhanna Müjdesi’nin onuncu bölümünü okuyoruz. İsa bir gün, çevresinde toplanmış olan kalabalığa şunları söyledi:

(Yuhanna 10) 1 Size doğrusunu söyleyeyim, koyun ağılına kapıdan girmeyip başka yoldan giren kişi hırsız ve hayduttur. 2 Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır. 6 İsa onlara bu örneği anlattıysa da, O’nun ne demek istediğini anlamadılar.  7 Bunun için İsa, yine, ‘Size doğrusunu söyleyeyim’ dedi, ‘Ben koyunların kapısıyım. 9 Kapı Ben’im. Bir kimse benim aracılığım ile içeri girerse kurtulur. Girer, çıkar ve otlak bulur. 10 Hırsız ancak çalıp öldürmek ve yok etmek için gelir. 11 Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. 12 Koyunların çobanı ve sahibi olmayan ücretli adam, kurdun geldiğini görünce oyunları bırakıp kaçar. Kurt da onları kapar ve dağıtır. 13 Adam kaçar, çünkü ücretlidir ve koyunlar için kaygı duymaz. 14-15 Ben iyi çobanım. Benimkileri tanırım. Baba beni tanıdığı ve ben de Baba’yı tanıdığım gibi, benimkiler de beni tanırlar. Ben koyunlarımın uğruna canımı veririm. 17 Canımı tekrar geri almak üzere veririm. Bunun için Baba beni sever. 18 Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var. Bu buyruğu Babam’dan aldım.

19 Bu sözlerden dolayı Yahudiler arasında yine ayrılık doğdu. 20 Bir çoğu, ‘O’nu cin çarpmış, delidir. Niçin O’nu dinliyorsunuz?’ diyordu. 21 Ama başkaları ise, ‘Bunlar cin çarpmış bir adamın sözleri değil’ dediler, ‘Cin, körlerin gözlerini açabilir mi?24 Yahudi yetkililer O’nun çevresini sararak, ‘Bizi daha ne kadar zaman kuşkuda bırakacaksın?’ dediler, ‘Eğer Mesih isen bize açıkça söyle!’ 25İsa onlara şu karşılığı verdi: ‘Size söyledim, ama iman etmiyorsunuz. Babam’ın adı ile yaptığım işler bana tanıklık ediyor. 26 Ama siz iman etmiyorsunuz. Çünkü benim koyunlarımdan değilsiniz. 27 Benim koyunlarım sesimi işitirler. Ben onları tanırım, onlar da beni izlerler. 28 Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onları hiç kimse elimden kapamaz. 29 Onları bana veren Babam her şeyden üstündür. Onları Baba’nın elinden kapmaya kimsenin gücü yetmez. 30 Ben ve Baba biriz. 31 Yahudi yetkililer O’nu taşlamak için yerden yine taş aldılar. 32 İsa, onlara, ‘Size Baba’dan kaynaklanan bir çok iyi işler gösterdim’ dedi, ‘Beni bu iyi işlerden hangisi için taşlıyorsunuz?’

33 Şöyle yanıt verdiler: ‘Seni iyi işlerden ötürü değil, küfür ettiğin için taşlıyoruz. İnsan olduğun halde Tanrı olduğunu ileri sürüyorsun.34 İsa şu karşılığı verdi: ‘Yasanızda, ‘Siz ilahlarsınız, dedim’ diye yazılı değil mi? 35 Tanrı, kendilerine sözünü gönderdiği kimseleri ilahlar diye adlandırır. Kutsal Yazı da geçerliliğini yitirmez. 36 Baba beni kendine ayırıp dünyaya gönderdi. Öyleyse, ‘Tanrı’nın Oğlu’yum’ dediğim için bana nasıl ‘Küfür ediyorsun!’ dersiniz? 37 Eğer Babam’ın işlerini yapmıyorsam bana iman etmeyin. 38 Ama yapıyorsam bana iman etmeseniz bile, yaptığım işlere iman edin. Öyle ki, Baba’nın bende, benim de Baba’da olduğumu bilesiniz ve anlayasınız.’ 39 O’nu yine yakalamaya çalıştılarsa da, ellerinden sıyrılıp kurtuldu.

İsa’nın Yahudiler’e ne söylediğini duydunuz mu? Zamanımız İsa’nın sözlerinin hepsini ayrıntılı olarak açıklamaya izin vermediği için, düşüncelerimizi, İsa’nın, Kendisinden söz ederken kullandığı iki ünvan üzerinde odaklandıracağız. Bu ünvanları işittiniz mi? Ünvanlar şunlar: Koyunların Kapısı ve İyi Çoban.

Önce, İsa’nın, Adem’in çocuklarını koyunlara benzetmesinden sonra kalabalığa şöyle dediğini dinledik: Ben koyunların kapısıyım. Bir kimse benim aracılığım ile içeri girerse kurtulur.” İsa Kendisini neden “koyunların Kapısı” olarak adlandırdı? O dönemde bir çoban, sürüsünün içeri girebilmesi için dikenli dallardan ya da taşlardan yalnızca tek bir giriş kapısı bulunan kapalı bir yer yapardı. Akşam olduğu ve koyunlar bu kapalı yer şeklindeki ağıldan içeri girdikleri zaman, çobanın kendisi koyunlarının başında nöbet tutmak amacı ile koyun ağılının giriş kapısının önünde uyurdu. Böylelikle herhangi vahşi bir hayvan ağıla giremeden ve bir koyunu öldüremeden önce, çobanın önünde yattığı giriş kapısından ağıla geçmesi gerekirdi. Böylece çoban vahşi hayvan koyunlara zarar veremeden önce onu kovalayabilirdi. Çobanın kendisi, bu şekilde “koyunlar için bir kapı” oluşturmuş olurdu.

Rab İsa Kendisini, “koyunların Çobanı” olarak adlandırdı. Bunun anlamı şudur: İsa O’na ait olan tüm insanlar ile yakından ilgilenir. Bu aynı zamanda şu anlama da gelir: Tanrı’nın “sürüsünün” bir parçası olabilmeniz için bu sürüye İsa Mesih aracılığı ile gelmeniz gerekir. Şeytan’ın tuzaklarından, günahın cezasından, ölümün gücünden ve sonsuz cehennem yargısından kurtarılmak isteyen herkes İsa aracılığı ile gelmelidir. Günahkarları sonsuz yaşama geçirebilecek olan tek kapı, yalnızca O’dur. Tanrı Sözü bu yüzden şöyle der: “Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiç bir ad yoktur.”  (Elçilerin İşleri 4:12) İsa, Kurtuluş’un biricik ve tek kapısıdır.

Bir süre önce Nuh peygamber ve tufan ile ilgili olarak neler okuduğumuzu hatırlıyor musunuz? Tufanın yargısından kaçmak isteyen herkese bir sığınak olacak olan gemide Tanrı, Nuh’a kaç tane kapı yapmasını buyurmuştu? Yalnızca tek bir kapı! Tufandan kurtulmak isteyen biri, geminin bu tek kapısından içeri girmek zorundaydı. Kapıdan içeri giren herkes kurtuldu. Kapıdan içeri girmeyen ise mahvoldu. Kutsal Yazılar, aynı şekilde Yargı Günü ile ilgili olarak Tanrı’nın, Adem’in çocukları için yalnızca tek bir kurtuluş kapısı açtığını onaylarlar. İnsanları sonsuz yaşamdan içeri geçirebilecek olan Kapı, Mesih’in Kendisidir! İsa bu nedenle şöyle dedi: “Kapı Ben’im. Bir kimse benim aracılığım ile içeri girerse kurtulur. Ama koyun ağılına kapıdan girmeyip başka yoldan giren kişi, hırsız ve hayduttur!” (Yuhanna 10:9, 1)

İsa’nın Kendisi için kullandığı ikinci isim, birinci isme çok benzer. İsa yalnızca, “koyunların Kapısı” değil, aynı zamanda “İyi Çoban’dır.”  İsa, İyi Çoban’dır, çünkü O, bizi seven ve bizim için Kendi yaşamını vermiş Olan’dır. Ah, O ne kadar de harika bir Çoban’dır! Peygamber Davut, İyi Çoban İsa ile ilgili olarak yirmi üçüncü Mezmur’da (Zebur) şu sözleri yazdı:

“Rab çobanımdır, eksiğim olmaz. Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, sakin suların kıyısına götürür. İçimi tazeler, adı uğruna bana doğru yollarda öncülük eder. Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile, kötülükten korkmam. Çünkü sen benimlesin. Çomağın, değneğin güven verir bana. Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın. Başıma yağ sürersin. Kasem taşıyor. Ömrüm boyunca yalnız iyilik ve sevgi izleyecek beni. Hep Rabbin evinde oturacağım!” (Mezmur 23)

Burada farkına varmamız gereken, Davut’un Kutsal Yazılarda sözünü ettiği İyi Çoban’ın Mesih’in Kendisi olduğudur. İsa bu nedenle, Ben iyi çobanım!” ve “Ben ve Baba biriz! diye konuşabildi. (Yuhanna 10:11, 30) Ancak yine de, İsa Tanrı ile bir olduğunu ilan ettiği zaman, Yahudiler O’nu Tanrı’ya küfür etmek ile suçladılar ve O’na atmak için yerden taş aldılar. İsa’nın bir insan bedeninde yer alan Tanrı olduğu düşüncesini kabul edemediler. Adem çocuklarının çoğu bu güne kadar İsa’nın bu sözleri nedeni ile sürçtüler. Bazı kişiler, Tanrı’nın İsa ile bir olduğu düşüncesinin iki Tanrı’nın var olduğu anlamına gelmesi gerektiğini düşünerek yanılgıya düştüler. Ancak gerçek, onların düşündüğü gibi değildir, çünkü peygamberlerin Kutsal Yazıları, Tanrı’nın tek olduğunu şu sözler ile ilan ederler: “tanrımız Rab tek Rab’dir!” (Yasa’nın Tekrarı 6:4) Ama “Tanrı’nın tek” olduğu gerçeği, Tanrı’nın yeryüzünde Kendisini bir insan olarak açıklamasına engel olmadı.

Burada belki bir örnek vermemizin yararı olacak. Bize ışık ve ısı sağlayarak yeryüzünde parlayan güneşi düşünün. Bu güneş gibi kaç tane güneşe daha sahibiz? Yalnızca bir güneş var. Güneş nerede? Bizden çok uzaklarda; uzayda! Ama aynı zamanda burada yeryüzünde de!  Hayat veren ışınları ile yaşamlarımıza nüfuz ediyor. Kızgın güneş ve sıcak güneş ışıkları birdirler! Bu örneğe benzer şekilde Tanrı ve İsa da birdir! İsa, “Ben ve Baba (Tanrı) biriz! dedi. Rab İsa, dünyamıza, İsa’nın sevgisinin ve bizi kurtarışının ışığını vermek için geldi. Kutsal Yazıların Tanrı ve İsa hakkında neler söylediklerine kulak verin:

Tanrımız yakıp yok eden bir ateştir. O,yaklaşılmaz ışıkta yaşar. Tanrı’yı hiç bir zaman hiç kimse görmedi ve göremeyecek. Ama Baba’nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul O’nu tanıttı. Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözü ile her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı’nın sağında oturdu. Tanrı, bütün doluluğunun O’nda (İsa Mesih’te) bulunmasını uygun gördü. Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih’te bulunuyor! (İbraniler 12:29; 1. Timoteos 6:16; Yuhanna 1:18; İbraniler 1:3; Koloseliler 1:19; 2:9)

Evet, Tanrı Sözü’nün ilan ettiği budur: Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih’te bulunuyor! (Koloseliler 2:9) bu yüzden Rab İsa, “Ben ve Baba biriz!diyebildi. İsa Mesih, gökyüzünden gelen, bir insan olan, yeryüzünde yaşayan ve bizleri günahın getirdiği lanetten kurtarmak için Kendi kutsal yaşamını feda eden İyi Çoban’dır. O, aynı zamanda ölümden dirilen ve O’na inanan herkese sonsuz yaşam sunan Kurtarıcı’dır. İsa, bu nedenle şu sözleri söyleyebildi:

“Ben iyi çobanım. Koyunlarımın uğruna canımı veririm. Canımı tekrar geri almak için veririm. Canımı kimse benden alamaz, ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var. Bu buyruğu Babam’dan aldım.” (Yuhanna 10:14-18)

İsa’nın, İyi Çoban” olduğu sorgusuz sualsiz doğrudur, çünkü O, yaşamını bizim uğrumuza feda edecek kadar çok sevmiş Olan’dır!

Bugün size veda etmeden önce söyleyeceklerimiz var; Rab İsa’nın şu harika sözlerine bir kez daha kulak verelim:

(Yuhanna 10) 9 Kapı Ben’im. Bir kimse benim aracılığım ile içeri girerse kurtulur. 1 Koyun ağılına kapıdan girmeyip başka yoldan giren kişi hırsız ve hayduttur. 11 Ben İyi Çoban’ım. İyi çoban, koyunları uğruna canını verir. 12 Koyunların çobanı ve sahibi olmayan ücretli adam, kurdun geldiğini gördüğü zaman koyunları bırakıp kaçar.  14 Ben iyi çobanım. 27 Koyunlarım sesimi işitirler. Ben onları tanırım, onlar da beni izler. 28 Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onları hiç kimse elimden kapamaz.

Sevgili dinleyici dostlarımız, siz kimi izliyorsunuz? İyi Çobanı mı izliyorsunuz? Ya da başka birini mi izliyorsunuz?

Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Ve sizi İsa’nın, Tanrı’nın yüreğini dolduran sevgi hakkında neler söylediğini duymanız için bir sonraki programda bize katılmaya davet ediyoruz.

Siz, İsa Mesih’in Kendisi hakkında neler söylediğini hatırlarken, Tanrı sizi bereketlesin!

“Kapı Ben’im. Bir kimse benim aracılığım ile içeri girerse kurtulur. Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir.”  (Yuhanna 10:9, 11)

77. Tanrı’nın Yüreği

Tanrı’nın Yüreği

The Heart of God

Luka 18, 15

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun!

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuz bir esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün sizler ile tekrar beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Peygamberlerin Yazıları üzerinde yaptığımız çalışmalar sırasında Tanrı’nın kutsal ve doğru olduğunu ve bu nedenle günahı hoş görmesinin imkansız olduğunu gördük. Ama aynı zamanda Tanrı’nın merhametli ve şefkatli olduğunu da gördük. Tanrı’nın bu özellikleri bizim için harika bir haberdir, çünkü O’nun merhametine muhtacız, çünkü hepimiz Tanrı’yı çok kötü gücendirdik. Bizim suçlarımız ve günahlarımız Tanrı’nın gözünde iğrençtir, ve eğer Tanrı’nın merhameti olmasa, bu suçlarımız ve günahlarımız bizi sonsuza kadar mahkum ederler! Bu gün Rab İsa’nın kalabalıklara anlattığı iki benzetmeyi anlatmayı planlıyoruz. Bu iki ilginç öykü aracılığı ile Tanrı’nın yüreğini dolduran büyük merhamet ve günahkarların bu merhameti nasıl elde edebileceklerini öğreneceğiz.

Birinci benzetmede, iki adam göreceğiz. Bu adamlardan biri Tanrı’nın merhametini kabul etti, diğeri ise etmedi. Bir adam, Ferisiler mezhebine mensuptu ve dua etme, oruç tutma ve sadaka verme gibi konularda çok gayretli biriydi. İnsanların gözünde çok dindar bir insandı. Diğer adam ise bir vergi memuruydu ve bu nedenle insanların gözünde büyük bir günahkardı, çünkü vergi memurlarının çoğu dürüst olmayan kişilerdi.

Şimdi Ferisi’nin ve vergi memurunun öyküsünü dinleyin:

(Luka 18) 9-10 Kendi doğruluklarına güvenip başkalarına tepeden bakan bazı kişilere İsa şu benzetmeyi anlattı: ‘Biri Ferisi, öbürü vergi görevlisi iki kişi dua etmek üzere tapınağa çıktı. 11 Ferisi ayakta durup kendi kendine şöyle dua etti: ‘Tanrım, öbür insanlara, soygunculara, hak yiyenlere, soygunculara, zina edenlere ya da şu vergi görevlisine benzemediğim için sana şükrederim. 12 Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığı veriyorum.’ 13 Vergi görevlisi ise uzakta durdu, gözlerini göğe kaldırmak bile istemiyordu, ancak göğsünü döverek, ‘Tanrım, ben günahkara merhamet et!’ diyordu. 14 “Size şunu söyleyeyim, Ferisi değil, bu adam aklanmış olarak evine döndü. Çünkü kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir.

İsa’nın bu kısa benzetme aracılığı ile öğretmek istediği şey neydi? Kısaca belirtecek olursak, İsa şunu öğretti: Tanrı, O’nun önünde günahlı olduklarını kabul eden kişilere merhamet gösterir ve O’nun huzurunda doğru olduklarını düşünen kişileri mahkum eder. Kutsal Yazılar şu sözler ile bu gerçeği ifade ederler: Tanrı kibirlilere karşıdır, ama alçakgönüllülere lütfeder. (1. Petrus 5:5) İnsanın gözünde değerli olan, Tanrı için iğrençtir. Tanrı, kendilerini öven, “Ben doğru bir insanım! Ben dua ederim! Ben oruç tutarım! Ben sadaka veririm. Ben camiye giderim! Ben kiliseye giderim1 Ben şu iyiliği yaparım, ben bu iyiliği yaparım!” diye düşünen kişileri kabul edebilir mi? tüm bu “ben”ler Tanrı’yı hoşnut ediyor mu? Kesinlikle etmiyor! Tanrı’nın yüreği gururdan kaynaklanan iyi işler ile mutlu olamaz.

Tanrı kibirli yürekten nefret eder. Tanrı’ya kendi çabaları ile yaklaşmaya çalışan Adem’in ilk doğan oğlu Kayin’i hatırlıyor musunuz? Tanrı, Kayin’in kurbanını kabul eti mi? Hayır, kabul etmedi! Sevgili dostlar, Tanrı değişmedi. Tanrı’nın yüreği bu gün de insanın kendi çabaları ile mutlu olamaz. Çünkü bizim çabalarımız O’nun önünde mükemmel değildirler. Tanrı, bizlerin, göğsünü döverek, ‘Tanrım, ben günahkara merhamet et!diyen o vergi görevlisi gibi günahlı konumumuzun farkına varmamızı ister. Tanrı’nın sevinmesine neden olan böyle kırılmış bir yürektir. Ama kendilerini öyküdeki Ferisi gibi diğer insanlar ile karşılaştıran ve onlardan üstün gören ve kendi kendine, ‘Tanrım, öbür insanlara, soygunculara, hak yiyenlere, zina edenlere ya da vergi görevlilerine benzemediğim için sana şükrederim.’ diyen kişilerden tiksinir.

Ferisi’nin farkına varamadığı şey şuydu: Yargı Günü’nde Tanrı bizi öbür insanlar ile karşılaştırmayacak. Tam aksine, Tanrı bizi ilan ettiği şu kutsal ve mükemmel Yasası ile kıyaslayacak: “Yasa’nın her dediğini yerine getirse de, tek konuda ondan sapan kişi bütün Yasa’ya karşı suçlu olur.” (Yakup 2:10) “Zina etmeyeceksin!” diyen Tanrı aynı zamanda “Yalan söylemeyeceksin!” de demiştir. Eğer zina etmediyseniz, ama bir yalan söylediyseniz, o zaman Tanrı’nın Yasası’nı yine de ihlal etmiş olursunuz. Tanrı’nın huzuruna yani Cennet’e giremezsiniz, çünkü Kutsal Yazılar şöyle der: “Oraya murdar hiç bir şey, iğrenç ve aldatıcı işler yapan hiç kimse asla girmeyecek.” (Vahiy 21:27) İşte bu yüzden Adem’in çocukları Tanrı’nın merhametine muhtaçtırlar. Sevgili dost, benzetmedeki vergi görevlisi gibi siz de Tanrı’nın merhametini aldınız mı? Yoksa Ferisi gibi hala kendi çabalarınız aracılığı ile doğru olmaya mı çabalıyorsunuz?

Şimdi Tanrı’nın sevgi ve merhamet dolu yüreği ile bizi, çocuklarını seven bir baba gibi sevdiğini gösteren ikinci benzetmeyi okuyalım. Luka Müjdesi’nin on beşinci bölümünden okuyoruz:

(Luka 15) 1 Bütün vergi görevlileri ile günahkarlar İsa’yı dinlemek için O’na akın ediyorlardı. 2 Ferisiler ile din bilginleri ise, ‘Bu adam günahkarları kabul ediyor, onlar ile birlikte yemek yiyor’ diye söyleniyorlardı. 3 Bunun üzerine İsa onlara şu benzetmeyi anlattı:

11 Bir adamın iki oğlu vardı. 2 Bunlardan küçüğü, babasına, ‘’Baba’ dedi, ‘Malından payıma düşeni ver bana.’ Baba da servetini iki oğlu arasında paylaştırdı. 13 Bundan bir kaç gün sonra küçük oğul her şeyini toplayıp uzak bir ülkeye gitti. Orada sefahat içinde bir yaşam sürerek varını yoğunu çarçur eti. 14 Delikanlı her şeyini harcadıktan sonra, o ülkede şiddetli bir kıtlık baş gösterdi, o da yokluk çekmeye başladı. 15 Bunun üzerine gidip o ülkenin vatandaşlarından birinin hizmetine girdi. Adam onu, domuz gütmek üzere otlaklarına yolladı. 16 Delikanlı domuzların yediği keçi boynuzları ile karnını doyurmaya can atıyordu. Ama hiç kimse ona bir şey vermedi.

17 Aklı başına gelince, şöyle dedi: ‘Babamın nice işçisinin fazlası ile yiyeceği var, ben ise burada açlıktan ölüyorum. 18 Kalkıp babamın yanına döneceğim, ona, ‘Baba’ diyeceğim, ‘Tanrı’ya ve sana karşı günah işledim. 19 Ben artık senin oğlun olarak anılmaya layık değilim. Beni işçilerinden biri gibi kabul et.’ 20 Böylece kalkıp babasının yanına döndü. Kendisi daha uzaktayken babası onu gördü, ona acıdı, koşup boynuna sarıldı ve onu öptü. 21 Oğlu ona, ‘Baba’ dedi, ‘Tanrı’ya ve sana karşı günah işledim. Ben artık senin oğlun olarak anılmaya layık değilim.’ 22 Babası ise kölelerine, ‘Çabuk, en iyi kaftanı getirip ona giydirin’ dedi, ‘Parmağına yüzük takın, ayaklarına çarık giydirin! 23‘Besili danayı getirip kesin, yiyelim, eğlenelim. 24 Çünkü benim bu oğlum ölmüştü; yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu. Böylece eğlenmeye başladılar.

25 Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığı zaman, çalgı ve oyun seslerini duydu. 26 Uşaklardan birini yanına çağırıp, ‘Ne oluyor?’ diye sordu.  27 O da, ‘Kardeşin geldi, baban da ona sağ salim kavuştuğu için besili danayı kesti’ dedi. 28-29 Büyük oğul öfkelendi, içeri girmek istemedi. Babası dışarı çıkıp ona yalvardı. Ama o, babasına şöyle yanıt  verdi: ‘Bak, bunca yıl senin için köle gibi çalıştım, hiç bir zaman buyruğundan çıkmadım. Ne var ki, sen bana arkadaşlarım ile eğlenmem için hiç bir zaman bir oğlak bile vermedin. 30 Oysa senin malını fahişeler ile yiyen şu oğlun eve dönünce, onun için besili danayı kestin.’ 31 Babası ona, ‘Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim var ise senindir’ dedi. 32 Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!”

Tanrı bize bu etkileyici benzetme aracılığı ile ne öğretmek istiyor? Bu benzetmede üç kişiden söz ediliyor: baba, küçük oğul ve büyük oğul.

  • Öyküdeki baba, Tanrı’yı temsil ediyor.
  • Küçük oğul, günahlarından tövbe eden ve merhamet bulmak için Tanrı’ya dönen günahkarlar hakkında bir örnek oluşturuyor.
  • Büyük oğul Tanrı’nın huzurunda doğru olduklarını düşünerek kendi kendilerini aldatan dindar kişileri temsil ediyor.

Önce, uzak bir ülkede sefahat içinde yaşayarak günahlı doğasını izleyen küçük oğul hakkında biraz düşünelim. Başına neler geldi? Küçük oğlun sonunda Tanrı’yı ve insanı gücendirmiş olduğunu nasıl fark ettiğini gördük. Küçük oğul günahları nedeni ile üzüntü duydu ve şu sözler ile tövbe etti: ‘Kalkıp babamın yanına döneceğim, ona, ‘Baba’ diyeceğim, ‘Tanrı’ya ve sana karşı günah işledim. Ben artık senin oğlun olarak anılmaya layık değilim. Beni işçilerinden biri gibi kabul et.’  Böylece küçük oğlun domuz ahırında çalışmaktan nasıl vazgeçtiğini ve babasının evine doğru yola çıktığını gördük.

Gelelim babanın nasıl hareket ettiğine? Baba ne yaptı? Varlığını çarçur edip tüketen oğluna karşı kızgın mıydı? Küçük oğlunu evine yalnızca işçilerinden biri olarak mı kabul etti? Hayır! İsa anlattığı benzetmeye şöyle devam etti:

“Kendisi (küçük oğul) daha uzaktayken, babası onu gördü, ona acıdı, koşup boynuna sarıldı ve onu öptü. Baba, kölelerine, ‘Çabuk, en iyi kaftanı getirip ona giydirin!’ dedi, ‘Parmağına yüzük takın, ayaklarına çarık giydirin! Besili danayı getirip kesin, yiyelim, eğlenelim! Çünkü benim bu oğlum ölmüştü; yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!’”

Bu öyküden öğrenmemiz gereken nedir? Tanrı’nın, aynı bu yüreği merhamet ile dolu babaya benzediğini öğreniyoruz. Tanrı, günahkarları sever. Ve onlara merhamet etmek ister, ama O her günahkarın günahlarından tövbe etmesini ve O’nun ön gördüğü doğruluk yolunu izlemesini bekler.

Büyük oğul ile ilgili şaşırtıcı bir şey gördük. Büyük oğul, babasınınki gibi merhametli bir yüreğe sahip değildi. Babasından farklı davrandı; öfkelendi ve eve girmeyi reddetti ve babasına şöyle dedi, ‘Bak, bunca yıl senin için köle gibi çalıştım ve hiç bir zaman buyruğundan çıkmadım. Ne var ki, sen bana arkadaşlarım ile eğlenmem için  hiç bir zaman bir oğlak bile vermedin!’

Büyük oğlun ne söylediğini işittiniz mi? Şöyle dedi: “Bak, bunca yıl senin için bir köle gibi çalıştım!” Ama ne yazık ki bu büyük oğul çok önemli bir şeyi anlamamıştı. Babası bir köle gibi çalışan bir oğul istememişti. Babasının istediği, onu tüm yüreği ile seven ve isteğini yerine getirmekten hoşnut olacağı bir oğuldu.

Adem’in çocukları bu büyük oğul gibi davranmayı hala günümüzde de sürdürmektedirler. Kendilerini yalnızca “Tanrı’nın köleleri” olarak görürler. Ama Tanrı bizim yalnızca köleler gibi olmamızı istemez. O’nun oğulları ve kızları gibi olmamızı ister. Kutsal Yazılar, bu nedenle İsa’yı Rableri ve Kurtarıcıları olarak kabul den kişiler ile ilgili şu sözleri söyler: “Çünkü sizi yeniden korkuya sürükleyecek kölelik ruhunu almadınız, oğulluk Ruhunu aldınız. Bu ruh ile, ‘Abba! (Babacığım) Baba!’ diye sesleniriz.”  (Romalılar 5:18)

Sevgili dost, Kendinizi nasıl görüyorsunuz? Tanrı’nın bir kölesi mi, yoksa Tanrı’nın bir çocuğu mu? Biraz önce okuduğumuz benzetmede siz, kendinizi hangi oğula benzetiyorsunuz? Günahının frakına varan ve babasının merhametini alan küçük oğula mı benziyorsunuz, yoksa babası için bir köle gibi çalışan büyük oğul gibi misiniz? Tanrı sizin,efendisinden korkan bir köle gibi olmanızı istemez. Tanrı’nın sizden istediği, babasını seven ve O’nun isteğini yerine getirmekten mutluluk duyan bir oğul olmanızdır. Tanrı sizi seviyor ve size merhamet göstermeyi özlüyor, ama sizden tövbe etmenizi ve O’na geri dönmenizi bekliyor. Peygamber Yeşaya bu konuda şu sözleri yazdı: Yine de Rab size lütfetmeyi özlem ile bekliyor, size merhamet göstermek için harekete geçiyor. Çünkü Rab adil Tanrı’dır. Ne mutlu O’nu özlem ile bekleyenlere!”  (Yeşaya 30:18)

Tanrı, Şefkatli ve Merhametli Olan, sizin O’na gelmenizi bekliyor, aynı benzetmedeki babanın küçük oğlunun eve geri dönmesini beklediği gibi. Tanrı, sizin kırılmış ve alçakgönüllü bir yürek ile tövbe etmenizi ister. Eğer böyle bir yürek ile Tanrı’nın önüne gelir ve O’nu tüm yüreğiniz ile ararsanız, o zaman şefkat ve merhamet dolu bir babanın yüreğine sahip olan Tanrı ile karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz. Ancak kibirli olan ve Tanrı’nın büyük merhametini küçümseyen kişi, Tanrı’nın,  içinde merhamete yer vermeyen yargısının dışında hiçbir şey bekleyemez!

Bizi dinlediğiniz için teşekkürler. Tanrı isterse, bir sonraki programımızda, İsa’nın dört gün boyunca mezarda kalmış olan ölü bir adamı nasıl yeniden yaşama döndürdüğünü göreceğiz!

Bu gün çalıştıklarımız konusunda Tanrı sizlere anlayış versin. Ve her zaman şunu hatırlayın:

“Tanrı kibirlilere karşıdır, ama alçakgönüllülere lütfeder!”  (1. Petrus 5:5)

78. Diriliş ve Yaşam

Diriliş ve Yaşam

The Resurrection and The Life

Yuhanna 11, 12

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuz bir esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Kutsal Müjde (İncil) kitabında yaptığımız çalışmanın bu noktasında, İsa Mesih’in bir çok adı bulunduğunu görüyoruz. Bu isimler bize O’nun kim olduğunu anlayabilmemiz konusunda yardımcı olurlar. Daha önce, İsa’ya şu isimler ile hitap edildiğini duymuştuk: Başlangıçta Tanrı ile beraber olan Söz, En Yüce Olan’ın Oğlu, İnsanoğlu, Tanrı Kuzusu, Kurtarıcı, yaşam veren Ekmek, Dünya’nın Işığı, Yücelik Rabbi, Koyunların ağılının Kapısı ve İyi Çoban. Bu gün İsa’nın iki başka adını daha göreceğiz. Bu adlar şunlar: “Diriliş” ve “Yaşam”.

İsa’nın, Yahudilerin ülkesinin her yerinde öğreterek, iyilikler yaparak, hastaları, felçlileri, körleri ve cine tutsak olanları iyileştirerek nasıl yolculuk ettiğini görmüştük. O’nu büyük bir kalabalık izledi. Ancak Ferisiler olarak bilinen din “uzmanları” İsa’yı çok kıskanıyorlardı. Ama yine de O’nun konuşurken sergilediği bilgeliğini ve yaptığı mucizeleri inkar edemediler.

Bu gün Müjde’yi okumaya devam etmeyi planlıyoruz. İsa’nın, insanların O’na inanabilmeleri için O’ndaki Tanrı yüceliğini açıklayan nasıl bir başka doğaüstü mucize yaptığını göreceğiz. Yuhanna Müjdesi’nin on birinci bölümünü okuyoruz ve Kutsal Yazılar şöyle diyor:

(Yuhanna 11) 1Meryem ile kız kardeşi Marta’nın köyü olan Beytanya’dan Lazar adında bir adam hastalanmıştı. 2 Meryem, Rabbe güzel kokulu yağ sürüp, saçları ile O’nun ayaklarını silen kadındı. Hasta Lazar ise Meryem’in kardeşiydi. 3 İki kız kardeş, İsa’ya, ‘Rab, sevdiğin kişi hasta’ diye haber gönderdiler. 4 İsa bunu işittiği zaman, ‘Bu hastalık ölüm ile sonuçlanmayacak. Tanrı’nın yüceliğine, Tanrı Oğlu’nun yüceltilmesine hizmet edecek’ dedi. 5 İsa, Marta’yı, kız kardeşini ve Lazar’ı severdi.

6-7 Bu nedenle, Lazar’ın hasta olduğunu duyduğu zaman, bulunduğu yerde iki gün daha kaldıktan sonra, öğrencilerine, ‘Yahudiye’ye dönelim’ dedi. 8 Öğrenciler, ‘Rabbi’ dediler, ‘Yahudi yetkililer demin seni taşlamaya kalkıştılar. Yine oraya mı gidiyorsun?’ 9 İsa şu karşılığı verdi: ‘Günün on iki saati yok mu? Gündüz yürüyen sendelemez. Çünkü bu dünyanın ışığını görür. 10 Oysa gece yürüyen sendeler. Çünkü kendisinde ışık yoktur. 11 Bu sözleri söyledikten sonra, ‘Dostumuz Lazar uyudu’ diye ekledi, ‘onu uyandırmaya gidiyorum.’ 12 Öğrenciler, ‘Ya Rab’ dediler, ‘Eğer uyuduysa iyileşecektir’. 13 İsa, Lazar’ın ölümünden söz ediyordu, ama onlar olağan uykudan söz ettiği sanmışlardı. 14 Bunun üzerine İsa açıkça, ‘Lazar öldü’ dedi. 15 ‘İman edesiniz diye orada bulunmadığıma sizin için seviniyorum. Şimdi onun yanına gidelim.’ 16 “İkiz” diye anılan Tomas, öbür öğrencilere, ‘Biz de gidelim, O’nun ile birlikte ölelim’ dedi.

17 İsa Beytanya’ya yaklaştığı zaman, Lazar’ın dört gündür mezarda olduğunu öğrendi. 18 Beytanya, Yeruşalim’e on beş ok atımı kadar uzaklıktaydı. 19 Bir çok Yahudi, kardeşlerini yitiren Marta ile Meryem’i avutmaya gelmişti. 20 Marta, İsa’nın geldiğini duyduğu zaman, O’nu karşılamaya çıktı. Meryem ise evde kaldı. 21 Marta, İsa’ya, ‘Ya Rab’ dedi, ‘Burada olsaydın kardeşim ölmezdi. 22 Şimdi bile, Tanrı’dan ne dilersen, Tanrı’nın onu sana vereceğini biliyorum’. 23 İsa, ‘Kardeşin dirilecektir!’ dedi. 24 Marta, ‘Son gün, diriliş günü onun dirileceğini biliyorum’ dedi.

25 İsa, ona, ‘Diriliş ve Yaşam Ben’im’ dedi, ‘Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. 26 Yaşayan ve bana iman eden asla ölmeyecek. Buna iman ediyor musun?27 Marta, ‘Evet, ya Rab’ dedi, ‘Senin dünyaya gelecek olan Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna iman ettim.’ 28 Bunu söyledikten sonra, gidip kız kardeşi Meryem’i gizlice çağırdı. ‘Öğretmen burada, seni çağırıyor’ dedi. 29 Meryem bunu işitince hemen kalkıp İsa’nın yanına gitti. 30 İsa henüz köye varmamıştı. Hala Meryem’in kendisini karşıladığı yerdeydi. 31 Meryem ile birlikte evde bulunan ve kendisini teselli eden Yahudiler, onun hızla kalkıp dışarı çıktığını gördüler. Ağlamak için mezara gittiğini sanarak onu izlediler. 32 Meryem İsa’nın bulunduğu yere vardı. O’nu görünce, ayaklarına kapanarak, ‘Ya Rab,’ dedi, ‘Burada olsaydın kardeşim ölmezdi.’

33 Meryem’in ve onun ile gelen Yahudiler’in ağladıklarını gören İsa’nın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı. 34 ‘Onu nereye koydunuz?’ diye sordu. O’na, ‘Ya Rab, gel gör’ dediler. 35 İsa ağladı. 36 Yahudiler, ‘Bakın onu ne kadar seviyormuş’ dediler. 37 Ama içlerinden bazıları, ‘Körün gözlerini açan bu kişi, Lazar’ın ölümünü de önleyemez miydi?’ dediler. 38 İsa yine derinden hüzünlenerek mezara vardı. Mezar bir mağaraydı, girişinde de bir taş duruyordu. 39 İsa, ‘Taşı çekin!’ dedi. Ölenin kız kardeşi Marta, ‘Rab, o artık kokmuştur, öleli dört gün oldu’ dedi. 40 İsa, ona, ‘Ben sana, ‘İman edersen Tanrı’nın yüceliğini göreceksin’ demedim mi?’ dedi. 41 Bunun üzerine taşı çektiler. İsa gözlerini gökyüzüne kaldırarak şöyle dedi: ‘Baba, beni işittiğin için sana şükrediyorum. 42 Beni her zaman işittiğini biliyordum. Ama bunu, çevrede duran halk için, beni senin gönderdiğine iman etsinler diye söyledim.’ 43 Bunları söyledikten sonra, ‘yüksek ses ile, ‘Lazar, dışarı çık!’ diye bağırdı. 44 Ölü, elleri, ayakları sargılar ile bağlı, yüzü peşkir ile sarılmış olarak dışarı çıktı. İsa oradakilere, ‘Onu çözün, bırakın gitsin’’ dedi.

Bu hayretler uyandıran öyküye son vermeden önce, İsa’nın yaptığı bu büyük mucize hakkında biraz durup düşünmemiz bizler için yararlı olacak. Dünyanın yaratılışından günümüze kadar hiç kimse dört gün süre ile mezarda kalmış olan ölü bir bedene yaşam veren birinin varlığından söz edildiğini duymadı. Bu ölü beden artık çürümeye ve kokmaya başlamıştı. Ama İsa yine de çürüyen ve kokan bir ölü bedeni yaşama döndürdü!

Ölümün gücü Rab İsa için bir sorun teşkil etmiyordu, çünkü O Tanrı’nın Sözü’dür; Tanrı’nın gökyüzünden gelen Yaşamı’nın ta kendisidir! Tanrı nasıl Kendi içinde yaşama sahip ise, aynı şekilde Mesih de Kendi içinde yaşama sahiptir. Tanrı nasıl ölü bedenleri diriltebiliyor ve onlara yaşam verebiliyorsa, İsa da aynı şekilde kime isterse ona yaşam verebilir, çünkü O, kendisi, Yaşam’ın Kaynağı’dır! İşte bu nedenle İsa, Lazar’a dışarı çıkması için seslendiği zaman, ölü bedeni yaşama geri döndü, dirildi ve mezardan dışarı çıktı. İsa işte bu nedenle Lazar’ın kız kardeşine, ‘Diriliş ve Yaşam Ben’im. Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır!’ diyebildi.

Şimdi öyküyü bitirelim ve Yahudilerin, İsa’nın Lazar’ı mezardan dirilttiğini gördükten sonra neler yaptıklarını öğrenelim. Kutsal Yazılar şöyle der:

(Yuhanna 11) 45 O zaman Meryem’e gelen ve İsa’nın yaptıklarını gören Yahudiler’in bir çoğu İsa’ya iman etti. 46 Ama içlerinden bazıları, Ferisiler’e giderek İsa’nın yaptıklarını onlara bildirdiler. 47 Bunun üzerine baş kahinler ve Ferisiler, Yüksek Kurul’u toplayıp dediler ki, ‘Ne yapacağız? Bu adam bir çok doğaüstü belirti gerçekleştiriyor. 48 Böyle devam etmesine izin verirsek, herkes O’na iman edecek. Romalılar da gelip kutsal yerimizi ve ulusumuzu ortadan kaldıracaklar.’

49 İçlerinden biri, o yıl baş kahin olan Kayafa ‘Hiç bir şey bilmiyorsunuz’ dedi. 50 ‘Bütün ulus yok olacağına, halk uğruna bir tek adamın ölmesi sizin için daha uygun. Bunu anlamıyor musunuz?’ 51-52 Bunu kendiliğinden söylemiyordu. O yılın baş kahini olarak İsa’nın ulusun uğruna ve yalnız ulusun uğruna değil, Tanrı’nın dağılmış çocuklarını toplayıp birleştirmek için de öleceğine ilişkin peygamberlikte bulunuyordu. 53 Böylece o günden itibaren İsa’yı öldürmek için düzen kurmaya başladılar. 54Bu yüzden İsa artık Yahudiler arasında açıkça dolaşmaz oldu. Oradan ayrılarak çöle yakın bir yere, Efrayim denilen kente gitti. Öğrencileriyle birlikte orada kaldı.

55 Yahudiler’in Fısıh Bayramı yakındı. Taşradakilerin birçoğu bayramdan önce arınmak için Yeruşalim`e gitti. 56 Orada İsa’yı arayıp durdular. Tapınaktayken birbirlerine, “Ne dersiniz, bayrama hiç gelmeyecek mi?” diye soruyorlardı. 57 Başkâhinlerle Ferisiler O`nu yakalayabilmek için, yerini bilenlerin haber vermesini buyurmuşlardı.

(Yuhanna 12) 1 İsa, Fısıh Bayramı’ndan altı gün önce, ölümden dirilttiği Lazar’ın bulunduğu Beytanya’ya geldi. Orada kendisi için bir ziyafet düzenlediler. Marta hizmet ediyordu. İsa'yla birlikte sofrada oturanlardan biri de Lazar'dı. 3 Meryem, çok değerli saf hintsümbülü yağından yarım litre kadar getirerek İsa'nın ayaklarına sürdü ve saçlarıyla ayaklarını sildi. Ev yağın güzel kokusuyla doldu. 4-5 Ama öğrencilerinden biri, İsa’ya sonradan ihanet eden Yahuda İskariot, “Bu yağ neden üç yüz dinara satılıp parası yoksullara verilmedi?” dedi. 6 Bunu, yoksullarla ilgilendiği için değil, hırsız olduğu için söylüyordu. Ortak para kutusu ondaydı ve kutuya konulandan aşırıyordu. 7 İsa, “Kadını rahat bırak” dedi. “Bunu benim gömüleceğim gün için saklasın. 8 Yoksullar her zaman aranızdadır, ama ben her zaman aranızda olmayacağım.

Zamanımız dolmak üzere, ama sizler ile vedalaşmadan önce üzerinde düşünmemiz gereken bir konu var. İsa’nın onlara gösterdiği mucizevi belirtiye (kanıt) din önderlerinin nasıl karşılık verdiklerini gördünüz mü? Aralarından hiç biri İsa2nın yaptığı mucizeyi inkar etmeye cesaret etmedi, çünkü herkes ölümden diriltilmiş adamı kendi gözleri ile görebiliyordu. Ama Baş kahin ve diğer kahinler ne yaptılar? Günahlarından tövbe ettiler ve İsa’nın gökyüzünden gelen Mesih olduğuna iman ettiler mi? Hayır, tövbe etmediler! İsa’nın yaptığı tüm mucizevi belirtiler kahinlerin ve onların öğrencilerinin tövbe etmelerine ve İsa’yı Rableri ve Kurtarıcıları olarak kabul etmelerine neden olmadı.

O halde Baş kahin ve diğer kahinler ne yaptılar? İsa’dan daha çok nefret ettiler ve O’nu öldürme planları yapmak için bir araya geldiler. Aynı zamanda İsa’nın ölümden dirilttiği Lazar’ı da öldürmeyi planladılar, çünkü Lazar pek çok Yahudi’nin kahinlere sırt çevirerek İsa’yı izlemelerine neden oluyordu. Bu din önderlerinin yürekleri ne kadar katı ve Tanrı’dan ne kadar uzaktı! Onlar, Tanrı’yı ya da gerçeği sevmediler! İsa’nın gözlerinin önünde yapmış olduğu açık kanıtları (pek çok mucizeyi) önemsemediler ve bu mucizelere aldırmadılar! Düşündükleri tek şey kendi zevkleri, kendi konumları, kendi çıkarları ve para kazanmaktı. Böylece bir araya geldiler ve İsa’yı öldürme planları yaptılar, çünkü eğer İsa’nın devam etmesine izin verdikleri takdirde, tüm Yahudilerin kendilerinden ayrılmalarından ve İsa’yı izlemelerinden korkuyorlardı.

Bu din önderleri hakkındaki düşünceleriniz nedir? İsa’yı öldürme fikrini onların zihinlerine sizce kim koydu? Onlara rehberlik eden Şeytan’dı, çünkü o Tanrı’dan ve O’nun Mesihi’nden nefret eder. Şeytan, Yahudi liderlerin İsa’yı öldürdükleri takdirde, Tanrı’nın Adem’in çocuklarını Şeytan’ın gücünden kurtarma planının suya düşeceğini düşündü. Ancak Şeytan’ın farkına varamadığı gerçek şuydu: Tanrı, Adem’in çocuklarını Şeytan’ın gücünden kurtarmak için İsa’nın ölümünü kullanmayı planlamıştı! Aynı zamanda, Şeytan ve onun ile birlik olanlar, ölümün gücünün Rab İsa için geçerli olmadığının farkında değillerdi. Toprak O2nu çürütemezdi (birebir anlamı ile: yiyemezdi), çünkü İsa, Diriliş ve Yaşam’dır. İsa bu nedenle Lazar’ın kız kardeşine şu sözleri söyleyebildi: Diriliş ve Yaşam Ben’im. Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. Buna iman ediyor musun?”  (Yuhanna 11:25, 26)

Şu anda bu gün için sizlerden ayrılmamız gerekiyor. Sizleri bir sonraki dersimize katılmaya davet ediyoruz; Müjde’yi okumaya yine devam edeceğiz ve İsa’nın Yeruşalim’e nasıl bir eşeğin sırtında gireceğini ve böylelikle Tanrı’nın peygamberlerinin Mesih ile ilgili olarak uzun zaman önceden bildirdiklerini yerine getireceğini göreceğiz.

Siz,İsa Mesih’in şu sözlerindeki kutlu anlam üzerinde düşünürken Tanrı sizi bereketlesin:

“Diriliş ve Yaşam BEN’im. Bana ian eden kişi ölse de yaşayacaktır. Buna iman ediyor musun?” (Yuhanna 11:25, 26)

79. İsa Yeruşalime Giriyor

İsa Yeruşalime Giriyor

Jesus Enters Jerusalem

Luka 18-20, v.b.

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuza kadar esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Son dersimizde, Rab İsa’nın mezarda dört gün boyunca kalmış olan ölü bir bedeni nasıl dirilttiğini gördük. Ölümün gücü İsa için bir sorun teşkil etmiyordu, çünkü O’nun Kendisi Diriliş ve Yaşam’dı ve aynı zamanda Diriliş ve Yaşam’dır. Bu gün Müjde kitabında İsa’nın, öldürülmesi gereken yer olan Yeruşalim’e nasıl girdiğini görmek için okumaya devam etmeyi planlıyoruz. İsa, başına gelecek her şeyi biliyordu. Yahudi dininin önderlerinin O’nu, Kendisine işkence edecek ve O’nu bir çarmıha çivileyecek olan Romalıların eline teslim edeceklerini biliyordu. Ama yine de tüm olacakları biliyor olması, O’nun Yeruşalim’e gitmesine engel olmadı. Müjde kitabı bu konu ile ilgili olarak şunları söyler: “Göğe alınacağı gün yaklaşınca İsa , kararlı adımlar ile Yeruşalim’e doğru yola çıktı! (Luka 9:51) İsa, Yeruşalim’e doğru yürürken öğrencilerine şöyle dedi: “Katlanmam gereken bir vaftiz (büyük acı) var. Bu vaftiz gerçekleşinceye kadar nasıl da sıkıntı çekiyorum.” (Luka 12:50)

İsa neden kararlı adımlar ile Yeruşalim’e doğru yola çıktı? Bu, şaşırtıcı bir durumdur! Eğer siz, belirli bir kente insanların size işkence etmek ve sizi öldürmek istediklerini biliyor olsaydınız, kararlı adımlar ile bu kente doğru yola çıkar mıydınız? İsa Mesih tam olarak bunu yaptı. İsa Mesih, dünyaya gelme nedeninin dünyanın günahları uğruna bir kurban olarak ölmek olduğunu biliyordu. İsa dünyaya Kendisi uğruna gelmedi; dünyaya peygamberlerin çok uzun zaman önce O’nun ile ilgili yazmış oldukları ön bildirilerin gerçekleşmesi için geldi: Mesih acı çekecek ve İbrahim’in, oğlunun yerine koç sunduğu Yeruşalim’in dışındaki dağın üzerinde Kanını dökecekti. Kurban edilen koç sembolizminin İsa’da yerine gelmesi gerekliydi. İsa’nın avlarını bekleyen aç aslanların bulunduğu bir mağaraya benzeyen Yeruşalim kentine gitmesinin nedeni buydu.

Şimdi Müjde kitabındaki çalışmamıza devam edelim. Kutsal Yazılar şöyle der:

Yola çıkmış Yeruşalim’e gidiyorlardı, İsa önlerinde yürüyordu, öğrencileri şaşkınlık içindeydi, ardından gelenler ise korkuyorlardı. İsa, Onikiler’i yine bir yana çekip onlara kendi başına gelecekleri anlatmaya başladı.(Markos 10:32) “Şimdi Yeruşalim’e gidiyoruz. Peygamberlerin İnsanoğlu ile ilgili yazdıklarının tümü  yerine gelecektir. (Luka 18:31) “İnsanoğlu, Baş kahinlerin ve din bilginlerinin eline teslim edilecek.  Onlar da O’nu ölüm cezasına çarptıracak ve öteki uluslara teslim edecekler. Öteki uluslar, Onun ile alay edecek, üzerine tükürecek ve O’nu kamçılayıp öldürecekler. Ne var ki, O üç gün sonra dirilecek.” (Markos 10:33, 34)

(Luka 18) 34 Öğrenciler bu sözlerden hiç bir şey anlamadılar. 35 İsa, Eriha’ya yaklaşırken kör bir adam yol kenarında oturmuş dileniyordu. 36 Adam oradan geçen kalabalığı duyunca, ‘Ne oluyor?’ diye sordu. 37 Ona ‘Nasıralı İsa geçiyor’ dediler. 38 O da, ‘Ey Davut Oğlu İsa, halime acı!’ diye bağırdı. 39 Önden gidenler onu azarlayarak susturmak istedilerse de, o, ‘Ey Davut Oğlu, halime acı!’ diyerek daha çok bağırdı.  40-41 İsa durup, adamın kendisine getirilmesini buyurdu. Adam yaklaştığı zaman İsa, ‘Senin için ne yapmamı istiyorsun?’ diye sordu. O da, ‘Ya Rab, gözlerim görsün’ dedi.  42 İsa, ‘Gözlerin görsün’ dedi, ‘İmanın seni kurtardı.’ 43 Adam o yanda yeniden görmeye başladı ve Tanrı’yı yücelterek İsa’nın ardından gitti. Bunu gören bütün halk Tanrı’ya övgüler sundu.

(Matta 21) 1-2 Yeruşalim’e yaklaşıp Zeytin Dağı’nın yamacındaki Beytfaci Köyü’ne geldikleri zaman, İsa iki öğrencisini önden gönderdi. Onlara, ‘Karşınızdaki köye gidin’ dedi, ‘Hemen orada bağlı bir dişi eşek ve yanında bir sıpa bulacaksınız. Onları çözüp bana getirin. 3 Size bir şey diyen olursa, ‘Rabbin bunlara ihtiyacı var, hemen geri gönderecek’ dersiniz.  4 Bu olay, peygamberler aracılığı ile bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu: 5 ‘Siyon kızına deyin ki, “İşte alçakgönüllü kralın, eşeğe, evet sıpaya, eşek yavrusuna binmiş sana geliyor.”

6 Öğrenciler, gidip İsa’nın kendilerine buyurduğu gibi yaptılar. 7 Eşek ile sıpayı getirip üzerine giysilerini yaydılar, İsa sıpaya bindi. 8 Halkın büyük bir bölümü giysilerini yolun üzerine serdi, bazıları da ağaçlardan dal kesip yola seriyordu. 9 Önden giden ve arkadan gelen kalabalıklar şöyle bağırıyorlardı: “Davut’un Oğlu’na hozana! Rabbin adı ile gelene övgüler olsun, en yücelerde hozana!”

(Luka 19) 39 Kalabalığın içinden bazı Ferisiler O’na, ‘Öğretmen, öğrencilerini sustur!’ dediler. 40 İsa, ‘Size şunu söyleyeyim, bunlar susacak olsa, taşlar bağıracaktır!’ diye karşılık verdi. 41 İsa, Yeruşalim’e yaklaşıp kenti görünce ağladı. 42 ‘Keşke sen de bu gün esenliğe giden yolu bilseydin’ dedi. ‘Ama bu, şimdilik senin gözlerinden gizlendi. 44 ..çünkü Tanrı’nın senin yardımına geldiği anı fark etmedin.

(Matta 21) 10 İsa Yeruşalim’e girdiği zaman bütün kent, ‘Bu kimdir?’ diye çalkalandı. 11 Kalabalıklar, Bu, Celile’nin Nasıra kentinden peygamber İsa’dır’ diyordu. 12 İsa tapınağın avlusuna girerek oradaki bütün alıcı ve satıcıları dışarı kovdu. Para bozanların masalarını, güvercin satanların sehpalarını devirdi.  13 Onlara şöyle dedi: ‘Evime dua evi denecek’ diye yazılmıştır. Ama siz onu haydut inine çevirdiniz.

14 İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi. 15 Ne var ki, baş kahinler ile din bilginleri, O’nun yarattığı harikaları ve tapınakta, “Davut Oğlu’na hozanna!” diye bağıran çocukları görünce, öfkelendiler. 16 İsa’ya, ‘Bunların ne söylediğini duyuyor musun?’ diye sordular. ‘Duyuyorum’ dedi İsa, ‘Siz şu sözü hiç okumadınız mı? ‘Küçük çocukların ve emziktekilerin dudaklarından kendine övgüler döktürdün.’”

“Baş kahinler ve din bilginleri bunu duyunca, İsa’yı yok etmek için bir yol aramaya başladılar. O’ndan korkuyorlardı. Çünkü bütün halk O’nun öğretişine hayrandı.”  (Markos 11:18)

(Yuhanna 12) 23 (Sonra İsa, öğrencilerine şunları söyledi): ‘İnsanoğlu’nun yüceltileceği saat geldi. 24’Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir.

27 ‘Şimdi yüreğim sıkılıyor, ne diyeyim?’ ‘Baba, beni bu saatten kurtar mı diyeyim? Ama ben bu amaç için bu saate geldim. 28 ‘Baba, adını yücelt!’ Bunun üzerine gökten bir ses geldi: ‘Adımı yücelttim ve yine yücelteceğim!’ 29 Orada duran ve bu sesi işiten kalabalık, ‘Gök gürledi’ dedi. Başkaları, ‘Bir melek O’nun ile konuştu’ dediler. 30 İsa, ‘Bu ses benim için değil, sizin içindi’ dedi. 31 ‘Bu dünya şimdi yargılanıyor. Bu dünyanın egemeni şimdi dışarı atılacak. 32 Ben yerden yukarı kaldırıldığım zaman bütün insanları kendime çekeceğim.’ 33 İsa, bunu nasıl öleceğini belirtmek için söylüyordu.

Şimdi burada kısa bir süre için ara verelim. İsa’nın bir eşeğin üzerine binmiş olarak Yeruşalim’e nasıl girdiğini ve Yahudiler’den oluşan kalabalığın O’nu kralları yapmak isteyerek nasıl alkışladığını ve övgü yağmuruna tuttuğunu gördük. Ama yine de, insanlar İsa’nın Yeruşalim’e neden girdiğini anlamadılar. İsa’nın kendi öğrencileri bile neler olacağının frakında değillerdi. İsa’nın Yahudi halkını, düşmanları olan Romalıların egemenliğinden kurtarmasını bekliyorlardı. Ancak İsa’nın dünyaya gelmesinin nedeni bu değildi. İsa Roma imparatorluğunu değil, Şeytan’ın imparatorluğunu yok etmek için geldi. İsa, yeryüzüne bu çürümüş, ahlaksız dünyayı değiştirmek için gelmedi, O’nun gelmesinin amacı, insanların yüreklerini değiştirmekti. Ama İsa Mesih bir gün gerçekten dünyadaki insanları yargılamak ve yaratılmış olan dünyayı restore etmek için geri dönecek. Ancak her şeye rağmen dünyaya ilk gelişinin amacı, bir kurban olarak ölmekti. İsa, Tanrı’nın, peygamberleri aracılığı ile uzun zaman önce vaat etmiş olduğu gibi, Adem oğullarını günahlarının cezasından kurtarmak için geldi.

Öyküye devam ettiğimiz zaman Kutsal Yazıların şunları yazdığını görürüz:

(Luka 19) 47-48 İsa her gün tapınakta öğretiyordu. Baş kahinler, din bilginleri ve halkın ileri gelenleri ise O’nu yok etmek istiyor, ama bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorlardı. Çünkü bütün halk O’nu can kulağı ile dinliyordu.

(Luka 20) 1 O günlerden birinde İsa tapınakta halka öğretip Müjde’yi duyururken, baş kahinler ve din bilginleri ileri gelenler ile birlikte çıkageldiler. 2 O’na, ‘Söyle bize, bunları hangi yetki ile yapıyorsun? Bu yetkiyi sana kim verdi?’ diye sordular. 3-4 İsa onlara şu karşılığı verdi: ‘’Ben de size bir soru soracağım. Söyleyin bana, Yahya’nın vaftiz etme yetkisi Tanrı’dan mıydı insanlardan mı?’ 5 Bunu aralarında şöyle tartıştılar: “’Tanrı’dan dersek, ‘O’na niçin inanmadınız?’ diyecek. 6 Yok eğer ‘İnsanlardan dersek, bütün halk bizi taşa tutacak. Çünkü Yahya’nın peygamber olduğuna inanmışlardır.’ 7 Sonunda, ‘Nereden olduğunu bilmiyoruz’ yanıtını verdiler. 8 İsa da onlara, ‘Ben de size bunları hangi yetki ile yaptığımı söylemeyeceğim’ dedi.

9 İsa sözüne devam ederek halka şu benzetmeyi anlattı: ‘Adamın biri bağ dikti, bunu bağcılara kiralayıp uzun süreli bir yolculuğa çıktı. 10 Mevsimi gelince, bağın ürününden payına düşeni vermeleri için bağcılara bir köle yolladı, ama bağcılar köleyi dövüp eli boş gönderdiler. 11 Bağ sahibi başka bir köle daha yolladı. Bağcılar onu da dövdüler, aşağılayıp eli boş gönderdiler. 12 Adam bir üçüncüsünü yolladı, bağcılar onu da yaralayıp kovdular. 13 Bağın sahibi, ‘Ne yapacağım?’ dedi. ‘Sevgili oğlumu göndereyim, belki onu sayarlar.’ 14 ama bağcılar, bağın sahibinin oğlunu gördükleri zaman, şöyle konuştular: ‘Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.’ 15 Böylece onu bağdan dışarı atıp öldürdüler. ‘Bu durumda bağın sahibi onlara ne yapacak? 16 Gelip o bağcıları yok edecek, bağı da başkalarına verecek.’ Halk bunu duyunca, ‘Tanrı korusun!’ dedi. 17 İsa, onların gözlerinin içine bakarak şöyle dedi: ‘Öyleyse Kutsal Yazılar’daki şu sözün anlamı nedir? ‘Yapıcıların reddettiği taş, işte köşenin baş taşı oldu.’ 18 O taşın üzerine düşen herkes paramparça olacak, taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.’ 19 İsa’nın bu benzetmeyi kendilerine karşı anlattığını fark eden din bilginleri ile baş kahinler O’nu o anda yakalamak istediler, ama halkın tepkisinden korktular.

İsa, kötü yürekli bağcılar benzetmesi aracılığı ile O’nu öldürme planları kuran kişileri uyarmış oldu. Bu benzetmenin manasını anlıyor musunuz? Aslında bu benzetmeyi yorumlamak hiç de zor değil. Rab İsa, bu benzetmedeki bağ sahibi ile Tanrı’yı kast ediyor. Benzetmede sözü geçen bağ ise, İsrail ulusudur. Kötü yürekli bağcılar ise, Yahudilerin din bilginlerini temsil etmektedirler. Bağ sahibinin bağın ürününden kendi payına düşeni vermeleri için bağcılara yolladığı ve bağcıların kötü davrandığı köleler peygamberlerdir. Bağcıların öldürdükleri bağ sahibinin oğlu ise, İsa Mesih’tir.

Kahinlerin ve yasa öğretmenlerinin neden çok öfkelendiklerini kolayca anlayabiliriz. Onlar, İsa’nın, kendileri hakkında konuştuğunu çok iyi biliyorlardı! İsa’nın, kendilerini bağın sahibinin kölelerine eziyet eden ve sonunda bağ sahibinin oğlunu öldüren kötü yürekli bağcılara benzettiğini anladılar. İsa bu sözleri ile onları peygamberlerin söylediklerine kulak asmayan ve En Yüce Olan’ın Oğlu Mesih’i öldürecek olan kişiler olmakla itham etti. İsa onlara yalnızca bu benzetmeyi anlatmak ile kalmadı, ama aynı zamanda Mezmurlar’da Kendisi ile ilgili yazılmış olan şu sözleri de aktardı: Yapıcıların reddettiği taş, işte köşenin baş taşı oldu. O taşın üzerine düşen herkes paramparça olacak, taş da kimin üzerine düşerse onu ezip toz edecek.” (Luka 20:17, 18; Mezmur 118:22) İsa, bu konuşması ile din bilginlerini şu konuda uyardı: Reddettikleri ve öldürmeyi planladıkları Kurtarıcı, sonunda onların Yargıcı olacaktı!

Sevgili dostlar, zamanımız doldu. Bizi dinlediğiniz için teşekkürler. Bir sonraki dersimizde Tanrı isterse, İsa ve din bilginleri ile ilgili anlatılan şaşırtıcı öykü ile çalışmamıza devam edeceğiz.

Siz, Kutsal Yazıların Mesih hakkında ilan ettikleri üzerinde düşünürken, Tanrı sizi bereketlesin:

“O, dünyadaydı, dünya O’nun aracılığı ile var oldu, ama dünya O’nu tanımadı!” (Yuhanna 1:10)

80. Ağır Ama Gerçek Sözler

Ağır Ama Gerçek Sözler

Hard and True Words

Matta 22-25

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuz esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Son dersimizde, İsa’nın Yeruşalim’e bu kentte Kendisini öldürmek için bir araya gelmiş olan kahinlerin ve yasa öğretmenlerinin bulunduğunu çok iyi bilerek girdiğini gördük. İsa, başına gelecek olan her şeyi biliyordu, ama bu bildikleri O’nun Yeruşalim’e girmesine engel olmadı. O, dünyanın günahları uğruna bir kurban olarak ölmek için doğduğunun farkındaydı. Kahinlerin, O’nu tutuklamalarına ve bir çarmıha çivilemelerine yalnızca bir kaç gün kalmıştı.

Sevgili dinleyicilerimiz, işte bu yüzden sizler bu gün hangi düşünceye sahip olursanız olun, Rab İsa Yahudilerin din bilginlerini uyarırken ve onlara iki yüzlülüklerinden ve kötü yüreklerinden dolayı ihtarda bulunurken, sizden bu konuya özenle dikkat etmenizi rica ediyoruz. Bu gün işiteceğimiz sözler, ağır sözler, ama hepsi gerçek! Bazen, gerçeği işitmek insanı yaralar. Bu günkü dersimiz işte böyle yaralayacak olan, acı sözler ile dolu. Wolof atasözü ne kadar da doğru söyler: “Gerçek, acı bir biberdir!”

Son dersimizde görmüş olduğumuz gibi, İsa Yeruşalim kentine girdikten sonra, her gün tapınağa gitti ve orada kendisini dinleyenlere öğretti. Din bilginleri ve yasa öğretmenleri, her gün öğretiş veren İsa’yı öldürebilmek için bir bahane bulmak amacı ile O’nun söylediklerini dinliyor ve O’nu söylediği sözler aracılığı ile suçlayabilmek için fırsat kolluyorlardı. Ama buna rağmen aynı zamanda da İsa’nın söylediklerinin tek bir kelimesini bile kaçırmadan O’nu pür dikkat dinleyen halktan korkuyorlardı.

Luka Müjdesi’nin yirminci bölümünde Kutsal Yazılar şöyle der:

(Luka 20) 20 İsa’yı dikkatle gözlüyorlardı. O’na kendilerine dürüst süsü veren muhbirler gönderdiler. İsa’yı söyleyeceği bir söz ile tuzağa düşürmek ve böylelikle valinin yetki ve yargısına teslim etmek istiyorlardı. 21-22 Muhbirler, O’na, ‘Öğretmenimiz, senin doğru olanı söyleyip öğrettiğini, insanlar arasında ayırım yapmaksızın Tanrı yolunu dürüstçe öğrettiğini biliyoruz. Sezar’a vergi vermemiz Kutsal Yasa’ya uygun mu, değil mi?’ diye sordular. 23-24 Onların hilesini anlayan İsa, ‘Bana bir dinar gösterin’ dedi. ‘Üzerindeki resim ve yazı kimin?’ ‘Sezar’ın!’ dediler. 25 O da, ‘Öyleyse Sezar’ın hakkını Sezar’a, Tanrı’nın hakkını da Tanrı’ya verin!’ dedi. 26 İsa’yı halkın önünde söylediği sözler ile tuzağa düşüremediler.Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.

(Matta 22) 23-24 Ölümden sonra diriliş olmadığını söyleyen Sadukiler, aynı gün İsa’ya gelip şunu sordular: ‘Öğretmenimiz, Musa şöyle buyurmuştur: ‘Eğer bir adam çocuk sahibi olmadan ölürse, kardeşi onun karısını alsın, soyunu sürdürsün.’ 25 Aramızda yedi kardeş vardı. İlki evlendi ve öldü. Çocuğu olmadığı için karısını kardeşine bıraktı. 26 İkincisi, üçüncüsü, yedincisine kadar hepsine aynı şey oldu. 27 Hepsinden sonra kadın da öldü. 28 Buna göre diriliş günü kadın bu yedi kardeşten hangisinin karısı olacak? Çünkü hepsi de onun ile evlendi.’ 29 İsa onlara, ‘Siz Kutsal Yazıları ve Tanrı’nın gücünü bilmediğiniz için yanılıyorsunuz’ diye karşılık verdi. (Luka 20) 34 İsa onlara şöyle dedi: ‘Bu çağın insanları evlenip evlendirilirler. 35 Ama gelecek çağa ve ölülerin dirilişine erişmeye layık görülenler ne evlenir ne de evlendirilirler. 36 Bir daha ölmeleri de söz konusu değildir. Çünkü meleklere benzerler ve dirilişin çocukları olarak Tanrı’nın çocuklarıdırlar. 37 Musa bile alevlenen çalı ile ilgili bölümde Rab için, ‘İbrahim’in Tanrısı, İshak’ın Tanrısı ve Yakup’un Tanrısı’ deyimini kullanarak ölülerin dirileceklerine işaret etmişti. 38 Tanrı, ölülerin değil, dirilerin Tanrısı’dır. Çünkü O’na göre bütün insanlar yaşamaktadırlar.

(Matta 22) 33 Bunları işiten halk O’nun öğretişine şaşıp kaldı. 34 Ferisiler İsa’nın Sadukiler’i susturduğunu duyunca, bir araya toplandılar. 35-36 Onlardan biri, bir Kutsal Yasa uzmanı, İsa’yı denemek amacı ile O’na şu soruyu sordu: ‘Öğretmenim, Kutsal Yasa’da en önemli buyruk hangisidir? 37 İsa ona şu karşılığı verdi: ‘Tanrın Rabbi, bütün yüreğin ile, bütün canınla ve bütün aklınla seveceksin.’ 38 İşte ilk ve en önemli buyruk budur. 39 İlkine benzeyen ikinci buyruk da şudur: ‘Komşunu kendin gibi seveceksin!40 Kutsal Yasa’nın tümü ve peygamberlerin sözleri bu iki buyruğa dayanır.’

41-42 Ferisiler toplu haldeyken İsa onlara şunu sordu: “Mesih’le ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? O kimin oğludur?” Onlar da, “Davut’un Oğlu” dediler. 43 İsa şöyle dedi: “O halde nasıl oluyor da Davut, Ruh’tan esinlenerek O’ndan ‘Rab’ diye söz ediyor? Şöyle diyor Davut: 44 ‘Rab Rabbim’e dedi ki, Ben düşmanlarını Ayaklarının altına serinceye dek Sağımda otur.’ 45 Davut O’ndan Rab diye söz ettiğine göre, O nasıl Davut’un Oğlu olur?” 46 İsa’ya hiç kimse karşılık veremedi. O günden sonra artık kimse de O’na bir şey sormaya cesaret edemedi.

(Matta 23) 1-2 Bundan sonra İsa halka ve öğrencilerine şöyle seslendi: ‘Din bilginleri ve Ferisiler Musa’nın kürsüsünde otururlar. 3 Bu nedenle size söylediklerimin tümünü yapın ve yerine getirin, ama onların yaptıklarını yapmayın. Çünkü öğrettikleri şeyleri kendileri yapmazlar. 4 Ağır ve taşınması güç yükleri bağlayıp başkalarının sırtına yüklerler, kendileri ise bu yükleri taşımak için parmaklarını bile oynatmak istemezler. 5 Yaptıklarının tümünü gösteriş için yaparlar. Örneğin, hamaillerini büyük, giysilerinin püsküllerini uzun yaparlar. 6 Şölenlerde baş köşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar. 7 Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini ‘Rabbi’ diye çağırmalarından zevk duyarlar. 8 Kimse sizi ‘Rabbi’ diye çağırmasın. Çünkü sizin tek öğretmeniniz var ve hepiniz kardeşsiniz. 9 Yeryüzünde kimseye ‘Baba’ demeyin. Çünkü tek Babanız var, O da göksel Baba’dır. 10 Kimse sizi ‘Önder’ diye çağırmasın. Çünkü tek Önderiniz var. O da Mesih’tir. 11 Aranızda en üstün olan, ötekilerin hizmetkarı olsun. 12 Kendini yücelten alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir.

13-14 Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, iki yüzlüler! Göklerin Egemenliği’nin kapısını insanların yüzüne kapıyorsunuz; ne kendiniz içeri giriyor ne de girmek isteyenleri bırakıyorsunuz!

15 Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, iki yüzlüler! Tek bir kişiyi dininize döndürmek için denizleri, kıtaları dolaşırsınız. Dininize döneni de kendinizden iki kat cehennemlik yaparsınız.

23 Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, iki yüzlüler! Siz nanenin, dere otunun ve kimyonun ondalığını verirsiniz de, Kutsal Yasa’nın daha önemli konularını – adaleti, merhameti, sadakati – ihmal edersiniz. Ondalık vermeyi ihmal etmeden asıl bunları yerine getirmeniz gerekirdi.

25 Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, iki yüzlüler! Bardağın ve çanağın dışını temizlersiniz, oysa bunların içi açgözlülük ve taşkınlık ile doludur. Ey kör Ferisi! Sen önce bardağın ve çanağın içini temizle ki, dıştan da temiz olsunlar.

27 Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, iki yüzlüler! Siz dıştan güzel görünen, ama içi ölü kemikleri ile dolu badanalı mezarlara benzersiniz. 28 Dıştan, insanlara doğru görünürsünüz, ama içte iki yüzlülük ve kötülük ile dolusunuz.

29 Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, iki yüzlüler! Peygamberlerin mezarlarını yapar, doğru kişilerin anıtlarını donatırsınız. 30 ‘Atalarımızın yaşadıkları günlerde yaşasaydık, onlar ile birlikte peygamberlerin kanına girmezdik’ diyorsunuz. 31 Böylece peygamberleri öldürenlerin torunları olduğunuza kendiniz tanıklık ediyorsunuz. 32Haydi, atalarınızın başladığı işi bitirin! 33 Sizi yılanlar, engerekler soyu! Cehennem cezasından nasıl kaçacaksınız? 37 ‘Ey Yeruşalim! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan Yeruşalim! Tavuğun civcivlerini kanatları altına topladığı gibi ben de kaç kez senin çocuklarını toplamak istedim, ama siz istemediniz!

(Matta 24) 1 İsa tapınaktan çıkıp giderken öğrencileri, tapınağın binalarını O’na göstermek için yanına geldiler. 2 İsa onlara, ‘Bütün bunları görüyor musunuz?’ dedi. ‘Size doğrusunu söyleyeyim, burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak! 3 İsa, Zeytin Dağı’nda otururken, öğrencileri yalnız olarak yanına geldiler. ‘Söyle bize’ dediler, ‘Bu dediklerin ne zaman olacak, senin gelişini ve çağın bitimini gösteren belirti ne olacak?’

4 İsa onlara şu karşılığı verdi: ‘Sakın kimse sizi saptırmasın! 5 Bir çokları, ‘Mesih benim!’ diyerek benim adım ile gelip bir çok kişiyi aldatacaklar. 6 Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyacaksınız. Sakın korkmayın! Bunların olması gerek, ama bu daha son demek değildir. 7 Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak; yer yer kıtlıklar, depremler olacak. 8 Bütün bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır. 9 O zaman sizi sıkıntıya sokacak, öldürecekler. Benim adımdan ötürü bütün uluslar sizden nefret edecek. 10 O zaman bir çok kişi imandan sapacak, birbirlerini ele verecek ve birbirlerinden nefret edecekler. 11 Bir çok sahte peygamber türeyecek ve bunlar bir çok kişiyi saptıracak. 23 Eğer o zaman biri size, ‘İşte Mesih burada’ ya da ‘İşte şurada’ derse inanmayın! 24 Çünkü sahte Mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük belirtiler ve harikalar yapacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş olanları bile saptıracaklar. 25 İşte size önceden söylüyorum. 26 Bunun için size, ‘İşte Mesih çölde’ derlerse, gitmeyin. ‘Bakın, iç odalarda’ derlerse inanmayın. 27 Çünkü İnsanoğlu’nun gelişi, doğuda çakıp batıya kadar ger taraftan görülen şimşek gibi olacaktır.

29 O günlerin sıkıntısından hemen sonra,’Güneş kararacak, ay ışık vermez olacak, yıldızlar gökten düşecek, göksel güçler sarsılacak.’ 30 O zaman İnsanoğlu’nun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek, İnsanoğlu’nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkem ile geldiğini görecekler. 31 Kendisi güçlü bir borazan sesi ile meleklerini gönderecek. Melekler O’nun seçtiklerini göğün bir ucundan öbür ucuna kadar, dünyanın dört bucağından toplayacaklar.

(Matta 25) 31 İnsanoğlu kendi görkemi içinde bütün melekleri ile birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak. 32 Ulusların hepsi O’nun önünde toplanacak, O da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, insanları birbirinden ayıracak.  33 Koyunları sağına, keçileri soluna alacak. 34 O zaman Kral, sağındaki kişilere, ‘Sizler, Babamın kutsadıkları, gelin!’ diyecek. ‘Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın! 41 ‘Sonra solundakilere şöyle diyecek: ‘Ey lanetliler, çekilin önümden! İblis ile melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe gidin!’ 46 ‘Bunlar sonsuz azaba,  doğrular ise sonsuz yaşama gidecekler.’

Sevgili dinleyiciler, bu günkü dersimize burada son vermemiz gerekiyor. Rab İsa’nın, din bilginlerini iki yüzlülükleri ve katı yüreklerinden dolayı itham ettiğini dinledik. Aynı zamanda öğrencilerini de Kendisinden sonra gelecek ve pek çok kişiyi aldatacak olan sahte peygamberler ile ilgili olarak uyardığını da duyduk. Rab İsa’nın, son olarak Kendisinin bir gün, Tanrı’nın günahkarların Kurtarıcısı Mesih ile ilgili İyi Haberi’ne itaat etmeyi reddedenleri yargılamak üzere güçlü melekleri ile birlikte gök yüzünden yeryüzüne geri döneceğini ilan ettiğini de gördük.

Evet, bu gün bazı ağır sözler işittik, ama bu sözler aynı zamanda iyi sözlerdir, çünkü gerçektirler. Ve bu sözler onlara inanan herkes için harika sözlerdir, çünkü Rab İsa şöyle dedi: “Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak!”  (Yuhanna 8:32)

Dostlar, bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Sizi bir sonraki dersimize katılmaya davet ediyoruz; bu dersimizde İsa’nın öğrencilerinden birinin O’nu öldürmek isteyenlerin eline teslim etmesi için baş kahine gideceğini öğreneceğiz.

Siz, Rab İsa’nın ilan ettiği şu sözler üzerinde düşünürken, Tanrı sizi bereketlesin:

“Siz Kutsal Yazıları ve Tanrı’nın gücünü bilmediğiniz için yanılıyorsunuz. Ama gerçek sizi özgür kılacak!”  (Matta 22:29; Yuhanna 8:32)

81. Son Akşam Yemeği

Son Akşam Yemeği

The Last Supper

Matta 26

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuza kadar esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Çoğunuzun bildiği gibi, Kutsal Yazılarda yaptığımız yolculukta şu anda, İsa Mesih hakkındaki İyi Haber’i anlatan kutsal kitap olan Müjde’yi (İncil) çalışıyoruz. İsa, Adem’in çocuklarını Şeytan’ın egemenliğinden kurtarmak için dünyaya gelen kutsal Kurtarıcı’dır. Kurtarıcı tüm diğer insanlardan çok farklıydı; O, yeryüzünde bir insan olarak görünen başlangıçta Tanrı ile birlikte olan Söz’dür. İnsan İsa’nın doğumu eşsizdi, çünkü O, Tanrı’nın Ruhu’nun gücü aracılığı ile bir bakireden doğdu. İsa aynı zamanda karakteri açısından da eşsizdi. Çünkü O kutsal bir doğa ile doğdu; O asla günah işlemedi. Aynı zamanda yaptığı işler de eşsizdi; hiç kimse hiç bir zaman O’nun yaptığı mucizeleri yapmadı. Rab İsa, Şeytan ve cinleri, rüzgar ve deniz, hastalık ve ölüm üzerinde yetkiye sahipti. Aynı zamanda öğretişi de benzersizdi; düşmanları bile, “Hiç kimse hiç bir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır!”dediler. (Yuhanna 7:46)

Evet, İsa Mesih’in doğumu, karakteri, işleri ve sözleri eşsizdi. Ancak yine de tüm bunlar,  O’nun gökyüzünden gelen Kurtarıcı olduğunu herkesin fark etmesine neden olmadı. Adem oğullarının çoğu İsa’nın gerçekten kim olduğunu anlayamadılar. Onlar İsa’nın bir peygamber olduğunu düşündüler, ama Tanrı’nın Kendisinin onları ziyaret etmeye geldiğinin farkına varamadılar! Yahudi din bilginlerine gelince, onlar yalnızca İsa’nın kim olduğunu anlama konusunda başarısız olmak ile kalmadılar, aynı zamanda O’nu öldürmek için bir araya gelerek planlar bile kurdular. Son dersimizde, İsa’nın iki yüzlülükleri ve kötülükleri nedeni ile din bilginlerini ve yasa öğretmenlerini nasıl azarladığını gördük. Ama İsa’nın onlara söylediği sözler, tövbe etmelerine neden olmadı. Aslında gerçeği söylemek gerekirse, din önderleri zihinlerinde tek bir düşünceye takılıp kalmışlardı: İsa’nın öldürülmesi gerekir!

Rab İsa Yeruşalim’de öleceğini ve onu öldürecek olan kişilerin bu din önderleri olacağını biliyordu. Böylelikle İsa’nın, öğrencilerine kahinlerin ve yasa öğretmenlerinin O’nu ölüme mahkum edeceklerini bildirdiğini gördük. O’nun ile alay edebilmeleri, O’na tükürmeleri, O’nu dövmeleri ve bir çarmıha çivileyebilmeleri için bu Yahudiler İsa’yı Romalılara teslim edeceklerdi. Ama O üç gün sonra yeniden dirilecekti! İsa, böylece bir çarmıh üzerinde öleceğini ve mezardan dirileceğini önceden bildirdi. Ve İsa yalnızca nasıl ve nerede öleceğini bildirmek ile kalmadı, ama aynı zamanda bu gün önümüzdeki bölümde göreceğimiz gibi ne zaman öleceğini de önceden ilan etti.

Şimdi Matta Müjdesi’nin yirmi altıncı bölümünü okumaya başlayalım ve İsa’nın, çarmıhtaki (birebir anlamı ile bir direk/haç üzerinde ölüm) ölümü için nasıl hazırlandığını dinleyelim. Tanrı’nın Sözü şöyle der: (Matta 26) 1-2 İsa, bütün bunları anlattıktan sonra öğrencilerine, ‘İki gün sonra Fısıh Bayramı olduğunu biliyorsunuz’ dedi. ‘İnsanoğlu çarmıha gerilmek üzere ele verilecek.’

İsa’nın, öğrencilerine ne söylediğini işittiniz mi? Öğrencilerine, Adem oğullarının Kendisini Fısıh Bayramı gününde çarmıha gereceklerini bildirdi. Bu nokta çok önemlidir. Tevrat’taki çalışmamız sırasında Fısıh günü hakkında bilgi edinmiştik. Fısıh, Yahudi takvimine göre birinci ay olan Mart ve Nisan (Paskalya)’dadır. Yahudiler her yıl bu bayramda Musa zamanında, zalim kral Firavun’un köleleri olan İsraillilerin başlarına geleni hatırlarlar. O dönemde Tanrı, adil yargısı ve tasarladığı büyük planı ile Mısır’da yeni doğan her erkek çocuğunu ölüme mahkum etmişti. Ama Tanrı aynı zamanda, O’na inanan ve itaat edenler için bir kurtuluş yolu da sağladı. Tanrı, her İsrailli aileye kusursuz bir kuzu kesmelerini ve bu kuzunun kanını evlerinin kapılarının üzerine sürmelerini buyurdu. Tanrı, şu sözleri ile onlara bir vaatte bulunmuştu:Kanı görünce üzerinizden geçeceğim.” (Mısır’dan Çıkış 12:13) İsrail halkı Tanrı’nın kendilerine buyurduğu gibi yaptı ve bunun sonucunda Tanrı onların ilk doğan oğullarını ölümden kurtardı. Tanrı, onları bir kuzunun kanı aracılığı ile kurtardı.

Yahudiler bin beş yüz yıl boyunca her yıl, Tanrı’nın, kendilerini, Mısır’ın üzerine gelen ölüm belasından nasıl kurtardığını hatırlamak için Fısıh bayramında kuzular kestiler. Ancak buna rağmen Tanrı yine de bu kesilen kuzular aracılığı ile onların yalnızca geriye bakmalarını ve sadece neler olup bittiğini hatırlamakla yetinmelerini istemedi. Tanrı, kurban edilen bu kuzular aracılığı ile onların ileriye bakmalarını ve Mesih’in, çarmıhta Kanını dökeceği günü beklemelerini istedi. Mesih’in dökeceği Kan, günahkarları belaların en kötüsü olan ölüm belasından, yani cehennemin sonsuz ateşinden kurtaracaktı. Kurtarıcı’nın çarmıhtaki ölümü, Tanrı’nın adil yasasının talep ettiği nihai ve mükemmel kurban olacaktı. Bilgelik kaynağı olan Tanrı, Kurtarıcı’nın Kanını Fısıh Bayramı gününde dökmesini ve böylece kurbanlık kuzu sembolizmini yerine getirmesini planladı. Böylelikle Kurtarıcı İsa, Tanrı’nın, günahkarları Kendi adil yargısından kurtarmak için tasarlamış olduğu planı tamamlayacaktı.

Şimdi daha önce okumuş olduğumuz ayet ile başlayarak Müjde’ye geri dönelim.

(Matta 26) 1-2 İsa, bütün bunları anlattıktan sonra öğrencilerine, ‘İki gün sonra Fısıh Bayramı olduğunu biliyorsunuz’ dedi. ‘İnsanoğlu çarmıha gerilmek üzere ele verilecek.’ 3 Bu sırada baş kahinler ile halkın ileri gelenleri, Kayafa adlı baş kahinin sarayında toplandılar. 4 İsa’yı hile ile tutuklayıp öldürmek için düzen kurdular. 5 Ama, ‘Bayram’da olmasın ki, halk arasında kargaşa çıkmasın’ diyorlardı. 14-15 O sırada Onikiler’den biri – adı Yahuda İskariot olanı – baş kahinlere giderek, ‘O’nu ele verirsem bana ne verirsiniz?’ dedi. Otuz gümüş tartıp ona verdiler. 16 Yahuda o andan itibaren İsa’yı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.

(Markos 14) 12 Fısıh kurbanının kesildiği Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü öğrencileri İsa’ya, “Fısıh yemeğini yemen için nereye gidip hazırlık yapmamızı istersin?” diye sordular. 13 O da öğrencilerden ikisini şu sözler ile önden gönderdi: “Kente gidin, orada su testisi taşıyan bir adam çıkacak karşınıza. Onu izleyin. 14 Adamın gideceği evin sahibine şöyle deyin: “Öğretmen, öğrencilerimle birlikte Fısıh yemeğini yiyeceğim konuk odası nerede?” diye soruyor. 15 Ev sahibi, size üst katta döşenmiş, hazır büyük bir oda gösterecek. Orada bizim için hazırlık yapın. 16 Öğrenciler yola çıkıp kente gittiler. Her şeyi İsa’nın kendilerine söylediği gibi buldular ve Fısıh yemeği için hazırlık yaptılar.

(Luka 22) 14-15 Yemek saati gelince İsa, elçileri ile birlikte sofraya oturdu ve onlara şöyle dedi: “Ben acı çekmeden önce bu Fısıh yemeğini sizinle birlikte yemeyi çok arzulamıştım. 16 Size şunu söyleyeyim, Fısıh yemeğini, Tanrı’nın Egemenliği’nde yetkinliğe erişeceği zamana dek bir daha yemeyeceğim.” (Markos 14) 18 Sofraya oturmuş yemek yerlerken, İsa, ‘Size doğrusunu söyleyeyim’ dedi, ‘Sizden biri, benimle yemek yiyen biri, bana ihanet edecek.’ 19 Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‘Beni demek istemedin ya?’ diye sormaya başladılar. 20 İsa onlara, ‘Onikiler’den biridir’ dedi, ‘ekmeğini benim ile birlikte sahana batırandır.’ 21 ‘Evet, İnsanoğlu kendisi için yazılmış olduğu gibi gidiyor, ama İnsanoğlu’na ihanet edenin vay haline! O adam hiç doğmamış olsaydı, kendisi için daha iyi olurdu.’  (Matta 26) 25 O’na ihanet edecek olan Yahuda, ‘Rabbi, yoksa beni mi demek istedin?’ diye sordu. İsa ona, ‘Söylediğin gibidir’ karşılığını verdi. (Yuhanna 13) 30 Yahuda lokmayı aldıktan hemen sonra dışarı çıktı. Gece olmuştu. (Markos 14) 22 İsa yemek sırasında eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve, ‘Alın, bu benim bedenimdir’ diyerek öğrencilerine verdi. 23 Sonra bir kase alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti. 24 ‘Bu benim kanım’ dedi İsa, ‘Bir çokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.’

Günahı silen bir kurban olarak Kanını dökmeden önce, İsa’nın, öğrencileri ile birlikte yediği son akşam yemeği ile ilgili yazılanlar bunlardır. İsa  on iki öğrencisine aralarından birinin Kendisine ihanet edeceğini bildirdi. İsa’ya ihanet edecek olan öğrencinin adı Yahuda İskariot’tu. Yahuda, insanların gözünde sadık bir öğrenciydi, ama yüreğinde yalnızca para ve dünya değerleri ile ilgileniyordu. Bu yüzden, Başkahinlere gitti ve onlara şöyle dedi: “Eğer O’nu size teslim edersem, bana ne verirsiniz?” Bunun üzerine kahinler O’na otuz gümüş para verdiler. Bu olay, Mesih’in otuz parça gümüş için ele verileceğini yüzlerce yıl önceden yazarak bildirmiş olan peygamber Zekeriya’nın sözlerinin yerine gelmesi için oldu. (Bakınız, Zekeriya 11:12, 13)

Ama yine de, biraz önce okuduğumuz konu ile ilgili en önemli şey, İsa’nın öğrencileri ile birlikte ekmek ve kaseyi paylaşırken söylediği sözlerdir. İsa’nın onlara ne anlattığını duydunuz mu? Gelin, bu bölümü tekrar okuyalım:

(Markos 14) 22 İsa yemek sırasında eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve, ‘Alın, bu benim bedenimdir’ diyerek öğrencilerine verdi. 23 Sonra bir kase alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti. 24 ‘Bu benim kanım’ dedi İsa, ‘Bir çokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.’

Böylece İsa’nın, öğrencilerinin önüne iki sembol koyduğunu görüyoruz: ekmek sembolü ve kase sembolü. İsa’nın böldüğü ve öğrencilerine verdiği ekmek, bir kurban olarak sunacağı bedenini temsil ediyordu. Üzüm suyu ile dolu olan kase ise, Kurtarıcı İsa’nın Adem oğullarının sonsuza kadar Tanrı’nın huzurunda yaşayabilmeleri için onların günah borcu uğruna dökeceği kanını temsil ediyordu.

İsa böylelikle öğrencilerine ekmek ve kase sembolleri aracılığı ile Kendisinin dünyaya geliş nedeninin günahkarlar için bir kurban olarak Yaşamını vermek – Bendini ve Kanını – olduğunu öğretti. Yeryüzünde yaşayan herkes nasıl hayatta kalabilmek için bedenine yiyecek ve içecek almak zorundaysa, aynı şekilde cennette Tanrı ile birlikte sonsuza kadar yaşamak isteyen herkes de İsa Mesih’in, Bedenini ve Kanını bizlere sonsuz yaşam vermek için sunduğuna inanması gerekir. Sonsuz yaşam verebilecek olan tek Kişi yalnızca Rab İsa Mesih’tir ve O’nun döktüğü kan, Tanrı’nın sizi ve beni günahın getirdiği lanetten kurtarabilmesi için tek çözümdür.

Çok sevgili dinleyiciler, eğer bu gün yaptığımız çalışmadan aklınızda  bir tek şey kalacak ise, o zaman yalnızca şunu hatırlayın: İsa Mesih dünyaya sizin günahınızın yükünü taşımak için geldi. Bu gerçek Tanrı’nın tüm peygamberleri tarafından yazılmış olan mesajdır. Bu gerçek, aynı zamanda İbrahim’in, oğlunun yerine kurban ettiği koçun anlamını da açıklar. Bağışlamanın yolu, Mükemmel Kurban’ın yoludur. Tanrı sizi, sizin için Kanını dökmüş olan kutsal Kurtarıcı’nın kurbanı aracılığı ile günahlarınızdan bağışlayabilir ve kurtarabilir. Tanrı, binlerce yıl boyunca Adem oğullarının günahlarının üstünden geçebilmek (örtmek, görmezden gelmek) için hayvanların kurban edilmesini talep etti. Bu durum, Tanrı’nın peygamberlerine emanet ettiği Eski Antlaşma’da açıklanır. Ama Mesih İsa Yeni Antlaşma’yı getiren Kişi’dir. O, hayvan kurbanlarının sembolizmini yerine getirmek için gelmiş Olan’dır. İsa Mesih’in Kendisi, O’na iman eden herkesin Tanrı’nın adil yargısından kurtarılabilmesi için boğazlanmış olan nihai Fısıh Kuzusu’dur. İşte bu yüzden Kutsal Yazılar şöyle yazar: “Çünkü Fısıh kuzumuz (İsa) Mesih kurban edildi. (1. Korintliler 5:7) “Tanrı, günahı bilmeyen Mesih’i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı’nın doğruluğu olalım.”  (2. Korintliler 5:21)

İsa’nın kanının değeri sınırsızdır. İsa’nın kanının temizleyici gücü ile ilgili olarak Tanrı Sözü’nün ne ilan ettiğine kulak verelim. Kutsal Yazılar bu konuda şöyle der:

“İsa (Mesih’in) kanı, bizi her günahtan arındırır. (1. Yuhanna 1:7) “Biliyorsunuz ki, atalarınızdan kalma boş yaşayışınızdan altın ya da gümüş gibi geçici şeyler ile değil, kusursuz ve lekesiz kuzuyu andıran Mesih’in değerli kanının fidyesi ile kurtuldunuz. Dünyanın kuruluşundan önce bilinen Mesih, çağların sonunda sizin yararınıza ortaya çıktı. O’nu ölümden diriltip yücelten Tanrı’ya O’nun aracılığı ile iman ediyorsunuz. Böylece imanınız ve umudunuz Tanrı’dadır.” (1. Petrus 1:18-21)

Bu gün dinledikleriniz üzerinde dikkatle düşünmenizi rica ediyoruz, çünkü Tanrı sizin bu büyük gerçekleri anlayabilmeniz için size anlayış vermek istiyor. Bir sonraki derste, son akşam yemeği hakkındaki öyküyü tamamlamayı ve din bilginlerinin O’nu öldürebilmek amacı ile İsa’yı nasıl tutukladıklarını görmeyi planlıyoruz.

Siz, Tanrı’nın Sözü’nde bulunan şu ayetin derin anlamı ve büyük bereketi üzerinde düşünürken Tanrı sizi bereketlesin:

“İsa (Mesih’in) kanı bizi her günahtan temizler.”  (1. Yuhanna 1:7; Yuhanna 1:29)

82. İsa Tutuklandı

İsa Tutuklandı

Jesus Is Arrested

Yuhanna 14; Matta 26

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nu ile sonsuz esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Son ders programımızda, İsa’nın, ölmeden önce öğrencileri ile birlikte yediği son akşam yemeği ile ilgili bilgi edindik. Rab İsa’nın, on iki öğrencisine, aralarından birinin O’nu ele vereceğini ve düşmanlarına teslim edeceğini bildirdiğini işittik. Aynı zamanda İsa’nın yemeleri ve içmeleri için öğrencilerine, ekmeği ve kaseyi de verdiğini gördük; İsa, onlara, ekmeğin, bir kurban olarak vermek üzere olduğu Bedenini ve içinde üzüm suyu bulunan kasenin ise, dökmek üzere bulunduğu Kanını temsil ettiklerini açıkladı. İsa, böylelikle öğrencilerine yine dünyaya gelmesinin nedeninin günahı uzaklaştıran ve sonsuz yaşam sağlayan Kanını dökmek olduğunu gösterdi.

Bu gün Müjde’yi okumaya devam etmeyi ve tapınak nöbetçilerinin O’nu tutukladıkları gece Rab İsa tarafından söylenmiş olan derin ve harika sözlerden daha fazlasını dinlemeyi planlıyoruz.

Yuhanna Müjdesi’nin on ikinci bölümünü okuyoruz. İsa, Yaşamını verme zamanının gelmiş olduğunu bilerek öğrencilerine şu sözler ile konuştu:

(Yuhanna 14) 1 Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı’ya iman edin, bana da iman edin. 2 Babam’ın evinde kalacak çok yer var. Öyle olmasa size söylerdim, çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum. 3 Gider ve size yer hazırlarsam, siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım. 4 Benim gideceğim yerin yolunu biliyorsunuz. 5 Tomas, ‘Ya Rab, senin nereye gideceğini bilmiyoruz, yolu nasıl bilebiliriz?’ dedi. 6 İsa, ‘Yol, Gerçek ve Yaşam Ben’im’ dedi. ‘Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez. 7 Beni tanısaydınız, Babam’ı da tanırdınız. Artık O’nu tanıyorsunuz, O’nu gördünüz.’ 8 Filipus, ‘Ya Rab, bize Baba’yı göster, bu bize yeter’ dedi. 9 İsa, ‘Filipus’ dedi, ‘Bunca zamandır sizin ile birlikteyim. Beni daha tanımadın mı? Beni görmüş olan Baba’yı görmüştür. Sen nasıl, ‘Bize Baba’yı göster’ diyorsun? 10 Benim Baba’da, Baba’nın da bende olduğuna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor. 11 Bana iman edin; ben Baba’dayım. Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.

15 ‘Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz. 16-17 Ben de Baba’dan dileyeceğim. O, sonsuza dek sizin ile birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhu’nu verecek. Dünya O’nu kabul edemez. Çünkü O’nu ne görür ne de tanır. Siz O’nu tanıyorsunuz. Çünkü O, aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır. 18 Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim. 19 Az sonra dünya artık beni görmeyecek, ama siz beni göreceksiniz. Ben yaşadığı için siz de yaşayacaksınız. 20 O gün anlayacaksınız ki, ben Babam’dayım, siz bendesiniz, ben de sizdeyim. 21 Kim buyruklarımı bilir ve yerine getirirse, işte beni seven odur. Beni seveni Babam da sevecektir. Ben de onu seveceğim ve kendimi ona göstereceğim. 22 Yahuda – İskariot değil – O’na, ‘Ya Rab, nasıl olur da kendini dünyaya göstermeyip bize göstereceksin?’ diye sordu. 23 İsa ona şu karşılığı verdi: ‘Beni seven sözüme uyar. Babam da onu sever. Biz de ona gelir, onun ile birlikte yaşarız. 24 Beni sevmeyen, sözlerime uymaz. İşittiğiniz söz benim değil, beni gönderen Baba’nındır. 25 Ben daha aranızdayken bunları size söyledim. 26 Ama Baba’nın benim adım ile göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh, size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak. 27 Size esenlik bırakıyorum, size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum. Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.

Rab İsa bu sözleri ile öğrencilerinin yüreklerini rahatlattı ve onları gerçekleşmek üzere olan olaylar için hazırladı. İsa’nın, öğrencilerine, Yardımcı ile ilgili olarak neler ilan ettiğini işittiniz mi? Bu konuyu tam olarak anlamanız hayati önem taşımaktadır, çünkü bu gün bazı kişiler İsa’nın sözlerini çarpıtıyorlar ve insanların İsa’nın başka bir peygamberin gelişini duyurduğuna inanmaları için gayret ediyorlar. Ancak İsa’nın Yardımcı hakkında söylediklerinin bir peygambere ya da herhangi bir insana işaret ediyor olması mümkün değildir, çünkü İsa bu Yardımcının İsa’nın gerçek öğrencilerinin içinde yaşamak üzere gelecek olan göz ile görünmeyen bir ruh olduğunu söyledi.

Bu Yardımcı kimdir? Rab İsa, Yardımcı’nın kim olduğunu bize açıkça anlatıyor. İsa’nın ne söylediğini tekrar dinleyelim:

“Ben de Baba’dan dileyeceğim. O, sonsuza dek sizin ile birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhu’nu verecek. O, içinizde olacaktır. Sizi öksüz bırakmayacağım; size geri döneceğim. Baba’nın benim adım ile göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak.” (Yuhanna 14:16-18, 26)

Aynı soruyu tekrar soralım: İsa’nın öğrencilerine vaat etmiş olduğu bu Yardımcı kimdir? Bu Yarımcı Tanrı’dan gelen ve İsa’nın içinde bulunan Kutsal Ruh’tur. O, Tanrı’nın ve İsa’nın Ruhu’dur. O, Tanrı’nın, İsa Mesih’e Kurtarıcıları ve Rableri olarak iman eden herkesin yüreğine yerleştireceği Kutsal Ruh’tur. İsa, öğrencilerine, Kendisi öldükten, tekrar dirildikten ve gökyüzüne geri döndükten sonra onları yeniden yaratması, temizlemesi, güçlendirmesi ve “tüm gerçeğe yöneltmesi” (Yuhanna 16:13; aynı zamanda bakınız Titus 3:4-7) için yüreklerine Kutsal Ruh’u göndereceğini vaat etti. Bundan sonraki bir kaç derste Tanrı isterse, tüm bunların Yeruşalim’de tam olarak nasıl yerine geldiklerini göreceğiz. İsa gökyüzüne yükseldikten on gün sonra Kutsal Ruh aşağıya, yeryüzüne geldi ve aynen İsa’nın vaat etmiş olduğu şekilde İsa’nın tüm öğrencilerinin yüreklerinde yaşamaya başladı.

Daha sonraki bir programda, öz-merkezli bir günahkarı Tanrı’yı seven ve O’nu hoşnut etmeyi arzu eden bir kişiye dönüştürebilecek olan bu Yardımcı, Kutsal Ruh hakkında daha fazla bilgi edineceğiz. Ama şimdi İsa, öğrencileri ile birlikte son akşam yemeğini yedikten sonraki o olağanüstü gecede neler olduğunu görmek amacı ile tekrar Müjde’ye geri dönelim.

Kutsal Yazılar şöyle diyor:

(Matta 26) 30 İlahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin Dağı’na doğru gittiler. 31 Bu arada İsa öğrencilerine, ‘Bu gece hepiniz benden ötürü sendeleyip düşeceksiniz’ dedi. ‘çünkü şöyle yazılmıştır: ‘Çobanı vuracağım, sürüdeki koyunlar darmadağın olacaklar.’ 32 Ama ben dirildikten sonra Celile’ye gideceğim.’ 33 Petrus O’na, ‘Herkes senden ötürü sendeleyip düşse de, ben asla düşmem’ dedi. 34 ‘Sana doğrusunu söyleyeyim’ dedi İsa, ‘Bu gece horoz ötmeden önce beni üç kez inkar edeceksin.’ 35 Petrus, ‘Senin ile birlikte ölmem gerekse bile seni asla inkar etmem’ dedi. Öğrencilerin hepsi de aynı şeyi söylediler.

36 Sonra İsa öğrencileri ile birlikte Getsemani denilen yere geldi. Öğrencilerine, ‘Ben şuraya gidip dua edeceğim. Siz burada oturun’ dedi. 37 Petrus ile Zebedi’nin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.38 Onlara, ‘Ölesiye kederliyim’ dedi, ‘Burada kalın, benim ile birlikte uyanık durun.’ 39 Biraz ilerledi, yüz üstü yere kapanıp dua etmeye başaldı. ‘Baba’ dedi, ‘Mümkün ise, bu kase benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin isteğin olsun.’

Burada kısa bir süre için ara verelim. İsa’nın içmekten çekindiği bu elem kasesi nedir? İsa, neden ölesiye kederli olacak kadar ağır bir üzüntü duydu? İsa, hayal bile edilemeyecek kadar büyük bir sıkıntı içindeydi, çünkü Adem oğullarının günahının cezasını yüklenmek için katlanması gereken zamanın geldiğini biliyordu! Tanrı’nın tüm peygamberlerinin önceden bildirmiş oldukları o saat gelmişti! İnsanlar Kurtarıcıya işkence edecekler ve O’nu bir çarmıha çivileyeceklerdi. Ama İsa için en dehşet verici olan, O’nu seven ve O’nun da Kendisini seven göklerdeki Babası Tanrı’nın tüm dünyanın günahlarının cezasını O’nun üzerine yükleyecek olduğunu bilmesiydi! İşte İsa’nın dua ederken söylediği sözlerin nedeni budur. “Baba, mümkün ise bu kase (kavranılması mümkün olmayan acı) benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin istediğin olsun.”

Daha sonra Kutsal Yazılar şu olayları bildirir:

(Matta 26) 40 Öğrencilerin yanına döndüğü zaman, onları uyumuş buldu. Petrus’a, ‘Demek ki, benim ile birlikte bir saat uyanık kalamadınız!’ dedi. 41 Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.’ 42İsa ikinci kez uzaklaşıp dua etti. ‘Baba’ dedi, ‘Eğer ben içmeden bu kasenin uzaklaştırılması mümkün değil ise, senin istediğin olsun.’ 43 Geri geldiğinde, öğrencilerini yine uyumuş buldu. Onların göz kapaklarına ağırlık çökmüştü. 44 Onları bırakıp tekrar uzaklaştı, yine aynı sözler ile üçüncü kez dua eti. 45 Sonra öğrencilerine, ‘Hala uyuyor, dinleniyor musunuz?’ dedi. ‘İşte saat yaklaştı. İnsanoğlu günahkarların eline veriliyor. 46 Kalkın, gidelim. İşte bana ihanet eden geldi!’

47 İsa daha konuşurken, Onikiler’den biri olan Yahuda (İskariot) geldi. Yanında, baş kahinler ile halkın ileri gelenleri tarafından gönderilmiş kılıçlı sopalı büyük bir kalabalık vardı. 48 İsa’ya ihanet eden Yahuda, ‘Kimi öpersem, İsa O’dur. O’nu tutuklayın’ diye onlar ile sözleşmişti. 49 dosdoğru İsa’ya gidip, ‘Selam Rabbi!’ diyerek O’nu öptü.  50 İsa, ‘arkadaş, ne yapacaksan yap!’ dedi. Bunun üzerine adamlar yaklaştı. İsa’yı yakalayıp tutukladılar.

51 İsa ile birlikte olanlardan biri, ani bir hareket ile kılıcını çekti, baş kahinin kölesine vurup kulağını uçurdu. 52 O zaman İsa ona, ‘Kılıcını yerine koy!’ dedi. ‘Kılıç çekenlerin hepsi kılıç ile ölecek. 53 Yoksa Babam’dan yardım isteyemez miyim sanıyorsun? İstesem, hemen şu an bana on iki tümenden fazla melek gönderir. 54 Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?’

(Matta 26) 55 Bundan sonra İsa kalabalığa dönüp şöyle seslendi: ‘Niçin bir haydutmuşum gibi beni kılıç ve sopalar ile yakalamaya geldiniz? Her gün tapınakta oturup öğretiyordum, beni tutuklamadınız. 56 Ama bütün bunlar peygamberlerin yazdıkları yerine gelsin diye oldu.’ O zaman öğrencilerin hepsi O’nu bırakıp kaçtı. 57 İsa’yı tutuklayanlar, O’nu baş kahin Kayafa’ya götürdüler. Din bilginleri ile ileri gelenler de orada toplanmışlardı.

Böylece bu gün İsa’nın Kendisini nasıl O’nu öldürmek isteyen kişilerin eline teslim ettiğini gördük. Belki birinin aklına şöyle bir soru gelebilir: ‘İsa neden Kendisinin düşmanlarının eline düşmesine izin verdi? Rüzgarı durduran, cinleri kovan, körlerin gözlerini açan ve ölüleri dirilten, Kendisini düşmanlarının elinden neden kurtarmadı? İsa’nın Kendisi, bu sorunun yanıtını bize verdi. Öğrencilerinden biri İsa’yı korumak için girişimde bulunduğu zaman, İsa ona şöyle dedi:

“Kılıcını yerine koy! Ben, Babam’dan yardım isteyemez miyim sanıyorsun? İstesem hemen şu an bana on iki tümenden fazla melek gönderir. Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir? (Matta 26:52-54)

İsa neden düşmanlarının O’nu tutuklamalarına izin verdi? Mesih’in acı çekmesi ve günahı kaldıran bir kurban olarak Kanını dökmesi gerektiğini önceden defalarca bildiren Peygamberlerin Yazılarının yerine gelmesi için izin verdi. Doğru Kurtarıcının, biz doğru olmayanları Tanrı’ya kavuşturması için ölmesi gerekiyordu. İsa Mesih peygamberlerin sözlerin yerine gelmesi için dünyaya geldi. Kurban edilen koyunların ne anlam ifade ettiklerini açıklamak için geldi. O, sizi ve beni günahlarımızdan kurtarmak için geldi. Düşmanlarının O’nu tutuklamalarına izin vermesinin nedeni işte budur. İsa sizin için ve benim için yaşamını verdi. Bize böyle bir Kurtarıcı gönderdiği için Tanrı’ya övgüler olsun!

Sevgili dostlar, bu günkü yayınımıza burada son vermemiz gerekiyor. Baş kahinlerin, Yeruşalim halkının ve halkın ileri gelenlerinin İsa’yı yargılamak ve mahkum etmek ve böylece peygamberlerin sözlerini yerine getirmek için nasıl bir araya geldiklerini görmek amacı ile hazırladığımız bir sonraki dersimizde bize tekrar katılmanızı umut ediyoruz.

Siz, İsa’nın öğrencilerine söylemiş olduğu şu sözleri hatırlarken Tanrı sizi bereketlesin.

“Canımı tekrar geri almak üzere veririm. Canımı kimse benden alamaz, ben onu kendiliğimden veririm.” (Yuhanna 10:17, 18)

83. İsa Yargılanır

İsa Yargılanır

Jesus Is Condemned

Matta 26, 27; Yuhanna 18, 19

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuz esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Kutsal Yazılarda yaptığımız yolculuğumuzda Tanrı’nın günahkarları sonsuz cezadan kurtarmak için tasarlamış olduğu kurtuluş planının Tanrı’nın peygamberleri tarafından nasıl ilan edildiğini duyduk. Sözünü ettiğimiz bu kurtuluş planı nedir? Kurtuluş planı, Mesih’in çarmıhtaki ölümüdür. Tanrı’nın peygamberleri, doğru olan Mesih’in, kusursuz bir kurbanlık koyun gibi ölmesi, doğru olmayanlar için Kanını dökmesi ve günahlarımızın cezasını bizim yerimize çekmesi gerektiğine tanıklık ettiler. Ancak böylelikle Tanrı, günahlarımızı bağışlayabilir ve Adaletinden ödün vermeden bizi doğru sayabilirdi. Kutsal Yazıları kronolojik bir çalışma yaparak inceliyoruz ve şimdi öykülerin en önemlisine, yani, Mesih’in ölümü ve dirilişi ile ilgili tarihi öyküye yaklaşmaktayız. Tanrı’nın isteği ile, bu günkü ve bundan sonraki derslerimizde, İsa Mesih’in, dünyanın günahlarını taşımak için Yaşamını nasıl sunduğunu göreceğiz.

Son dersimizde, baş kahinlerin, kendilerini İsa’nın ve öğrencilerinin bulundukları yere götürmesi için bir haini nasıl satın aldıklarını gördük. Onların, İsa’yı nasıl tutukladıklarını, ve bağlayıp götürdüklerini öğrendik. Bu olay şaşırtıcıdır! Tanrı’nın gücü ile dolu olan İsa, düşmanlarının Kendisini ele geçirmelerine neden izin verdi? İsa, düşmanlarının Kendisini tutuklamalarına izin verdi, çünkü O’na iman eden herkesin, günahlarının bağışlanmasına kavuşabilmesi için Mesih’in nasıl acı çekmesi ve ölmesi ve üçüncü gün ölümden dirilmesi gerektiğini önceden bildiren Peygamberlerin Yazıları yerine gelmeliydi. Peygamberlerin aynen önceden bildirmiş oldukları gibi, Mesih, “kesime götürülen bir kuzu gibi” olacaktı. (Yeşaya 53:7)

Şimdi, din önderleri İsa’yı tutukladıktan sonra, o karanlık gecede neler olduğunu görmek için Müjde’yi okumaya devam edelim. Kutsal Yazılar şöyle der:

(Markos 14) 53 İsa’yı görevli baş kahine götürdüler. Bütün baş kahinler, ileri gelenler ve din bilginleri de orada toplandı. 54 Petrus, İsa’yı baş kahinin avlusunun içine kadar uzaktan izledi. Avluda nöbetçiler ile birlikte ateşin başında oturup ısınmaya başladı.

55 Baş kahinler ve Yüksek Kurul’un öteki üyeleri, İsa’yı ölüm cezasına çarptırmak için kendisine karşı tanık arıyor, ama bulamıyorlardı. 56 Bir çok kişi O’na karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı. 57-58 Bazıları kalkıp O’na karşı yalan yere şöyle tanıklık ettiler: “Biz O’nun, ‘El ile yapılmamış bu tapınağı yıkacağım ve üç günde el ile yapılmamış başka bir tapınak kuracağım’ dediğini işittik.” 59 ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı. 60 Sonra baş kahin topluluğun ortasında ayağa kalkarak İsa’ya, ‘Hiç yanıt vermeyecek misin? Nedir bunların sana karşı ettiği bu tanıklıklar?’ diye sordu. 61 Ne var ki, İsa susmaya devam etti, hiç yanıt vermedi. Baş kahin O’na yeniden, ‘Yüce Olan’ın Oğlu Mesih sen misin?’ diye sordu. 62 İsa, ‘Benim’ dedi, ‘Ve sizler İnsanoğlu’nun Kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutları ile geldiğini göreceksiniz.’ 63-64 Baş kahin giysilerini yırtarak, ‘Artık tanıklara ne ihtiyacımız var?’ dedi. ‘Küfürü işittiniz. Buna ne diyorsunuz?’ Hepsi İsa’nın ölüm cezasını hak ettiğine karar verdiler. 65 Bazıları O’nun üzerine tükürmeye, gözlerini bağlayarak O’nu yumruklamaya başladılar. ‘Haydi peygamberliğini göster!’ diyorlardı. Nöbetçiler de O’nu aralarına alıp tokatladılar.

66-67 Petrus aşağıda, avludayken, baş kahinin hizmetçi kızlarından biri geldi. Isınmakta olan Petrus’u görünce onu dikkatle süzüp: ‘ Sen de Nasıralı İsa ile birlikteydin’ dedi. 68 Petrus ise bunu inkar ederek, ‘Senin neden söz ettiğini bilmiyorum, anlamıyorum’ dedi ve dışarıya, dış kapının önüne çıktı. Bu arada horoz öttü. 69 Hizmetçi kız Petrus’u görünce, çevrede duranlara yine, ‘Bu adam onlardan biri’ demeye başladı. 70 Petrus tekrar inkar etti. Çevrede duranlar az sonra Petrus’a yine, ‘Gerçekten onlardansın; sende Celileli’sin’ dediler. 71 Petrus kendine lanet okuyup ant içerek, ‘Sözünü ettiğiniz o adamı tanımıyorum’ dedi. 72 Tam o anda horoz ikinci kez öttü. Petrus, İsa’nın, kendisine, ‘horoz iki kez ötmeden beni üç kez inkar edeceksin’ dediğini hatırladı ve hüngür hüngür ağlamaya başladı.

(Matta 27) 1 Sabah olunca bütün baş kahinler ile halkın ileri gelenleri, İsa’yı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar. 2 O’nu bağladılar ve götürüp Vali Pilatus’a teslim ettiler. 3 İsa’ya ihanet eden Yahuda O’nun mahkum edildiğini görünce yaptığına pişman oldu.Otuz gümüşü baş kahinlere ve ileri gelenlere geri götürdü. 4 ‘Ben suçsuz birini ele vermekle günah işledim’ dedi. Onlar ise, ‘Bundan bize ne? Onu sen düşün’ dediler.

(Yuhanna 18) 28 Sabah erkenden Yahudi yetkililer İsa’yı Kayafa’nın (Baş kahin) yanından alarak Romalı Valinin konağına götürdüler. Dinsel kuralları bozmamak ve Fısıh yemeğini yiyebilmek için kendileri vali konağına girmediler. 29 Bunun üzerine Pilatus dışarı çıkıp yanlarına geldi. ‘Bu adamı ne ile suçluyorsunuz?’ diye sordu. 30 Ona şu karşılığı verdiler: ‘Bu adam kötülük eden biri olmasaydı O’nu sana getirmezdik.’ 31 Pilatus, ‘O’nu siz alın, kendi yasanıza göre yargılayın’ dedi.  Yahudi yetkiler, ‘Bizim hiç kimseyi ölüm cezasına çarptırma yetkimiz yok’ dediler. 32 Bu, İsa’nın nasıl öleceğini belirtmek için söylediği sözler yerine gelsin diye oldu.

33 Pilatus yine vali konağına girdi. İsa’yı çağırıp O’na,’Sen Yahudilerin Kralı mısın?’ diye sordu. 34 İsa şöyle karşılık verdi: ‘Bunu kendiliğinden mi söylüyorsun, yoksa başkaları mı sana söyledi?’ 35 Pilatus, ‘Ben Yahudi miyim?’ dedi. ‘Seni bana kendi ulusun ve baş kahinlerin teslim ettiler. Ne yaptın?’ 36 İsa, ‘Benim krallığım bu dünyadan değildir’ diye karşılık verdi. ‘Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir.’ 37 Pilatus, ‘Demek sen bir kralsın, öyle mi?’ dedi. İsa, ‘Kral olduğumu sen söylüyorsun’ karşılığını verdi. ‘Ben gerçeğe tanıklık etmek için doğdum, bunun için dünyaya geldim. Gerçekten yana olan herkes benim sesimi işitir.’ 38 Pilatus, O’na, ‘Gerçek nedir?’ diye sordu. Bunu söyledikten sonra Pilatus yine dışarıya, Yahudilerin yanına çıktı. Onlara, ‘Ben O’nda hiç bir suç görmüyorum’ dedi. (Luka 23)  5 Ama onlar üstelediler: ‘Yahudiye’nin her tarafında öğretişini yayarak halkı kışkırtıyor; Celile’den başlayıp ta buraya kadar geldi’ dediler. 6 Pilatus bunu duyunca, ‘Bu adam Celileli mi?’ diye sordu. 7 İsa’nın Hirodes’in yönetimindeki bölgeden geldiğini öğrenince, kendisini o sırada Yeruşalim’de bulunan Hirodes’e gönderdi.

(Luka 23) 8 Hirodes İsa’yı görünce çok sevindi. O’na ilişkin haberler duyduğu için çoktandır O2nu görmek istiyor, gerçekleştireceği bir belirtiye tanık olmayı umuyordu. 9 O’na bir çok soru sordu, ama O hiç karşılık vermedi. 10 Orada duran baş kahinler ile din bilginleri İsa’yı ağır bir dille suçladılar. 11 Hirodes de askerleri ile birlikte O’nu aşağılayıp alay etti. O’na gösterişli bir kaftan giydirip Pilatus’a geri gönderdi. 12 Bu olaydan önce birbirine düşman olan Hirodes ile Pilatus o gün dost oldular.

13-14 Pilatus, baş kahinleri, yöneticileri ve halkı toplayarak onlara, ‘Siz bu adamı bana, halkı saptırıyor diye getirdiniz’ dedi. ‘Oysa ben bu adamı sizin önünüzde sorguya çektim ve kendisinde öne sürdüğünüz suçlardan hiç birini bulmadım. 15 Hirodes de bulmamış olmalı ki, O’nu bize geri gönderdi. Görüyorsunuz, ölüm cezasını gerektiren hiç bir şey yapmadı. 16-17  Bu nedenle ben O’nu dövdürüp salıvereceğim.’  (Yuhanna 18) 39 ‘Ama sizin bir geleneğiniz var, her Fısıh Bayramı’nda sizin için birini salıveriyorum. Yahudilerin Kralını sizin için salıvermemi ister misiniz?’ 40 Onlar yine, ‘Bu adamı değil, Barabba’yı isteriz!’ diye bağrıştılar. (Luka 23) 19 (Barabba, kentte çıkan bir ayaklanmaya katılmaktan ve adam öldürmekten hapse atılmıştı.) 20 İsa’yı salıvermek isteyen Pilatus, onlara yeniden seslendi. 21 Onlar ise, ‘O’nu çarmıha ger! O’nu çarmıha ger!’ diye bağrışıp durdular. 22 Pilatus,üçüncü kez, ‘Bu adam ne kötülük yaptı ki?’ dedi. ‘Ölüm cezasını gerektirecek hiç bir suç bulmadım O’nda. Bu nedenle O’nu dövdürüp salıvereceğim.’

(Yuhanna 19) 1 O zaman Pilatus İsa’yı tutup kamçılattı. 2 Askerler de dikenlerden bir taç örüp O’nun başına geçirdiler. Sonra O’na mor bir kaftan giydirdiler. 3 Önüne geliyor, ‘Selam, ey Yahudilerin Kralı!’ diyor, yüzüne tokat atıyorlardı. ((Üzerine tükürdüler, kamışı alıp başına defalarca vurdular. (Matta 27:30)) 4 Pilatus yine dışarı çıktı. Yahudiler’e, ‘İşte O’nu dışarıya, size getiriyorum. O’nda hiç bir suç bulmadığımı bilesiniz’ dedi. 5 Böylece İsa, başındaki dikenli taç ve üzerindeki mor kaftan ile dışarı çıktı. Pilatus onlara, ‘İşte, o adam!’ dedi. 6 Baş kahinler ve görevliler İsa’yı görünce, ‘Çarmıha ger! Çarmıha ger!’ diye bağrıştılar. Pilatus, ‘O’nu siz alıp çarmıha gerin’ dedi. ‘Ben, O’nda bir suç bulamıyorum!’ 7 Yahudiler şu karşılığı verdiler: ‘Bizim bir yasamız var, bu yasaya göre O’nun ölmesi gerekir. Çünkü kendisinin Tanrı Oğlu  olduğunu ileri sürüyor.

8 Pilatus bu sözü işitince daha çok korktu. 9 Yine vali konağına girip, İsa’ya, ‘Sen nereden geliyorsun?’ diye sordu. İsa ona yanıt vermedi. 10 Pilatus, ‘Benimle konuşmayacak mısın?’ dedi. ‘Seni salıvermeye de, çarmıha germeye de yetkim olduğunu bilmiyor musun?’ 11 İsa, ‘Sana gökten verilmeseydi, benim üzerimde hiç bir yetkin olmazdı’ diye karşılık verdi. ‘Bu nedenle, beni sana teslime edenin günahı daha büyüktür.’ 12 Bunun üzerine Pilatus İsa’yı salıvermek istedi. Ama Yahudiler, ‘Bu adamı salıverirsen, Sezar’ın dostu değilsin!’ diye bağrıştılar. ‘Kral olduğunu ileri süren herkes Sezar’a karşı gelmiş olur.’

(Matta 27) 24 Pilatus elinden bir şey gelmediğini, tersine, bir kargaşalığın başladığını görünce, su aldı, kalabalığın önünde ellerini yıkayıp şöyle dedi: ‘Bu adamın kanından ben sorumlu değilim. Bu işe siz bakın!’ 25 Bütün halk şu karşılığı verdi: ‘O’nun kanının sorumluluğu bizim ve çocuklarımızın üzerinde olsun!’  (Markos 15) 15 Halkı memnun etmek isteyen Pilatus, onlar için Barabba’yı salıverdi. İsa’yı ise kamçılattıktan sonra çarmıha gerilmek üzere askerlere teslim etti.

Böylece yaklaşık yedi yüz yıl önce Yeşaya peygamberin Mesih hakkında yazarken önceden bildirmiş olduğu her şey eksiksiz olarak yerine gelmiş oldu: “O, baskı görüp eziyet çektiyse de, ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi açmadı ağzını.” (Yeşaya 53:7) Yeşaya, aynı zamanda Mesih’in söylemiş olduğu şu sözleri de kaleme aldı: “Bana vuranlara sırtımı açtım, yanaklarımı uzattım sakalımı yolanlara. Aşağılamalardan, tükürükten yüzümü gizlemedim.”  (Yeşaya 50:6)

Bu gün, Yahudilerin din önderlerinin, kutsal ve doğru Mesih’e zulmedip işkence ettikleri ve O’nu ölüm cezasına mahkum ettikleri zaman, bu davranışları ile Peygamberlerin Yazılarını nasıl yerine getirmiş olduklarını gördük. Din önderleri Mesih’i neden ölüme mahkum ettiler? O’nu ölüme mahkum ettiler, çünkü gerçeğin ışığına katlanamadılar. İsa, onlara gerçeği söylemişti ve bu gerçek, onların iki yüzlülüklerini ve kötülüklerini ortaya çıkarıyordu. İsa’nın Kendisi, Gerçek’ti! Işık, dünyaya geldi, ama insanlar karanlığı tercih ettiler, çünkü yaptıkları işler kötüydü. Ve Adem oğulları Işık’a katlanamadıkları için tek çareleri onu söndürme girişiminde bulunmak oldu. Kutsal Yazılar bu konuyu şu sözler ile ilan ederler:

“Işık karanlıkta parlar. Karanlık onu alt edemedi (anlamadı). Bu çağın önderlerinden hiç biri onu anlamadı. Eğer anlasalardı yüce Rabbi çarmıha germezlerdi. O (Rab İsa Mesih) dünyadaydı. Dünya, O’nun aracılığı ile var oldu, ama dünya O’nu tanımadı. Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O’nu kabul etmedi. Ama kendisi kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi.  (Yuhanna 1:5; 1. Korintliler 2:8; Yuhanna 1:10-12)

Sevgili dostlar, dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Bir sonraki derste Adem oğullarının nasıl peygamber Davut’un Mezmurlarda Mesih ile ilgili yazmış olduğu sözleri göreceğiz; sizi bu dersimize katılmaya davet ediyoruz. “Ellerimi, ayaklarımı deliyorlar.” (Mezmur 22:16)

Siz, peygamber Yeşaya’nın, Mesih’in çekeceği acılar ile ilgili uzun zaman önceden bildirmiş olduğu şu sözler üzerinde düşünürken, Tanrı sizi bereketlesin:

“O, baskı görüp eziyet çektiyse de, ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi açmadı ağzını.” (Yeşaya 53:7)

84. İsa Çarmıha Çivilenir

İsa Çarmıha Çivilenir

Jesus Is Nailed to the Cross

Matta 27; Markos 15; Luka 23; Yuhanna 19

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuz esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Son dersimizde Yahudi din önderlerinin İsa’yı nasıl tutukladıklarını, baş kahinin evine gece yarısı nasıl götürdüklerini, sahte tanıklık ederek O’nu yargıladıklarını, mahkum ettiklerini ve çarmıha gerebilmek için O’nu ülke valisinin önüne nasıl çıkardıklarını gördük. Askerler İsa’yı acımasızca kırbaçladılar, sonra dikenlerden bir taç örüp O’nun başına geçirdiler. O’nun ile alay etiler, yüzüne tokat attılar, üzerine tükürdüler, bir sopa aldılar ve O’nun başına vurdular. Böylece, Adem oğulları, Doğru Olan’ı, göklerden gelmiş olan Yücelikler Rabbi’ni kabul etmediler. İsa’ya işkence eden insanlar peygamberlerin sözlerini bilmiyorlardı. Ama yine de Mesih’in günahkarların elinde bu şekilde acı çekmesi gerektiğini duyuran peygamberlerin sözlerini yerine getirmekteydiler.

Bu gün, İsa Mesih’in çarmıhta nasıl acı çektiğini ve öldüğünü ve böylelikle Tanrı’nın peygamberlerinin önceden bildirmiş oldukları büyük kurtuluş planını yerine getirdiğini görmek için Müjde (İncil) kitabından okumaya devam edeceğiz. Bu günkü çalışmamıza başlamadan önce, bilmeniz gereken bir nokta var: İsa’nın yeryüzünde yaşadığı dönemde Roma yönetimi, bazı suçluların ölüm cezalarını sopalara ya da ağaçlara ya da özel olarak yapılmış çarmıhlara çivileyerek uygulardı. Bu tür bir ölüm çarmıha gerilme olarak adlandırılır. İşkence derecesinde acı ve utanç veren bu ölüm en ağır suçları işlemiş olan suçlular için kullanılırdı.

Belki aranızdan bazıları Tanrı’nın, günahsız Mesih’in neden böyle dehşet verici bir infaz ile ölmesi gerektiği buyruğunu verdiğini merak edebilir. İsa’nın böylesine dehşet verici bir ölüm ile ölmesinin nedeni, günahın dehşet verici bir suç olmasından kaynaklanır. Günah, dünyanın sorunudur. Bizler hepimiz günahkarız ve günahlarımız kutsal ve doğru olan bir Tanrı için suçtur, O’nu gücendirir. Eğer Tanrı, adaletinden ödün vermeden sizin ve benim günahlarımı bağışlayacaksa, o zaman Tanrı’nın günahlarımızı adil ve yetkin bir hüküm ile yargılamalıdır. Tanrı, günahlarımızı herhangi bir şekilde bağışlayamaz. Tanrı, adil bir Yargıç’tır ve her günahı uygun şekilde cezalandırması gerekir. Günahın cezası ölüm ve cehennemin sonsuz ateşidir. Bu cezanın tam olarak ödenmesi gerekir. İyi Haber şudur: Tanrı bize günahlarımızın cezasının tümünü ödemek üzere doğru bir Kurtarıcı gönderdi. Bu doğru ve kudretli Kurtarıcı, İsa’dır. O, bizi, günahlarımız nedeni ile üzerimize gelecek olan Tanrı gazabından kurtardı.

Sevgili dostlar, şimdi biz Müjde’den İsa’nın ve çarmıhtaki Ölümü’nün kutsal öyküsünü okurken, sizleri bu öyküyü zihniniz ve yüreğiniz ile dinlemeye davet ediyoruz. Kutsal Yazılar şöyle diyor:

(Yuhanna 19) 16 Bunun üzerine Pilatus sonunda İsa’yı, çarmıha gerilmek üzere onlara teslim etti. 17 Askerler İsa’yı alıp götürdüler. İsa çarmıhını kendisi taşıyıp Kafatası—İbranice’de Golgota—denilen yere çıktı.

(Luka 23) 26 Askerler İsa’yı götürürken, kırdan gelmekte olan Simun adında Kireneli bir adamı yakaladılar, çarmıhı sırtına yükleyip İsa’nın arkasından yürüttüler. 27 Büyük bir halk topluluğu da İsa’nın ardından gidiyordu. Aralarında İsa için dövünüp ağıt yakan kadınlar vardı. 32 İsa ile birlikte idam edilmek üzere ayrıca iki suçlu da götürülüyordu. 33 Kafatası denilen yere vardıkları zaman, İsa’yı biri sağında öbürü solunda olmak üzere, iki suçlu ile birlikte çarmıha gerdiler. 34 İsa, ‘Baba, onları bağışla’ dedi, ‘Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.’ O’nun giysilerini aralarında paylaşmak üzere kura çektiler. 35 Halk orada durmuş, olanları seyrediyordu. Yöneticiler İsa ile alay ederek, ‘Başkalarını kurtardı; Tanrı’nın seçtiği O ise, kendini de kurtarsın’ diyorlardı. 36-37 Askerler de yaklaşıp İsa ile eğlendiler. O’na ekşi şarap sunarak, ‘Sen Yahudilerin Kralı isen, kurtar kendini!’ dediler.

(Yuhanna 19) 19 Pilatus bir de yafta yapıp çarmıhın üzerine astırdı. Yaftada şöyle yazılıydı: Nasıralı İsa, Yahudilerin Kralı. 20 İsa’nın çarmıha gerildiği yer kente yakındı. Böylece İbranice, Latince ve Grekçe yazılan bu yaftayı Yahudilerin bir çoğu okudu. 21 Bu yüzden Yahudi baş kahinler Pilatus’a, ‘“Yahudilerin Kralı” diye yazma’ dediler. ‘Kendisi, “Ben Yahudilerin Kralıyım” ‘ dedi diye yaz.’ 22 Pilatus, ‘Ne yazdımsa yazdım’ karşılığını verdi. 23 Askerler İsa’yı çarmıha gerdikten sonra giysilerini alıp her birine birer pay düşecek biçimde dört parçaya böldüler. Mintanını da aldılar. Mintan boydan boya tek parça dikişsiz bir dokumaydı. 24 Birbirlerine, ‘Bunu yırtmayalım’ dediler. ‘Kime düşecek diye kura çekelim.’  Bu olay, şu Kutsal Yazı yerine gelsin diye oldu: “Giysilerimi aralarında paylaştılar. Elbisem üzerine kura çektiler.” Bunları askerler yaptı.

(Luka 23) 39 Çarmıha asılan suçlulardan biri, ‘Sen Mesih değil misin? Haydi, kendini de bizi de kurtar!’ diye küfür etti. 40 Ne var ki, öbür suçlu onu azarladı. ‘Sen de Tanrı korkusu da mı yok?’ diye karşılık verdi. ‘Sen de aynı cezayı çekiyorsun. 41 Ne var i, biz haklı olarak cezalandırılıyor, yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz. Oysa bu adam hiç bir kötülük yapmadı.’ 42 Sonra, ‘Ey İsa, kendi egemenliğine girdiğin zaman beni an’ dedi. 43 İsa ona, ‘Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bu gün benim ile birlikte cennette olacaksın’ dedi.

(Markos 15) 33 Öğleyin on ikiden üçe kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü. 34 Saat üçte İsa yüksek ses ile, “Elohi, Elohi, lema şevaktani’ yani, ‘Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?’ diye bağırdı. 35 Orada duranlardan bazıları bunu işitince, ‘Bakın, İlyas’ı çağırıyor’ dediler. 36 Aralarından biri koşup bir süngeri ekşi şaraba batırdı, bir kamışın ucuna takarak İsa’ya içirdi. ‘Dur bakalım, İlyas gelip onu indirecek mi?’ dedi.  (İnsanlar bu şekilde konuştular, çünkü İsa’nın ne demiş olduğunu anlamadılar, aynı zamanda neler olup bittiğinin de farkında değillerdi. Tüm ülkeyi, öğle ortasından öğleden sonranın ilk saatlerine kadar koyu bir karanlık kapladı. İşte bu karanlık saatler sırasında Tanrı, tüm Adem oğullarının günahlarının cezasını kutsal Kurtarıcının üzerine yükledi, öyle ki, O’na iman eden hiç bir zaman mahvolmasın! İsa’nın bizim uğrumuza çektiği acıların yoğunluğunu hayal etmeye başlamamız bile mümkün değildir.)

(Yuhanna 19) 28 Daha sonra İsa her şeyin artık tamamlandığını bilerek, Kutsal Yazı yerine gelsin diye ‘Susadım’ dedi. 29 Orada ekşi şarap dolu bir kap vardı. Şaraba batırılmış bir süngeri mercanköşk dalına takarak O’nun ağzına uzattılar. 30 İsa, şarabı tadınca, ‘Tamamlandı!’ dedi ve başını eğerek ruhunu teslim etti. (Luka 23) 46 İsa yüksek ses ile, “Baba, ruhumu ellerine bırakıyorum!’ diye seslendi. Bunu söyledikten sonra son nefesini verdi.

(Markos 15) 38 O anda tapınaktaki perde yukarıdan aşağıya yırtılarak ikiye bölündü. 39 İsa’nın karşısında duran yüzbaşı, O’nun bu şekilde son nefesini verdiğini gördüğü zaman, ‘Bu adam gerçekten Tanrı’nın Oğlu’ydu!’ dedi. 40 Olup bitenleri uzaktan izleyen bazı kadınlar da vardı. Aralarında Mecdelli Meryem, küçük Yakup ile Yose’nin annesi Meryem ve Salome de bulunuyordu. 41 İsa daha Celile’deyken bu kadınlar O’nun ardından gitmiş, O’na hizmet etmişlerdi. O’nun ile birlikte Yeruşalim’e gelmiş olan daha bir çok kadında olup bitenleri izliyorlardı.

(Yuhanna 19) 31 Yahudi yetkililer Pilatus’tan çarmıha gerilenlerin bacaklarının kırılmasını ve cesetlerin kaldırılmasını istediler. Hazırlık Günü olduğu için cesetlerin Şabat Günü çarmıhta kalmasını istemiyorlardı. Çünkü o Şabat Günü büyük bayramdı. 32 Bunun üzerine askerler gidip birinci adamın, sonra da İsa ile birlikte çarmıha gerilen öteki adamın bacaklarını kırdılar. 33 İsa’ya gelince, O’nun ölmüş olduğunu gördüler. Bu yüzden bacaklarını kırmadılar. 34 Ama askerlerden biri O’nun böğrünü mızrak ile deldi. Böğründen hemen kan ve su aktı. 35 Bunu gören adam tanıklık etmiştir ve tanıklığı doğrudur. Doğruyu söylediğini bilir. Siz de iman edesiniz diye tanıklık etmiştir. 36 Bunlar, ‘O’nun bir tek kemiği bile kırılmayacak’ diyen Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi için oldu. 37 Yine başka bir Yazı’da, ‘Bedenini deştiklerine bakacaklar’ deniyor.

38 Bundan sonra Aramatyalı Yusuf (zengin bir adam) İsa’nın cesedini kaldırmak için Pilatus’a başvurdu. Yusuf, İsa’nın öğrencisiydi, ama Yahudi yetkililerden korktuğu için bunu gizli tutuyordu. Pilatus izin verince, Yusuf gelip İsa’nın cesedini kaldırdı. 39 Daha önce geceleyin İsa’nın yanına gelen Nikodim de otuz litre kadar karışık mür ve sarısabır özü alarak geldi. 40 İkisi, İsa’nın cesedini alıp Yahudilerin gömme geleneğine uygun olarak onu baharat ile keten bezlere sardılar. 41 İsa’nın çarmıha gerildiği yerde bir bahçe, bu bahçenin içinde de hiç kimsenin konulmadığı yeni bir mezar vardı. 42 O gün Yahudilerin Hazırlık Günü’ydü. Mezar da yakın olduğu için oraya koydular.

Sevgili dostlar, Mesih’in mezarı ile ilgili öykü sona ermemiş olmasına rağmen, bu günkü okumamıza burada son vermemiz gerekiyor. Sizi bir sonraki “İsa dirildi!”adlı dersimizde bize katılmak üzere davet edebildiğimiz için öyle mutluyuz ki!

Bu gün dinlediklerimiz gerçekten çok şaşırtıcı! Adem oğullarının Yaşam Rabbi Mesih’i nasıl küçümsediklerini ve O’nu nasıl bir çarmıha çivileyerek öldürdüklerini gördük. Ama her şeye rağmen hatırlamamız gereken bir şey var, o da şudur: Mesih’in ölümü, Tanrı’nın daha dünya var olmadan önce tasarlamış olduğu kurtuluş planının yerine gelmesiydi.

Rab İsa’nın ölmeden önce çarmıhtayken neyi ilan ettiğini duydunuz mu? O, “Tamamlandı!” dedi. İsa, neden, “Tamamlandı!” dedi? İsa, “Tamamlandı!” dedi, çünkü O, kurtuluş işini tamamlamıştı. Dünya dinlerinin, “Tamamlandı!” demedikleri kesindir. Dünya dinleri şöyle der: “Hiç bir şey tamamlanmadı! Siz kendinizi iyi işleriniz ile kurtarmak zorundasınız! Günahlarınızı silmek için iyi işler yarak çaba sarf etmeniz gerekir. Haydi, işe başlayın! Çaba göstermeye devam edin. Hiç bir şey tamamlanmadı! Eğer Cennete gitmek istiyorsanız, çalışmanız, kurbanlar sunmanız, dini görevlerinizi yerine getirmeniz. Dua etmeniz, oruç tutmanız, bedeninize eziyet etmeniz – ve daha bir çok şey yapmanız – gerekir. Dinin verdiği mesajlar bunlardır!

Ama Tanrı’nın insan verdiği İyi Haber şudur: “Ta-mam-landı!” Bu habere inanın ve kurtulun! Mesih, günah borcunuzu Kendi kanı ile ödemiştir! İsa’nın kanı, günahkarların en büyüğünü temizleyebilir ve değiştirebilir! İşte bu nedenle İsa, ölmekte olan tövbekar suçluya, ‘Sana gerçeği söylüyorum, sen bu gün benim ile birlikte cennette olacaksın’ diyebildi.  (Luka 23:43)

Sevgili dostlar, sizi günahın cezasından kurtarabilen iş tamamen sona ermiştir. Tanrı, İsa’nın kurban olmasından hoşnuttur. Artık Mesih’in zamanından önce yaşamış olan atalarımızın yapmış olduğu gibi koyun kurbanları sunmaya ihtiyacımız kalmadı. İsa Mesih, Tanrı’nın mükemmel ve nihai Kurbanı’dır! Tanrı’nın Mesih ve O’nun kurbanlığı ile ilgili tanıklık etmiş olduklarına inanmaktan başka yapmamız gereken hiç bir şey yoktur. “Tamamlandı!”  İsa, doğru Kurtarıcının çekeceği acılar ve ölümü hakkında peygamberlerin önceden bildirmiş oldukları her şeyi yerine getirdi! İsa dünyaya gelmeden yedi yüz yıl önce peygamber Yeşaya şunları yazdı:

“Şiddete baş vurmadığı, ağzından hileli söz çıkmadığı halde, O2na kötülerin yanında bir mezar verildi, ama öldüğünde zenginin yanındaydı. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden O’nun bedeni deşildi. Bizim suçlarımız yüzünden O eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza O’na verildi. Bizler O’nun yaraları ile şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık. Her birimiz kendi y oluna döndü. Yine de Rab hepimizin cezasını O’na yükledi.” (Yeşaya 53:9, 5, 6)

Bu gün dinlemekte olan sizler, peygamberlere gerçekten inanıyor musunuz? İsa’nın, Tanrı’nın peygamberlerinin yazmış oldukları gibi Kurtuluş işini tamamlayan Kişi olduğuna inanıyor musunuz? Doğru Kurtarıcının çarmıhta ölmesinin nedenini şimdi anlıyor musunuz? Nedeni, siz ve benim! O’nun lekesiz, kurbanlık bir koyun gibi ölmesinin nedeni, bizim günahlarımızdı. Bizler, cehennemdeki sonsuz cezayı hak ediyoruz, ancak Tanrı, bizlere olan büyük sevgisi nedeni ile (biricik Oğlu olarak adlandırdığı) İsa’yı bizim hak ettiğimiz cezayı çekebilmesi ve günahlarımızın bedelini üstlenebilmesi için gönderdi. Kutsal Yazılar, bu konu hakkında şu sözler ile duyuruda bulunurlar:

“Bir kimse doğru insan için güç ölür, ama iyi insan için belki biri ölmeyi göze alabilir. Tanrı ise bizi sevdiğini şunun ile kanıtlıyor: Biz daha günahkar iken Mesih bizim için öldü!” (Romalılar 5:7,8) Tanrı, günahı bilmeyen Mesih’i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı’nın doğruluğu olalım.”  (2. Korintliler 5:21)

Merhametli ve Şefkatli olan Tanrı’ya yücelik olsun! “Tamamlandı!”  Tanrı, İbrahim’in Kurbanı’nın sembolizmini (İd-El Adha) yerine getirdi! Çünkü İbrahim’in, oğlunun yerine masum bir koçu kurban ettiği aynı yerde günahsız Kurtarıcı İsa, Kendisinin bizim yerimize kurban edilmesine izin verdi! “Öyle ki, O’na iman eden mahvolmasın, ama sonsuz yaşama kavuşsun!” (Yuhanna 3:16)

Bizi dinlediğiniz için teşekkürler. Eğer Rab İsa’nın sizin için sunduğu bu mükemmel kurban ile ilgili sorularınız varsa, lütfen bize yazın…

Siz, İsa, çarmıhta ölmeden önce ilan ettiği bu derin ve güçlü sözler üzerinde düşünürken, Tanrı sizi bereketlesin. İsa şöyle dedi:

“Tamamlandı!”  (Yuhanna 19:30)

85. İsa Dirildi

İsa Dirildi

Jesus Is Risen!

Matta 28; Luka 24; Yuhanna 20

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuz esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Son dersimizde İsa Mesih’in nasıl çivilenmiş olduğu çarmıhta, dünyanın günahlarını ödemek ve günahkarlar için sonsuz bir esenlik kapısı açmak için Kanını döktüğünü gördük. Her şey aynen Tanrı’nın peygamberlerinin önceden bildirmiş oldukları gibi gerçekleşti: Mesih ile alay ettiler, O’nu kırbaçladılar ve bir çarmıha çivilediler. İbrahim’in oğlun yerine nasıl masum bir koç öldüyse, aynı şekilde (günahsız Kurtarıcı) İsa da bizim yerimize öldü. İsa ölmeden önce, “Tamamlandı!” diye bağırdı. Tanrı’ya övgüler olsun, çünkü Rab İsa Tanrı’nın kurtuluş planını tamamladı!

Mesih’in çarmıhtaki ölümü, Kutsal Yazıların tümünde bulunan haberlerin en önemlisidir, çünkü Tanrı, bu ölüm sayesinde adaletinden ödün vermeden tüm günahlarımızı bağışlayabilir. Ama Mesih’in ölümü en önemli haber olsa bile, bu gün çalışacak olduğumuz konu, en harika haberdir, çünkü Tanrı’nın İsa’yı ölümden nasıl dirilttiğini dinleyeceğiz.

Daha önce de okumuş olduğumuz gibi, İsa çarmıhta öldükten sonra askerlerden biri bir kargı aldı ve onu İsa’nın böğrüne sapladı, o anda İsa’nın böğründe O’nun öldüğünü kanıtlayan kan ve su aktı. Aynı zamanda zengin bir adamın İsa’nın bedenini aldığını ve onu bir kayaya keski ile şekil vererek kendisi için hazırlamış olduğu yeni bir mezara yerleştirdi. Mezarın girişinin önüne çok büyük yuvarlak bir taş kondu. Her şey, Tanrı’nın peygamberlerinin önceden bildirdikleri gibi gerçekleşti.

Şimdi Müjde’de neler yazdığını dinleyelim:

(Matta 27) 62 -63 Ertesi gün, yani Hazırlık Günü’nden sonraki gün, baş kahinler ile Ferisiler Pilatus’un önünde toplanarak, ‘Efendimiz’ dediler, ‘O aldatıcının daha yaşarken, “Ben öldükten üç gün sonra dirileceğim” dediğini hatırlıyoruz. 64 Onun için buyruk ver de üçüncü güne dek mezarı güvenlik altına alsınlar. Yoksa öğrencileri gelir, cesedini çalar ve halka, “Ölümden dirildi” derler. Son aldatmaca ilkinden beter olur.’ 65 Pilatus onlara, ‘Yanınıza asker alın, gidip mezarı dilediğiniz gibi güvenlik altına alın’ dedi. 66 Onlar da askerler ile birlikte gittiler, taşı mühürleyip mezarı güvenlik altına aldılar.

(Matta 28) 1 Şabat Günü’nü izleyen haftanın ilk günü tan yeri ağarırken Mecdelli Meryem ile öbür Meryem mezarı görmeye gittiler. 2 Ansızın büyük bir deprem oldu. Çünkü Rabbin bir meleği gökten indi ve mezara gidip taşı bir yana yuvarlayarak üzerine oturdu. 3 Görünüşü şimşek gibi, giysileri ise kar gibi bembeyazdı. 4 Nöbetçiler korkudan titremeye başladılar, sonra ölü gibi yere yıkıldılar.

(Luka 24) 1 Kadınlar haftanın ilk günü sabah çok erkenden hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler. 2 Taşı mezarından girişinden yuvarlanmış buldular. 3 Ama içeri girince, Rab İsa’nın cesedini bulamadılar. 4 Onlar bu durum karşısında şaşırıp kalmışken, şimşek gibi parıldayan giysilere bürünmüş iki kişi yanlarında belirdi. 5 Korkuya kapılan kadınlar başlarını yere eğdiler. Adamlar ise onlara, ‘Diri olanı neden ölüler arasında arıyorsunuz?’ dediler. 6 ‘O burada yok, dirildi. Daha Celile’deyken size söylediğini anımsayın. 7 İnsanoğlu’nun günahlı insanların eline verilmesi, çarmıha gerilmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini bildirmişti. 8 O zaman İsa’nın sözlerini anımsadılar. 9 Mezardan dönen kadınlar bütün bunları Onbirler’e ve ötekilerin hepsine bildirdiler. 10 Bunları elçilere anlatanlar, Mecdelli Meryem, Yohanna, Yakup’un annesi Meryem ve bunlar ile birlikte bulunan öbür kadınlardı. 11 Ne var ki, bu sözler elçilere saçma geldi ve kadınlara inanmadılar. 12 Yine de, Petrus kalkıp mezara koştu. Eğilip içeri baktığı zaman, keten bezlerden başka bir şey görmedi. Olay karşısında şaşkına dönmüş bir halde oradan uzaklaştı.

13 Aynı gün öğrencilerden ikisi, Yeruşalim’den altmış ok atımı uzaklıkta bulunan ve Emmaus denilen bir köye gitmekteydiler. 14 Bütün bu olup bitenleri kendi aralarında konuşuyorlardı. 15 Onlar bunları konuşup tartışırlarken, İsa yanlarına geldi ve onlar ile birlikte yürümeye başladı. 16 Ama onların gözleri O'nu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.

17 İsa, ‘Yolda birbiriniz ile ne tartışıp duruyorsunuz?’ dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular. 18 Bunlardan adı Kleopas olan O’na, ‘Yeruşalim’de bulunup da bu günlerde orada olup bitenleri bilmeyen tek yabancı sen misin?’ diye karşılık verdi. 19 İsa onlara, ‘Hangi olup bitenleri?’ dedi. O’na, ‘Nasıralı İsa ile ilgili olayları’ dediler. ‘O adam, Tanrı’nın ve bütün halkın önünde gerek söz gerek eylemde güçlü bir peygamberdi. 20-23 Baş kahinler ile yöneticilerimiz O’nu, ölüm cezasına çarptırmak için valiye teslim ederek çarmıha gerdirdiler; oysa biz O’nun İsrail’i kurtaracak kişi olduğunu ummuştuk. Dahası var, bu olaylar olalı üç gün oldu ve aramızdan bazı kadınlar bizi şaşkına çevirdiler. Bu sabah erkenden mezara gittikleri zaman, O’nun cesedini bulamamışlar. Sonra geldiler, bir görümde; İsa’nın yaşamakta olduğunu bildiren melekler gördüklerini söylediler. 24 Bizimle birlikte olanlardan bazıları mezara gitmiş ve durumu, tam kadınların anlatmış olduğu gibi bulmuşlar. Ama O’nu görmemişler.’ 25 İsa, onlara, ‘sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler! 26 Mesih’in bu acıları çekmesi ve yüceliğine kavuşması gerekli değil miydi?’ dedi. 27 Sonra Musa’nın ve bütün peygamberlerin yazılarından başlayarak, Kutsal Yazılar’ın hepsinde kendisi ile ilgili olanları onlara açıkladı.

28-29 Gitmekte oldukları köye yaklaştıkları sırada İsa, yoluna devam edecekmiş gibi davrandı. Ama onlar, Bizim ile kal. Neredeyse akşam olacak, gün batmak üzere’ diyerek O’nu zorladılar. Böylece İsa onlar ile birlikte kalmak üzere içeri girdi. 30 Onlar ile sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi. 31 O zaman onların gözleri açıldı ve kendisini tanıdılar. İsa ise gözlerinin önünden kayboldu. 32 Onlar birbirlerine, ‘Yolda kendisi bizimle konuşurken ve Kutsal Yazıları bize açıklarken, yürekleriz nasıl da sevinç ile çarpıyordu, değil mi?’ dediler. 33 Kalkıp hemen Yeruşalim’e döndüler. Onbirleri ve onlar ile birlikte olanları toplanmış buldular. 34 Bunlar, ‘Rab gerçekten dirildi, Sİimun’a görünmüş!’ diyorlardı. 35 Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldü zaman İsa’yı nasıl tanıdıklarını anlattılar.

36 Onlar bunları anlatırlarken, İsa gelip aralarında durdu. Onlara, ‘Size esenlik olsun!’ dedi. 37 Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar. 38 İsa, onlara, ‘Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?’ dedi. 39 ‘Ellerime, ayaklarıma bakın; işte benim! Dokunun da görün. Hayaletin eti kemiği olmaz, ama görüyorsunuz, benim var.’ 40 Bunu söyledikten sonra onlara ellerini ve ayaklarını gösterdi. 41 Sevinçten hala inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‘Sizde yiyecek bir şey var mı?’ diye sordu 42 Kendisine bir parça kızarmış balık verdiler. 43 İsa onu alıp gözlerinin önünde yedi.

44 Sonra onlara şöyle dedi: ‘Daha sizler ile birlikteyken, “Musa’nın Yasası’nda, peygamberlerin yazılarında ve Mezmurlar’da benim ile ilgili yazılmış olanların tümünün gerçekleşmesi gerektir” demiştim.’ 45 Bundan sonra Kutsal Yazılar’ı anlayabilmeleri için zihinlerini açtı. 46-47 Onlara dedi ki, ‘Şöyle yazılmıştır: Mesih acı çekecek ve üçüncü gün ölümden drilecek; günahların bağışlanması için tövbe çağrısı da Yeruşalim’den başlayarak bütün uluslara O’nun adı ile duyurulacak. 48 Sizler bu olayların tanıklarısınız.

(Yuhanna 20) 24 Onikiler’den biri, “İkiz” diye anılan Tomas, İsa geldiği zaman, onlar ile birlikte değildi. 25 Öbür öğrenciler, ona, ‘Biz Rabbi gördük!’ dediler. Tomas ise, ‘O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağım ile dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam’ dedi. 26 Sekiz gün sonra İsa’nın öğrencileri yine evdeydiler. Tomas da onlar ile birlikteydi. Kapılar kapalıyken İsa gelip ortalarında durdu. ‘Size esenlik olsun!’ dedi. 27 Sonra Tomas’a, ‘Parmağını uzat’ dedi, ‘Ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol!’ 28 Tomas O’nu, ‘Rabbim ve Tanrım’ diye yanıtladı. 29 İsa, ‘Beni gördüğün için mi iman ettin?’ dedi. ‘Görmeden iman edenlere ne mutlu!’ 30 İsa, öğrencilerinin önünde, bu kitapta yazılı olmayan başka bir çok doğaüstü belirti gerçekleştirdi. 31 Ne var ki yazılanlar, İsa’nın, Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna iman edesiniz ve iman ederek O’nun adı ile yaşama kavuşasınız diye yazılmıştır.

Bu gün ne kadar heyecan verici bir öykü okuduk! İsa ölümden dirildi! O, insanların en büyük düşmanlarından biri olan ölümü yendi. Mezar O’nu tutamadı. İsa, üçüncü gün sarılı olduğu keten bezlerden, aynı bir kelebeğin kozasından ayrılıp çıkması gibi ayrılarak çıktı. İsa’nın bedeninin yattığı yerde şimdi yalnızca keten bezler duruyordu. Rab İsa Mesih, bir gün O’na iman eden herkesin alacağı gibi görkemli bir beden içinde dirildi! Kutsal Yazılar bu nedenle şunları bildirir:

“Mesih, ölmüş olanların ilk örneği olarak ölümden dirilmiştir. Ölüm bir insan aracılığı ile geldiğine göre, ölümden diriliş de bir insan aracılığı ile gelir. Herkes nasıl Adem’de ölüyorsa, herkes Mesih’te yaşama kavuşacak!  (1.Korintliler 15:20-22)

İsa’nın dirilişi O’nun ileri sürdüğü Kişi olduğunu kanıtlar. İsa’nın şu sözlerini hatırlıyor musunuz? : “Diriliş ve Yaşam Ben’im. Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır.”  (Yuhanna 11:25) İsa, kendisine iman eden herkese sonsuz yaşam vermeye söz verdi, ama eğer O ölümü yenmeseydi, diğerlerini ölümün, günahın ve cehennemin gücünden nasıl kurtarabilirdi?

Belki burada bir örnek vermemiz yararlı olacak. Bir çocuk sahilde kenara vuran dalgalar ile oynamaktadır. Aniden, güçlü bir akıntı çocuğu denizin içine çeker. Çaresizlik içinde çırpınarak tekrar sahile geri dönmeye çalışır, ama başaramaz. Biri çocuğu kurtarmadığı takdirde çocuk ölecektir. Sahilden geçen ve çocuğu gören bir adam ona şöyle seslenir: “Korkma, seni kurtaracağım!” Böylece adam çocuğun bulunduğu yere doğru yüzer, ama çabaları boşunadır, çünkü akıntı adamın gücünden daha güçlüdür. Hem adam hem de çocuk boğulurlar. Bu adam çocuğu kurtarmaya niyetlendi, ama bu niyetini sonuçlandıracak güce sahip değildi. Okyanusun akıntısı adamdan daha güçlüydü. Benzer şekilde bazı kişilerin, insanlara, ‘Beni izle ve bana güven, o zaman Cennete gideceksin’ dediklerini duyuyoruz. Bu tür vaatlerde bulunan kişilerin niyetleri iyi olabilir, ama vaat ettikleri şeyi yerine getiremezler. Bu kişiler kendilerini dahi kurtaramazlar, çünkü günahın ve ölümün gücünü yenebilecek güçleri kesinlikle yoktur. Ölümün gücü onların gücünden üstündür; öldükleri zaman gömüleceklerdir ve bedenleri mezarda çürüyecektir. Canları ise Yargı Günü’nü bekleyecektir.

Ama Rab İsa için aynı şeyler söz konusu değildir. O, olduğunu ileri sürdüğü Kişi’dir! Her şey O’nun önceden bildirdiği şekilde gerçekleşti. İsa, günahı kaldırmak için bir kurban olarak öldü, gömüldü ve sonra üçüncü gün mezardan dışarı çıktı! Ölen ve gömülen peygamberlerin arasından hiç biri hiç bir zaman tekrar ölmemek üzere mezardan dışarı çıkmadı. Ama İsa Mesih bunu yaptı! O, ölümü ve mezarı yendi! Ve tüm bu olup bitenler arasında meydana gelen en harika şey şudur: İsa Mesih’in ölümü ve dirilişi hakkındaki bu iyi habere iman eden herkes sonsuza kadar O’nun yüceliğini paylaşacaktır! Rab İsa ölümden dirildikten sonra şunları söyledi: “Korkma! İlk ve Son Ben’im. Diri olan Ben’im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diriyim. Ölümün ve ölüler diyarının anahtarları bendedir!”  (Vahiy 1:17, 18)

Tanrı, İsa’yı Kendisinin atamış olduğu, dünyanın Kurtarıcısı ve Yargıcı olduğunu kesin olarak bilebilmeniz için yaşama geri döndürerek diriltti. Kutsal Yazılar bu konuda şunları yazar:

“Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Çükü bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiç bir ad yoktur. Tanrı, dünyayı atadığı Kişi aracılığı ile adaletle yargılayacağı günü saptamıştır. Bu Kişi’yi ölümden diriltmek ile bunun güvencesini herkese vermiştir. İsa’nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen kurtulacaksın. Rabbin adını çağıran herkes kurtulacaktır!”  (Elçilerin İşleri 4:12; 17:31; Romalılar 10: 9, 13)

Sevgili dostlar, bizi dinlediğiniz için teşekkürler. Tanrı isterse, bir sonraki programımızda Müjde’yi okumaya devam edeceğiz ve Rab İsa’nın kırk gün sonra öğrencilerine göründükten ve onlara Diri olduğuna dair ikna edici pek çok kanıt gösterdikten sonra nasıl göğe alındığını göreceğiz…

Tanrı, bu gün işittiğiniz her şey hakkında size anlayış versin ve siz, O’nun kutsal Sözü’ndeki şu ayet üzerinde düşünürken sizi bereketlesin:

“İsa suçlarımız için ölüme teslim edildi ve aklanmamız için diriltildi!” (Romalılar 4:25)

Pages