August 2012

30. Gelecekteki Cennetten Gösterilen Bölümler

30. Gelecekteki Cennetten Gösterilen Bölümler

Dünya nüfusunun büyük bir bölümü kötü hakkında bir yin-yang görüşüne sahiptir. Yin, “gölgeli” ve yang “güneşli” anlamına gelir. Belki yin-yang sembolünü –siyah ve beyazın eşsiz bir karışımı ile bir daire– görmüşsünüzdür. Bu eski Çin felsefesi gerçeği içermesine rağmen, iyi ve kötü, doğru ve yanlış, ölüm ve yaşam arasındaki farkı bulanıklaştırır. İyiyi ve kötüyü insanın varlığının doğal ve asla son bulmayan bir özelliği olarak görür.

Görmüş olduğumuz gibi, Kutsal Kitap iyi ve kötünün farklı bir analizini sağlar. Acı çekmenin ve üzüntünün her zaman var olduğu ve evrenin daima ayrılmaz bir parçası olacağı düşüncesini desteklemez. Kutsal Yazılar’ın bu konudaki düşüncesi açıktır. Kötü’nün, Acı’nın ve Ölüm’ün nihai boyun eğişlerinin ve tarih sahnesinden yok olacakları bir gün geliyor.

Aşağıdaki bu grafik, Tanrı’nın değiştirilemez programını tanımlar:

İyi ve kötünün şimdiki zamana ait karışımı parantez içine alınmıştır. Sonsuza kadar etrafta olmayacaktır.265

Tanrı’nın kitabının ilk iki ve son iki bölümleri Tanrı’nın haklı olarak sevildiği ve yüceltildiği günahtan özgür bir dünyayı resmederler. Tanrı’nın bu ilk ve son bölümler arasında günah ve günahın laneti ile başa çıkma konusunda çözüm sağlamak ve Kendisini tanıyan, seven ve sonsuzluğu O’nun ile birlikte geçirmek isteyen bir halkı kurtarmak için Planını nasıl yürürlüğe koyduğunu görürüz.

Her iyi öykü gibi, Tanrı’nın kurtarma tarihinin bir başlangıcı, bir ortası ve bir sonu bulunur:

BAŞLANGIÇ: Yaratılış 1& 2:

       Mükemmel bir dünya – kötü girmeden önce.

ORTA: Yaratılış 3’den Vahiy 20’ye kadar:

       Bozulmuş bir dünya – Tanrı’nın müdahalesi.

SON: Vahiy 21& 22:

       Mükemmel bir dünya – kötü yok edildikten sonra.

SONLARIN KİTABI

Kutsal Kitap’ın ilk kitabı nasıl başlangıçlar kitabı ise, aynı şekilde Kutsal Kitap’ın son kitabı da sonlar kitabıdır.

Yaratılış Vahiy
Her şeyin başlangıcı
Gökyüzünün & yeryüzünün yaratılışı
Tanrı, yeryüzü için güneşi yaratır
Şeytan’ın insanı ilk ayartması
Tanrı’nın ilk yargıları
Günah ve ölümün girişi
‘İlk Adem’ egemenliği kaybeder
Tanrı, Şeytan’ı ezeceğine söz verir
Kurban edilen ilk kuzu
Yersel cennetten çıkarılan insan
Yaşam Ağacı’ndan uzaklaştırılan insan
Tanrı’dan ayrılan insanoğlu
Her şeyin tükenişi
Yeni gökyüzünün & yeryüzünün yaratılışı
Tanrı göğün ışığıdır
Şeytan’ın insanı son ayartması
Tanrı’nın nihai yargılamaları
Günahın ve ölümün ortadan kaldırılması
‘Son Adem’ egemenliği geri alır
Şeytan Ateş Gölü’ne atılır
Yüceltilen Tanrı Kuzusu
Göksel Cennet’teki insan
Yaşam Ağacı’ndan yiyen insan
Kurtarılan insanoğlu Tanrı ile sonsuza kadar beraber

Yukarıdaki liste uzayarak devam edebilirdi, ama siz ifade etmek istediğimiz düşünceyi anladınız.

VAHİY

Birlikte yaptığımız yolculuğu tamamlarken, gerçekte yeni bir başlangıcın açılışı olan Tanrı’nın öyküsünün “sonu”na odaklanmak istiyoruz.

Kutsal Kitap’ın son kitabı şu sözlerle başlar:

“İsa Mesih’in vahyidir. Tanrı yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için O’na bu vahyi verdi. O da gönderdiği meleği aracılığı ile bunu kulu Yuhanna’ya iletti. Yuhanna Tanrı’nın Sözü’ne ve İsa Mesih’in tanıklığına –gördüğü her şeye tanıklık etmektedir. Bu peygamberlik sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır... Yücelik ve güç sonsuzlara dek bizi seven, Kanı ile bizi günahlarımızdan özgür kılmış Mesih’in olsun. Amin. İşte bulutlarla geliyor! Her göz O’nu görecek, O’nun bedenini deşmiş olanlar bile. O’nun için dövünecek yeryüzünün bütün halkları. Evet, böyle olacak! Amin. ‘Var olan, var olmuş ve gelecek Olan, Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı, ‘Alfa ve Omega (Grek alfabesinin ilk ve son harfleri) Ben’im’ diyor.” (Vahiy 1:1-3,5-8)266

Tanrı bu sözleri “kulu Yuhanna’ya” verdi. Yuhanna, İsa’ya yeryüzündeki hizmeti sırasında eşlik eden on iki öğrenciden biriydi.267 İsa, göğe geri döndükten altmış yıl sonra, O’nun Kutsal Ruh’u, Yuhanna’ya, Tanrı’nın kütüphanesinin bu son kitabını yazması için esin verdi.

Vahiy, “göz önüne koymak” anlamına gelir. Bu büyüleyici kitap, hiçbir insanın algılayamayacağı olayları gözler önüne serer. Vahiy kitabı, Rab’bin Kendi adını nasıl haklı çıkaracağı ve insanın günah nedeni ile kaybetmiş olduğu egemenliği nasıl restore edeceğinin ana hatlarını çizer. Bu kitap aynı zamanda bize gelecekteki Cennet’ten bölümler gösterir.

TAHT

Tanrı’nın peygamberlerinden ve elçilerinden seçilmiş birkaç tanesine Tanrı’nın konut kuracağı yer hakkında kısa bilgiler verilmişti, ama Elçi Yuhanna’ya yapılan açıklama bu konuda verilen bilgilerin en açık olanıdır. Yuhanna şunları yazdı:

“Bundan sonra gökte açık duran bir kapı gördüm. Benim ile konuştuğunu işittiğim, borazan sesine benzeyen ilk ses şöyle dedi, ‘Buraya çık! Bundan sonra olması gereken olayları sana göstereyim.’ O anda Ruh’un etkisinde kalarak gökte bir taht ve tahtta oturan birini gördüm. Tahtta oturanın yeşim ve kırmızı akik taşına (iki değerli taş268) benzer bir görünüşü vardı. Zümrüdü andıran bir gökkuşağı tahtı çevreliyordu.” (Vahiy 4:1-3)

Yuhanna, gökteki taht odasını tanımlamakta güçlük çekti. Taht odası sözlerle ifade edilemeyecek kadar görkemliydi. Tanrı’nın tahtının çevresinde süzülerek uçan melekler sürekli olarak şu beyanda bulunuyorlardı: Kutsal, kutsal, kutsaldır, Her Şeye Gücü Yeten. Var olmuş, var olan ve gelecek olan!” (Vahiy 4:8). Yuhanna yalnızca yeryüzünde görmüş olduğu şeylere biraz benzeyenleri bildirebiliyordu, ama gördüğü her şey güzelin ve görülmeye değerin sınırsız derecede ötesindeydi. Baktığı yerde göz kamaştıran ışık ve parlak renkler vardı. Yuhanna gök gürültüsü gibi müzik sesleri ve çok sayıda sevinçli ve övgü ile dolu sesler duydu, ama ona en çok çekici gelen, tahtın üstünde Oturan’dı.269

HEYECAN

Dünya dinleri, Cennet’i pek çok şekilde resmederler.

Bazı tanımlar olumlu anlamda sıkıcıdırlar. Belki karikatürlerde görmüşsünüzdür: insanlar bulutların üzerinde otururlar, saygı ile arp çalarlar. Ama Kutsal Kitap Tanrı’nın görkemli konutunu böyle tanımlamaz.

Bazıları ise cenneti, durmak bilmeyen şehvetin erkek-merkezli bir bahçesi olarak tanımlarlar. Cennet hakkındaki bu kavram da yanlıştır. Rab yeryüzündeyken, O’nun kurtarılmış halkının “dirildikten sonra evlenmeyeceklerini ve evlendirilmeyeceklerini, gökteki melekler gibi olacaklarını” öğretti. (Matta 22:30)

Cennet, sınırsız bilgelik ve sevginin huzurundaki sevincin, hayranlığın ve heyecanın asla solmayacağı Tanrı-merkezli bir bölgedir. Cennet, yeryüzünde bilinen ilişkilerin çok daha üstünde olan bir yerdir. Tanrı yersel evliliği, Rab ve O’nun kurtarılmış halkı arasında sonsuzluk boyunca var olacak olan görkemli ilişkinin soluk bir düşüncesi olarak tasarladı. En iyi yersel evlilikler bile, Mesih ile birleşmiş olan insanların O’nun ile tadını çıkaracakları yoğun sevinç ve kutsal eşliğin resmedilmesinde yetersiz kalırlar.

Kutsal Yazılar bunu büyük bir sır” olarak (Efesliler 5:32) adlandırır ve şunu ekler: “Ne mutlu Kuzu’nun düğün şölenine çağrılmış olanlara!” (Vahiy 19:9)

Cennet, yalnızca O’NUN İLE birlikte olmaktır.

Sayısı tahmin edilemez milyonlarca yıl önce yaratılmış olan melekler, bugün Tanrı’nın varlığına her zamankinden daha çok hayranlık duymaktadırlar. Bu durum Adem’in kurtarılmış çocukları için de geçerli olacaktır. Tanrımız Rab’bin harikalığı, bilgeliği ve mükemmelliğini anlamak için sonsuzluğun tamamına ihtiyaç duyacağız!

“Hakkımdaki düşüncelerin ne değerli ey Tanrı, sayıları ne çok! Kum tanelerinden fazladır saymaya kalksam. Uyanıyorum, hala Seninleyim. (Mezmurlar 139:17-18)

Rab ile birlikte olmanın heyecan ve sevinci hiçbir zaman azalmayacaktır. Soru, canımızın sıkılıp sıkılmayacağı değil, aksine, gözlerimizi acaba O’ndan alabilecek miyiz?

Bol sevinç vardır senin huzurunda. Sağ elinden mutluk eksilmez.” (Mezmur 16:11)

KALABALIK

Elçi Yuhanna tahtta oturan Rab’bi yalnızca bir an için görmedi – aynı zamanda kurtarılmış olanların meydana getirdiği kalabalığı da gördü:

“Bundan sonra gördüm ki, her ulustan, her oymaktan, her halktan, her dilden oluşan, kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık tahtın ve Kuzu’nun önünde duruyordu. Hepsi de birer beyaz kaftan giymişti, ellerinde hurma dalları vardı. Yüksek ses ile bağırıyorlardı: ‘Kurtarış, tahtta oturan Tanrımız’a ve Kuzu’ya özgüdür!” (Vahiy 7:9-10)

Tanrı’nın, İbrahim, İshak ve Yakup’un aile soyundan doğan Kurtarıcı aracılığı ile bereketlerini yeryüzündeki tüm uluslara ve insanlara sunmayı nasıl vaat ettiğini hatırlıyor musunuz?270 Tanrı, Yuhanna’nın geleceğe bakmasına ve Vaadinin yerine getirilişine tanık olmasına izin verdi.

Tanrı’nın tahtının çevresinde yeryüzünde bulunan her grup, her ulus ve her dilden insanlar temsil edilecektir. Kurtarılmış günahkârlardan oluşan sayısı tahmin edilemeyecek kadar büyük bu kalabalık şükran ve sevinç dolu bir sesle onları sonsuz ölümden kurtarmak ve onlara sonsuz yaşam vermek için Kanını döken Kuzu’yu sonsuza kadar övecek ve O’na tapınacaklardır:

“Yeni bir ezgi söylüyorlardı: ‘Layıksın …çünkü boğazlandın ve kanın ile her oymaktan, her dilden, her halktan, her ulustan insanları Tanrı’ya satın aldın. Onları Tanrımız’ın hizmetinde bir krallık haline getirdin, kâhinler yaptın. Dünya üzerinde egemenlik sürecekler.’

Sonra tahtın, yaratıkların ve ihtiyarların çevresinde çok sayıda melek gördüm, seslerini işittim. Sayıları binlerce binler, on binlerce on binlerdi. Yüksek sesle şöyle diyorlardı: ‘Boğazlanmış Kuzu gücü, zenginliği, bilgeliği, kudreti, saygıyı, yüceliği, övgüyü almaya layıktır.” (Vahiy 5:9-12)

KURTARICIM

Dört bin yıl önce peygamber Eyüp sevinçle coşmuştu:

“Oysa ben kurtarıcımın yaşadığını ve sonunda yeryüzüne geleceğini biliyorum; derim yok olduktan sonra yeni bedenim ile Tanrı’yı göreceğim, O’nu kendim göreceğim, kendi gözlerim ile, başkası değil. Yüreğim bayılıyor bağrımda.” (Eyüp 19:25-27)

Sizin yüreğiniz “Tanrı’yı görmek” için aynı Eyüp’ün yüreği gibi bayılıyor mu? O’nu sizin Kurtarıcınız olarak tanıyor musunuz?

Gerçek imanlıların tümü Eyüp’ün kesin umudunu paylaşırlar. Dostum, sizin adınıza konuşamam, ama ben, benim Kurtarıcımı yüz yüze göreceğimi biliyorum. Beni seven ve benim uğruma kendisini feda eden Tanrı Oğlu ile” (Galatyalılar 2:20) beraber yürüyeceğim ve O’nun ile konuşacağım.

Evet, Rab’bin yanına gitmiş olan ailem ve dostlarım ve her dönemden olan Tanrı’nın halkı ile paydaşlık yapacağım o harika zamanları şimdiden dört gözle bekliyorum ve tüm yüreğimle sizin de bu kişilerin arasında bulunacağınızı umuyorum. Ama tüm bunlardan daha önemli olan şu: İsa’yı görmek istiyorum!

O, benim cehennemimi benim için üstlendi.

Hiç kuşkusuz zihnimin düşünme girişiminde bulunabileceği en şaşırtıcı gerçeklerden biri şudur:

O, benim O’NUN ile sonsuzluğu geçirmemi istiyor.

İsa’nın yargılanmak ve çarmıha gerilmek üzere tutuklandığı gece, İsa şöyle dua etti:

“Baba, Bana verdiklerinin de bulunduğum yerde Benim ile birlikte olmalarını ve Benim yüceliğimi, Bana verdiğin yüceliği görmelerini istiyorum. Çünkü dünyanın kuruluşundan önce Sen Beni sevdin.” (Yuhanna 17:24)

Bu konu, Tanrı’nın mesajının özüdür. O, insanları O’nun ile birlikte olmaları için yarattı, ama önerisini kabul etmeniz için sizi zorlamayacaktır.

Seçimi size bırakır.

“Galip gelene Tanrı’nın cennetinde bulunan yaşam ağacından yeme hakkı vereceğim ..İsa’nın Tanrı Oğlu olduğuna iman edenden başka dünyayı yenen kim?” (Vahiy 2:7; 1. Yuhanna 5:5)

MÜKEMMEL YUVA

Kutsal Kitap’ın son iki bölümü, her döneme ait imanlıların Yaratıcıları-Kurtarıcıları ile birlikte yaşayacakları ve O’nun, halkı için hazırlamış olduğu her şeye katılacakları sonsuz yuva ile ilgili kısa bilgiler içerir.

“Bundan sonra yeni bir gök ile yeni bir yeryüzü gördüm. Çünkü önceki gök ile yeryüzü ortadan kalkmıştı. Deniz de yoktu artık. Kutsal kentin, yeni Yeruşalim’in gökten, Tanrı’nın yanından indiğini gördüm.” (Vahiy 21:1-2)

Bu görkemli kent, yeniden yaratılmış gezegenimizle birleşmek için “gökten, Tanrı’nın yanından” inecektir.

Yeni yeryüzünde “artık deniz de yoktur.” Artık birbirinden ayrı kıtalar olmayacaktır.

“Ve Tanrı onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı.” (Vahiy 21:4)

Her şey mükemmel olacak. Göksel kent hayal edilemeyecek kadar görkemli olacak. Yuhanna, göksel kenti tanımlamakta güçlük çekmişti:

Kent kare biçimindeydi. Uzunluğu enine eşitti. Melek kenti kamış ile ölçtü. Her bir yanı on iki bin ok (yaklaşık 2200 kilometre) atımı geldi. Uzunluğu, eni ve yüksekliği birbirine eşitti. Melek surları da ölçtü. Kullandığı insan ölçüsüne göre 144 arşındı (yaklaşık 75 metre). Surlar yeşimden yapılmıştı, kent ise cam duruluğunda saf altındandı. Kent surlarının temelleri her tür değerli taş ile bezenmişti. Birinci temel taşı yeşim, ikincisi laciverttaşı, üçüncüsü akik, dördüncüsü zümrüt, beşincisi damarlı akik, altıncısı kırmızı akik, yedincisi sarı yakut, sekizincisi beril, dokuzuncusu topaz, onuncusu sarıca zümrüt, on birincisi gök yakut, on ikincisi ametistti. On iki kapı on iki inciydi; kapıların her biri birer inciden yapılmıştı. Kentin ana yolu cam saydamlığında saf altındandı. Ama kentte tapınak görmedim. Çünkü Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı ve Kuzu, kentin tapınağıdır. Aydınlanmak için kentin güneş ya da aya gereksinimi yoktur. Çünkü Tanrı’nın görkemi onu aydınlatıyor. Kuzu da onun çırasıdır. Kurtarılmış olanların ulusları kentin ışığında yürüyecekler…ama oraya murdar hiçbir şey, iğrenç ve aldatıcı işler yapan hiç kimse asla girmeyecek. Yalnız adları Kuzu’nun yaşam kitabında yazılı olanlar girecek.” (Vahiy 21:16-24; 27)

Bu göksel kent her ayrıntısı ile görkemli olacaktır; caddeleri bile “cam saydamlığında saf altındandır.” Kentin her parçası, Tanrı’nın yüceliğini yansıtmak için tasarlanmıştır.

Kentte tapınak ya da güneş yoktur, çünkü Rab’bin Kendisi kentin tapınma merkezi ve Işık Kaynağıdır, “Kuzu kentin çırasıdır.”

Cennet, yaratılışın ilk gününde, ‘Işık olsun’ diyen aynı Kişi tarafın­dan aydınlatılacaktır. Bu kentin Işığı, Tapınma Çadırında, Tapınakta ve “Dünyanın ışığı Ben’im(Yuhanna 8:12) diyen İsa Mesih’in Kendisinde konut kuran aynı göz kamaştırıcı görkem olacaktır.

Bu göksel kent mükemmel bir kare biçiminde olacaktır – Cennet’i sembolize eden Tapınak’taki en Kutsal Yer gibi. Kentin uzunluğu ve genişliği, her bir yanı 2200 kilometredir. Aynı şey kentin yüksekliği için de geçerlidir. Galiba, kent yeni yeryüzünün stratosferinden geçerek uzaya doğru dikine yükselecektir.

Bu görkemli yuvanın, doğmuş olan her kişi için geniş odası olacaktır. Ama her şeye rağmen, insanların tümü orada olmayacaktır, “yalnızca adları Kuzu’nun yaşam kitabında yazılı olanlar” orada bulunacaklardır. Orada olacak kişiler yalnızca yeryüzündeyken tek gerçek Tanrı’ya ve O’nun Kurtarışına güvenmiş olanlardır.

Son bölüm kentin içinde bulunan bahçeyi tanımlar:

“Melek bana Tanrı’nın ve Kuzu’nun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi. Kentin ana yolunun ortasından akan ırmağın iki yanında on iki çeşit meyve üreten ve her ay meyvesini veren yaşam ağacı bulunuyordu. …Artık hiçbir lanet kalmayacak. Tanrı’nın ve Kuzu’nun tahtı kentin içinde olacak, kulları O’na tapınacak. O’nun yüzünü görecek. Alınlarında O’nun adını taşıyacaklar …ve sonsuzlara dek egemenlik sürecekler.” (Vahiy 22:1-5)

MÜKEMMEL ÖYKÜ

Tanrı’nın öyküsü, tamamlanmıştır.

“Ana yolun ortasında ve ırmağın iki yanında yaşam ağacı bulunuyordu.”

Güzel bir bahçede başlayan öykü mükemmel bir bahçesi olan harika bir kentte sona erer. Aden Bahçesi’nden farklı olarak göksel Cennet’te iyilik ve kötülüğü bilme ağacı olmayacaktır, ama Adem ve Havva’nın günah işledikleri zaman uzaklaştırıldıkları yaşam ağacı göksel Cennet’te önemli bir yere sahip olacaktır. Mükemmel kutsallık ve sonsuz yaşam, göksel kentteki tek seçimdir.

Deneme zamanları ve iman ile yaşamak tarihe karışacaktır.

Tanrı’nın ve Kuzu’nun tahtı kentin içinde olacak, kulları O’na tapınacak. O’nun yüzünü görecekler ..Ve sonsuza dek egemenlik sürecekler.”

Tanrı’nın halkı, sonsuzlukta ‘Tanrı ve Kuzu’ tarafından çaresiz canlarını yargıdan kurtarmak ve O’nun ile birlikte sonsuza kadar yaşamalarını sağlamak için ödenen büyük bedeli asla unutmayacaklardır.

Rab ve halkı arasındaki tatlı ve bozulamaz paydaşlık sürekli olacaktır. Tanrı’nın bizimle ve bizim O’nun ile olmamız gerektiği, Adem ve Havva’nın günah işlememiş olmaları halinde bilebilecekleri herhangi bir şeyden daha da harika olacaktır.

Neden daha da harika olacaktır?

Bu sorunun yanıtı kurtuluş sözcüğünde bulunur.

“O bizi karanlığın hükümranlığından kurtarıp, sevgili Oğlu’nun egemenliğine aktardı. O’nda kurtuluşa günahlarımızın bağışına sahibiz.” (Koloseliler 1:13-14)

Günahın ve ölümün karanlık zindanında yasayı ihlal eden mahkumlar olarak mümkün olan en kötü yazgıdan kurtarılmak ve sonra Tanrı’nın ışık ve sevgi krallığında lütuf görmüş vatandaşlar olarak mümkün olan en iyi konuma getirilmek! Bundan daha harika ne olabilirdi?

Yaratıcımızın-Kurtarıcımızın kurtuluş konusunda yalnızca Kendisine güvenenler için yaptığı budur. Büyük sevgisi nedeniyle sınırsız değere sahip kanı sayesinde çaresiz günahkârları cehennemden kurtarmış ve onların cennete girebilmelerini sağlamıştır.

Bu öykü, Mükemmel Öykü’dür – tüm sonsuzluk boyunca üzerinde düşünülecek ve takdir edilecek olan Kurtarış Öyküsü.

“Bundan sonra gördüm ki, her ulustan, her oymaktan, her halktan, her dilden oluşan kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık tahtın ve Kuzu’nun önünde duruyordu. Hepsi de birer beyaz kaftan giymişti. Ellerinde hurma dalları vardı. Yüksek ses ile bağırıyorlardı: ‘Kurtarış, tahtta oturan Tanrımız’a ve Kuzu’ya özgüdür!” (Vahiy 7:9-10)

Yeni bir ezgi söylüyorlardı: ‘Sen layıksın ...çünkü boğazlandın ve kanın ile her oymaktan, her dilden, her halktan, her ulustan insanları Tanrı’ya satın aldın …Övgü, saygı, yücelik ve güç sonsuzlara dek Tahtta oturanın ve Kuzu’nun olsun!” (Vahiy 5:9,13)

ONDAN SONRA HEP MUTLU YAŞADILAR

Tüm dünyada, her yaşta insan, romantik ve kurtuluş ile ilgili aşk öykülerinden hoşlanır – mutlu son ile biten öyküler.271

Gece, göğün altında, titrek ve parlak ateş ışığının çevresinde birbirine sokularak yere çömelmiş bir gruba öykü anlatan bir köylü tarafından dile getirilen eski bir efsane ya da uyku zamanı geldiğinde bir anne-babanın çocuğuna okuduğu masal; öykünün konusu her zaman aynıdır. Ve şöyledir:

Başı dertte olan bir genç kız, kötü bir karakter tarafından tutsak edilmiştir. Ve bu umutsuz durumundan doğaüstü bir müdahale ile cesur bir savaşçı ya da yakışıklı bir prens tarafından kurtarılır. Kahraman, sevgilisini kurtardıktan sonra harika evinde onun ile birlikte yaşamak üzere onu gelini yapar.

Ve öykü nasıl sona erer?

Ve ondan sonra hep mutlu yaşadılar.

İnsanlar neden böyle öyküler anlatırlar?

İnsanların böyle öyküler anlatmalarının nedeni, Tanrı’nın insan canının içine kötüden kurtarılma, sevilme, ve ondan sonra hep mutlu yaşama arzusunu yerleştirmiş olmasıdır. Çocukların ve yetişkinlerin bu tür öyküleri sevmelerinin nedeni budur.

Ama Tanrı’nın öyküsü hayal gücü ile yazılmış bir öykü değildir.

Hayal gücü ürünü olan bir uydurma tarihte mevcut olamaz, ayrıca böyle bir durum arkeoloji tarafından da onaylanmaz. Uydurulmuş bir öykü, on beş yüzyıl boyunca düzinelerce kişi tarafından yazılmış olamayacağı gibi, aynı zamanda uydurma bir öykünün ayrıntılı yüzlerce peygamberlik tarafından haber verilmiş olması da imkansızdır. Sahtekâr bir kahraman, İsa’nın göksel bilgeliği ile konuşamazdı, ve kurtarmak için geldiği kişilere şu sözleri de söyleyemezdi: “Şimdi Yeruşalim’e gidiyoruz. Peygamberlerin İnsanoğlu ile ilgili yazdıklarının tümü yerine gelecektir. O, öteki uluslara teslim edilecek, O’nun ile alay edecek, O’na hakaret edecekler; üzerine tükürecek ve O’nu kamçılayıp öldürecekler. Ne var ki O, üçüncü gün dirilecek.” (Luka 18:31-33) Kurgu, cehennem mahkumu günahkârlara temiz bir vicdan ve sonsuz yaşam güvencesi sağlayamaz. Fantezi, bize yaratıcımız ile kişisel bir ilişki temin edemez ve günahlı ve bencil yüreklerimizi Tanrı’yı yüceltmek ve diğer insanlara hizmet etmek için tutku ile dolu yürekler haline dönüştüremez.

Bunu yapabilecek olan tek öykü, Tanrı’nın öyküsüdür.

Tanrı’nın öyküsü gerçektir.

BibleÖzetleyecek olursak: Tek gerçek Tanrı’nın öyküsü ve mesajı, O’nun sonsuz Oğlu hakkındadır; insan olan, mükemmel bir yaşam süren, ve çaresiz günahkârları Şeytan, günah, ölüm ve cehennemden kurtarmak için mükemmel Kanını döken ve ölümden dirilen Tanrı Oğlu, tüm bunları inananların hepsi ile birlikte Babası’nın evindeki yücelik içinde bilgeliğinin ve sevgisinin sonsuz zevklerini paylaşabilmek amacıyla yaptı.

Bu, Tanrı’nın sıkıntı içindeki bir dünyaya verdiği iyi haberdir. O’nun bizim için yapmış oldukları sayesinde bizler artık hep mutlu yaşayabiliriz.

“Tanrı’nın yaptığı her şeyin sonsuza dek süreceğini biliyorum.” (Vaiz 3:14)

DAVET VE UYARI

Tanrı’nın kitabı şu sözler ile sona erer:

Ben İsa, kiliselerle ilgili bu tanıklığı sizlere iletsin diye Meleğimi gönderdim… Alfa ve Omega, birinci ve sonuncu, başlangıç ve son Ben’im.” (Vahiy 22:16, 13)

Ruh ve Gelin (kurtarılmış günahkârlar), ‘Gel!’ diyorlar. İşiten, ‘Gel!’ desin. Susayan gelsin. Dileyen, yaşam suyundan karşılıksız alsın. Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Her kim bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır. Her kim bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır. Bunlara tanıklık eden, ‘Evet, tez geliyorum!’ diyor. Amin! Gel, ya Rab İsa! Rab İsa’nın lütfu kutsallar ile birlikte olsun! Amin.(Vahiy 22:17-21)

Böylece, son bir “Amin” (bu sözcük, ‘söylenenler güvenilir ve gerçektir’ anlamına gelir) ile zamanın dışında var olan Yazar, öyküsünü ve mesajını sonuçlandırır.

TANRI VE İNSAN BERABER

RAB, bahçeye gelerek “Neredesin?” diye seslendiği zaman, Adem’in ne karşılık verdiğini hatırlıyor musunuz?

Adem, utanarak şu yanıtı vermişti:

“Bahçede sesini duyunca korktum.” (Yaratılış 3:10)

Erkek ve kadın, Yaratıcılarından-Sahiplerinden saklanma girişiminde bulundular, çünkü günah işlemişlerdi.

Ama şimdi, tarihin sonuna gelindiğinde, inanan erkekler, kadınlar ve çocuklar Yaratıcılarının-Kurtarıcılarının O’nun ile birlikte sonsuza dek birlikte yaşamaları için gelip onları alacağı hakkındaki vaadine nasıl karşılık veriyorlar?

Sevinç ve coşku ile şöyle diyorlar:

“Amin! Gel, ya Rab İsa!” (Vahiy 22:20)

Bu değişik karşılığı sağlayan nedir? Adem’in soyundan olan bazı kişiler artık Rablerinden neden saklanmak istemiyorlar? Aksine, O’nu yüz yüze görme konusunda neden böyle tutkulular?

Yanıt, tek gerçek Tanrı’nın mesajında bulunur:

“Tanrı bizi yaptıklarımıza göre değil,
    Kendi amacına ve lütfuna göre kurtarıp,
     Kutsal bir yaşama çağırdı.
       Bu lütuf bize
         Zamanın başlangıcından önce
            Mesih İsa’da bağışlanmış,
               Şimdi de O’nun gelişi ile açığa çıkarılmıştır.
                 Kurtarıcımız Mesih İsa,
                   Ölümü etkisiz kılmış, yaşamı ve ölümsüzlüğü
                      Müjde aracılığı ile ışığa çıkarmıştır.”
                                                 (2. Timoteos 1:9-10)

TEK KOŞUL

Tanrı Adem’e nasıl cennetin yersel bahçesinde tek bir koşul ileri sürdüyse, Adem’in soyuna da aynı şekilde Cennet’in göksel kenti ile ilgili tek bir koşul öne sürmüştür:

“Oraya murdar hiçbir şey, iğrenç ve aldatıcı işler yapan hiç kimse asla girmeyecek; yalnız adları Kuzu’nun yaşam kitabında yazılı olanlar girecek.” (Vahiy 21:27)

Sizin adınız Kuzu’nun yaşam kitabında yazılı mı? Eğer yazılıysa, o zaman O’nun size kişisel bir sözü var:

“Yüreğiniz sıkılmasın.
Tanrı’ya iman edin, Bana da iman edin.
Babamın evinde kalacak çok yer var;
Öyle olmasa size söylerdim.
Çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum.
Gider ve size yer hazırlarsam,
Siz de Benim bulunduğum yerde olasınız diye
Gelip sizi yanıma alacağım.
Yol, Gerçek ve Yaşam Ben’im.
Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.”
             -- İsa (Yuhanna 14:1-3,6)

31. Sonsöz

31. Sonsöz

Bu kitabı yazmak benim için beni canlandıran ve neşelendiren bir yolculuk oldu. Yaratıcım-Kurtarıcım ve O’nun eşsiz mesajı üzerinde derin düşünceye dalmak, beni sözle anlatılabilecek olanın ötesinde bereketledi. Geçen yıl boyunca, pek çok sabah güneş doğmadan önce uyandığımda, zihnimde yazacağım bir sonraki düşünce fırıldak gibi dönerken, O’nun varlığını ve rehberliğini hissettim.

TEŞEKKÜRLER

Uzun bir isimler listesi dahil etmekten sakınmış olmama rağmen, şu konularda hiçbir kuşkuya yer yoktur: eğer harika eşim Carol’un sabırlı desteği ve yetenekli dostların ve ailenin verdikleri paha biçilemez bilgiler olmasaydı, bu kitap yazılamazdı. Kapak ve çizimler erkek kardeşim Dave’in çalışmasıdır. Hepinize yürekten teşekkürler.

“Tanrı adaletsiz değildir, emeğinizi ve kutsallara hizmet etmiş olarak ve etmeye devam ederek O’nun adına göstermiş olduğunuz sevgiyi unutmaz.” (İbraniler 6:10)

Aynı zamanda gönderdikleri elektronik postalar ile beni yazmam konusunda motive eden çok sayıda Müslüman araştırmacıya da minnettarım.

Ama hepsinden çok bu kısa yolculuğa benimle birlikte katıldığınız için size teşekkür ederim. Kısa bir yolculuk diyorum, çünkü daha uzun bir yolculuk olabilirdi. Yolculuk sırasında okumuş olduğumuz Kutsal Yazılar, Kutsal Kitap’ta bulunan tüm ayetlerin % 4’ünden daha azını kapsar. Bu nedenle, yolculuğumuzun sonuna gelmiş olmamıza rağmen, aslında yolculuğa yeni başlamış olduğumuzu söyleyebiliriz.

DEVAM EDEN YOLCULUK

Tek gerçek Tanrı, anlamak isteyen herkes için mesajını çok basit tutmuştur, O’nun Kendisi birleşik, derin ve sonsuzdur. O’nun hakkında bilinecek her şeyi ne bir insan ne de bir melek asla kavrayamayacaktır. Elçi Yuhanna bu gerçekliği, Müjde kayıtlarının son ayetinde ifade etti:

“İsa’nın yaptığı daha başka çok şey vardır. Bunlar tek tek yazılsaydı, sanırım yazılan kitaplar dünyaya sığmazdı.” (Yuhanna 21:25)

Şunu söyleyebilirim. TEK TANRI TEK MESAJ’I yazarken, çektiğim en büyük zorluk, kitaba alacağım ayetler konusundaydı; hangi ayetleri kitaba dahil edecek, hangilerini kitapta yazmayacaktım? Tanrı Sözü’nün görkemli ve tükenmez olduğu gerçek. Tanrı Sözü can için çok lezzetli ve doyurucudur. Bu gerçeği, Lübnan’daki dostumuz da keşfetmişti, “‘Kutsal Kitap’ı okudum’ demenin yeterli olamayacağını fark ediyorum. Kutsal Kitap sürekli olarak okunması gereken bir kitap.” (7. bölümden)

Şimdi bu yolculuğu tamamlamış olduğunuza göre, TEK TANRI TEK MESAJ’I tekrar başa dönerek bakmak ve aktarılmış olan ayetlerin çoğunu bir Kutsal Kitap’ta, aktarılan her ayetin yer aldığı bölümü bularak okumak isteyebilirsiniz. Bundan daha iyisini de yapabilirsiniz; Yaratıcınızın tüm kütüphanesini aşağıdaki dua ile O’na yönelerek okuyun:

“Gözlerimi aç, Yasandaki harikaları göreyim.” (Mezmur 119:18)

Eğer belgeler aracılığıyla daha çok kanıtlama ve açıklama ihtiyacı duyarsanız, mutlaka dip notları araştırın. Ve yorumlarınızı ya da sorularınızı bana yazmaktan lütfen çekinmeyin. Göndereceğiniz elektronik postalar beni bir başka kitap daha yazmak zorunda bıraksa bile, sizden haber almak beni mutlu edecek!

Aşağıdaki 3500 yıllık eski bereketi dileyerek sizlere veda ediyorum:

“RAB sizi kutsasın ve korusun;
  RAB aydın yüzünü size göstersin ve size lütfetsin;
  RAB yüzünü size çevirsin ve size esenlik versin.”
                                       (Çölde Sayım 6:24-26)

P. D. Bramsen

www.One-God-One-Message.com

32. Dipnotlar

32. Dipnotlar

“Göremediğimi sen bana öğret.”
(Eyüp 34:32)

ÖNSÖZ

1   Sahel: Afrika’nın Büyük Sahra çölünü tropikal yağmur ormanlarından ayıran yarı kıraç geçiş bölgesi. Bu kum ve maki şeridi, Senegal’den Mısır’a kadar uzanır.

2   Tektanrıcılar tek bir Tanrı’ya inanırlar – çoktanrıcılar pek çok tanrı ve tanrıçaya inanırlar, panteistler (kamutanrıcılar) her şeyi Tanrı’nın bir parçası olarak görürler, dünyasal hümanistler Tanrı yerine insanı yüceltirler, ve ateistler Tanrı olmadığını söylerler.

BÖLÜM 1: GERÇEĞİ SATIN AL

3   TEK TANRI TEK MESAJ’da, bu ifade, peygamberlerin yazılarından yapılan 1.000’in üzerinde diğer aktarmalarla birlikte Kutsal Kitap’tan alınmıştır. Bazen burada olduğu gibi bir ayetin yalnızca bir kısmı aktarılır. Süleyman’ın Özdeyişleri 23. bölümün 23. ayetinde yer alan bu ifadenin bulunduğu ayetin tamamı şöyledir: “Gerçeği satın al ve satma; bilgeliği, terbiyeyi, aklı da.”

4   Barrett, David B. George T. Kurian ve Todd m. Johnson. World Christian Encyclopedia: A Comparative Survey of Churches and Religions in the Modern World. Londra: Oxford University Press, 2201

5   “Bugün Kutsal Yazılar 2.403 dilde mevcutturlar; Kutsal Kitap’ın tamamı en az 426 dile ve Yeni Antlaşma ise yaklaşık 1.115 dile çevrilmiştir. Buna ek olarak bazı Kutsal Kitap bölümleri ayrıca 862 dilde mevcutturlar. “United Bible Societies, 2007. (www.bible­society.org) Aynı zamanda: www.wycliffe.org/About/ Statistics. aspx

6   Foxe, John (G. A. Williamson tarafından düzeltmesi yapılmış). Foxe’s Book of Martyrs. Toronto: Little, Brown & Company, 1965.

7   Herhangi bir ülkeden “Hristiyan bir ulus” olarak söz etmek yanlıştır, çünkü İsa Mesih şöyle dedi: “Benim krallığım bu dünyadan değildir. Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir.” (Yuhanna 18:36)

8   Wurmbrand, Richard. Tortured for Christ – 30th Anniversary Edition. Bartlesvile, OK: Living Sacrifice Book Co.,1998.

9   The Way of Righteousness radyo dizileri dünyanın her yerinde yayınlanmak üzere 70’den fazla dile çevrilmiştir ya da çevrilmektedir. Bu 100 programı online ziyaret yaparak okumak için: www.twor.com ya da www.injil.org/TWOR

10  Kuran’daki ayetin tamamı şöyledir: “O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik.” (Sure 5:46) Başka bir şekilde belirtilmediği takdirde, TEK TANRI TEK MESAJ kitabının İngilizce orijinalinde, Kuran’ın Abdullah Yusuf Ali tarafından çevirisi yapılan İngilizce versiyonu kullanıldı. The Qur’an Translation. New York: Tahrike Tarsile Qur’an, Inc. 2003. (TEK TANRI TEK MESAJ kitabının Türkçe çevirisinde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan Kuran Meali kullanılmıştır.) Not: Kuran, sureler olarak adlandırılan bölümlere ayrılmıştır. Ayet numaraları, Kuran çevirilerine bağlı olarak değişirler. Bu nedenle, bir ayet arandığı zaman, bir önceki ya da bir sonraki ayetlere de bakılması gerekli olabilir.

11 “Biz” sözcüğünde ifade edilen kimdir? Allah, Kuran’da kendisinden genellikle birinci çoğul şahıs olarak söz eder. Aynı zamanda Kutsal Kitap’ta da RAB, Kendisinden çoğul olarak bahseder. Not: Arapça konuşan kişiler, “Allah” sözcüğünü iki şekilde kullanırlar: 1) “Allah”, Arap Hristiyanlar, diğer Müslüman olmayan kişiler ve Müslümanlar tarafından “Tanrı” için kullanılan genel bir terimdir. “Allah” sözcüğü bu şekilde kullanıldığı zaman Tanrı’nın uygun adı değildir. Arapça konuşanlar arasında, hiçbir grup genel terim Allah’a sahip değildir. Bu konu hakkında daha fazla bilgi 9. bölümde yer alır.

12  TEK TANRI TEK MESAJ kitabında, seçme parçalar halinde alınan elektronik postalar, bunları yazan kişilerin kimliklerini korumak amacı ile isim belirtilmeden sunulur.

13  Müslümanlar bir peygamberin adını yazdıktan ya da konuştuktan sonra, genellikle sözlerine şu cümleyi eklerler: “Üzerine esenlik olsun/Ona salat edin, selam edin.” Müslümanlar’ın Muhammed’in adını söyledikten sonra şu cümleyi kıllanırlar: “Sallalahü aleyhi Vesselam”; anlamı şudur: “Allah’ın duaları ve esenliği üzerine olsun.” Bu uygulamanın temeli olarak Kuran’da bulunan şu ayeti alırlar: “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salat ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam edin.” (Sure 33:56) Bu cümlenin kullanımı, ‘Bir kez ölmek sonra da yargılanmak insanların kaderidir” (İbraniler 9:27) diyen Kutsal Kitap ile çelişkilidir. Bir insan bir kez öldükten sonra, kaderi kesin olarak belirlenmiştir. Ölen kişinin sonsuzluğu nerede ya da nasıl geçireceği edilen dualar ile değiştirilemez. (Vahiy 22:11)

14  (sic) Latince’de “böylece” ve “bu nedenle” sözcüklerinin karşılığıdır. Görünürde bir hata içeriyor olmasına rağmen, orijinalin tam olarak aktarıldığını göstermek için basılı bir aktarmayı izleyen parantezler içinde kullanılır. Not: Hecelemeyi ve dil bilgisini özetlemenin ve düzeltmenin dışında (daha kolay anlaşılmalarını sağlamak için) TEK TANRI TEK MESAJ kitabında kullanılan elektronik posta aktarmaları, alındıkları aynı şekilde sunulurlar. Örneğin, “Ahmed’in” bu özel elektronik postası, gerçekte hiçbir büyük harf içermiyordu. Bu durum düzeltildi.

15  The Meaning of the Glorious Koran: An Explanatory Trans­lation by Mohammed Marmaduke Pickthall. New York: Meridian, 1997.

16  Örneğin, Kuran 40. Sure (bölüm), 70-72 ayetlerinde şöyle der: “Onlar, kitabı (Kuran’ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlar, onlar bilecekler. – O zaman onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır…” Aynı zamanda: “O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik.” (Sure 5:46) “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur…Biz Nuh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Davud’a da Zebur vermiştik.” (Sure 4:136, 163) bu tür, benzeri Kuran ifadelerinin daha fazlası için 3. bölümün ilk sayfasına ve bölüme eşlik eden dipnotlara bakınız.

17  Süleyman’ın Özdeyişleri 23:23. Pek çok kişi, “gerçeği satın almak” yerine, gerçeği “satar” çünkü Kutsal Kitap’ı çalışırken, aileleri ya da dostları tarafından yakalandıkları takdirde, onların kendileri hakkında kötü düşünebileceklerinden korkarlar. Oysa Kutsal Kitap, dünyanın en çok satan kitabıdır ve Kuran, Müslümanlar’a bu Kutsal Kitap’a inanmalarını buyurur.

BÖLÜM 2: ENGELLERİN ÜSTESİNDEN GELMEK

18  Doyle, Sir Arthur Conan. Treasury of World Masterpieces: The Celebrated Cases of Sherlock Holmes. R. R. Donnelley and Sons Company, 1981, p. 17. (İlk kez Büyük Britanya’da 1891 yılında yayınlandı.)

19  Romalılar 14: 1-15:7; Matta 7: 1-5)

20  Doyle,s.16

21  Çölde Sayım 12

22  2. Krallar 5

23  Yunus 4

24  Kutsal Kitap’taki şu kitaplara bakınız: Daniel, Ezra, Ester

25  Yuhanna 4

26  “The Greatest Journey,” National Geographic Magazine, Mar. 2006, s. 62

27  Mezmur 90:1-12; Markos 8:36; 2. Korintliler 4:16-18; Romalılar 8:18; Yakup 4:13-15

28  İnsan tarihinde Tanrı, yeryüzünde çeşitli afet olaylarına izin vermiştir ve / veya bu afet olaylarını göndermiştir. Nuh’un kuşağında, yüz yıl süren bir sabır ve uyarı döneminden sonra, Tanrı, sekiz canın dışında tüm insanların yok edildiği (Yaratılış 6-8), tüm dünyayı kaplayan bir tufan gönderdi. Pek çok kişi bu tufanın bir efsane olduğunu düşünse de, hem jeolojik hem de fosil kayıtları tufanın olduğunu onaylarlar. İbrahim’in zamanında, Sodom ve Gomora’nın üzerine gökten yağdırılan ateşli kükürt üç canın dışında herkesi yok etti. Musa’nın zamanı sırasında ve Musa’nın zamanından sonra Tanrı, İsraillilere Kenanlı ulusları yok etmelerini buyurdu (Yeşu 1-10). Bu savaşlar Tanrı’nın özel buyrukları altında yapıldı ve genellikle, bu savaşlarda İsrailliler birbirini izleyen yedi gün boyunca kentin çevresinde yürüdükten sonra, Eriha kentinin surlarının çökmesi gibi (arkeoloji tarafından doğrulanır) gökten yapılan mucizevi müdahaleler yer aldı. Tanrı, bu ulusları yargılamadan önce onlara, putperestliklerinden, ahlaksızlıklarından ve insan kurban etmek gibi iğrenç uygulamalarından tövbe etmeleri ve bunlardan vazgeçmeleri için onlara zaman vererek yüzlerce yıl sabretti ve bekledi (Yaratılış 15:16; Mısır’dan Çıkış 12:40), ama onlar yine de İbrahim, Yusuf ve Musa gibi Tanrı adamlarının tanıklığını küçümsediler. Yalnızca birkaç Kenanlı tövbe etti ve Mısır’ın üstüne doğaüstü on bela gönderen ve Kızıldeniz’in içinden bir yol açan tek ve gerçek Tanrı’ya inandı. Tanrı, eski Halkını yargılarını uygulamaları için kullandığı zaman, adil ve yansız kaldı. Örneğin, Tevrat, Tanrı’nın İsraillileri önce 24.000 İsraillinin ölümüne neden olan bir bela ile cezalandırdığını (putperestlikleri ve zina yapmaları yüzünden) yazar (Çölde Sayım 25-31). Tanrı önce İsrail’i yargıladı ve ancak ondan sonra onları çevredeki ahlaksız ve kötü uluslara Kendi Yargısını infaz etmeleri için gönderdi. Bu ulusların masum olduklarını düşünmek yanlış olur. Kutsal Yazılar bize bu ulusların yaşadıkları “ülkenin, üzerinde yaşayan halkı kustuğunu” (Levililer 18:25) bildirdiğine göre, yaptıkları ahlaksızlıkların ne kadar büyük olduğundan emin olabiliriz. Tanrı’nın iyiliği ve sabrı büyüktür, ama gazabı da aynı şekilde büyüktür ve yargısı da kesindir.

29  Tanrı’nın, kötü’yü hemen anında yargılamamasının nedeni, günahkârlara tövbe etmeleri ve O’nun kurtuluş sağlayışını kabul etmeleri için zaman vermektir: “Sevgili kardeşlerim, şunu unutmayın ki, Rab’bin gözünde bir gün bin yıl, bin yıl bir gün gibidir. Bazılarının düşündüğü gibi Rab vaadini yerine getirmekte gecikmez, ama size karşı sabrediyor. Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor.(2. Petrus 3:8-9)

30  TEK TANRI TEK MESAJ’ın 8,12 ve 28-29 bölümleri bu üç sözde çelişki hakkında yanıt sağlarlar.

31  Matta 7:1-20; Romalılar 14 ve 1. Korintliler 6 ile kıyaslayın.

32  Çeşitli web siteleri “Kutsal Kitap’taki 101 Açık Çelişki” ile ilgili uzun bir listeye yer vermeye devam ederler, ama yine de şimdi birkaç yıldan beri “Kutsal Kitap’ta Açıklanmış 101 ‘Çelişki’” olarak adlandırılan başka bir konuya da yer verilmiştir. www.debate. org.uk/topics/apolog/ contrads.htm

33  Kutsal Kitap’taki herhangi bir ayeti doğru olarak yorumlamak için iki kural: 1) Ayetin öncesinde ve sonrasında yer alan ayetleri okumak. 2) Ayetleri ayetlerle karşılaştırmak. Bir örnek verecek olursak, Yasa’nın Tekrarı kitabında Musa, İsrailoğullarına şu peygamberliği konuştu: “Tanrınız RAB size aranızdan, kendi kardeşlerinizden benim gibi bir peygamber çıkaracak. Onu dinleyin.” (Yasa’nın Tekrarı 18:15) Musa, İsraillilere, Tanrı’nın “aralarından, kendi kardeşlerinden” bir Peygamber çıkaracağını söylediği zaman, ne demek istedi? Bazı kişiler, Musa’nın, İsmailoğulları, diğerleri ise Musa’nın İsrailoğulları hakkında konuştuğunu söylerler. Çevresel içerik doğru yanıtı sağlar (örneğin, Yasa’nın Tekrarı 17:15, 20; 18:2, 5, v.b.). Tanrı’nın “çıkarmayı” vaat ettiği bu özel “Peygamber” kimdi? Pek çok kişi bu peygamberliği kendi dininin kurucusuna uydurmaya çalışır, doğru yorum daha sonraki ayetlerde açıkça ifade edildi. Yanıtı bulmak için Yuhanna 5:43-47, Yuhanna 6:14 ve Elçilerin İşleri’ne bakınız.

34  M.Ö.= Mesih’ten Önce/AD= Anno Domini, Rab’bimizin yılında” anlamına gelir. Bugün pek çok kişi İngilizce dilinde BCE (Ortak Tarih’ten Önce) ve CE (Tarih’ten Önce) kısaltmalarını kullanır ve böylece tarihi ikiye ayıran noktada hala Mesih’in doğumu yer almasına rağmen, bu kısaltmadan Mesih’i çıkartır.

35  Eğer daha önce bir bankadan borç para aldıysanız, o zaman bir tür anlaşma imzalamış olmanız gerekir – yasal bir belge. Yapılan anlaşmada bankanın üstlendiği sorumluluk size vaat ettiği miktardaki parayı vermekti; size düşen sorumluluk ise belirli bir zaman sonra aldığınız borcu geri ödemekti. Anlaşmada size düşen sorumluluğa saygı gösterme konusunda başarısız olmanız hoş olmayan sonuçlarla karşılaşmanıza neden olacaktı. Benzer şekilde, Kutsal Kitap, Yaratıcımız’ın insanlık için sağladığı anlaşmaları ayrıntıları ile açıklar – sizin ve benim gibi insanların O’nun sonsuz bereketlerinin tadını çıkarmalarını mümkün kılan bereketler. İnsanlarla bir “antlaşma” yapan Tanrı, Kutsal Kitap’ın ayetlerine göre eşsizdir.

36  5. bölümde Kutsal Yazılar’ın bu tanrısal kalite işaretini gözden geçireceğiz. Tanrı ile ilgili, olay gerçekleşmeden önce tarihi ilan eden güçlü bir örnek, Daniel kitabının 7-12 bölümlerinde yer alır. Daniel, M.Ö. 400 yılından Mesih’in zamanına kadar var olan dünya imparatorluklarının tarihini tanımlar ve son günlerde gerçekleşecek olayları tanımlamaya devam eder. Daniel tüm bunları, M.Ö. 600 ve 530 yılları arasında yazdı.

BÖLÜM 3: DEĞİŞTİRİLDİ Mİ, YOKSA KORUNDU MU?

37  Müslümanlar’a, Kutsal Kitap yazılarının Tanrı tarafından vahye­dildiklerini bildiren Kuran referanslarına ek örnekler: Sure 2: 87-91, 101, 136, 285; 3:3-4; 4:47, 54, 136; 5:43-48, 68; 6:92; 10:94; 20:133; 21:105; 28:43; 29:46; 32:23; 40:53-54, 70-72; 45:16; 46:12; 57:27, v.b.

38  Eski Antlaşma Yazıları, yüzyıllar boyunca, dindar Yahudi toplulukları tarafından kıskanç bir ilgi ile korunmuşlardır. Bu Yahudi toplulukları, herhangi birinin, uğruna ölmeye hazır oldukları bu kitaplar yani, Kutsal Yazılar ile oynayarak değiştirmesine hiç izin verirler miydi? Dindar bir grubun (Hristiyanlar) inancını bir başka dindar topluluk (Ortodoks Yahudiler) tarafından saygı gösterilen ve korunan bir kitap (Eski Antlaşma) üzerine temellendirdiği bilinen herhangi başka bir durum tarihte yoktur. Yalnızca bu gerçek bile, birinin Eski Antlaşma Yazılarını değiştirmesini uygulama açısından imkansız kılmış olmaz mıydı?

39  The Holy Qur’an. M.H.Şakir tarafından tercüme edildi. Tahrike Tarsile Qur’an, Inc., Elektronik versiyon, 1993.

40  Metzger, Bruce M. Ve Michael D. Coogan. The Oxford Companion to the Bible. NY: Oxford University Pres, 1993. p.754.

41  37 no.lu dipnota bakınız.

42  M.S. 750 yılından öncesine kadar (Muhammed’in ölümünden 100 yıl­dan daha fazla bir zaman sonra) Kuran’a ya da İslamiyet’e ait, gerçekliği kanıtlanabilir belgelere sahip değiliz. http:/debate.org.uk/topics/history/ bib-qur/qurmqnu.htm

43  Metzger and Coogan, p.683.

44  Burada eski el yazması belgelerde bulunabilen görünürde değişen şeyler türünün bir örneği mevcuttur. Eski Antlaşma’da İkinci Krallar kitabında şunu okuruz: “Yehoyakin on sekiz yaşında kral oldu” (2. Krallar 24:8). Bu arada İkinci Tarihler kitabı şu ifadeye yer verir: “Yehoyakin sekiz yaşında kral oldu” (2. Tarihler 36:9) bu tür farklılıklar nasıl açıklanabilirler? Bazı araştırmacılar, genç Yehoyakin’in babasının Yehoyakin’i sekiz yaşındayken yönetimde ortaklığa aldığını ve babasının ölümünden sonra Yehoyakin on sekiz yaşındayken egemenlik sürmeye başladığını ileri sürerler, bu düşüncelerinde haklı olabilirler. Ancak yine de daha olası bir açıklama şudur: rakamlarla ilgili bu farklılık, ilk yüzyıldaki yazıcıların “18” yerine “8” yazmalarından kaynaklanıyor olabilir. Eğer bu olasılık doğru ise, bu rakam hatası, yazıcının kaleme aldığı kopyadan diğer tüm el yazması belgelere yanlış olarak geçmiş olabilir. Hangi olasılık geçerli olursa olsun bu tür değişiklikler Tanrı’nın bize verdiği mesajı herhangi bir şekilde etkilemez ya da değiştirmezler. Pek çok durumda, eski Kutsal Kitap el yazmalarının orijinal cildi, araştırmacılara, çeşitli metinleri karşılaştırmaları aracılığı ile onların doğru ifadenin hangisi olduğuna karar vermelerine izin verir.

45  Hadis, şunu yazar: “Daha sonra Osman, Zeyd Bin Tabit’e, Abdullah Bin az-Zübeyr’e, Seyd Bin Al-As ve Abdurrahman Bin Hişam’a mükemmel kopyalardaki el yazmalarını tekrar yazmalarını buyurdu... Onlar da kendilerine buyrulanı yaptılar ve pek çok kopya yazdıktan sonra, Osman orijinal kopyaları Hafsa’ya geri gönderdi. Osman, her Müslüman eyaletine onların kopyalamış olduklarından bir kopya gönderdi ve parçalar halindeki el yazmaları ya da tam kopyalar halinde yazılmış olan tüm diğer Kuran malzemesinin yakılmasını buyurdu(Hadis, Sahih Buhari, VI, no. 510). (Hadisler, Muhammed’in eşleri ve yakın çevresi tarafından aktarılan sözlerdir. Müslümanlar, inançlarının ve uygulamalarının çoğunu Hadisler üzerinde temellendirir.

46  Ölü Deniz Tomarları’nın keşfedilmesinden önce bile –Kutsal Yazılar’ın değiştirilmeden kaldıklarını doğrulamak için– yapılması gereken tek şey, günümüzdeki Eski Antlaşma ile Septuagint’i (M.Ö. 270 yılı civarında tamamlanan Eski Antlaşma’nın Grekçe çevirisi) karşılaştırmaktı. Septuagint, Eski Antlaşma Yazılarının bozulmadıkları ve korundukları iddiasını kanıtlamak için yeterlidir.

47  Abegg, Martin Jr., Peter Flint and Eugene Ulrich. The Dead Sea Scrolls Bible. San Francisco: Harper, 1999, sayfa xvi.

48  McDowell, Josh. A Ready Defense. Nashville: Thomas Nelson Pub­lishers, 1993, sayfa 42-48. www.debate.org.uk/topics/history/ bib-qur/ bibmanu.htm

49  Yeni Antlaşma Kutsal Yazılar’ı Grekçe metinlerin birkaç aslından (Çoğunluk Metni, Textus Receptus, Alexandrian Metni) çevrildi. Grekçe Yeni Antlaşma metinleri arasında “önemli” değişikliklerin meydana geldiği yerlerde, Kutsal Kitap çevirilerinin çoğu, sayfa kenarında bu değişiklikleri belirten bir not içerirler. Sorgulanan bölümlerin en uzunları Markos 16:9-20 ve Yuhanna 7:53-8:11 gibi ayetlerdir, her 12 ayetin tamamı bu sorgulamaya dahildir. Elde mevcut olan en eski el yazmalarının birkaçında (Alexandrian Metni) bu bölümler bulunmazken, diğerlerinin yüzlercesinde (Çoğunluk Metni) bu bölümler mevcuttur. Daha eski olanın daha doğru olması gerekmediğini aklınızda tutun, çünkü değişik metinler farklı eski kopyalardan gelirler. Büyük olasılıkla dikkati dağılan bir kopyacı, bir hata sonucu bu parçaları atlamıştır. Nedeni ne olursa olsun, bu atlanan kısımlarda öğretilen tüm gerçekler aynı zamanda Kutsal Yazılar’ın başka bölümlerinde de öğretilirler. Tanrı’nın mesajı etkilenmeden kalır. Birkaç eski kopyanın Tanrı’nın mesajını hiçbir şekilde değiştirmeyen birkaç kısmı içermemesi yüzünden Tanrı’nın mesajını reddetmek bilgece bir tutum mudur?

50  Son zamanlarda Kutsal Kitap içeriği hakkında kuşkulara yol açmak için tasarlanan kitaplar yayınlanmış ve filmler üretilmiştir. Bazı Kutsal Kitap eleştirmenleri çelişkilere, “alternatif müjdelere” işaret ederler. Tüm bu tür “müjdeler” Mesih’in zamanından uzun bir süre sonra yazılmışlardır ve tarihi onaylamalardan yoksundurlar.

51  Bu ifade aynı zamanda şu ayetlerde de bulunur: Matta 11:15; 13:43; Markos 4:9, 23; 7:16; Luka 8:8; 14:35; Vahiy 2:7, 11, 29; 3:6, 13, 22; 13:9.

BÖLÜM 4: BİLİM VE KUTSAL KİTAP

52  Solomon, Eldra Pearl, PhD and Linda R.Berg, PhD. The World of Biology. London: Saunders College Publishing, 1955, sayfa 24.

53  Bucaille, Maurice. La Bible, le Coran et la science. Paris: Seghers, 1976. sayfa 35. Dr. Bucaille’nin kitabına karşılık olarak Dr. William Campbell The Qur’qn and the Bible in Light of History and Science adlı bir kitap yazdı. Second Edition: Middle East Resources, 2002. Dr. Campbell’in özenle araştırarak hazırladığı kanıtlarla çürütme konusu hakkında yazılanları online’da altı dilde okuyabilirsiniz. http://answering-islam.org/Campbell

54  Biyolojik evrim, yaşam nüfusunun deniz yosunları ve maymunlar gibi türlerinin– milyonlarca kuşağa yayıldıklarında –bitki ve insan nüfusuna dönüştüğünü ileri sürer. Evrime göre insan, maymunlar ve golyan balıkları ortak bir soy paylaşırlar. Gerçek şudur ki, ne rasgele evrim ne de amaçlı yaratılış modern bilim tarafından kanıtlanamaz. Her ikisi de iman talep ederler.

55  http://www.gma.org/space 1/nav_map.html

56  Hidrolojik döngüyü onaylayan ek ayetler: Mezmur 135:7; Yeremya 10:13; Vaiz 1:7; Yeşaya 55:10

57  www.artsci.wustl.edu/-landc/html/cann; Newsweek Magazine: “bir DNA dizisi…(bilim adamlarını) hepimizin kendisinden geldiği tek bir kadına yönlendirdi.” Newsweek, January 11, 1988, sayfa 46-52.

58  Time Magazine: “…Kromozomlar hakkındaki genetik materyali şimdi yeryüzünde yaşayan herkeste ortak olan ‘Adem’ adlı bir ata vardı.” Time, December 4, 1995, sayfa 29. Not: Bilim adamları ortak erkek atamızın ortak dişi atamız kadar eski tarihten gelmediğini ileri sürerler. Onların bu iddiaları hepimizin Nuh’tan geldiğimizi gösteren Kutsal Kitap ile uyumludur. Ama ortak annemiz Hava’dır, çünkü Nuh’un üç oğlu ve üç gelini vardı; tüm insanlar Nuh’un çocuklarının soyundandır.

59  www.mtn.org/quack/devices/phlebo.htm

60  www.bible.ca/tracks/matthew-fontaine-maury-of-sea-ps8.htm          Not: Maury, denizlerin yollarının, gemi ile gezen birinin okyanustan geçerken, “yolunu ışık ile gösterebileceği” kadar belirlenmiş olduklarını fark etti (Rozwadowski, Helen M. Fathoming the Ocean. Cambridge. MA: The Belknap Pres of Harvard University Pres, 2005, sayfa 40). Davut “denizlerin yollarını” yazdığı zaman, onun ve halkının bildikleri tek deniz Akdeniz, Celile Gölü, Ölü Deniz ve Kızıldeniz’di. Adı geçen bu su bölümlerinin “yolları” ya da gözle görünen önemli akıntıları yoktu.

61  World Book Encyclopedia 1986; Stars.

62  “Bulutsuz karanlık bir gecede çıplak gözle birkaç bin yıldız görülebilir. Dürbün ve güçlü teleskoplarla saymayı asla umut edemeyeceğimiz kadar çok yıldız görmemiz mümkündür. Her yıldız tek başına eşsiz olsa da, tüm yıldızların birlikte paylaştıkları çok şey vardır” (Cornell University Asronomy website: http:// curious.astro.cornell.edu.stars.php). Aynı zamanda Kutsal Kitap da yıldızların sayısının sayılamayacağını ifade eder. (Yaratılış 15:5; 22:17)

63  Ramsay, Walter M. The Bearing of Recent Discovery on the Trustworthiness of the New Testament. Grand Rapids, MI: Baker Book House, 1953, sayfa 222.

64  Josephus, Flavious. Josephus: The Essential Works (Paul L. Maier, editör). Grand Rapids, MI: Kregel Publications, 1988, sayfa 268, 277. Kitap, Pilatus’a ithaf edilen taşın ve Herod’un tiyatrosunun fotoğraflarını içerir.

65  Bruce, F.F. Archaeological Confirmation of the New Testament. (Revelation and the Bible. Edited by Carol Henry) Grand Rapids, MI: Baker Book House, 1969.

66  Josephus, Flavius. Antiquities 18: 2, 2; 4, 3

67  Kayafas’ın gömülme kutusu ile ilgili fotoğraflar ve ayrıntılar: http://www.kchanson.com/ANCDOCS/westsem/caiaphas.html

68  Glueck, Nelson. Rivers in the Dessert. NY: Farrar, Strauss & Cudahy, 1959, sayfa 136. Glueck, Orta Doğu kazılarında uzmandı.

69  Mormonizm, dünya üzerinde milyonlarca kişi tarafından izlenen bir dindir. Mormonların kutsal olarak adlandırdıkları kitap, Kutsal Kitap’tan farklı olarak arkeoloji dalı tarafından onaylanmaz. Washington DC’deki Smithsonian Enstitüsünün vardığı sonuç şudur: “Smithsonian arkeologlar Yeni Dünya’nın arkeolojisi ve (Mormon kitabının) sübje konusu arasında doğrudan bir bağlantı görmezler” (Martin, Walter. The Kingdom of the Cults. Minnea­polis, MN: Bethany House Publishers, 1997, sayfa 200-202). Aynı zamanda 6. bölümdeki aynı konu ile ilgili olarak 91 no.lu dipnota bakınız. Kutsal Kitap ve Kuran hakkındaki karşılaştırmalı arkeoloji görüşü için bakınız: http://debate.org.uk/topics/history/bib-qur/ contents.htm

70  Free, Joseph P. And Howard F. Vos. Archaeology and Bible History. Grand Rapids, MI: Zondervan, 1992, sayfa 294.

71  Hem Müslümanlar hem de Mormonlar kendi kutsal kitaplarının Tanrı’dan olduğuna ilişkin en büyük kanıtlardan birinin yazıldıkları edebi tarzdan anlaşılabileceğini ileri sürerler. Müslüman bir web sitesi şu ifadede bulunur: “Kutsal Kuran … En Büyük Meydan Okuması: On dört yüzyıl önce Kuran açıklandıktan sonra hiç kimse Kuran’ın güzelliği, belagati ve görkemi ile tek bir bölüm dahi üretememiştir…” (www.islam-guide.com /frm-chl-2.htm). Bir Mor­mon web sitesi benzeri bir iddiada bulunur: “Mormon Meydan Okumasının Kitabı: Yazılarınızı şöyle kaleme almanız gerekir; yazınızı yayınladığınız yıllardan sonra İngilizce konuşan dünyanın yeniden keşfedemeyeceği ve duyuramayacağı bir dizi eski İbrani şiiri ve yazı stili kullanın…” (www.greatlakesrestorationbranches.org/ newpage34.htm).

72  Mezmur 11, Kutsal Kitap’ın en uzun bölümüdür, Kutsal Yazılar’da bulunan edebiyat yapısının en şaşırtıcı türlerinden biridir. Mezmur 119, alfabetik bir akrostiştir, her birinde 8 ayet bulunan 22 kısımdan oluşur. Her kısmın tüm sekiz ayeti İbrani alfabesinin aynı harfi ile başlar. 1. kısımda, her ayet Aleph (İbrani alfabesinin ilk harfi) ile başlar. 2. kısımda sekiz ayetin hepsi Beth (alfabenin ikinci harfi) ile başlar, ve bu şekilde İbrani alfabesinin tamamı boyunca devam eder. Bunun aynısını yapmayı deneyin! Hayır, denemeyin. Bunu denemek yerine, Mezmur 119’u okuyun ve bu mezmurun sözlerinin içine dalarak üzerinde derin derin düşünün.

BÖLÜM 5: TANRI’NIN İMZASI

73  Wallenfels, Ronald and Jack M. Sason. The Ancient Near East. Volume IV. NY: Charles Scribner’s Sons, 2000; aynı zamanda bakınız: Carl Roebuck. The World of Ancient Times. NY: Charles Scribner’s Sons, 1966, sayfa 355.

74  “Büyük İskender, dokuz aylık bir kuşatmadan sonra kenti fethetti (M.Ö.), ama kenti tamamen yıkıp yok etmedi. Bu darbeden sonra Sur kenti bir daha asla kurulmadı…” (Avery, catherine B., ve Jotham Johnson. The New Century Classical Handbook. NY: Appleton-Century-Crofts, Inc., 1962, sayfa 1130.)

75  Mathews, Samuel W. “The Phoenicians Sea Lords of Antiquity,” Washington, DC: National Geographic, august 1974, sayfa 165. Aynı zamanda: L.L.Orlin. Tyre. Grolier Multimedia Encyclopedia. Grolier Online http://gme.grolier.com/cgi-bin/article?assetid= 0297240-0’dan Eylül 7, 2006 tarihi ile tekrar elde edilebilir.

76  Yaratılış 26:3; 28:15 Not: Tanrı’nın İbrahim’den, İshak’tan ve Yakup’tan gelecek olan ulusa vermeyi vaat ettiği ülke, stratejik açıdan “ulusların ortasına” yerleştirildi (Hezekiel 5:5). Aynı zamanda Elçilerin İşleri 1:8; 2:5 ayetlerine de bakınız.

77  Josephus, Flavius, The Complete Works of Josephus. (William Whiston) Grand Rapids, MI: Kregel Publications, 1967, sayfa 566-568, 580-583, 588-589.

78  Örneğin, II. Dünya Savaşı’nın başlangıcında Hitler’in Alman­yası’ndaki Yahudiler’in çoğu Yahudi olduklarının bilinmesini istemediler. Almanca konuştular, Almanlar gibi vergi ödediler ve I. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yanında savaştılar. Ancak Naziler yine de ısrar ettiler, “Hayır, sizler Yahudi’siniz!” Birkaç yıl içinde, altı milyon Yahudi ölüm kamplarında katledildiler.

79  Yeşaya 44:18; Yeremya 5:21; Yuhanna 5:39-47; 2. Korintliler 3: 12-16; Romalılar 9:11. Not: Yaklaşık 2600 yıl önce Tanrı Heze­kiel’e İsrail’in yeniden doğuşunun üç farklı aşamada gerçekleşeceğini açıkladı. Hezekiel, İsrail’i kuru kemiklerin yığılı olduğu bir vadi ile karşılaştırdı; bu kemikler bir beden olarak birleşecekler ve sonunda bu kemiklere yaşam üflenecekti (Hezekiel 37:1-14)

80  Yaratılış 37-50 bölümlerini Müjdeler ile karşılaştırın. Tavsiye edilen okuma: Joseph Makes Me Think of Jesus, by William MacDonald. Grand Rapids, MI: Gospel Folio Press.

BÖLÜM 6: TUTARLI TANIKLIK

81  Çünkü Tanrı’ya ilişkin bilinen ne varsa, gözlerinin önündedir: Tanrı hepsini gözlerinin önüne sermiştir. Tanrı’nıın görünmeyen nitelikleri  –sonsuz gücü ve Tanrılığı– dünya yaratılalı beri O’nun yaptıkları ile anlaşılmakta, açıkça görülmektedir. Bu nedenle özürleri yoktur(Romalılar 1:19-20). Kutsal Yazılar’a sahip olmayan insanlar bile, “Kutsal Yasa’nın gerektirdiklerinin yüreklerinde yazılı olduğunu gösterirler. Vicdanları buna tanıklık eder. Düşünceleri ise onları ya suçlar ya da savunur (Romalılar 2:15). Ama yine de insanların çoğu, daha fazla gerçeği aramak yerine, sahteyi ya da yanlışı izlerler.

82  Kutsal Kitap’ta kaydedilmiş olan soylarda yazılı yaşları hesaplayarak Adem’in, Nuh’un babası (Adem’den sonraki dokuzuncu kuşak) elli yaşını geçinceye kadar ölmediğini öğreniriz (Yaratılış 5).

83  Sonra büyücüler Firavun’a, ‘Bu işte Tanrı’nın parmağı var’ dediler (Mısır’dan Çıkış 8:19). Aynı zamanda bakınız: Mısır’dan Çıkış 12:30-33. Öykünün tamamı için Mısır’dan Çıkış 5-14’ü okuyunuz.

84  Musa, Kutsal Yazılar’ın ilk kısmını yazdı. Ama Eyüp kitabının Tevrat’tan (İbrahim’in zamanı döneminde) önce yazıldığı sanılır, bu nedenle Eyüp kitabı var olan tamamlanmış edebiyatın en eski parçalarından biri haline gelir. Eğer tarih doğru ise, o zaman Kutsal Kitap yaklaşık 2000 yıldan fazla bir zaman önce yazıldı.

85  DeHaan, Dennis. Our Daily Bread, Mayıs 6, 2006. Grand Rapids, MI: RBC Ministries.

86  Bazı kişiler şu soruyu sorarlar: “Tanrı, sahte peygamberlere neden aldatıcı mesajlarını duyurmaları için izin versin?” Musa, Tevrat’ta bu soruya şu açıklama ile yanıt verdi: “Aranızdan bir peygamber ya da düş gören biri çıkarsa, ve size bir belirtiyi ya da şaşılası bir olayı önceden bildirirse, ‘Bilmediğimiz başka ilahlara yönelip tapınalım’ derse, söz ettiği belirti, şaşılası olay gerçekleşse bile, o peygamberin sözlerini ya da düş göreni dinlememelisiniz. Tanrınız Rab, kendisini bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevip sevmediğinizi anlamak için sizi sınamaktadır. (Yasa’nın Tekrarı 13:1-3)

87  1. Krallar 18; 1. Krallar 19:18; Romalılar 11:14.

88  Smith, James E. What the Bible teaches about the Promised Messiah. Nashville, TN: Thomas Nelson Publishers, 1993, sayfa 470-474; Aynı zamanda: Philips, John. Expolring the World of the Jew. Neptune., NJ: Loizeaux Brothers, 1993, sayfa 80-81).

89  Taylor, John. “Jones Captivates San Francisco’s Liberal Elite,” San Francisco Chronicle, November 12, 1998.

90  Smith, Joseph. Pearl of Great Price. Joseph Smith – History; 1:15-16)

91  Kutsal Kitap tarih ve arkeoloji tarafından doğrulanır, ama tarih ve arkeoloji Mormon kitabını onaylamazlar. Thomas Stuart Ferguson Mormon­ların “kutsal kitabına” onaylayıcı kanıt bulabilmek gibi tek bir amaç uğruna Mormonizm’in Brigham Young Üniversitesinde arkeoloji bölümü kuran bir profesördür. Kendisini adadığı yirmi beş yıllık bir araştırmadan sonra, Ferguson’un arkeoloji bölümü, Mormon kitabında tanımlanan bir bölgede yetişen bilgilerin tamamı (flora), bir ülke ya da jeoloji devrine ait hayvanların tamamı (fauna), topografi, coğrafya, insanlar, madeni para ve ortamları doğrulayan hiçbir kanıt bulamamıştır. Ferguson, Mormon kitabının coğrafyasının “kurgusal” olduğu sonucuna varmıştır. (Martin, Walter. The Kingdom of the Cults. Minneapolis, MN: Bethany House Publishers, 1977, sayfa 200-202)

BÖLÜM 7: TEMEL

92  Kutsal Kitap 66 bireysel kitap içerir – bu kitapların 39 tanesi Eski Antlaşma’da, 27 tanesi Yeni Antlaşma’da yer alırlar. Roma Katolik Kilisesi (pek çok Protestan kilise gibi kilise geleneklerini Tanrı’nın Sözü’nün üstüne çıkartır) tarihte daha sonra, Eski ve Yeni Antlaşmalar arasına 11 ek kitap koymaya karar verdi. Apokrifa ya da Deuterkanonikal (Eski Antlaşma’ya bağlı olup İbranice metinleri bulunmadığı için, herkes tarafından Kutsal Kitap’ın metnine dahil edilmeyen ve bazı kiliselerce kutsal kabul edilen bir takım kitaplar), aslında Eski ve Yeni Antlaşma arasındaki dönemde yazıldılar. Bu kitaplar ilginç tarihi ve efsanevi malzeme içermekle birlikte İbrani İmanlılar bu yazıları hiçbir zaman Tanrı tarafından esinlenen yazılar olarak kabul etmediler. 1947 yılında keşfedilmiş olan Ölü Deniz Tomarları’nın çoğu, yorumlardır. Ancak yine de, bu tomarlar yalnız Eski Antlaşma’nın 39 kitabı hakkında yorumda bulunurlar, Apokrifa hakkında yorum yapmazlar. Mesih yeryüzündeyken, sık sık Eski Antlaşma’dan alıntılar yaptı, ama Apokrifal kitaplar hakkında hiçbir yorumda bulunmadı. Yeni Antlaşma’da Apokrifa’dan yapılmış olan hiçbir alıntı yoktur. Eski Antlaşma’da bulunan 39 kitap, Tanrı’nın doğrudan konuştuğu ve Sözü’nü onayladığı peygamberler tarafından yazıldı; “Tanrı da belirtiler, harikalar, çeşitli mucizeler ve kendi isteği uyarınca dağıttığı Kutsal Ruh armağanları ile buna tanıklık etti” (İbraniler 2:4). Yeni Antlaşma’ya gelince, Mesih’in yeryüzüne yaptığı ziyareti izleyen zamanda yaşayan imanlılar, elçilerin yetkisini kabul ettiler ve Yeni Antlaşma Yazılarının Eski Antlaşma peygamberlerine ve Yazılarına eşit olduğunu onayladılar. Aynı şey Apokrifa için söylenemezdi.

93  Luka 24:25-48; Yuhanna 5:39-47 ayetlerini okuyun. Tanrı’nın mesajını kronolojik olarak sunan çeşitli kaynaklara başvurmak isterseniz, www.goodseed.com. sitesini ziyaret edin.

BÖLÜM 8: TANRI NASIL BİRİDİR

94  Evrim bilimcilerin, evrenin tarihini ortaya çıkarma girişimleri “gözlem ve teori ile ilgili birleşik bir çaba” üzerine temellenmiştir (Loeb, Abraham. “The Dark Ages of the Universe,” Scientific American, November 2006). Evren bilimcilerin bilgileri, gözlem ve teori üzerinde temellenmişken, Kutsal Kitap’a inananların bilgisinin temeli, gözlem ve açıklama üzerinde temellenmiştir. Açıklama, TEK TANRI TEK MESAJ’IN 5 ve 6. bölümlerinde gözlemlendiği gibi tanrısal imza taşır. Tanrı, gerçeğini öyle bir şekilde açıklamıştır ki, bizler bu gerçeğin doğru olduğunu bilebiliriz.

95  Eyüp kitabı 38:6-7 ayetleri, Tanrı yeryüzünü yarattığı zaman, meleklerin bunu gözlemlediğini ve sevindiklerini belirtirler. Eyüp kitabı, şiirsel bir kitaptır; melekler bu nedenle “sabah yıldızları” ve “Tanrı’nın oğulları” olarak tanımlanırlar. Burada kullanılan bu iki ifade farklı varlıkları belirtmez. Bu çifte tanımlama, İbrani şiirinin bir özelliği olan benzerliğin bir örneğidir. Aynı zamanda bakınız: Eyüp 1:6; 2:1.

96  Kutsal Kitap’ın 66 kitabının yarısından fazlası meleklerden söz eder. Örneğin: Yaratılış 3:24; 16:7-11; 18:1-19:1; 1. Krallar 19:5-7; Mezmur 103:20-21; 104:4; Daniel 6:22; İbraniler 1:4-7,14; 12-22; Matta 1:20; 2:13,19-20; 22:30; 26:53; Luka 1 & 2; 2. Selanikliler 1:7, Vahiy 5:11; 18:1; 22:6-16,v.b. (Vahiy kitabı, “melek” ya da “melekler” sözcüğünü 70 kezden fazla kullanır.)

97  Yasa’nın Tekrarı 10:14; 2. Korintliler 12:2, 4; Yuhanna 14:2; Mezmur 33:13; 115:3; 1. Krallar 8:39

98  Vine, W.E., M.A. An Expository Dictionary of New Testament Words. Westwood, NJ: Fleming H. Revel Company; 1966, sayfa 229.

99  Tanrı’nın altı günlük yaratma ve bir günlük dinlenme eylemi, tüm dünyada bu güne kadar gözlemlenen, insanlık için Tanrı tarafından belirlenen bir zaman döngüsü bina etti. Hafta, günler, aylar ve yıllardan farklı olarak astronomiden bağımsızdır. Hafta, Tanrı tarafından mukadder kılındı.

100    “Büyük Patlama” kuramının taraftarları, ışığın, güneş ve yeryüzünden 9.000.000.000 yıl kadar önce var olduğu nazariyesini yürütürler! (Loeb, Abraham. “The Dark Ages of the Universe,” Scientific american; November 2006, sayfa 49.)

101    Bundan sonra bir yudum su içtiğiniz zaman, Yaratıcınıza, ‘Teşekkür ederim!’ demek isteyebilirsiniz. H2O (su)’nun susuzluğumuzu giderdiği ve bizi canlı tuttuğu gerçeğinin yanı sıra, su gerçekten şaşırtıcıdır. Su, donduğu zaman genişleyen tek sıvıdır, böylece daha az şeffaf ve akıcı olur. Eğer su diğer maddeler gibi olsaydı ve donduğu zaman, yoğunlaşsaydı, o zaman denizlerin, göllerin ve nehirlerin dibine batardı. Suyun büyük bir bölümü erimezdi ve sonunda taze suyumuz dipte kilitlenip kalır ve donardı. Yaratıcımızın bu konudaki düşüncesi çok yerinde!

102    Ayın karanlık tarafı ilk kez, üç insan tarafından 24 Aralık 1968’de, Apollo 8 uzay aracı ayın yörüngesinde döndüğünde göründü. Ne kadar ilginçtir ki, o aynı günde astronotlar yıldızlar ve gezegenler arasındaki boşluktan yeryüzüne televizyon ile yayınlanan Yaratılış 1. bölümü okudular (Reynolds, David West. Apollo: The Epic Journey to the Moon. NY: Harcourt, Inc., 2002, sayfa 110-111).

BÖLÜM 9: HİÇ KİMSE O’NA BENZEMEZ

103    Tanrı’nın, Kendisinden “Biz”, “Bizlerden” ve “Bize” olarak söz ettiği ek örnekler: Yaratılış 3:22; 11:7; Yeşaya 6:8 (Not: “Allah” Kuran’da sürekli olarak çoğul biçimde konuşur. TEK TANRI TEK MESAJ’IN 3. bölümünde aktarılan Kuran ayetleri bunu ortaya koymaktadırlar.)

104    Yaratılış 1:1-3. Yaratılışın başlangıç kısmı Tanrı’nın bir Üçlü Birlik olarak var oluşunu açıklamaz, ama sözcüklerin düzenleniş biçimi daha sonra Kutsal Kitap’ta yer alan açıklamalar ile mükemmel bir uyum içindedir. Kutsal Yazılar, Tanrılığın tüm üç Kişisinin de yaratılış eyleminde işlediklerini açıkça belirtir.

105    Davut İsrail Kralı olduğu zaman, Kutsal Yazılar şu öyküyü anlatır: “Benyaminliler, Avner’in çevresinde toplanarak bir birlik (ehad) oluşturdular ve bir tepenin başında durup beklediler” (2. Samuel 2:25). “RAB birdir” demek için kullanılan aynı söz, içinde çoğulluk bulunan bir birliği tanımlamak için kullanılır.

106    Tanrı’nın kompleks birliğini onaylayan Eski Antlaşma’nın diğer örnekleri: Yaratılış 17:1-3; 18:1-33. Tanrı, İbrahim’e beden alarak göründü. Yüz yüze karşılaştılar. Bu bir rüya ya da görüm değildi. Yaratılış 35:9-15; Mısır’dan Çıkış 3: 1-6; 6:2-3; 24:9-11; 33:10-11. Mısır’dan Çıkış 33:11’i 33:20 ile karşılaştırın. Musa, Tanrılığın Kişilerinden Biri ile (Oğul) yüz yüze konuştu, ama Tanrılığın diğer Kişisinin (Baba) yüzünü görmesine izin verilmedi. Karışık, değil mi? Evet. Tanrı Tanrı’dır. Yuhanna 1:1-18’e bakınız. Tanrı’nın çoğul birliği kavramının dışında doğru olarak anlaşılamayan birkaç Eski Antlaşma ayeti daha verelim: Mezmur 2; Mezmur 110:1 (Matta 22:41-46 ile karşılaştırın); Süleyman’ın Özdeyişleri 30:4; Yeşaya 6:1-3 (Yuhanna 12:41 ile karşılaştırın); Yeşaya 26:3-4; Yeşaya 40:3-11; Yeşaya 43:10-11(Yeşaya 7:14; 9:6-7); Yeşaya 48:16; Yeşaya 63:1-14; Yeşaya 49:1-7; Yeremya 23:5-6; Daniel 7:13-14; Hoşea 12:3-5; Mika 5:2; Malaki 3:1-2, v.b.

107    Luka 15: 11-32; aynı zamanda Yuhanna’nın 1. Mektubu’nu okuyun.

108    Peygamber Davut’un Mesih’ten Tanrı’nın Oğlu olarak söz ettiği Mezmur 2’yi okuyun. Oğul’un adlarının ve unvanlarının bazıları üzerinde de düşünün. O, ‘Kapı’ olarak adlandırılır, (Yuhanna 10), ama bu unvan, O’nun tahta ya da metal bir kapı olduğu anlamına gelmez. Aynı zamanda, ‘Yaşam Ekmeği’ olarak da adlandırılır, (Yuhanna 6), ama bu da O’nun bir somun ekmek olduğu anlamına gelmez. Ya da “Tanrı Oğlu” Tanrı’nın bir eş ile evlenip çocuk sahibi olduğunu ima etmez. Yuhanna kitabının 1. 3. ve 5. bölümlerini okuyun.

109    Senegal’in ulusal gazetesi olan, Le Soleil, mercredi 14 mars 1984: “Bienfaiteur sincere, il considerait ses 2.ooo employes comme ses enfants et partageait leur problemes, leur soucis et leur joie. Le ‘Vieux’ comme l’appelaient familierement et tendrement son personel, etait un Grand fils du Senegal.” (Türkçesi: “İçten bir hayırseverdi, çalıştırdığı 2000 işçisini çocukları gibi görür ve onların sorunlarını, kaygılarını ve sevinçlerini paylaşırdı. İşçilerinin sevecenlik ve yakınlık duyguları hissederek 'ihtiyar' lakabını taktıkları bu patronları Senegal'in bir torunuydu - Senegal kökenliydi.”)

110    Tanrı’nın Kendisi gibi Kutsal Ruh da bizim peşin hükümlü kalıplarımıza sığmak için zorlanamaz. Kendisine kısa bir an için Cennet gösterilen Tanrı’nın peygamberlerinden biri, Kutsal Ruh’u, ‘Tanrı’nın yedi ruhu olan tahtın önünde alev alev yanan yedi meşale” olarak görür. (Vahiy 4:5) Bir başka peygamber, yalnızca Tanrı’dan gelen yedi niteliği bildiren Biri olarak tanımladı: RAB’bin Ruh’u, bilgelik ve anlayış Ruh’u, öğüt ve güç Ruh’u, bilgi ve Rab korkusu Ruh’u.” (Yeşaya 11:2)

111    Tanrı Oğlu yeryüzündeyken, öğrencilerine şu vaadi verdi: Baba’nın, Benim Adım ile göndereceği Yardımcı Kutsal Ruh size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak. “(Yuhanna 14:26) Bu sözler, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh arasında her zaman var olan kesin birliği gösterirler. Baba ve Oğul gibi Kutsal Ruh da Kişisel bir Varlıktır (“O…”) Kutsal Ruh hakkında daha fazla bilgi için 16, 22, ve 28. bölümlere bakınız. Aynı zamanda Kutsal Kitap’taki Mektupları ve Elçilerin İşleri’ni okuyunuz ve Kutsal Ruh’un oynadığı role çok dikkat ediniz.

112    Müjde, Oğul’un Babası’na, “dünya var olmadan önce Ben Senin yanındayken sahip olduğum yücelik” ten söz ettiğini yazar. Oğul’un aynı zamanda şunları söylediğini de işitiriz: “Baba… dünyanın kuruluşundan önce Sen Beni sevdin” (Yuhanna 17:5, 24). Aynı zamanda Mika 5:2; Yeşaya 9:6 ayetlerine de bakınız. Kutsal Ruh’a gelince, O’nun unvanlarından biri “sonsuz Ruh’tur.” (İbraniler 9:14)

113    Mısır’dan Çıkış 20:22; İbraniler 12:25; Luka 3:22; 5:24; Yuhanna 1:1-18; 3:16-19; 17:22; Elçilerin İşleri 5:3; 7:51; Galatyalılar 4:6; v.b.

114    Arapça dilinde, Allah terimi, orijinal anlamı ile İngilizce dilindeki Tanrı teriminin Arapça karşılığıdır. Yaratılış 1:1: “Başlangıçta Tanrı …yarattı” gibi Eski Antlaşma’daki bir ayette ya da Yuhanna 1:1: “Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı ile birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı” gibi Yeni Antlaşma’da bulunan bir ayette yer alan Tanrı için Arapça dilinde kullanılan genel sözcük Allah’tır, En Üstün Varlık anlamına gelir. En Üstün Varlığın tanınmak için istediği kişisel adlara sahip olduğunu anlamak önemlidir. “Allah”, Tanrı’nın pek çok kişinin aksine inanmasına rağmen, asıl kişisel adı değildir. Aynı şekilde “Tanrı” da bazı kişilerin düşündüğünün aksine, O’nun asıl kişisel adı değildir.

BÖLÜM 10: ÖZEL BİR YARATIK

115    Guinness, Alma E.ABC’s of The Human Body. Toplu Yazar: The Reader’s Digest Association, 1987, sayfa 22.

116    Gates, Bill. The Road Ahead. NY: Penguin Group, 1995, sayfa 188.

117    Kutsal Kitap daha büyük bir ruhsal gerçeği resmederken, insan bedeninin uyumlu sistemini şu terimlerle ifade eder: “O’nun önderliğinde bütün beden, her eklemin yardımı ile kenetlenip kaynaşmış olarak her üyesinin düzenli işleyişi ile büyüyüp sevgide gelişiyor.” (Efesliler 4:16)

118    Bu düşünceler, John Phillips’in Yaratılış hakkındaki dikkat çekici yorumundan uyarlandılar (Phillips, John. Exploring Genesis. Chicago: Moody Pres, 1980). Not: Kutsal Yazılar, ruh, can ve bedeni birbirlerinden ayırırlar. Bakınız: 1. Selanikliler 5:23; İbraniler 4:12-13; Yuhanna 4:24.

119    Aden Bahçesi’nin Irak bölgesi’nde bulunduğu düşüncesi, Yaratılış 2:13-14 ayetlerinde verilen coğrafi bilgi üzerinde temellenmiştir.         Not: Kutsal Yazılar’ın aksini söylemesine rağmen, bazı kişiler Aden Bahçesi’ni, cennet bahçesi olarak düşünürler.

120    Henry, Matthew. Matthew Henry’s Commentary. Grand Rapids, MI: Zondervan, 1960, sayfa 7.

121    Adem (Adamah) insan sözcüğünün İbranice’deki karşılığıdır. Birebir anlamı, “kırmızı toprak”tır, çünkü insan topraktan alındı. Havva (işşa) “yaşam” anlamına gelir – “Çünkü o bütün insanların annesiydi.” (Yaratılış 3:19-20)

BÖLÜM 11: KÖTÜ’NÜN GİRİŞİ

122    “Ey parlak yıldız (Lüsifer), seherin oğlu! Göklerden nasıl da düştün! Ey ulusları ezip geçen, nasıl da yere yıkıldın!” (Yeşaya 14:12). Bu ayette “Lüsifer” adı, “ışık taşıyıcısı” anlamına gelir ve İbranice metinde yer almaz. İbranicede, “parlayan” anlamına gelen helel sözcüğünün Latince bir çevirisidir. Yeşaya 14 ve Hezekiel 28 bize çifte bir yorum yasası örneği sağlarlar. Bu bölümler, görünürde yersel krallara işaret etmektedirler. Yeşaya, “Babil Kralı”ndan söz ederken, Hezekiel “Sur prensi”ni yazar. Yine de her iki bölümde yer alan ifadeler yalnızca insanlara uygulanamaz. Diğer ayetlerin ışığında bir çalışma yapıldığı zaman (Luka 10:18; Eyüp 1:6-12); Vahiy 12:10; 1. Petrus 5:8 v.b.) bu bölümlerin Şeytan’ın düşüşü hakkında yapılan yorumlar olduğu anlaşılır – bu kötü kralların arkasındaki etki ve kışkırtıcı kimse.

123    Vahiy 12:4

124    Matta 10:28; 23:33; Markos 9:43-48

125    Vahiy 20:10-15

BÖLÜM 12: GÜNAH VE ÖLÜM YASASI

126    Herkes tarafından yöneltilen bir soru: Ölen bebeklere ve küçük çocuklara ne oluyor? Yaradılışlarındaki günah doğası nedeniyle yargılanacaklar mı (Mezmur 51:5; 58:3)? Adil Yargıç doğru olanı yapacak (Yaratılış 18:25). Tanrı, anlama yeteneği olmayan birini mahkum etmez. O, kişileri, bildikleri ve Tanrı’nın gerçeğini arama konusunda bir çaba sarf ettikleri takdirde bilebilecekleri şeylerden sorumlu tutar (Romalılar 2:11-15; Mezmur 34:10; Yeşaya 55:6). Bir insan, Tanrı’nın önünde ahlaki seçimler yapabilecek kadar olgunlaştığı zaman sorumlu tutulur (Yasa’nın Tekrarı 1:39; Yeşaya 7:16; 2. Samuel 12:23; Matta 18:10; 2. Timoteos 3:14-17). Bir bireyin günahlarından ve seçimlerinden hangi yaşta sorumlu olduğunu yalnızca Tanrı bilebilir. Durum ne olursa olsun, Tanrı’nın her birimize verdiği mesaj şudur: “Uygun zaman işte şimdidir, kurtuluş günü işte şimdidir.” (2. Korintliler 6:2)

127    Vahiy 20:14-15; 2:11; 21:8; Matta 25:46

BÖLÜM 13: MERHAMET VE ADALET

Bu bölümde dipnot yoktur.

BÖLÜM 14: LANET

128    “Pitonlar ve boğa yılanları...ciltlerinin altında yumruyu andıran bacakları ve yumruların üstünde çıkıntı yapan ama anusun yakınındaki karınlarına sıkıca sarılmış minik, yarım inç (1.27 cm) büyüklüğünde pençeleri vardır. Aslında bu yumrular bacak değillerdir, daha çok üst bacak (uyluk ya da kalça kemiği) kemiklerinin bir kalıntısıdırlar. Erkek yılanlar hala mahmuz kullanırlar –ama bunu yalnızca kur yaparken ve kavga ederken kullanırlar– yürümek için değil. Diğer yılanların bacakları yoktur.” www.wonderquest.com/snake-legs.htm (fotoğraflar içerir). Bazı kişiler bu biyolojik gerçeği evrim ile ilgili hipotezleri için bir destek olarak yorumlarlar. Söylemek istediğimiz şudur: bu yılanların anatomisi Kutsal Yazılar’ın binlerce yıl önce yazdığı ile uyumludur.

129    Aynı zamanda: Vahiy 20:2; Luka 10:18 ve 2. Korintliler 11:3, 14: Yılanın Havva’yı kurnazlığı ile aldatması gibi,” “Şeytan kendisine ışık meleği süsü verir.”

130    Mısır’dan Çıkış 29:7; 1 Samuel 10:1; 2 Krallar 9:6; Mezmur 45:7

131    18. Bölüm Tanrı’nın, kurtarma planını neden kapadığı hakkında üç neden sunar. Kutsal Yazılar’ı kronolojik olarak çalışmanın verdiği zevklerden biri, Tanrı’nın günahkârları Şeytan’dan, günah ve ölümden kurtarmak için yaptığı planın ayrıntıları açıklanan olaylar dizisini keşfetmektir. Tanrı, planını Bilgeliğini kullanarak bir süreç içinde açıkladı: “kural üstüne kural, biraz şuradan biraz buradan.” (Yeşaya 28:10)

132    “Sen Buna Zeki mi Diyorsun?” adındaki komik bir hikaye dizisinde, Time Magazine Zeki bir Tasarımcı (Tanrı) kavramını küçümser: “Yaşlanma konusu daha anlayışlı ve onurlu bir şekilde çözülemez miydi? Örneğin: Yaşlı insanlar buruşup kırışmak ve işe yaramaz hale gelmek yerine bir tür şiirsel şekilde yok olup gidemezler miydi?” (Handy Bruce and Glynis Sweeny. Time, July 4, 2005, sayfa 90) aynı zamanda The Improbability of God adlı kitabın Neither Intelligent nor Designed adlı bölümünde, şu ifadeye yer verilir: “Böylesine kötü ve kusurlu tasarlanmış bir yaratık için Zeki Tasarı’yı arz eden kendine fazla güvenen ve gururlu bir insan egosundan daha fazlası olabilir mi? (Bruce and Frances Martin in The Improbability of God by Michael Martin and Ricki Monnier, Amherst, NY: Prometheus Books, 2006, sayfa 220)

BÖLÜM 15: ÇİFTE SIKINTI

133    ABC News, May 20, 2006; http://abclocal.go.com/ktrk/story?section =nation_world&id=4189656

134    Törensel yıkanmalar Eski Antlaşma yasasının bir parçasıydılar (Levililer kitabına bakınız). Bu törenlerin amacı, günahkârlara Tanrı’nın önündeki ruhsal kirliliklerini öğretmekti. Tanrı, Mesih aracılığı ile tam temizlik ve doğruluk sağlamış olduğu için Tanrı artık bu tür törenler talep etmez. Elçilerin İşleri 10 ve Koloseliler 2 bölümlerini okuyun. Bugüne kadar pek çok din, temizlik ile ilgili dışsal törenleri vurgulayarak bu törenler üzerinde ısrar ederler. Londra’da yaşayan bir Müslüman’dan bana şu elektronik posta geldi: “Hristiyanlar dahil olmak üzere Müslüman olmayan herkes kirlidir…  Müslümanlar temizdirler ve Allah’a yakındırlar, çünkü yıkanırlar…”

135    Tanrı, buyrukları sözlü olarak duyurduktan sonra (Mısır’dan Çıkış 20), Musa’yı dağa çağırdı ve ona üzerine eliyle buyrukları yazdığı iki taş levhayı verdi (Mısır’dan Çıkış 24:12; 31:18). “Taş levhaları Tanrı yapmıştı, üzerlerindeki oyma yazılar O’nun yazısıydı.” (Mısır’dan Çıkış 32:16)

136    Bakınız: Luka 18:9-14; Efesliler 2:8-9.

137    Mesih, Tanrı’nın tüm yasalarını yerine getiren ve “Ey Tanrım, Senin isteğini yapmaktan zevk alırım, Yasan yüreğimin derinliğindedir” (Mezmur 40:8) diyebilen tek Kişi’dir. Yasa, bize O’nu işaret eder. İmanla aklanalım diye Mesih’in gelişine dek Yasa eğitmenimiz oldu.” (Galatyalılar 3:24) İnsanın günahı konusunda Tanrı’nın sağladığı çözümün taslağı, Romalılar 3:20-27’de güçlü bir şekilde çizilir.

BÖLÜM 16: BİR KADININ SOYU

138    Herkes nasıl Adem’de ölüyorsa, herkes Mesih’te yaşama kavuşacak.(1. Korintliler 15:22); aynı zamanda Romalılar 5. bölümü ve Galatyalılar 4:4-5 ayetlerini de okuyun.

139    Neo-birth Pregnancy Care Center www.neobirth.org.za/develop­ment.html

140    “Beytlehem Efrat” Yeruşalim’in güneyindeki kent olan Beyt­lehem’in eski adıydı (Yaratılış 35:16-19; 48:7). Kral Davut kendisinden Daha büyük Olan Soyu gibi (Matta 2:1-6; Luka 2:1-12), Beytlehem’de doğdu (1. Samuel 16:1,18-19; 17:12). İsa’nın gününde yaşayan Yahudiler’in, İsa, Celile Nasıra’da büyüdüğü için (Yu­hanna 7:41-42) akılları karışıyordu.

141    Kutsal Kitap’a özgü referanslar için 5. bölümdeki peygamberler listesine bakın.

142    Mesih’in anlamı hakkında daha fazla bilgi için 14. bölümde İKİ “TOHUM” başlığı altında yer alan konuya bakın.

143    Yaratılış 1:2. Tanrı’nın Kutsal Ruh’u, Cebrail ile karıştırılmamalıdır. Melek Cebrail yaratılmış bir varlıktı. Kutsal Ruh yaratılmamış, her zaman aktif olan Tanrı’nın Ruhu’nun Kendisidir. 9. ve 28. bölümlere bakınız.

144    Matta 13:55-56; Luka 8:19; Yuhanna 7:3-10.

145    Peygamberler, Mesih’in bir bakireden dünyaya geleceğini önceden bildirdiler: Yeşaya 7:14; Mesih, İbrahim, İshak, Yakup ve Yahuda’nın aile çizgisinden gelecek bir soy olacaktı. Yaratılış 17:18-21; 26:3-4; 28:13-14; 49:8-10; Mesih, Kral Davut’un kraliyet soyundan gelecekti: 2. Samuel 7:16; Beytlehem’de doğacaktı: Mika 5:2.

146    Matta 2. Kral Hirodes, bir başka “kralın” doğmakta olduğu düşüncesini kıskandı ve Beytlehem’in içinde ve çevresinde bulunan iki ve iki yaşın altında bulunan tüm erkek çocukların öldürülmelerini emrederek İsa’yı yok etme girişiminde bulundu. Tüm bu olayların arkasında Şeytan bulunuyordu. Şeytan’ın amacı, “kendi egemenliğini!” istila etmiş olan kadının Soyu’nu yok etmekti. Ancak Tanrı, Şeytan’ın İsa’yı öldürme girişimlerine Yusuf’u uyararak ve ona Meryem ve küçük çocuğu alarak saklanmak üzere Mısır’a gitmelerini bildirerek engel oldu. Aynı zamanda peygamberler de bu olayları önceden bildirmişlerdi (Matta bölüm 2; Mika 5:2; Hoşea 11:1; Yeremya 31:15). Kral Hirodes öldükten sonra, Yusuf, Meryem ve çocuk İsa, İsa’nın büyüyerek delikanlılık çağına geldiği Nasıra’ya geri döndüler.

BÖLÜM 17: BU KİŞİ KİM OLABİLİR?

147    Jayyusi, Salma Khadra’dan uyarlanmıştır. Tales of Juha. Interlink Books. Northampton, MA, 2007, sayfa 19.

148    Aşağıda bazı eski, Kutsal Kitap ile ilgisi olmayan Nasıralı İsa hakkında referanslar veren tarih yazarlarının isimleri verilmiştir: Takitus, Romalı tarihçi (M.S. 55-120) (Tacitus 15:44); Yahudi tarihçi Josephus (M.S. 37-101) (Antiquities 18:3); Talmud, Tevrat hakındaki hahamlara özgü yorum (The Babylonian Talmud. Sanhedrin, 43a); Lusian isimli bir Grek (The Death of Pereguire, sayfa 11-13, The Works of Samasota, H.W. Fowler ve F.G. Fowler tarafından tercüme edilmiştir, 4 cilt. Oxford: Clarendon Pres, 1949; Suetonius (M.S. 69-12), İmparator Hadrian’ın baş sekreteri (Claudias, 25). Not: J. Oswald Sanders şöyle yazdı: “Kutsal Kitap’ın Mesihi’nin yalnızca insani bir hayalin soyu olduğunu ve tarihi bir gerçekliğe sahip olmadığını ileri sürmek, müjdeleri edebiyat alanında diri Mesih’in tarih alanında olduğu gibi büyük bir mucize yapardı. Ernest Renan bir İsa’nın uydurulması için bir İsa’nın uydurulmasının gerekeceğini bildirdi. J.J.Rousseau birkaç kişinin böyle bir öyküyü yazma konusunda fikir birliğine varmalarının, bir kişinin bu öykünün konusunu biçimlendirmesinden daha anlaşılamaz olacağını ileri sürdü” (Sanders, J. Oswald. The Incomparable Christ. Moody Press. Chicago, 1971, sayfa 57).

149    Matta 13: 55-56. İsa, Nasıra’da büyüdü (Matta 2:22-23; Luka 2:51-52), yasal babası Yusuf’un yanında bir marangoz olarak çalıştı (Markos 6:3). İsa’nın alçakgönüllülüğü, alçakgönüllü bir Hizmetkâr değil, fetihler yapan bir kahraman isteyenleri gücendirdi.

150    “İsa, görevine başladığı zaman otuz yaşlarındaydı. Yusuf’un oğlu olduğu sanılıyordu” (Luka 3:23).

151    İsa sık sık Kendisinden “İnsanoğlu” olarak söz etti; bu, Mesih’e özgü bir unvandı ve “İnsanlığın Oğlu” anlamına geliyordu (Grekçe: Anthropos) Ne müthiş bir unvan! Hoşumuza gitsin gitmesin hepimiz insanlığın oğullarıyız (akraba).” Ama yüceltilmiş Tanrı Oğlu’nun durumunda, O, İnsanoğlu olmayı ve Kendisini insan soyu ile özdeşleştirmeyi seçti. Böylece bu unvan, İsa’nın insanlığını vurguladığı kadar, Tanrılığını da vurgular, çünkü Tanrı’nın, insanlığa yaptığı kişisel müdahalesine işaret eder. Şu ayetleri okuyun: Daniel 7:13-14; Mata 8:20; Luka 5:24; 22:69-70; Yuhanna 5:27; 13:31; Vahiy 1:13-18; 14:14.

152    Örneğin, İsa’nın bu aktarma yaptığı Eski Antlaşma ayeti (Luka 4:4’de) Musa’nın Tevrat’ından alınmıştır: Yasa’nın Tekrarı 8:3.

153    İnsanın günahı nedeni ile, Şeytan gerçekten “bu dünyanın egemeni” ve “havadaki hükümranlığın egemeni, yani söz dinlemeyen insanlarda şimdi etkin olan ruh” haline gelmişti (Yuhanna 12:31; Efesliler 2:2). Tanrı Oğlu, insanın günah nedeni ile kaybetmiş olduğu egemenliği restore etmek için gelmişti, ama O bunu Şeytan’ın usulü ile yapmadı. Tanrı’nın usulü ile yaptı.

154    Mezmur 110 ve Mezmur 2; Matta 21:41-46

155    Kuran 19:19; Tezat: 48:2; 47:19

156    Kuran: 19:19; 3:45-51; 5:110-112; 19:19

157    Kuran: 4:171

158    İslamiyet’teki en büyük günah “şirk koşmaktır” (Arapça’da birlik sözcüğünün karşılığı). Şirk koşmak, herhangi bir şeyi ya da herhangi birini Tanrı ile eşdeğer görme günahıdır.

159    Vaat edilen Mesih’e atfedilen unvanlara dikkat edin: Harika = Yalnızca Tanrı için kullanılan bu unvan, “sıra dışı olan” anlamına gelir. Öğütçü = Mesih, Bilgeliğin Kişiselleştirilmesi olacaktı. Kadir Tanrı = Tanrı’nın Kendisi bir insan bedeni alacaktı. Ebedi Baba = O, Sonsuzluğun Sahibi olacaktı. Esenlik Prensi = O, günahkârlara Tanrı ile barışma, iç huzuru, ve son olarak evrensel barış sağlayacaktı.

160    Peygamber Davut RAB’bin, yeryüzüne Kişi olarak geleceğini önceden söyledi: “İşte geldim! Kutsal Yazı tomarında Benim için yazılmıştır.” (Mezmur 40:7) Malaki, Tanrı’nın “RAB’bin” gelişini hazırlamak için önceden bir haberci yollayacağına ilişkin peygamberlikte bulunmuştu (Malaki 3:1)

161    Tanrı’nın bizim seviyemize inmesi O’nun görkemine zarar verir mi? Sizin ve bir arkadaşınızın çok büyük saygı gören iki ruhsal önder hakkında konuştuğunuzu var sayın – bu önderlerden birinin adı Ömer ve diğerinin Harun olsun. Arkadaşınız size şöyle der: “Harun oyuncak arabalar ile oynar, ama Ömer oynamaz.” Harun’a büyük saygı duyan biri olarak siz şu karşılığı verirsiniz: “Asla! Oyuncak arabalar ile oynamak Harun’dan uzak olsun!” İlk bakışta böyle bir tepki makul ve doğru gibi görünebilir. Sonra, öykünün şu şekilde geliştiğini düşünün: Hem Ömer’in hem de Harun’un küçük oğulları vardır ve bu çocuklar babalarının kendileri ile birlikte yere diz çökerek oyuncak arabaları ile oynamalarından çok hoşlanırlar. Harun’un oğulları ile birlikte bu şekilde zaman geçirmekten mutlu olduğunu, ama Ömer’in bunu yapmayı reddettiğini, çünkü böyle davrandığı takdirde saygınlığına leke süreceğini düşündüğünü öğrenirsek nasıl düşüneceğiz? Bu iki adamdan hangisi daha iyi baba, insan ve önderdir? Ömer mi yoksa Harun mu? Benzer şekilde, insanlar, “Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’nın yeryüzünde bir insan olarak görünmesi O’nun görkemine zarar getirir” dedikleri zaman, niyetleri belki iyi olabilir, ama bu sözleri ile Tanrı’nın görkemini yüceltmek yerine O’nun görkemine zarar verirler.

162    Yuhanna 13, bize İsa’nın, öğrencilerinin ayaklarını yıkadığını anlatır – ayak yıkamak bir hizmetkârın işidir! Müjdeleri okumak, Rab’bin Kendisi olan nihai Hizmetkâr ile karşılaşmaktır.

163    Matta 14; Markos 6; Yuhanna 6.

164    Eğer İsa yalnızca İbrahim’den önce var olduğunu söylemek isteseydi, “İbrahim doğmadan önce Ben vardım” demesi gerekirdi. Ama O, “İbrahim doğmadan önce Ben varım,” dedi. YHWH ile ilgili olarak 9. bölüme bakın (Mısır’dan Çıkış 3:14).

165    İsa’ya tapınanlar ile ilgili olarak kullanılan “tapınma” sözcüğü, Tanrı’ya tapınanlar için kullanılan sözcük ile aynıdır (Matta 8:2 ayetini Vahiy 7:11 ayeti ile karşılaştırın). Her iki durumda da “tapınma” sözcüğü Grekçe proskneo sözcüğünden gelir ve anlamı, “hayranlık içinde yüzükoyun yere uzanmak, tapınmak”tır.

166    Eğer hala Kutsal Kitap Yazılarının değiştirildiği gibi kanıtlanmamış bir düşünceye bağlıysanız, “Değiştirildi mi, yoksa Korundu mu?” başlığını taşıyan 3. bölümü tekrar okuyun.

167    Lewis. C.S. Mere Christianity. NY: Macmillan-Collier, 1960, sayfa 55-56.

168    Tanrı’nın birleşik birliği hakkında yeniden bilgi edinmek istiyorsanız, 9. bölümü okuyun.

169    Pek çok kişi İsa’nın ve genç zengin adamın bu öyküsünün bir başka görünümü hakkında tereddüt ederler. Genç adam koşarak İsa’ya geldi ve şu soruyu sordu: “İyi Öğretmen, sonsuz yaşama kavuşmak için nasıl bir iyilik yapmalıyım?” (Matta 19:16; Markos 10:17; Luka 10:25). Genç adamın sorusu kalabalığın gözüne iyi göründü, ama Rab’bin gözünde iyi değildi. İsa bu dindar adamın, Tanrı’nın sınırsız kutsallığı ve insanın nihai günahkârlığı hakkındaki temel gerçekleri hala kavramamış olduğunu biliyordu. Kendi doğruluğuna güvenen bu adam, cennete girme yolunu kazanabileceğini düşündü; bir şekilde yeterince iyi olabileceğine inanıyordu. Avucunun içinde madeni kurşun paralar tutarak dünyanın en zengin adamına, “Malını miras alabilmem için bunlardan kaç tanesini sana vermeliyim?” diye soran bir çocuktan farkı yoktu. İsa bu adamın sorusuna nasıl karşılık verdi? İsa ona Tevrat’ı ve On Buyruk’u hatırlattı, amacı genç zengin adama kendi gücü ile asla Tanrı’nın mükemmel doğruluk standardını tatmin edemeyeceğini göstermekti. “İyilik yaparak” sonsuz yaşamı kazanabileceklerini düşünenler için “sonsuz yaşam” yoktur.

170    İsa aynı zamanda şunu da söyledi: “Yüreğiniz sıkılmasın; Tanrı’ya iman edin, aynı zamanda Bana da iman edin... Yol, Gerçek ve Yaşam Ben’im... Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez... Beni görmüş olan Baba’yı görmüştür. Sen, nasıl ‘Bize Baba’yı göster’ diyorsun? Benim Baba’da, Baba’nın da Bende olduğuna inanmıyor musun? Bana iman edin, Ben Baba’dayım, Baba da Bendedir... Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin.” (Yuhanna 14:1, 6, 9, 11)

171    Yeşaya 53:1; Yuhanna 12:28; Luka 1:51; Aynı zamanda bakınız: Yeşaya 40:10-11; 51:5; 52:10; 59:16; 63:5; Yeremya 32:17.

172    Tanrı İlyas ve Elişa adlı iki peygamberi ölü bir kişiyi tekrar yaşama döndürmek için güçlendirdi, ama hiçbir peygamber Yaşamın Kaynağı olduğunu iddia etmedi. Yalnızca İsa, “Diriliş ve Yaşam Ben’im diyebildi.

173    Mesih yeryüzüne gelmeden önce gökyüzündeydi. Lüsifer gökyüzünden atıldığında, O, oradaydı. Bu nedenle, öğrencilerine, “Şeytan’ın gökten yıldırım gibi düştüğünü gördüm” dedi. (Luka 10:18)

174    İbraniler 11:6; Yeremya 29:13; Yeşaya 29:11; Matta 11:25; 13:13-14; Luka 8:4-15; Yuhanna 6. Tanrı’nın gerçeklerinin çoğu, O’nun gerçeğini sadece arayan kişilerin bulması için kasti olarak belirsiz bir şekilde açıklanır. Tanrı, gerçeklerini dinlemeleri, anlamaları ve inanmaları için insanları zorlamayacaktır. İstekli olan kişiler O’nun gerçeğini keşfedeceklerdir. Kör olma konusunda istekli olanlar ise, O’nun gerçeklerini keşfetmeyeceklerdir.

175    Olay gerçekleşmeden yüzlerce yıl önce yazılmış olmalarına rağmen, peygamberliklerden kaç tanesinin geçmiş zamanda yazılmış olduklarına dikkat ettiniz mi? Tanrı’nın planlarına engel olunamaz. Yaratıcı, bir şeyin olacağını söylediği zaman, o şeyin olduğunu kabul edin. Aynı zamanda Mesih’in “dünya kurulalı beri boğazlanmış Kuzu” (Vahiy 13:8) olarak adlandırılmasının nedeni de budur.

176    Mezmur 2. Kutsal Yazılar’ın bir başka yerinde Mesih (İkinci Gelişinde), Tanrı’nın kurtarış planına boyun eğmeyi reddeden herkesi paramparça edecek olan, gökten inen iri bir taşa benzetilir (Daniel 2:34-35; ve Matta 21:42-44).

177    Petrus’un söylediği diğer sözler için Elçilerin İşleri 2-5 bölümlerini; Elçilerin İşleri 10; 1. Petrus 1:10-12; 2:21-25; 3:18 v.b. ayetleri okuyun. Aynı zamanda elçi Pavlus tarafından yazılan şu sözler üzerinde de düşünün: Çarmıh ile ilgili bildiri mahva gidenler için saçmalık, ama biz kurtulmakta olanlar için ise Tanrı gücüdür. Tanrı’nın ‘zayıflığı’ insan gücünden daha güçlüdür. Tanrı güçlüleri utandırmak için dünyanın zayıf saydıklarını seçti” (1. Korint­liler 1:18, 25, 27).

BÖLÜM 19: KURBAN YASASI

178    Habil, tüm bunları yapması gerektiğini nasıl bildi? Tanrı ona söylemişti. İbraniler 11:4 bize Habil’in kurbanı “iman ile” getirdiğini anlatır. Habil, Tanrı’nın buyurmuş ve vaat etmiş olduğuna iman etmişti. Daha sonra Kutsal Yazılar Tanrı’nın insanın yerine geçen kurban ile ilgili ayrıntılı yasalarını uzun zaman önce Habil’in itaat ederek sunmuş olduğu şekilde beyan edecekti. Örneğin Yaratılış 4. bölüm bize, Habil’in “ilk doğanı” getirdiğini anlatır (Mısır’dan Çıkış 13:12-13 ile karşılaştırın). Habil, “kendi sürüsünden” bir kuzu getirdi (bakınız Levililer 5:6) Habil, “onların yağlarını” sundu (bakınız Levililer 3:16). Ayetlerde Habil’in, kuzusunu sunak üzerinde sunduğu belirtilmemiştir, ama böyle yaptığı düşünülür – kendisinden sonra gelecek olan imanlıların yapacağı gibi. Yaratılış 8:20; 12:7; 13:4,18; 22:8-9; Mısır’dan Çıkış 20:24-26; v.b.

179    Daniel 6; Ester 3:8-15; 8:7-17

180    Strong, James. The Exhaustive Concordance of the Bible. NY: Abingdon-Cokesbury Pres, 1948, sayfa 57. Yaratılış 6:14’ü (“örtü”), Levililer 5:18 (“kefaret”) ile karşılaştırın. Aynı İbranice sözcük olan Kaphar (kefaret) bu ayetlerde kullanılır.

181    Levililer 5:7

182    Kutsal Yazılar 50’den fazla kez kurbanın “kusursuz” olması gerektiğini beyan ederler. Örneğin, “Eğer kişi yakmalık sunu olarak davar, yani koyun ya da keçi sunmak istiyorsa, sunusu kusursuz ve erkek olmalı.” (Levililer 1:10).

BÖLÜM 20: ÖNEMLİ BİR KURBAN

183    Eyd el-Adha İslamiyet’te yılın en önemli bayramıdır. Bu bayram, Tanrı’nın İbrahim’e oğlunun yerine kurban etmesi için bir koç sağladığı olayın hatırlanması için kutlanır. Yaygın olan Müslüman inancına göre, sunağa yatırılan oğul İshak değil, İsmail’di – aslında Kuran bu oğulun İsmail olduğunu hiçbir zaman belirtmez ve Kutsal Kitap ise, oğulun İshak olduğunu açıkça beyan eder. Eyd kurbanı, dünyanın her yerindeki Müslümanlar tarafından icra edilir. Bu kurban aynı zamanda Mekke’ye yapılan Hac uygulamasında da nihai bir tören olarak yerine getirilir. Hac yolcuları sabah yapılan Eyd duasından sonra bir hayvanın (genellikle bir koyun ya da inek) kanını akıtarak Hac yolculuğunu tamamlarlar. Müslümanlar’ın çoğu bu törenlerin kendilerine bir tür “yeniden doğuş” sağladığına ve eğer bu törenleri eksiksiz olarak uygularlarsa günahlarından yıkanıp temizlendiklerine inanırlar. Ama Müslümanlar yine de aynı zamanda bu törenlerin kurtuluş güvencesi sağlayamayacağını kabul ederler, çünkü Hac ve Eyd kurbanı uygulaması bittikten sonra yeni işledikleri günahlar tekrar birikmeye başlar. (Bu konu hakkındaki Kutsal Kitap bakış açısını öğrenmek için İbraniler 10. bölümü ve Yuhanna 3. bölümü okuyun.)

184    İbrahim’in adı önce Avram’dı, TEK TANRI TEK MESAJ’da öykünün bu bölümünü yerimizin sınırlı olması nedeniyle açıklamamıştım. İbrahim hakkındaki öykünün tamamını öğrenmek için Yaratılış 17. bölüme bakın, Yaratılış 11-25 bölümlerini okuyun; aynı zamanda Romalılar 4, Galatyalılar 4 ve İbraniler 11 bölümlerini de okuyun.

185    Yasa’nın Tekrarı 7:6-7; 14:2

186    Tanrı’nın İsrail ulusunu, Yahudi olmayan halkı bereketlemek için kullandığı hakkında birkaç örnek verelim: İbrahim’in bir kızı olan Naomi, Orpa ve Rut (Rut) adlı iki Moav’li kadına, peygamber İlyas Sarefatlı bir dul kadına (1. Krallar 17; Luka 4:26), bereket oldular. Yunus gönülsüzce de olsa, Ninovalılara kurtuluş mesajını iletti (Yunus). Kral Süleyman, Arabistan Kraliçesi Saba’ya bereket oldu (1. Krallar 10; Luka 11:31). Daniel, Babil halkını bereketledi (Daniel 1-6). Ester ve Mordekay Pers İmparatorluğu’na bereket getirdiler (Ester)…

187    Yaratılış 12:2-3; 22:16-18; İbraniler 6:13-20; Yuhanna 4:22; Elçilerin İşleri 1-10 v.b.

188    İbrahim sınandığı zaman İshak’ı kurban olarak iman ile sundu. Vaatleri almış olan İbrahim biricik oğlunu kurban etmek üzereydi. Oysa Tanrı ona, ‘Senin soyun İshak ile sürecek’ demişti. İbrahim, Tanrı’nın ölüleri bile dirilteceğini düşündü, nitekim İshak’ı simgesel şekilde ölümden geri aldı.” (İbraniler 11:17-19).

BÖLÜM 21: DAHA ÇOK DÖKÜLEN KAN

189    Eski Antlaşma’daki kurban öykülerini saymaya başladım, ama iki yüzüncü öyküye ulaştıktan sonra bir daha saymaya devam etmedim. “Kan”, “kurban”, “sunu” ve “sunak” gibi dört sözcük, Kutsal Kitap’ta 1400 kereden daha fazla bulunurlar.

190    Yaratılış 15:13-14 “Rab, Avram’a şöyle dedi, ‘Şunu iyi bil ki senin soyun yabancı bir ülkede, gurbette yaşayacak. Dört yüz yıl köle olup baskı görecek. Ama soyuna kölelik yaptıran ulusu cezalandıracağım, sonra soyun oradan büyük mal varlığı ile çıkacak.” Tanrı’nın vaadinin yerine gelmesi Mısır’dan Çıkış 1:1-12; 12:35-41 ayetlerinde kaydedilmiştir. Egemen Tanrımızın planları daima gerçekleşir.

191    Mısır’dan Çıkış5-11

192    Bir süre önce, Tanrı, Sina Dağı’nda yanan çalının içinden Musa’ya şu vaatte bulunmuştu: “Kuşkun olmasın, ben seninle olacağım. Ve seni benim gönderdiğimin kanıtı şu olacak: Halkı Mısır’dan çıkardığınız zaman bu dağda bana tapınacaksınız.” (Mısır’dan Çıkış 3:12)

193    Mısır’dan Çıkış 13-17; “Kayayı yardı, sular fışkırdı, çorak topraklarda bir ırmak gibi aktı.” (Mezmur 105:41)

194    Mısır’dan Çıkış 28:9-19; Daha sonra Mesih yeryüzündeyken, şöyle dedi: Kapı Ben’im. Bir kimse benim aracılığım ile içeri girerse kurtulur(Yuhanna 10:9). Çadırdaki her öğe, O’nun Kişiliğine ve işine işaret etti.

195    Elini sununun başına koyup onu Buluşma Çadırının giriş bölümünde kesmeli. Harun soyundan gelen kâhinler kanı sunağın her yanına dökecekler... Harun’un oğulları sunakta yanan odunların üzeride duran yakmalık sununun üzerinde bunları yakacak.(Levililer 3:2, 5)

196    Buluşma Çadırı, gökyüzünden yeryüzüne gelecek olan Kurtarıcının bir tür örneğini temsil etti. Bu Kurtarıcıyı gerekten tanıyan kişiler için “O, tepeden tırnağa güzeldir” (Ezgiler Ezgisi 5:16) – aynı buluşma Çadırının içinin olduğu gibi. O’nu tanımayanlar için ise, “gönlümüzü çeken bir güzellikten yoksundu” (Yeşaya 53:2-3) – aynı Buluşma Çadırının dışı gibi).

197    Adem (Adamah), İbranice’de “insan” sözcüğünün karşılığıdır ve birebir anlamı “kırmızı topraktır”, çünkü Tanrı Adem’in bedenini yerin toprağından biçimlendirdi.

198    Çölde Sayım 3:23-39

199    Levililer 16; Günümüzde Yahudiler Kefaret gününü Yom Kippur olarak adlandırırlar, ama bu hali ile Gün orijinal halinden yoksun kalır, çünkü Yahudiler’in artık ne tapınakları, ne kâhinlikleri ne de kurbanlık kuzuları kalmıştır. Yahudiliğin bu günkü sembolü, birden fazla anlamı ifade edercesine bir duvardır –Batılı Duvar– Tapınak dağı bölgesini genişletmek için Büyük Hirodes tarafından inşa edilen istinat duvarı. Yahudiler her gün bu duvarın önünde dururlar ve Mesih’in –zaten gelmiş olan– gelmesi için dua ederler! Peygamberlerin önceden bildirmiş oldukları gibi, Yahudi ulusu ruhsal olarak kördür (Yeşaya 6:10; 53:1; Yeremya 5:21; Hezekiel 12:2; 2. Korintliler 3:12-4:6). Yahudiler’in gözleri bir gün İsa’nın (Yeşu) tapınak, kâhinlik ve kurbanların sembolizmlerini yerine getiren Kişi olduğunu bilmeleri için açılacaktır (İbraniler 8-10; Efesliler 2). Ruhsal körlük duvarı çökecektir (Efesliler 2:14; Romalılar 9-11). Bu kitabın, 5. bölümde BİR HALK HAKKINDAKİ PEYGAMBERLİKLER başlığı altında bulunan yazıyı ve dipnotları okuyun.

200    2. Tarihler 3:1 ayetini Yaratılış 22:2 ayeti ile karşılaştırın. Bu yer aynı zamanda Müslümanlar’ın yedinci yüz yılda bina ettikleri Taş Kubbesi caminin bulunduğu yerdedir.

201    2. Tarihler 7:5

BÖLÜM 22: KUZU

202    RAB’bin Kutsal Yazılar’daki unvanlarından biri, İmmanuel’dir, birebir anlamı “Tanrı bizimle’ dir.” (Yeşaya 7:14; Matta 1:23)

203    2. Korintliler 5:1-4; 1. Korintliler 6:19; 2. Petrus 1:13-14; Efesliler 2:21

204    Yeşaya 40:3-9; Malaki 3:1; Luka 1; Yuhanna 1

205    Kutsal Kitap’ın tamamında, Tanrı birini ne zaman kâhin ya da kral olmak üzere seçse, peygamber gibi yetkili biri bu kişiyi, Tanrı tarafından özel bir görev için seçildiğini göstermek için yağ ile mesh ederdi. Tanrı, Oğlunu Kutsal Ruh’un Kendisi ile mesh etti. Kutsal Yazılar’da yağ genellikle Kutsal Ruh’u sembolize etmek için kullanılır. Not: Nasıl Tanrılığın üç Kişisinin hepsi yaratılış işinde birlikte yer aldılarsa, aynı şekilde Baba, Oğul ve Kutsal Ruh da kurtarma işinde aynı şekilde yer aldılar.

206    “Doğrular iman ile yaşayacaklardır” (Habakkuk 2:4). İsa’nın sunmak için geldiği kurban, “dünyanın günahını ortadan kaldırmak için” yeterli olacaktı, ama yalnızca İsa’nın bu kurbanının kendileri için olduğuna inanan kişiler bu lütuftan yararlanacaklardı. Bu gerçek, Senegal’de “Doğruluğun Yolu” adlı radyo programlarımız aracılığı ile resmedilebilir (www.twor.com; www.lesprophetes.com). Radyo programlarının çoğunda dinleyicilere Kutsal Kitap’ın ücretsiz bir kopyası hediye olarak teklif edilir. Bize yazarak bunu isteyen herkes, Kutsal Kitap’ın ücretsiz bir kopyasını alabilir. Bu teklifimiz, radyo istasyonumuzu açan milyonlarca kişinin hepsi için geçerli midir? Evet. Bize yazan tüm dinleyiciler, Kutsal Kitap’ın ücretsiz kopyasını istemek için mi yazarlar? Hayır. Dinleyicilerin çoğu bu tekliften yararlanmazlar. Aynı şekilde, Tanrı, Oğlu’nun tamamen yeterli kurbanı aracılığı ile bağışlama ve sonsuz yaşamı herkes için sağlamıştır. Ama yine de Adem soyunun yalnızca küçük bir oranı Tanrı’nın teklifini kabul eder. Bakınız Luka 14:15-24.

BÖLÜM 23: KUTSAL YAZILAR’IN YERİNE GELMESİ

207    Yeşaya 53; Mezmur 22. Aynı zamanda Tanrı’nın çağlar için olan planının ana hatlarını çizen Daniel 9:24-27 ayetlerine de bakınız. Tanrı’nın tam planının bir kısmı şöyleydi: “Mesih öldürülecek ve O’nu destekleyen olmayacak.” (Daniel 9:26)

208    Matta, 21-25. bölümler

209    İhanete uğradı: Bakınız Mezmur 41:9; Zekeriya 11:12-13 ve Matta 26:14-16; 27:3-10.

210    Yahudiler yıllık Fısıh bayramlarını kutlarlarken, İsa, imanlıları Tanrı’nın günaha karşı olan gazabından kurtararak son ve mükemmel Fısıh Kuzusu olacaktı. “Çünkü Fısıh Kuzumuz Mesih bizim için kurban edildi.” (1. Korintliler 5:7)

211    Yuhanna Müjdesi, 13-17. bölümler.

212    İsa’nın, Kendisini tutuklamak için gelen kişilere söylediği sözler çok basitti: “BEN’İM.” “Ben O’yum” ifadesi, İngiliz çevirmenler tarafından bu şekilde tercüme edilmiştir; ama “O” sözcüğü, Grekçe metinde yer almamaktadır. İsa, Kim olduğunu beyan ediyordu: Kendiliğinden Var Olan, gökyüzünden gelen “BEN’İM.” İsa, “BEN’İM” dediği zaman, din önderlerinin ve askerlerin geriye düşmelerinin nedeni İsa’nın söylediği bu sözdü.

213    “Gece görümlerimde İnsanoğlu’na benzer birinin, göğün bulutları ile geldiğini gördüm!” (Daniel 7:13) Not: Birinin yoğun yas ve öfke duygularını göstermek için giysilerini yırtması bir gelenekti. Ne ilginçtir ki, Tanrı’nın Musa’ya verdiği yasada şu ifade yer alıyordu: “Öbür kâhinler arasından başına Mesh yağı dökülen, ve özel giysiler giymek üzere atanan başkâhin, saçlarını dağıtmayacak, giysilerini yırtmayacak.” (Levililer 21:10). Kayafa, bu eylemi ile (Matta 27:65; Markos 14:63) bir başkâhin olarak kendi kendini diskalifiye etmiş oldu. Bedenini kurban olarak sunmak üzere yeryüzüne gelmiş olan İsa, yeni sonsuz Başkâhin oldu. Günahkâr insanı kutsal bir Tanrı ile barıştırabilecek tek Kişi O’dur (İbraniler 2:17; 3:1; 4:14-16; 7:26; 8:1; 9:11, 25; 10:19-22).

214    Yuhanna 18:38; 19:4, 6; Yuhanna 19:15; Luka 23:21

BÖLÜM 24: TAMAMI ÖDENDİ

215    Eğer TEK TANRI TEK MESAJ’ın 8-9 ve 16-17. bölümlerini henüz tam olarak kavramadıysanız, bu ifade size bir sövgü gibi gelebilir. Bazı kişilerin alaylı bir şekilde şu soruyu sorduklarını duydum: “O zaman ‘Tanrı’ bir bakirenin rahmindeyken ve çarmıhtayken, evren ile kim ilgileniyordu?” Bu soru Kutsal Yazılar ve onları veren Tanrı hakkında kusurlu bir görüşe sahip olunduğunu ortaya koymaktadır. “İsa onlara, ‘Siz Kutsal Yazılar’ı ve Tanrı’nın gücünü bilmediğiniz için yanılıyorsunuz’ diye karşılık verdi.” (Matta 22:29) Tanrı her zaman birleşik bir üçlü-birlik olarak var olduğu için aynı anda hem yeryüzünde hem de gökyüzünde bulunması herhangi bir soruna neden olmaz. Eğer güneş, yıldızlar ve gezegenler arasındaki boşlukta bulunurken güneşin ışığı ve sıcaklığı aynı anda bizimle yeryüzünde olabiliyorsa, bu güneşin Yaratıcısı da aynı anda neden hem gökyüzünde hem de yeryüzünde olamasın?

216    Kranion, İbranice’deki Golgota sözcüğünün Grekçe’deki karşılığıdır, kafatası yeri anlamına gelir (Matta 27:33; Markos 15:22; Yuhanna 19:17). İsa’nın çarmıha gerildiği bu tepe, eski Yeruşa­lim’in dışındadır ve kenti çıplak bir kafatası gibi çevreler, bu tepe, İbrahim’in oğlunun yerine bir koç sunduğu aynı dağ sırasının bir parçasıdır.

217    Tarihçi Josephus, Yeruşalim’in M.S. 70 yılında düşmesinden önce gerçekleşen bazı olaylar hakkında şunları yazdı: “Romalı askerler her gün beş yüz Yahudi yakaladılar; hayır, bazı günlerde daha da fazla sayıda Yahudi yakaladılar… askerler Yahudiler’e duydukları gazap ve nefret ile yakaladıklarını çarmıha çivilediler, birini bir şekilde diğerini farklı bir şekilde ve hepsini birbiri ardına çarmıha çivilediler; Çarmıha gerdikleri kişilerin sayısı o kadar çoktu ki, ne çarmıhlar ne de çarmıha gerilecek bedenler için yeterince yer yoktu.” Josephus aynı zamanda kurbanların “önce kırbaçlandıklarını ve sonra her tür işkence ile eziyet gördüklerini” yazdı (Josephus, Antiquities 11:1, sayfa 563)

218    Yahudiler zamanı sabah saat 6.00’dan itibaren başlayarak hesaplarlardı. “İsa’yı çarmıha gerdiklerinde saat dokuzdu (6.00+3 saat = 9.00), ve öğleyin on ikiden (altıncı saat), üçe (dokuzuncu saat) kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü.” (Markos 15:25, 33)

219    Yaratılış 8:20; 22:2-8; Mısır’dan Çıkış 29:18. “Yakmalık sunu” ifadesi, Eski Antlaşma’da 169 kez bulunur. İsa günah için sunulan son yakmalık sunu oldu. Markos 12:33; İbraniler 10:6-14. Not: Rab İsa çarmıhta asılıyken, Tanrı’nın O’na neden sırt çevirdiğini daha iyi anlamak için Yeşaya 53 ve Mezmur 22’yi okuyun. Davut’un Mesih’in, ‘Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?’ diyeceğini aynı Mezmur’da önceden haber verdi. (Mezmur 22:1), Davut bize Tanrı’nın, Oğlu’na neden sırt çevirdiğini anlatır. Sen kutsalsın!(Mezmur 22:3). Tanrı İsa’ya bakamadı, çünkü O’nun kutsallığı mükemmeldir ve “kötülüğe bakamaz” (Habakkuk 1:13). Karanlığın hüküm sürdüğü bu saatler boyunca, günahsız İnsanoğlu Tanrı sanki günahkâr O’ymuş gibi, O’na vururken kötülerin yerinde onların çekmesi gereken acıyı çekiyordu. Tanrı’nın kutsal Kuzusu İsa, (bir günahkâr olmaksızın) Günah-taşıyıcısı oldu. Bir şarkı yazarı bu olguyu çok iyi ifade etmiştir: “Bu ne büyük bir gizem! Ölümsüz Olan ölür! O’nun bu garip planını kim anlayabilir?” (“Şaşırtan Sevgi”, Charles Welsey, 1707-1788)

220    Edesheim, Alfred. The Life and Times of Jesus the Messiah. 1883, sayfa 614.

221    İbraniler 9-10 bölümlerini okuyun. Not: TEK TANRI TEK MESAJ’ın 22. bölümünde belirtildiği gibi bir zamanlar çadırın ve tapınağın En Kutsal Yeri’nde konut kurmuş olan Tanrı yüceliği artık perdenin arka tarafında değildi. Tanrı yüceliği şimdi İsa’daydı.

222    Yuhanna 19:30-37

BÖLÜM 25: ÖLÜM YENİLDİ

223    Matta 28; Markos 16; Luka 24; Yuhanna 20-21; 1. Korintliler 15. Not: İsa’nın dirilmediğini kanıtlamak için yola çıkan pek çok kişi, sonunda İsa’nın ölümden gerçekten dirildiğini kesin kanıtlarla duyurdukları kitaplar yazdılar. Örneğin, Morrison, Frank. Who moved the Stone? Grand Rapids, MI: Zondervan, 1987; McDowell, Josh. Evidence that Demands a Verdict. Nashville, TN: Thomas Nelson, Inc., 1993; Strobel, Lee. The Case for Christ. Grand Rapids, MI: Zondervan, 1998.

224    İsa yalnızca üçüncü gün dirileceğini” söylemekle kalmadı, (Matta 16:21), ama aynı zamanda şunu da söyledi: “Yunus nasıl üç gün üç gece o koca balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında kalacaktır” (Matta 12:40). Pek çok kişi haklı olarak şu konuda tartışırlar: Eğer İsa Cuma gecesi mezara konduysa ve Pazar sabahına kadar mezarda kaldıysa, o zaman bu süre tam olarak üç gün değildir. Ama yine de, İsa’nın mezarda kaldığı zaman süresi, Yahudiler’in konuşma tarzlarına göre, yuvarlak sayılarla ifade edilir. Bir günün kısmından söz edilirken o kısım ne kadar kısa bir zaman parçası olsa bile, ondan yine de tam bir gün olarak söz edilir (örneğin, Matta 27:63-64; Yaratılış 42:17-18; 1. Samuel 30:12-13; Ester 4:16-5:1). Burada başka bir düşünce daha mevcuttur: Kutsal Yazılar, İsa’nın Cuma günü çarmıha gerildiğini yazmazlar. Şimdi pek çok kişi hemen ‘Bu bir çelişkidir!’ diye bağıracaktır, ama Kutsal Kitap’ta bu tür çelişki gibi görünen her şeyi çözümlemek için iyi açıklamalar mevcuttur.

225    Elçilerin İşleri 11:26; 26:28; 1. Petrus 4:16

226    Elçilerin İşleri 5:41 “…İsa’nın adı uğruna hakarete layık görüldükleri için sevindiler.” Petrus, hapse atıldı ve dövüldü: Elçilerin İşleri 5; aynı zamanda bakınız Elçilerin İşleri 12. İsa, Petrus’un bir şehit olarak öleceğini önceden bildirdi: Yuhanna 21:18-19

227    Bazı kişiler, İsa’nın diğer uluslardan olan bir kadına söylediklerinden alıntı yaparlar: “Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim” (Matta 15:24), ama onlar size İsa’nın bu kadının kızını iyileştirmek için ilerlediğini söylemezler! (İsa’nın Yahudi olmayan kişilere verdiği hizmet ve onlara gösterdiği şefkat hakkında daha fazla örnek görmek isterseniz, şu ayetlere bakınız: Matta 12:41-42; 21:33-43; Luka 9:51-55; 10:30-36; 17:11-19; Yuhanna 4; 1. Yuhanna 2:1-2; Luka 24:45-48.)

228    Mezmur 68:18; 110:1; Mezmur 24.

229    “İsa, Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı’nın sağında oturdu. Çünkü günahlarımızdan arınmamızı O sağladı.” (İbraniler 1:3). “Her kâhin her gün ayakta durup görevini yapar ve günahları asla ortadan kaldıramayan aynı kurbanları tekrar tekrar sunar. Oysa Mesih günahlar için sonsuza dek geçerli tek bir kurban sunduktan sonra Tanrı’nın sağında oturdu. (İbraniler 10:11-12) Aynı zamanda İbraniler 8:1; 12:2 ve Vahiy 3:21’e bakınız.

BÖLÜM 26: DİNDAR VE TANRI’DAN UZAK OLMAK

230    Yakup 2:18; Matta 5:13-16; İbraniler 11

231    Tanrı, yönetimlere halklarını savunma hakkını verir ve aynı zamanda onlara “kılıcı”, “kötülük yapanın üzerine Tanrı’nın gazabını salan öç alıcı olarak Tanrı’ya hizmet etmek” için kullanmak üzere kullanma sorumluluğunu da yükler (Romalılar 13:1-4; Yaratılış 9:6), Tanrı’nın gerçeğini yaymak için şiddet kullanmak, İsa’nın verdiği örnek ve öğretişleri ile kesin bir karşıtlık içindedir. İsa şöyle dedi, “ ‘Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin’ dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin, öyle ki, göklerdeki Babanız’ın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem de iyilerin üzerine doğurur; yağmurunu hem doğruların hem de eğrilerin üzerine yağdırır. Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? Vergi görevlileri de öyle yapmıyorlar mı? Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz?” (Matta 5:43-47). Kuran ise, bu sözlerin tamamen aksi olan şu ifadelere yer verir: “Kitap ehli’nden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenler, Allah’ın ve peygamberinin haram kıldığını haram saymayanlar ve hak din olan İslamı din edinmeyenler ile boyun eğip kendi elleri ile Cizye verinceye kadar savaşın (Kuran Sure 9:29).

232    “Başlangıçtan beri işittiğiniz buyruk şudur: Birbirimizi sevelim. Şeytan’a ait olup kardeşini öldüren Kayin gibi olmayalım. Kayin kardeşini neden öldürdü? Çünkü kendi yaptıkları kötü, kardeşinin yaptıkları doğru olduğu için öldürdü(1. Yuhanna 3:11-12). Kayin’in Habil’i öldürmesine neden olan iki itici güç, Şeytan ve kıskançlıktı (Matta 27:18 ile kıyaslayın).

233    Kuşkucuların klasik meydan okumalarına nasıl karşılık vermeli? “Kayin karısını nereden buldu?” Yaratılış 5. bölüm, ilgili yanıtı sağlar. Adem ve Havva’nın başka “oğulları ve kızları” vardı (Yaratılış 5:4). Öyle görünüyor ki, Kayin kız kardeşlerinden biri ile evlendi – bu evliliğin genetik açıdan herhangi bir zararlı etkisi henüz söz konusu değildi. Daha sonra, Tanrı bu tür evlilikleri yasaklayacaktı. Ve öldürüldükten sonra Habil’e ne oldu? Habil’in bedeni toprağa döndü, ama canı ve ruhu Cennet’e gitti, çünkü Tanrı onun günahlarını bağışlamış ve onu imanının temelinde doğru ilan etmişti. İbraniler 11:4

234    Musa ve diğer peygamberler, Nuh’un zamanındaki evrensel tufanı ve jeolojik açıdan yeryüzü kabuğunun kabarmasını tanımlamışlardır: Yaratılış 7 & 8; Mezmur 104:6-8; Eyüp 22:16; Matta 24:37-39; 2. Petrus 2:5-6.

BÖLÜM 27: AŞAMA 1: TANRI’NIN ÖNCEKİ PROGRAMI

235    Kutsal Kitap’ın her kısmı farklı şekillerde şu üç konunun biri ile ilişkilidir: I. Tanrı ne yaptı? II. Tanrı ne yapıyor? III. Tanrı daha neler yapacak? Teolojik terimler aracılığı ile Kutsal Yazılar’daki bu üç konu şu şekilde sınıflandırılır: 1) Aklanma = Müjde’ye inandığınız zaman, Tanrı sizi sizin konumunuzda mükemmel doğru olarak ilan eder (Romalılar 3-5). 2) Kutsallaşma= Tanrı, bir imanlı olan size uygulamanızda doğru yaşamanız için hayatınızda işler. (Romalılar 6-8 ve 12-15) 3) Yüceltme= Cennette hem konum hem de uygulamanızda mükemmel doğru olacaksınız. (Vahiy 21 & 22)

236    Richardson, Don. Lords of the Earth. Oxnard, CA: Regal Books; 1977, sayfa 354. (Don Richardson’un yazdığı bir yamyamın imanlı olması ile ilgili bir başka klasik öykü için şu kitabı okuyun. Peace Child. Oxnard, CA: Regal Books, 1975.)

237    Elçilerin İşleri 26:9-11; 7:58-60; 8:1-3; 9:1-2

238    Elçilerin İşleri 9:1-31; aynı zamanda Elçilerin İşleri 11; 13-14; 16-28 bölümlerine de bakınız (Elçilerin İşleri’nde 22 ve 26. bölümlerde Pavlus bize nasıl tövbe ettiğini anlatır). Aynı zamanda Galatyalılar 1:13,23; Filipililer 3:6; 1. Korintliler 15:9; v.b.

239    Kutsal Kitap’a özgü terimler içinde “kutsal” Tanrı için ayrılmış biridir; Tanrı’nın bağışlama ve doğruluk şekline iman aracılığı ile Tanrı tarafından kutsal ilan edilmiş olan kişi. Ölmüş, belirli kişileri “kutsallar listesine dahil etmek” ile ilgili insanların koyduğu gelenek ve bu şekilde onları “kutsallar” yapmak Kutsal Kitap’taki öğretişin tamamen karşıtıdır (bakınız Yasa’nın Tekrarı 33:2-3; Mezmur 30:4; Süleyman’ın Özdeyişleri 2:8; Daniel 7:21-27; Matta 27:52; Elçilerin İşleri 26:10; Efesliler 1:1; 2:19, v.b).

BÖLÜM 28: AŞAMA 2: TANRI’NIN ŞİMDİKİ PROGRAMI

240    Pek çok kişinin farkına varmadığı şey, korunma için bu tür yöntemler kullandıkları zaman, düşman ile aynı safta yer almalarıdır. Yasa’nın Tekrarı 18:10-14; Yeşaya 47:13; Elçilerin İşleri 19:19; Galatyalılar 5:19-21.

241    1. Yuhanna 2:1; Yuhanna 14-16

242    1. bölümde, Ahmed’den aldığımız bir elektronik postayı aktarmıştık, Ahmed şunları yazıyordu: “…Kutsal Kitap’ınızın orijinalinde ve Eski Antlaşma’da da Muhammed’in gelişi hakkında ön bildiriler vardır, şimdi dahi... bozulmuş maddeden söz etmek gereksiz..”

243    Pentikost sözcüğünün anlamı ellincidir. Pentikost, İsraillilerin Tanrı’ya sağladığı bereketler için teşekkür edildiği bir Eski Antlaşma kutlamasıdır (Levililer 23:16). Tanrı, nihai bereketi başlangıçtan beri bu Pentikost Günü’nde yeryüzüne göndermeyi planladı: Kutsal Ruhu’nu!

244    1. Korintliler 12:27; Efesliler 4:21; 5:25-32; Vahiy 19:7-9; 22:17; Yuhanna 3:29

245    1. Yuhanna 1:8-10; 2:1-2; Romalılar 6-8

246    Yanlış düşüncenizden tövbe ettiğiniz ve günahlarınız için ölen ve tekrar dirilen Rab İsa Mesih’e inandığınız an, “Mesih İsa’ya vaftiz edilirsiniz” (Romalılar 6:3). Bu vaftiziniz su ile olmaz (su vaftizi daha sonra gelir), ama Kutsal Ruh ile vaftiz olursunuz (Romalılar 6:1-5; Elçilerin İşleri 1:5; 1. Korintliler 12:13). “Bir şeye vaftiz edilmek” “bir şey ile birleşmek, özdeşleşmek” alamına gelir. İman ettiğiniz zaman, O’nun günahsız Oğlu ile “birleşmiş olanların hepsi”nden oluşan Tanrı’nın Kendi ailesinin bir parçası olursunuz (Romalılar 6:5). Yeni, sonsuz konumunuz “Mesih’te”dir.

247    Elçilerin İşleri 24:15; Luka 14:14; Yuhanna 5:28-29; Daniel 12:2; Vahiy 20:6,11-15; Vahiy 22:12

248    2. Korintliler 5:10. Kutsal Yazılar’da, imanlıların alacağı en az beş farklı taçtan söz edilir (kupalar/ödüller): 1. Korintliler 9:25; 1. Petrus 5:4; Yakup 1:12; 1. Selanikliler 2:19-20; 2. Timoteos 4:8. Bu taçlar, bizim kendi yüceliğimiz için değil, O’nun yüceliği (Vahiy 4:10) için olacaktır. Rab, kurtardığı insanların O’nun adı ile ve O’nun yüceliği için yapmış oldukları iyi işlerin hiçbirini unutmayacaktır (Matta 10:41-42; İbraniler 6:10).

249    Şeyh, Belkıs. I Dared to Call Him Father. New York: Fleming H. Revell Company, 1978; sayfa 53.

250    1. Yuhanna 2:27; Yuhanna 4:14; 14:26; 16:13; Yeremya 31:33-34; Efesliler 4:21

251    Mekanik bir şekilde bir dua okumak ve Tanrı ile gerçekten temas kurmak ve dualarımıza Tanrı’dan yanıt almak arasında önemli bir farklılık vardır. Romalılar 8:26-27; Efesliler 6:18; 1. Yuhanna 5:14-15; Yuhanna 14:13-14; 15:7; Filipililer 4:6-9

252    Romalılar 12; 1. Korintliler 12; Efesliler 4

253    2. Korintliler 3:18; Filipililer 1:6; 3:20-21

BÖLÜM 29: AŞAMA 3: TANRI’NIN GELECEKTEKİ PROGRAMI

254    Birkaç sayfa sonra Eski Antlaşma’dan peygamberlerin Mesih’in yeryüzüne ikinci gelişi önceden bildiren ve O’nun dönüşüne eşlik edecek olayları önceden tanımlayan birkaç ayet okuyacağız. Gözden geçireceğimiz bazı bölümler şunlardır: Zekeriya, bölüm 14; Daniel 7:13-14; Mezmur 72 ve Yeşaya 9:6-7.

255    1. Selanikliler 4:13-18; 1. Korintliler 15:51-58

256    Bakınız bölüm 28; başlık: İKİ YARGI GÜNÜ

257    Efesliler 5:27 ayetini ve bu ayetin çevresindeki ayetleri okuyun. Bu önemli konuya, TEK TANRI TEK MESAJ’ın 10. bölümünde değinilir. Kutsal Yazılar, Rab’bi sürekli olarak “Damat” ve O’nun halkını “Gelin” olarak resmederler. Evlilik –ideal şekli ile– Rab Tanrı’nın, halkı ile sonsuzluk boyunca tadını çıkarmayı planladığı yakın ruhsal ilişkinin bizlere soluk bir fikrini vermek amacıyla tasarlandı (Yeşaya 54:5; 62:5; Mezmur 45; Ezgiler Ezgisi; Hoşea 2:16, 19, 20; Matta 9:15; 25:1-13; Yuhanna 3:29; 2. Korintliler 11:2-3; Efesliler 5:22-33; Vahiy 21:2, 9, 22:17).

258    Matta 24:21; Vahiy 7:14; Büyük Sıkıntı’nın eksiksiz tam tanımı Vahiy 6-19 bölümlerinde bulunur.

259    Romalılar 11:26-27. Not: Bu olay, Yaratılış 37-45’de yer alan Yusuf’un öyküsünde önceden resmedilir. Şaşırtıcı benzerlikler mevcuttur!

260    1. Korintliler 15:45-47; Romalılar 5:12-21. “İlk Adem” ve “Son Adem” gibi terimlerden, aynı zamanda TEK TANRI TEK MESAJ’ın 16. bölümünde söz edilir. Adem’in günahı nasıl tüm insanların ölmesine neden olduysa, aynı şekilde İsa’nın doğruluğu ve dökülen kanı iman eden herkes için sonsuz yaşamı yeniler.

261    2. Selanikliler 1:7-10; Vahiy 19:6-14; Yahuda 14; Zekeriya 14:5

262    Yeşaya 53:7; Yuhanna 1:29; Vahiy 5:5; 2. Selanikliler 1:5-10; Yuhanna 3:17-18; 12:47; Daniel 9:24-27; Yeşaya 53’ü Zekeriya 14 ile karşılaştırın. Aynı zamanda bu bölümlerde yer alan “sıkıntı” ve “yücelik” terimleri arasındaki zıtlılar üzerinde düşünün: Luka 24:25-26; 1. Petrus 1:10-12; İbraniler 2:9; Filipililer 2:5-11; Mezmur 22; v.b.

263    72. Mezmurun başlığı şöyledir: Süleyman’ın bir Mezmuru. Bu Mezmur her ne kadar: “İşay oğlu Davut’un duaları burada bitiyor” (Mezmur 72:20) sözleri ile son bulsa da, bu Mezmuru Süleyman’ın yazdığı düşünülür. Bu ayet, Mezmurlarda bulunan beş-kitap bölümünün ikincisinin sonunda işaretler ile bildirilir. Davut, Mezmurların ikinci kısmının ilk yazarıydı.

264    Sonsuza kadar kim yargılanacak? Korkaklar ve inanmayanlar,” yani, ailelerinin ve dostlarının söyleyebileceklerinden ve yapabileceklerinden korktukları için Tanrı’nın mesajına hiçbir zaman inanmayanlar. İsa yeryüzündeyken, dinleyicilerini açıkça uyardı, “Bedeni öldüren, ama canı öldüremeyenlerden korkmayın. Canı da bedeni de cehennemde mahvedebilen Tanrı’dan korkun… Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil kılıç getirmeye geldim. Çünkü ben baba ile oğulun, anne ile kızın, gelin ile kaynananın arasına ayrılık sokmaya geldim. İnsanın düşmanı kendi ev halkı olacak. Annesini ya da babasını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir.” (Matta 10:28, 34-37).

BÖLÜM 30: GELECEKTEKİ CENNETTEN GÖSTERİLEN BÖLÜMLER

265    Matta 13:24-30. İsa’nın bu benzetmesi iyilik ve kötülük karışımının yalnızca sınırlı bir zaman için mevcut olacağını ilan eder.

266    Vahiy’in ilk bölümünün artan kısmı Rab İsa’nın huşu veren bir tanımlamasını sağlar – kitapların, filmlerin ya da dinlerin çoğunda görülen İsa portresinden şaşırtıcı bir farklılıktaki İsa portresi.

267    Markos 3:14-19; Yuhanna 19:26-27; Yuhanna Kutsal kitap’taki şu kitapları da kaleme aldı: Yuhanna Müjdesi; 1. Yuhanna; 2. Yuhanna; 3. Yuhanna ve Vahiy.

268    Yeşim taşının değişik renkleri vardır. Akik taşı genellikle parlak yarı şeffaf bir kırmızı rengindedir. Akik taşı, ışığa tutulduğunda, rengi derinleşir ve çoğalır.

269    Tahtın üstünde kimin oturduğuna bakın. Yeşaya 6’yı (TEK TANRI TEK MESAJ’ ın 15. bölümünde sunulan görüm) Yuhanna 12:36-41 ile karşılaştırın.

270    Yaratılış 12:2-3; Matta 1. (Tanrı’nın İbrahim’e verdiği vaatler hakkında daha fazla bilgi edinmek için TEK TANRI TEK MESAJ kitabının 20. bölümüne bakın.)

271    Örneğin, ilk kez Çin’de anlatılan klasik Sinderella masalı aynı zamanda Avrupa, Amerika, eski İran, Irak, Mısır, Kore, Hindistan v.b. gibi ülkelerde de tanınır. Her ülke kendine özgü bir versiyona sahiptir, ama konular hep aynıdır. Kurtarılma ve sonsuz yaşama duyulan bir özlem dünyanın her yerindeki insanların yüreklerine yerleştirilmiştir. Süleyman şunu yazdı: “Tanrı her şeyi zamanında güzel yaptı. İnsanların yüreğine sonsuzluk kavramını koydu; yine de insan Tanrı’nın yaptığı işi başından sonuna dek anlayamaz.” (Vaiz 3:11)

İçindekiler

İçindekiler

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ

 

BÖLÜM I — YOLCULUK HAZIRLIĞI: ENGELLERLE YÜZLEŞMEK

 

1.

GERÇEĞİ SATIN AL

 

2.

ENGELLERİN ÜSTESİNDEN GELMEK

 

3.

DEĞİŞTİRİLDİ Mİ YOKSA KORUNDU MU?

 

4.

BİLİM VE KUTSAL KİTAP

 

5.

TANRI’NIN İMZASI

 

6.

TUTARLI TANIKLIK

 

7.

TEMEL

 

BÖLÜM II — YOLCULUK: BİLİNMEYENİ KEŞFETMEK

 

8.

TANRI NASIL BİRİDİR?

 

9.

HİÇ KİMSE O’NA BENZEMEZ

 

10.

ÖZEL BİR YARATIK

 

11.

KÖTÜ’NÜN GİRİŞİ

 

12.

GÜNAH VE ÖLÜM YASASI

 

13.

MERHAMET VE ADALET

 

14.

LANET

 

15.

ÇİFTE SIKINTI

 

16.

BİR KADININ SOYU

 

17.

BU KİŞİ KİM OLABİLİR?

 

18.

TANRI’NIN SONSUZ

 

19.

KURBAN YASASI

 

20.

ÖNEMLİ BİR KURBAN

 

21.

DAHA ÇOK DÖKÜLEN KAN

 

22.

KUZU

 

23.

KUTSAL YAZILAR’IN YERİNE GELMESİ

 

24.

TAMAMI ÖDENDİ

 

25.

ÖLÜM YENİLDİ

 

26.

DİNDAR VE TANRI’DAN UZAK OLMAK

 

BÖLÜM III — YOLCULUĞUN SONU: LANETİ TERSİNE ÇEVİRMEK

 

27.

AŞAMA 1: TANRI’NIN ÖNCEKİ PROGRAMI

 

28.

AŞAMA 2: TANRI’NIN ŞİMDİKİ PROGRAMI

 

29.

AŞAMA 3: TANRI’NIN GELECEK PROGRAMI

 

30.

GELECEKTEKİ CENNETTEN GÖSTERİLEN BÖLÜMLER

 

SONSÖZ

 

DİPNOTLAR

 

0. Önsöz

Önsöz

Köyün ileri gelenlerinden biri olan yaşlı adam, arkadaşıma: “Yaptığın iyi işler için cennete gitmeyi hak ediyorsun, ama vaaz ettiğin mesaj için gitmeyi hak ettiğin yer, cehennem!” dedi.

Arkadaşım ve hanımı, yaşamlarının on yılını, bu adamın, Büyük Sahra’nın kenarında bulunan köyünde geçirmişlerdi. Orada hem bir sulama projesi uyguluyor hem de kurmuş oldukları bir tıp kliniğinde hastaları tedavi ediyorlardı. Aynı zamanda dinlemek isteyen herkese peygamberlerin mesajlarını da açıklamışlardı.

Yaşlı köylünün düşüncesine göre arkadaşım “cennete gitmeyi hak etmek için” ne yapmıştı? “İyi işler” yapmıştı.

Ve “cehenneme gitmeyi hak etmek için” ne yapmıştı? Kutsal Kitap’a uygun olarak peygamberlerin “mesajını” öğretmişti. Yaşlı köylü, arkadaşımın işleri ve mesajı ile ilgili takdirinde haklı mıydı? Yarı yarıya mı haklıydı? Yoksa tamamen yanılıyor muydu?

Eğer bu konuda nasıl düşüneceğinizden emin değilseniz, bu kitap sizin için yazılmıştır.

NEREDE

Ben Amerika’da doğdum, ama bu kitap Afrika’da yazıldı

Yer: Sahel1 Batı Afrika’daki Senegal’de bir bölge.

Ortam: Sabah namazı ezanı sona erdi. Sabahın ilk ışıklarının pembe ve portakal renkli huzmeleri, kumlu ve dikenli ağaçlarla süslü bir ufkun siluetini çiziyorlar. Hava şu anda harika bir şekilde serin, ama bu durum kısa bir süre sonra değişecek. Köy evimizin sundurmasında dizlerimin üstündeki bilgisayarımla birlikte oturuyorum. Klavyenin üstünü örten şeffaf, plastik bir bant parçası, klavyeyi, Büyük Sahra’nın havada asılı duran tozundan koruyor. Arada bir anıran bir eşeğin ve öten bir horozun seslerinin dışında köy tamamen sessiz. Şu anda kulaklarımın işittiği tek ses, klavye üzerindeki tıkırdayan ve düşünceleri sözlere ve sözleri metne dönüştüren parmaklarımın çıkardıkları ses.

NEDEN

Yazıyorum, çünkü beni yaşam, sevinç, esenlik ve amaç ile Bere­ketleyen, bana yazmam için bir konu verdi.

Eşimin ve benim üç çocuğumuzu yetiştirdiğimiz ve yetişkin yaşamlarımızın uzun bir bölümünü geçirdiğimiz özellikle Senegal’deki Müslüman dostlarıma sevgi ve saygı duyan bir yürekle yazıyorum.

Yazıyorum, çünkü son yıllarda, dünyanın her yerindeki Müslümanlar’dan binin üzerinde elektronik posta aldım. Onların, düşünceleri harekete geçiren yorumlarının ve sorularının önemsenmeleri gerekir.

“Kutsal Kitap gerçektir, çünkü gerçek olduğunu söyler!” ya da “Kuran gerçektir, çünkü hiç kimse böyle bir kitap yazamaz!” gibi dolambaçlı basmakalıp sözlerden biraz daha fazlasını sunan yorgun ve bezgin din önderlerine duyduğum empati nedeniyle yazıyorum.

Yazıyorum, çünkü tek gerçek Tanrı’nın tutarlı mesajından başka her şeye inanma eğiliminde olan insan yüreğinin darbelerine maruz kaldım.

NE

TEK TANRI TEK MESAJ size tüm yaşamınızda karşılaşacağınız en büyük şansı sunar: dünyada tüm zamanların en çok satan kitabı aracılığıyla telaşsız bir yolculuğa çıkmak ve bu kitabı yazan peygamberlerin mesajını keşfetmek. Bu yolculuğa katılacak olan kişilere, sayısız engellerin üstesinden gelme (Bölüm I), bilinmeyen bölgelere nüfuz etme (Bölüm II), ve muhteşem genel manzaraların ve doyurucu gerçeğin görkemli bir krallığına aniden girme (Bölüm III) fırsatları verilecektir.

KİMİN İÇİN

Bu yolculuk, öncelikle tektanrıcı kişiler –tek Tanrı’ya inananlar– için tasarlandı. Ama her şeye rağmen, biz yine de çoktanrıcı ve kamutanrıcı kişileri, hümanistleri ve ateistleri2 de tek Tanrı’ya inanan kişiler için duyduğumuz aynı memnuniyetle karşılıyor ve onlara da ‘hoş geldiniz’ diyoruz. Macera, sonsuzluğu nerede geçireceğini önemseyen ve bu nedenle bu kitabı okumak için on iki saatini ayırmasının yararlı olacağını düşünen herkes içindir. Bu kitap, yüksek sesle yaklaşık on iki saatte okunabilir.

Geçmişiniz, inandığınız ya da inanmadığınız şey ne olursa olsun, pek çok kişinin saygı duyduğunu ileri sürdüğü, ama bunlardan çok azının üzerinde düşünmeye karar verdiği Kutsal Kitap boyunca yapılan bu destansı yolculuğa katılmaya siz de davetlisiniz.

Bir peygamber, üç bin yıl önce evrenin Yaratıcısı ve Sahibine şu duasını sundu: “Gözlerimi aç ki, yasandaki harikaları görebileyim.” (Mezmur 119:18)

Gördüğümüz her şeyden hoşlanmayabiliriz, ama yine de görme konusunda başarısızlığa düşmeyelim.

Yolculuk arkadaşınız,

P. D. Bramsen

1. Tanrı Konuştu!

Tanrı Konuştu!

God Has Spoken!

Giriş

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun (Selamünaleyküm – Arapça selamlama). Kendisinin ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu doğruluk yoluna herkesin boyun eğmesini ve Kendisi ile sonsuza kadar gerçek esenliğe sahip olmasını isteyen esenlik Rabbi olan Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Size Doğruluk Yolu adlı programınızı sunabildiğimiz için çok mutluyuz. Bu radyo programının adını Doğruluk Yolu koyduk, çünkü bu program aracılığı ile günahkar insanların, Tanrı’nın önünde nasıl doğru olabileceklerini açıklayan Peygamberlerin Yazılarını incelemeyi planlıyoruz.

Siz hangi yolu izliyorsunuz? Doğruluk yolunu mu yoksa günahkarlık yolunu mu? Tanrı’dan gelen doğruluk yolunu bilmek ister misiniz? Tanrı’nın Sözü şöyle der: “Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar.” (Matta 5:6)

Belki aranızda şöyle düşünenler olabilir, “Doğruluk yolunu biz zaten biliyoruz. İlk peygamberlerin neler yazdıklarını incelemeye ihtiyacımız yok. Bildiklerimiz bizim için yeterli!” Eğer böyle düşünüyorsanız, o zaman Tanrı’nın peygamberi Süleyman’ın neler yazdığına kulak verin: “Öyle yol var ki, insana düz gibi görünür, ama sonu ölümdür!” (Süleyman’ın Özdeyişleri 14:12)

Tanrı’nın Kitabında, Mezmurlar  (Kur’an’andaki adı: Zebur) adlı kitapta Süleyman’ın babası Davut peygamber, Tanrı’nın ön gördüğü doğruluk yolunu bilme ihtiyacımız hakkında çok şey söyledi. Davut peygamber şunları yazdı: “İyilik eden yok, bir kişi bile! Hepsi saptı, tümü yozlaştı. İyilik eden yok, bir kişi bile!” (Mezmur 14:1, 3; Romalılar 3:10,12) Davut, bu nedenle Mezmurlar’daki şu duayı yazdı: “Ya Rab, yollarını bana öğret, yönlerini bildir. Bana gerçek yolunda öncülük et, (ve beni elimden tutarak yönlendir) eğit beni!” (Mezmur 25:4, 5) (Not: Ayette parantez içinde yazılan sözler, ayetin Wolof dilindeki çevirisini gösterir.)

Eğer Tanrımız Rab bize gerçeğin yolunda rehberlik etmeseydi, doğruluk yolunu hiç bir zaman bilemezdik. Dakar’da (Senegal’in başkenti) kaybolmuş bir çocuk ya da çölde kaybolmuş bir koyun gibi olurduk. Ama Tanrı’nın Sözü bize şunu söyler: “Tanrı kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor. O, bütün insanların kurtulup gerçeğin bilincine erişmesini ister.” (2.Petrus 3:9; 1.Timoteos 2:4) Dostlar, Tanrı’ya götüren gerçeğin yolunda bulunduğunuzu kesin olarak bilmenizden daha önemli hiç bir şey yoktur.

Bu Doğruluk Yolu programlarında Kutsal Yazıları kronolojik olarak çalışacağız. Tanrı’nın peygamberlerinin öykülerini başından sonuna kadar birer birer izleyeceğiz. Tanrı’nın Sözü’nün bir başlangıcı ve bir sonu vardır (Wolof dilindeki birebir çevirisi: bir baş ve bir kuyruk). Bu nedenle, Kutsal Yazılarda bulunan öyküleri Tanrı’nın Kendisinin başladığı yerden, yani en başından incelemeyi tasarlıyoruz.

Tanrı ve peygamberler hakkında pek çok önemli şey öğreneceğiz. Kutsal Yazıları pek çok peygamber yazmış olmasına rağmen, bu peygamberlere esin veren yalnızca tek bir Yazar olduğunu göreceğiz: Tanrı. Peygamberlerin Yazıları pek çok öykü içerir, ama yalnızca tek bir ana mesaj verirler: İnsanların, Tanrı’nın önünde nasıl doğru kılınabilecekleri hakkındaki İyi Haber.

Bu nedenle, sizden Doğruluk Yolu adlı programı dikkatle ve sadakatle dinlemenizi istiyoruz.  Wolof bilgece sözü şöyle der: “Sabreden ve gayret eden, ormanda bir maymun yakalar.” ( Türkçe’deki karşılığı: ‘Sabırla koruk helva olur, dut yaprağı atlas.’)

Ve “Su kovası, kuyu başında gayretle bekleyen kişiyi bulacaktır.” (Türkçe’deki karşılığı: ‘Sabrın sonu selamettir.’) Aynı şekilde, Tanrı, sözü’nde bize, “Kendisini gayretle arayanları ödüllendireceğini” söyler (İbraniler 11:6). Tanrı, O’nu gerçekten arayanlara şu vaatte bulunur: “Bütün yüreğiniz ile arayınca , beni bulacaksınız!” (Yeremya 29:13)

Doğruluk Yolu programı ile Tanrı ve O’nun Sözü hakkındaki bilginizi çoğaltacağız. Tanrı’nın nasıl Biri olduğunu biliyor musunuz? Ya da Şeytan’ın nereden geldiğini? Tanrı’nın insanı neden yaratığını biliyor musunuz? Ya da Tanrı’nın yarattığı güzel dünyaya günahın nasıl girdiğini? Tanrı’nın peygamberi Nuh ve tufan hakkındaki şaşırtıcı öyküyü hiç okudunuz mu? Tanrı’nın peygamberlerinin neler yazdıklarını gerçekten biliyor musunuz? İbrahim’e neden Tanrı’nın Dostu dendiğini biliyor musunuz? Peygamberlerin mesajlarını dostlarınıza ve çocuklarınıza anlaşılır bir şekilde açıklayabilir misiniz?

Binlerce yıl önce, Eyüp (Arapça Eyyüb) peygamber şu soruyu sordu: “Bir insan Tanrı’nın önünde nasıl doğru olabilir?”  (Eyüp 9:2) Tanrı’nın, Eyüp’ün sorusuna verdiği cevabı biliyor musunuz? Tanrı’nın önünde sizin nasıl doğru olabileceğinizi biliyor musunuz? Eğer Tanrı’nın bu ve diğer pek çok soruya nasıl karşılık verdiğini bilmeyi istiyorsanız, sizi Doğruluk Yolu adlı programı dinlemeye davet ediyoruz. Tanrı Sözü gerçekten de derindir, harikadır, diridir ve güçlüdür. Ve başka bir özelliğe daha sahiptir: Tanrı Sözü hiçbir şeyi gizlemez. Bize, insanın gerçek halini gösterir. Bu nedenle, Kutsal Yazılarda şunu okuruz: “Tanrı’nın görmediği hiç bir yaratık yoktur. Kendisine hesap vereceğimiz Tanrı’nın önünde her şey çıplak ve açıktır.” (İbraniler 4:13)

Bugün için ayrılan zamanımızın geri kalan kısmında, kavramamız gereken önemli bir gerçek üzerinde duracağız: O gerçek şudur: Tanrı konuştu! Tanrı, En Yüce Olan, konuştu! Tanrı insana (insanlığa) konuştu ve Tanrı size konuşmak istiyor! Uzaktaki bir ülkenin güçlü bir kralından bir mektup alsaydınız, bu mektubu okur muydunuz? Mektupta size neler yazdığı ilginizi çeker miydi? Kralın yazdığı sözlere önem verir miydiniz? Bize konuşan En Yüce Olan Tanrı’nın sözlerine daha fazla önem vermemiz gerekmez mi?

Tanrı insan ile nasıl konuştu? Kutsal Yazılar bize şunu bildirir: “Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığı ile bir çok kez çeşitli yollardan atalarımıza seslendi.” (İbraniler 1:1) Evet, Tanrı’nın insan ile konuştuğu temel yollardan bir tanesi, peygamberler aracılığı iledir. Eski zamanlarda Tanrı, Sözü’nü duyurmaları ve bunu kitaplara (Tomarlara) yazmaları için belirli kişiler atadı. Tanrı Sözü şöyle der: “Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılardaki hiç bir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir. Çünkü hiç bir peygamberlik sözü insan isteğinden kaynaklanmadı. Kutsal Ruh tarafından yöneltilen insanlar Tanrı’nın sözlerini ilettiler. (2.Petrus 1:20, 21)

Tanrı, Kutsal Yazıları Kendisi yazabilirdi ya da onları yazdırmak için Meleklerini kullanabilirdi. Ama Tanrı böyle yapmadı. Tanrı, Kutsal Yazıları Kendisi adına yazmaları için sıradan insanları seçti. Tanrı, Kutsal Yazılardaki her sözü esinledi, ama yine de peygamberin bireysel kişiliğine değer verdi. Tanrının Kitabı, yalnızca Tanrı’nın doğrudan sözlerini değil, aynı zamanda sizin ve benim gibi insanların düşüncelerini, dualarını ve sorunlarını da kapsar. Tanrı’nın insanlar ile nasıl ilgilendiğini anlatan öyküler aracılığı ile tanrı bize nasıl Biri olduğunu ve O’na nasıl yaklaşabileceğimizi göstermek ister.

Tanrı peygamberlere Kutsal yazıları yazmaları için neden esin verdi? Tanrı, peygamberlere esin verdi, çünkü Tanrı, her kuşaktaki insanın O’nun bilmesini istediği şeyleri bilebilmesini arzuladı. Tanrı peygamberlere konuştu, çünkü onların yazdıkları aracılığı ile Tanrı sizinle ve benimle konuşmak istiyor. Tanrı’nın, peygamberleri aracılığı ile söylediği her şey, biz bugün yaşamakta olanlar için yararlıdır. Tanrı, her birimizin peygamberlerin mesajını bilmemizi bekler.

Bazı kişiler belki şöyle düşünecektir: “Ah! İlk peygamberlerin ne yazdıklarını bilmeye ihtiyacım yok. Onların sözlerinin benim için bir önemi yok. Her peygamber, tamamlaması gereken bir göreve (misyona) sahipti. Bir peygamber geldi, görevini yerine getirdi ve göçüp gitti. Bir diğeri geldi, görevini tamamladı ve ölüp gitti…ve aynı şey bu şekilde sürüp gitti.  Bugün yaşayan bizler, ilk peygamberlerin neler söylediklerini bilmeye ihtiyaç duymuyoruz!” Siz de aynı bu şekilde mi düşünüyorsunuz? Tanrı’nın düşünceleri bu düşünceler ile bağdaşmaz! Rab Tanrı’nın şu sözünü dinleyin:

“Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak. Bu nedenle, bu buyruklardan en küçüğünden birini kim çiğner ve başkalarına öyle öğretirse, Göklerin Egemenliği’nde büyük sayılacak.” (Matta 5:18,19)  “Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.” (2.Timoteos 3:16)

Tüm bu peygamberlerin yazdıkları gerçekten de büyük değere sahiptir, çünkü yazmalarının nedeni, her çağdaki insanların Tanrı’nın ön gördüğü kurtuluş yolunu bilebilmeleridir. Tanrı’nın peygamberlerinin neler yazdıklarını biliyor musunuz? Tanrı, O’nun Sözü’nü bilmemizi, inanmamızı ve itaat etmemizi ister. Kutsal Yazılarda şöyle der: “Peygamberlerin sözleri bizim için daha büyük kesinlik kazandı. Gün ağarıp sabah yıldızı yüreklerinizde doğuncaya dek karanlık yerde ışık saçan çıraya benzeyen bu sözlere kulak verirseniz iyi edersiniz.”  (2.Petrus 1:19)

Evet, bazen Tanrı’nın Kitabına karşı savaşanların şöyle konuştuklarını duyarız: Bu kitaba kimse güvenemez! Hatalar ile dolu. Değiştirilmiş!Ama yine de, Gerçeğin Sözü ile savaşan biri, aslında Tanrı’nın Kendisi ile savaşmaktadır.” “Bir yumurta, bir kaya ile güreşmemelidir! “ (Türkçe’deki karşılığı: ‘Başından büyük işlere girişme!’) İnsan, Tanrı’nın gerçek Sözü’nü değiştiremez, ama Tanrı’nın gerçek Sözü insanı değiştirebilir! Tanrı büyüktür ve Sonsuz Sözü’nü koruyabilecek kudrettedir. İncil oarak bilinen kitapta Rabbin Kendisinin söylediği de budur (Müjde kayıtları, Kur’an’da “İncil” olarak adlandırılır, sözcük, Arapça’da İyi Haber ya da Müjde’nin karşılığıdır.) “Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.” (Matta 24:35)

Pek çok kişi Tanrı’nın Sözü’ne karşı savaşmayı dener, çünkü Tanrı sözü, yüreklerinin gerçek durumunu açığa çıkartmaktadır. Tanrı’nın, Kendi Sözü hakkında neler söylediğini dinleyin: Tanrı’nın Sözü diri ve etkilidir. İki ağızlı kılıçtan daha keskindir. Can ile ruhu, ilik ile eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler, yüreğin düşüncelerini, amaçlarını yargılar. (İbraniler 4:12)

Evet, Tanrı’nın Sözü, diri ve etkilidir; yüreğe konuşur. Kutsal Yazılar, dünyada mevcut olan en eski yazı koleksiyonudurlar, ama yine de her insan için uygundurlar. Hiç bir şey Tanrı’nın Sözü kadar önemli değildir. Ancak yine de Tanrı Sözü, pirinç ve balığa benzer (ceebu jën: Senegal’in ulusal yemeği) Hepimiz pirinç ve balığın lezzetli yiyecekler olduklarını ve beden için yarar sağladıklarını kabul ederiz. Ama ben bu yiyecekleri yemediğim sürece bana hiç bir yarar sağlamazlar. Pirinci ve balığı yemem gerekir. Aynı şekilde eğer ondan yararlanmak istiyorsam, yüreğimi besleyen Tanrı Sözü’nden alarak yemeliyim. Tanrı’nın, “insan yalnız ekmek ile yaşamaz, ama Tanrı’nın ağzından çıkan her bir söz ile yaşar” (Matta 4:4) demesinin nedeni budur. Doyurulacak olanlar yalnızca, “doğruluğa acıkıp susayanlardır (Matta 5:6). Tanrı’nın Sözü’ne acıkıyor musunuz? Tanrı Sözü, yiyecek, hem de en lezzetli yiyecektir. Bu yiyecek bedeninizi beslemez, ama yüreğinizi ve canınızı besler.

Tanrı’dan korkan ve O’nun Sözü’ne saygı duyan sizlere hitap ediyoruz: Doğruluk Yolu programını düzenli olarak izlemek için ciddi bir çaba gösterin. Böyle yaptığınız zaman Tanrı’nın eski zamanlarda peygamberleri aracılığı ile neler söylediği hakkındaki bilginizi çoğaltacak ve Kutsal Olan Tanrı’nın önünde nasıl doğru kılınabileceğinizi öğreneceksiniz. Tanrı konuştu- ve Tanrı sizinle konuşmak istiyor!

Bugün sizlerden ayrılmadan önce, açıklığa kavuşturmamız gereken bir şey daha var: yayınladığımız bu programlarda Tanrı’nın peygamberlerinin yazdıklarında bulunanların dışında herhangi bir şeye ya da herhangi bir kimseye güvenmeyeceğiz. Bu programları hazırlayan bizler, Tanrı’nın Kutsal Yazılarda bildirmiş olduğu Tanrı Gerçeğinin dışında hiçbir şey bilmiyoruz. Zekeriya’nın oğlu Yahya peygamberin Müjde’de (İncil) ilan ettiği gerçektir: “İnsan kendisine gökten verilmedikçe hiç bir şey alamaz.” (Yuhanna 3:27) Kendi bilgimize güvenmek için cesaretimiz yoktur. Güvenip dayandığımız yalnızca Tanrı’nın Sözü’dür. Arzumuz, Tanrı’nın, peygamberleri aracılığı ile ilan etmiş olduğunu duyurmaktır.

Tanrı’nın, peygamberlerin Yazılarında ne söylediğini biliyor musunuz? Siz de Tanrı’nın Sözü’ne ve gerçek doğruluğa acıkıp susayanlardan mısınız? Tanrı, Kutsal Sözü’nde Tanrı Kendisini ve O’nun doğru kurtarış yolunu açıkladı. Tanrı’nın ne söylediğini gerçekten anlayabilmeniz için sizi bizimle birlikte Doğruluk Yolu’ndaki Kutsal Yazıları incelemeye davet ediyoruz. Tanrı’nın Sözü bize şöyle der: “Önceden ne yazıldıysa, bize öğretmek için sabır ile ve Kutsal Yazıların verdiği cesaret ile umudumuz olsun diye yazıldı.” (Romalılar 15:4)

Hepimizin kesinlikle emin olmamız gereken şudur: Tanrı konuştu ve O herkesin dinlemesini ve yaşamasını istiyor. Yaşlı ve genç, erkek ve kadın, zengin ve yoksul,, Tanrı her birinize şöyle diyor: “Kulak verin! Bana gelin. Dinleyin ki, yaşayasınız.” (Yeşaya 55:3)

Dostlar, dinlediğiniz için teşekkürler. Tanrı isterse, bundan sonraki programımızda, “Tanrı nasıl Biridir?” konusunu işleyen ikinci dersimizi sunacağız. Eğer bu günkü programda dinlediğiniz konular hakkında sorularınız olursa, size Doğruluk Yolu programına yazmanız için çağrıda bulunuyoruz, (TWOR@iname.com)...

Tanrı’nın sizi çağırdığı bu büyük davet üzerinde derin düşünürken Tanrı sizi bereketlesin:

“Kulak verin! Bana gelin. Dinleyin ki, yaşayasınız!” (Yeşaya 55:3)

2. Tanrı Nasıl Biridir?

Tanrı Nasıl Biridir?

What Is God Like?

Yaratılış 1

Dinleyici dostlarımız, size esenlik olsun. Sizi, ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini ve O’nun ile sonsuza kadar gerçek esenliğe sahip olmanızı isteyen esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile selamlıyoruz. Bugün Doğruluk Yolu  adlı programınızı sunmak üzere tekrar bir arada olabildiğimiz için mutluyuz.

Bu programlarda, bir bir Tanrı’nın peygamberlerinin öykülerini anlatacağız. Aynı zamanda peygamberlerin yazdıkları Kutsal Yazıları incelemeyi de planlıyoruz. Bu Kutsal Yazılar insanların O’nun önünde doğru sayılabilmeleri için Tanrı’nın buyurduğu doğruluk yolunu ilan ederler.

İlk programımızda, peygamberlerin Yazıları hakkında konuştuk. Kutsal Yazıları yazan pek çok peygamber olduğunu öğrendik, ama yalnızca tek bir Yazar vardır: Bu Yazar, Tanrı’dır. Son dersimizde, sizi önemli bir düşünce ile baş başa bıraktık. Bu düşünce şuydu: Tanrı konuştu! Tanrı, insanlığa peygamberler aracılığı ile konuştu ve O, her birimizin O’nu dinlememiz istiyor. Tanrı, bize peygamberlerin Yazıları aracılığı ile konuşmak istiyor. Tanrı asla değişmez, Sözü de öyle. Tanrı, her kuşakta Sözü’nü korumuştur. “Kutsal Yazı geçerliliğini yitirmez.” (Yuhanna 10:35) “Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrı’nın Sözü sonsuz dek yaşar.” (1.Yuhanna 2:17; 1.Petrus 1:25) Kutsal Yazıların söylediği budur.

Bugün, Kutsal Yazılardaki ilk kısma başlayacağız. Bu kısım Tevrat (ya da Eski Antlaşma’nın ilk beş kitabı) olarak adlandırılır. Tanrı, bu itabı adı Musa olan bir adamın zihnine yerleştirdi. Tanrı Musa’ya ne yazacağını söyledi ve Musa da Tanrı’nın söylediğini yazdı. Musa’nın zamanından bu yana yaklaşık üç bin beş yüz yıl geçti. Tevrat beş kitaptan ya da beş bölümden oluşur. Birinci bölüm, Yaratılış (Wolof dilinde Başlangıç olarak bilinir. ) Yaratılış kitabında eli bölüm bulunur. İlk kitap Yaratılış (Başlangıç) olarak adlandırılır, çünkü bu kitap bize başlangıçta neler olduğunu anlatır.

Tevrat’ın ilk kitabını çok iyi bilmemiz bizim için çok önemlidir, çünkü bu kitap Tanrı’nın atığı bir temeldir, öyle ki daha sonraki peygamberlerin diğer kitaplarında Tanrı’nın ne söylediğini anlayabilelim. Bu kitabı çalışırken, pek çok önemli gerçek hakkındaki bilgimizi derinleştireceğiz. Tanrı ve O’nun nasıl biri olduğu hakkında bilgi edineceğiz. Melekler ve Şeytan, gökler ve yeryüzü, hayvanlar ve insan hakkında çalışmalar yapacağız. Günahın dünyaya nasıl girdiğini ve kendisi ile birlikte dünyaya nasıl büyük yıkım ve acı getirdiğini göreceğiz. Ancak yine de aynı zamanda günahkarların Tanrı’ya dönebilmeleri ve O’nun ile harika bir ilişkiye sahip olabilmeleri için Rab Tanrı’nın sağladığı kurtuluş yolunu da özenli bir şekilde inceleyeceğiz. İlk öykülerde, ilk insanları, ilk günahı ve ilk katili göreceğiz. İlk sahte dinleri, ilk peygamberleri ve ilk ulusları okuyacağız. Adem ve Havva, Kayin ve Habil, Nuh ve tufan, Tanrı’nın peygamberi İbrahim ve İbrahim’in neden Tanrı’nın dostu olarak adlandırıldığını anlatan öykülere bakacağız. İsmail ve İshak’ı, Esav ve Yakup’u, Yusuf’u ve kötü kardeşlerini göreceğiz. Tevrat’ın ilk kitabı tüm bunları ve bunlardan daha da fazlasını içerir.

Dostlarımız, bu nedenle şimdi sizden programı özenle dinlemenizi istiyoruz, çünkü peygamberlerin Kutsal Yazılarını kronolojik olarak inceleme zamanımız başlıyor. Tevrat’ın ilk kitabının birinci bölümünün ilk ayetinde şu cümleyi okuruz: “Başlangıçta Tanrı yeri ve göğü yarattı.” (Yaratılış 1:1) Dersimize, Kutsal Yazılarda başlamamız gereken yer burasıdır, çünkü Tanrı’nın Kendisinin kitabına başladığı yer burasıdır: “Başlangıçta Tanrı yeri ve göğü yarattı.”

Bu ayette, üzerinde düşünmemiz gereken bir konu mevcuttur. Tanrı, yeri ve göğü yaratmadan önce ne vardı? Dünya var olmadan önce ne vardı? Kutsal Yazılar bize Tanrı’nın dışında hiç bir şeyin var olmadığını gösterirler. Ayet bu nedenle, “Başlangıçta Tanrı…” cümlesi ile başlar. Görebildiğimiz ve dokunabildiğimiz her şey bir başlangıca sahiptir. Böylece, çok çok uzun zaman önce, yerin, göğün, okyanusların ve ağaçların bulunmadığı bir zaman vardı. Başlangıçta tanrı yeri ve göğü yaratmadan önce, güneş, ay ve yıldızlar yoktu. Başlangıçta, insanlar ya da melekler yoktu. Bugün bizim bildiğimiz hiç bir şeyin var olmadığı bir zaman vardı – Tanrı’nın dışında hiç bir şeyin var olmadığı bir zaman.

Kutsal Yazıların ilk kitabının ilk ayetinde, “Başlangıçta Tanrı yeri ve göğü yarattı” cümlesini okumamızın nedeni budur. Kutsal Yazılar şöyle demezler: Başlangıçta Tanrı ve melekler” ya da “Başlangıçta Tanrı ve insanlar” hayır, Kutsal Yazılar bize yalnızca şöyle der: “Başlangıçta Tanrı..” Başlangıçta, henüz hiç bir şey var olmadığında, melekler ya da insanlar var olmadan önce..yaşayan yalnızca tek Biri vardı. Bu biri, Tanrı’dır!

Dünyamızda bazı kişiler şöyle der: “Tanrı’yı göremiyorum, bu yüzden Tanrı yoktur.” Tanrı’nın var olduğunu inkar eden bu kişilere birkaç soru sormak isteriz. Hiç, bir atom gördünüz mü? Ya da içinize çektiğiniz oksijeni? Rüzgarı gördünüz mü? Rüzgarı göremezsiniz, ama yine de rüzgarın var olduğunu bilirsiniz, çünkü rüzgarın yaptıklarını görebilirsiniz. Rüzgarın hareket ettirdiği ağaçları görebilirsiniz, ama rüzgarın kendisini hiç kimse göremez. Rüzgarı elinizde tutamazsınız, ama onun serinletici esintisini hissedebilirsiniz. Aynı durum Tanrı için de geçerlidir. Tanrı’yı göremeyiz, çünkü Tanrı insan gözü ile görülemez. Ama yine de, Tanrı’nın var olduğunu biliriz, çünkü Tanrı’nın yarattıklarını görürüz. Kutsal Yazılar şöyle der: “Tanrı’nın görünmeyen nitelikleri – sonsuz gücü ve Tanrılığı – dünya yaratılalı beri O’nun yaptıkları ile anlaşılmakta, açıkça görülmektedir. Bu nedenle, özürleri yoktur.” (Romalılar 1:20)

Tevrat’ın ilk ayetinden öğrenebileceğimiz bir başka konu ise şudur: Tanrı’nın başlangıcı yoktur. Tanrı, başlangıçta yaratılmadı. Tanrı, Sonsuzluğun Rabbi’dir. Burada yeryüzünde bildiğimiz ve gördüğümüz her şey bir başlangıca sahipti. Ama Tanrı’nın başlangıcı yoktu. O’nun orijini yoktur. O’nun eşi benzeri yoktur. Başlangıçta var olan yalnız O’ydu. O’nu hiç kimse dünyaya getirmedi. O’nu hiç kimse yaratmadı ve O Kendini yaratmadı. Kutsal Yazılarda, “Başlangıçta Tanrı cümlesinin okumamızın nedeni budur. Yalnızca O’nun başlangıcı yoktur. O, her zaman var Olan ve sonsuza kadar Yaşayan’dır. O’nun adı Rab’dir (Wolof dilinde: Sonsuz Olan) O, bugün nasılsa, dün de aynıydı. Dün nasılsa, O, sonsuza kadar yine aynı olacak. Tanrı asla değişmez.

“Başlangıçta Tanrı yeri ve göğü yarattı” diyen bu ayetten öğrenebileceğimiz bir başka şey daha vardır; o da şudur: Tanrı büyüktür! Her şeyi yaratan Tanrı, her şeyden ve herkesten daha büyüktür. O, Yaratılışın Rabbidir. Gerçekten tüm yüreğimiz ile “Allahü Ekber” (Arapça: Tanrı daha büyüktür!) diye ilan edebiliriz. Tanrı büyüktür. Eşi benzeri yoktur. Tanrı, dünyadaki her şeyden, okyanustan, rüzgardan, güneşten ve yıldızlardan daha büyüktür. Tüm ruhlardan ve insanlardan daha bilge ve daha güçlüdür. O, sonsuza kadar yüceliğe layıktır! Nasıl bir evi inşa eden kişi, o evden daha önemliyse, Tanrı da her şeyden üstündür, çünkü her şeyi O yarattı. Tanrı büyüktür! O, Kendi gücü aracılığı ile yaşar. Hiç bir şeye bağımlı değildir. Hiç kimseye bağımlı değildir. Tanrı her şeyden daha büyüktür. O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Hiç kimseye ihtiyacı yoktur. O, En Yüce Olan’dır!

Biz insanların ihtiyaçları pek çoktur. Her gün soluk almamız, uyumamız, yememiz ve içmemiz gerekir. Güneşe, yağmura, yiyecek ve suya, giysilere ve içinde yaşayacağımız bir eve, babaya ve anneye, dostlara ve paraya ve daha başka pek çok şeye ihtiyaç duyarız. İhtiyaçlarımız ne kadar da çoktur! Ancak, her şeyi yaratan Tanrı’nın hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. O, acıkmaz ve susamaz. Hiç bir zaman yorulmaz. İnsanlar gibi bir bedene sahip değildir. O’nun sınırları yoktur. O’nun sonu yoktur. O, Sonsuz Tanrı’dır. O, Her Şeye Gücü Yeten’dir.

Şimdi önemli bir soru ile karşı karşıyayız. Eğer Tanrı bir insan gibi değilse ve bizlerinki gibi bir bedeni yoksa, Tanrı nasıldır? Kutsal yazılar bu soruya çok açık bir yanıt ile karşılık verirler. Ayet şöyle der: “Tanrı ruhtur. Ve O’na tapınanlar ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar.” (Yuhanna 4:24) Tanrı nasıldır? Tanrı, ruhtur. İnsan beden ve ruhtur, ama Tanrı yalnızca ruhtur. Tanrı’nın Ruhu’nun hiçbir sınırı yoktur. O, her yerdedir. Tanrı, her şeyin ve herkesin üstündedir. O, her şeyi doldurur. Her şeyi görür. Tanrı için gece ve gündüz aynıdır. Eğer odanızda saklanıyorsanız, Tanrı oradadır ve sizi görür. Tanrı her şeyi bilir. O, düşüncelerinizi ve yüreğinizin niyetlerini bilir. Tanrı büyüktür!

O zaman Tanrı nasıl Biri’dir? Belki bugün incelediğimiz konuları şu şekilde özetleyebiliriz: Tanrı hiç kimseye benzemez.  Tanrı Tanrı’dır ve eşi ve benzeri yoktur. Doğruluk Yolu programınızın gelecekteki derslerinde Tanrı’nın karakteri hakkındaki anlayışımızı çoğaltacağız. Kutsal Yazılarda Tanrı’nın yüzlerce ve yüzlerce ismi vardır. O, Rab’dir. En Yüce Olan. Her Şeye Gücü Yeten. Yaratıcı. Yaşam Önderi. Işık. Adil Olan. Kutsal Olan. Merhametli Olan. Sevgi Tanrısı. O, diri ve gerçek Tanrı’dır!

Başlangıçta yeri ve göğü yaratan Tanrı, gerçekten Büyük Olan’dır. Kutsal Yazılar O’nun hakkında şöyle yazar:

“Tanrı’nın zenginliği ne büyük, bilgeliği ve bilgisi ne derindir! O’nun yargıları ne denli akıl ermez, yolları ne denli anlaşılmazdır! Her şeyin kaynağı O’dur; her şey O’nun aracılığı ile ve O’nun için var oldu. O’na sonsuza dek yücelik olsun! Amin.” (Romalılar 11:33, 36) “Mübarek ve tek Hükümdar, kralların Kralı, rablerin Rabbi, ölümsüzlüğün tek sahibi, yaklaşılmaz ışıkta yaşayan, hiç bir insanın görmediği ve göremeyeceği Tanrı! Onur ve kudret sonsuza dek O’nun olsun! Amin.” (1.Timoteos 6:15, 16)

Bir başka bölümde, Tanrı’nın peygamberi Musa, Tanrı’yı güzel bir şarkının şu sözleri ile över: “Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı, Senin işlerin büyük ve şaşılası işlerdir. Ey ulusların Kralı, Senin yolların doğru ve adildir. Ya Rab, senden kim korkmaz? Adını kim yüceltmez? Çünkü kutsal Olan yalnız sensin.” (Vahiy 15:3, 4) Tanrı’nın büyüklüğü sınırsızdır! “Başlangıçta Tanrı!” cümlesinin Tanrı Sözü’nün ilk ayeti olarak bize öğrettiği budur.

Evet dostlar, bugün işittiğimiz gerçeği zihinlerimizde koruyalım: “Başlangıçta Tanrı” Başlangıçta yalnızca Tanrı vardı ve bu nedenle yalnızca Tanrı öbür dünyada ne olacağı hakkındaki gerçeği bize açıklayabilir. Ve yalnızca Tanrı Kendisi hakkındaki gerçeği bize açıklayabilir.

Evet, bazı kişilerin şöyle dediklerini biliyoruz: “Tanrı’yı ya da öbür dünyada ne olacağını hiç kimse bilemez!” ama her şeye rağmen Peygamberlerin Yazıları bize, Tanrı’yı tanıyabileceğimizi ve sonsuzluğu nerede geçireceğimizi bilebileceğimizi söylerler. Çünkü Tanrı Sözü’nde şunlar yazılıdır:

“Sonsuz yaşama sahip olduğunuzu bilesiniz diye size bunları yazdım!” (1.Yuhanna 5:13, 20) “Tanrı’nın kendisini sevenler için hazırladıklarını hiç bir göz görmedi, hiç bir kulak duymadı, hiç bir insan yüreği kavramadı. Oysa Tanrı Ruh’u aracılığı ile bize bunları açıkladı. Çünkü Ruh her şeyi, Tanrı’nın derin düşüncelerini bile araştırır.” (1.Korintliler 2:9, 10)

Bugün bizi dinlemekte olan sizler, Tanrı’yı kişisel olarak tanıyor musunuz? Yoksa O, sizin için yalnızca uzakta bulunan ve bilinemeyen büyük Yaratıcı mıdır? Sevgili dostlar, Tanrı sizin O’nu tanımanızı ve O’nun ile sonsuza kadar yaşamanızı istiyor! Peygamberlerin Yazıları bize Tanrı ile nasıl harika ve yakın bir ilişkiye sahip olabileceğimizi öğretirler. Ama yine de bizler de Tanrı’nın bize söylediklerine kulaklarımızı, zihinlerimizi ve yüreklerimizi açmalıyız. Tanrı’nın, Kutsal Sözü’nde ne söylediğine kulak verin: “Ey dünyanın dört bucağındakiler! Bana dönün kurtulursunuz. Çünkü Tanrı Ben’im, başkası yok!”  (Yeşaya 45:22)

Bugün bizim ile birlikte olduğunuz için teşekkürler. Tanrı isterse, bir sonraki programımızda size çekici gelecek bir konu inceleyeceğiz: melekler ve Şeytan. Meleklerin ve Şeytan’ın nereden geldikleri hakkındaki gerçek öyküyü biliyor musunuz?

Kutsal Yazılarda söylenen şu ayetin üzerinde düşünürken, Tanrı sizi bereketlesin:

“Tanrı ruhtur. O’na tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar.” (Yuhanna 4:24)

3. Şeytan ve Melekler

Şeytan ve Melekler

Satan And The Angels

Yeşaya 14; Hezekiel 28

Dinleyici dostlarımız, sizlere esenlik olsun. Sizi, ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu doğruluk yoluna boyun eğmesini ve O’nun ile sonsuza kadar esenlik içinde yaşamasını isteyen esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile selamlıyoruz. Bugün Doğruluk Yolu programınızı sunmak üzere sizler ile tekrar beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Son programımızda, “Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı”  (Yaratılış 1:1) diyen Kutsal Yazılardaki ilk ayeti okuduk. Tanrı’nın dışında her şeyin bir başlangıca sahip olduğunu gördük. Başlangıçta, ortada henüz hiçbir şey yokken, yalnızca Biri yaşıyordu. Bu Biri, Tanrı’ydı. Başlangıçta var Olan yalnızca O’ydu. Tanrı, Sonsuzluğun Rabbidir. Tanrı büyüktür ve eşi benzeri yoktur! O’nun başlangıcı ve sonu yoktur. O, hiç bir şeye ihtiyaç duymaz. O, sınırlı değildir. Tanrı ruhtur ve her an her yerde bulunabilir. O, her şeyin ve herkesin üstündedir. O her şeyi doldurur. O, her şeyi görür. Her şeyi bilir. O, eşsizdir. Tanrı büyüktür! Bu nedenle, Kutsal Yazılar şöyle der: “O, ölümsüzlüğün tek sahibidir, yaklaşılmaz ışıkta yaşar. O’nu hiçbir insan görmedi ve göremez. Onur ve kudret sonsuza dek O’nun olsun! Amin.”  (1.Timoteos 6:16)

Bugün, Peygamberlerin Yazılarındaki üçüncü dersimize başlıyoruz. Amacımız, Tanrı Sözü’nün melekler ve Şeytan hakkında neler öğrettiğini incelemektir. Meleklerin nereden geldiklerini biliyor musunuz? Ya da Şeytan’ın ve cinlerin nereden geldikleri hakkında bir fikriniz var mı? Eğer Tanrı bu konuları bize anlatmamış olsaydı, bu tür konular ile ilgili bilgiye sahip olamazdık. Ama Tanrı bu konuları Sözü’nde bize anlatır. Bu nedenle, melekler ve Şeytan ile ilgili gerçeği bilebilmemiz için Kutsal Yazıları şimdi özenle inceleyelim.

Doğruluk Yolu programında Peygamberlerin Yazılarını baştan sona incelediğimiz kronolojik bir çalışma yaptığımızı size hatırlatmak isteriz. Bu nedenle son program yayınımızda Tanrı’nın Kendisi hakkında inceleme yaptık, çünkü başlangıçta var Olan, Tanrı’dır. Ve Tanrı isterse, bir sonraki dersimizde Tanrı’nın, dünyayı ve dünyanın içinde bulunan her şeyi nasıl yarattığını açıklayan öyküyü anlatacağız. Ancak yine de Tanrı, insanları ve içinde yaşadığımız dünyayı yaratmadan önce, ilk olarak yarattığı bir başka şey vardı: melekler.

Tanrı Sözü bize melekler hakkında çok şey anlatır. Bugün, bu yaratılmış varlıklar ile ilgili daha önemli gerçekleri özetlemeye çalışacağız. Tanrı’nın Sözü, bize ruh olan Tanrı’nın, çok, ama çok uzun zaman önce melekler olarak adlandırılan başka pek çok ruhlar yaratmış olduğunu bildirir. Kutsal Yazılar şöyle der: “(Bütün melekler ruhlardır.)” (İbraniler 1:14) “(Tanrı), meleklerini rüzgar, hizmetkarlarını ateş alevi yapar.” (İbraniler 1:7) Böylece Kutsal Yazılar bize, meleklerin, Tanrı gibi ruh olduklarını öğretir. Meleklerin biçimleri rüzgar ve aeş ile karşılaştırılır. Rüzgarı göremeyiz. Ateşe hiç kimse dokunamaz. Tanrı’nın melekleri için de durum aynıdır. Tanrı, melekleri bizim sahip olduğumuz bedenler ile yaratmadı. Biz insanlar beden ve ruh ile yaratıldık. Ama melekler yalnızca ruhtan ibarettirler. Onları göremeyişimizin nedeni budur.

Tanrı, kaç tane melek yarattı? Kutsal Yazılar bu konu hakkında ne söyler? Kutsal Yazılar, Tanrı’nın hiç kimsenin sayamayacağı kadar çok sayıda ruhlar yarattığını bildirirler. Yücelerde, Tanrı’nın huzurunda, “ sayıları binlerce binler, on binlerce on binler olan” çok sayıda melek vardır. (Vahiy 5:11) Rabbimiz Tanrı büyüktür! Hiç bir sınırı olmayan Tanrı, Kendisi için sayıları binlerce binlerden oluşan güzel, iyi, ve bilge melekler yarattı. Kutsal Yazılar bize, Tanrı’nın meleklerinin büyük güce sahip olduklarını söyler. Melekler bizden çok daha güçlüdürler. Ama yine de tüm yaratıklar gibi, onlar da sınırlı varlıklardır. Her şeye güçleri yetmez. Melekler aynı anda her yerde olamazlar ve her şeyi bilmezler. Onlar yalnızca yaratıktır. Yalnızca Tek Biri sınır tanımaz. O Biri, Tanrı’dır.

Melekler hakkında anlamamız gereken bir başka konu da şudur: Tanrı melekleri yarattığı zaman, onlar kutsal yaratıklardı, meleklerin hepsi kutsaldı. Başlangıçta kötü melek yoktu Başlangıçta, Şeytan (Kur’an’da/Arapça: “İblis”) henüz var olmamıştı. Kötü hiç bir ruh yoktu. Tanrı, hiç bir kötü melek yaratmadı. Bu gerçeği aklımızda tutmalıyız: Tanrı, bir şeyin dışında her şeyi yapabilir. Tanrı, kötü olanı yapamaz. Bu gerçeği unutmayalım. Tanrı kötü olan bir şey yaratamaz, çünkü Tanrı mutlak iyidir. Tanrı hata yapamaz, çünkü O mükemmeldir. Günah, O’ndan gelemez, çünkü O saf ve kutsaldır. Tanrı’nın düşündüğü, söylediği ve yaptığı her şey, iyi ve mükemmeldir. İşte Kutsal Yazılar bu nedenle şöyle der: “Tanrı kötülük ile ayartılmadığı gibi kendisi de kimseyi ayartmaz.”  (Yakup 1:13) Peki ama o zaman kötü nereden gelir? Bu soruya Tanrı’nın verdiği yanıtı biraz sonra göreceğiz. Ama önce, melekler hakkında bilmemiz gereken bir başka şey var.

Tanrı melekleri neden yarattı? Kutsal Yazılar bize Tanrı’nın, melekleri cennetin sevinci içinde sonsuza kadar O’nu sevmek, O’nu övmek ve O’na hizmet etmek üzere Tanrı ile birlikte olabilmeleri için yaratığını öğretir. Tanrı, onlara, onların hepsine sahipti, çünkü onları O yarattı. Meleklerin hepsi, ay, güneş ve yıldızların çok ötesinde bulunan, Tanrı’nın yücelerdeki “evi” olan cennette konut kurdular. Tanrı’nın konut kurduğu özel bir yerin bulunduğunu biliyor muydunuz? Evet, son dersimizde Tanrı’nın her yerde bulunduğu öğrendiğimiz doğrudur. Ama yine de Kutsal Yazılar bize aynı zamanda evrende Tanrı’nın yaşadığı ve yüceliğinin tamamını sergilediği kutsal, ışık ve güzellik ile dolu, harika bir yerin bulunduğunu da öğretirler. Bu yer, Tanrı’nın peygamberlerinin Tanrı’nın Huzuru ya da Gökler ya da Cennet olarak adlandırdıkları yerdir. Tanrı burada kutsal melekleri ile birlikte konut kurmuştur.

Melekler hakkında bilmemiz gereken bir başka şey de şudur: meleklerin hepsi aynı değildirler. Bazı melekler diğerlerinden daha güzel ve daha bilgedir. Bazı melekler Tanrı’nın göklerdeki tahtının çevresinde dururlar. Diğer melekler ise insanlara yardım eder ve onları korurlar. Cebrail ve Mikail gibi diğer melekler Tanrı’nın huzurunda dururlar ve yeryüzünde özel görevler yerine getirmek için gönderilirler.

Bazı melekler diğerlerini idare ederler. Daha önce hiç, Lüsifer adını duydunuz mu? Tanrı Sözü bize Lüsifer’in bir zamanlar tüm meleklerin yöneticisi olduğunu bildirir. Eğer Lüsifer’in öyküsünü biliyorsanız, o zaman Şeytan’ın nereden geldiğini de biliyorsunuz demektir.

Kutsal yazılar bize, Tanrı ilk kez melekleri yarattığı zaman Lüsifer’in tüm meleklerin en güzeli, en güçlüsü, ve en bilgesi olduğunu anlatır. Lüsifer’in anlamı, ‘parlayan’dır. Lüsifer, bilgi, bilgelik, güç ve yetkide diğer tüm meleklerden üstündü. Tanrı, ona ölçüsüz bir güzellik ve zeka vermişti. Lüsifer, Tanrı’ya tapınmalı, O’nu sevmeli ve O’na sonsuza kadar itaat etmeliydi, çünkü onu Tanrı yaratmış ve çok bereketlemişti. Ama bütün bunlara rağmen, Peygamberlerin Yazılarında Lüsifer’in bir gün Tanrı’ya saygısızlık gösterdiğini ve yüreğinin gurur ile dolduğunu okuruz. Lüsifer, yüreğinde şöyle dedi: “Göklere çıkacağım, tahtı Tanrı’nın yıldızlarından daha yükseğe koyacağım, İlahların toplandığı dağda, Safon’un doruğunda oturacağım, bulutların üstüne çıkacağım, kendimi Yüceler Yücesi (Tanrı) ile eşit kılacağım. (Yeşaya 14:13, 14)

İnanılmaz bir şey! Tanrı’nın, kendisine vermiş olduğundan başka hiçbir şeye sahip olmayan Lüsifer, En Yüce Olan’ın, Tanrı’nın yüceliğini çalmak istedi! Ve Tanrı’ya baş kaldıran yalnızca Lüsifer olmadı, aynı zamanda göklerde bulunan meleklerin üçte biri de Rab Tanrı’ya sırt çevirmeyi seçtiler ve günah işleyen Lüsifer’in günahını izlemeye karar verdiler. (bakınız Vahiy 12:4)

Tanrı, ne olursa olsun Tanrı’dır, ve Lüsifer ve meleklerinin yapmaya niyetlendikleri her şeyi biliyordu. Daha önce son dersimizde öğrenmiş olduğumuz gibi, Tanrı’nın önünde hiç kimse gizli bir şey yapamaz, çünkü Tanrı her olayı, o olay gerçekleşmeden önce bilir! Tanrı, Lüsifer’in ve onu izleyen meleklerin yüreklerindeki günahı gördü.

Ve o zaman ne oldu? Tanrı ne yaptı? Tanrı, Kendisine karşı baş kaldıran Lüsifer’e, Kendi Yerini alması için izin verecek miydi? Tanrı günaha göz yumabilir miydi? Tanrı, gurur ve isyan günahı ile birlikte yaşayabilir miydi? Asla! Peygamberlerin Yazıları bize tanrı’nın, Tanrımız’ın kutsal olduğunu ve kötüye bakamayacağını öğretir. Tanrı, günahı hoş göremez. O, Yüceliğini bir başkasına vermeyecektir. Tanrı eşsizdir; O’nun yerini hiç kimse alamaz! Bu nedenle, Kutsal Yazılar, Tanrı’nın Lüsifer’i ve onu kötü meleklerini huzurundan attığını bildirirler. Lüsifer ve onu izleyenler, artık göklerde, Tanrı’nın evinde yaşayamazlardı, çünkü Tanrı’nın yerini almak isteyerek günah işlemişlerdi. Tanrı’nın Lüsifer’i ve onun kötü meleklerini huzurundan kovmasının nedeni buydu. Kutsal olan Tanrı, Kendisine karşı isyan eden herkesi yargılamak ve cezalandırmak zorundadır.

Lüsifer günah işledikten sonra, adı değiştirildi. Artık adı, “parlayan” anlamına gelen Lüsifer değil, Şeytan’dı. Şeytan, Düşman/Muhalif  anlamına gelir. Lüsifer, Tanrı’nın düşmanı olmuştu. Ve bildiğiniz gibi Şeytan ve onun melekleri, Tanrı’yı ve iyi olan her şeyi hala reddederler. Tanrı’nın sözü’nü kabul etmez ve onu inkar ederler. Şeytan, Tanrı’ya karşı savaşır ve O’nun planlarını yok etmeye ve engellemeye çalışır. Her şeye rağmen Tanrı, büyük Yargıç’tır ve hiç kimse O’nu yenilgiye uğratamaz!” Bir yumurta bir kaya ile güreşmemelidir!” (Wolof atasözü) (Türkçe’deki karşılığı: “İnsan, başından büyük işlere girişmemelidir.”)

Kutsal Yazılar, bize, Şeytan’ın henüz ateşte (cehennemde) olmadığını öğretirler. Tanrı’nın Sözü, bize Tanrı’nın Şeytan’ı ve meleklerini kovduktan sonra onlar için, hiçbir zaman tükenmeyecek olan cehennem ateşlerini yarattığını söyler. Tanrı’nın, Şeytan’ı, meleklerini ve onları izleyen herkesi bu ateşe atacağı bir gün gelecektir. Bu nedenle, şöyle yazılmıştır: “Gece gündüz, sonsuzlara dek işkence çekeceklerdir.” (Vahiy 20:10)

Her şeye rağmen Kutsal Yazılar bize Şeytan’ın henüz ateşte (cehennemde) olmadığını öğretirler. Tanrı Sözü, Şeytan’ın dünyada olduğunu ve Tanrı’ya karşı savaştığını söyler. O, Yok Edicidir. Tanrı’nın işini mahvetmek ister. Şeytan, Tanrı’nın yarattığı insanların mahvolmalarını ve kendisi ile birlikte cehenneme gitmelerini ister. Tanrı’nın sözü, insanların çoğunun Şeytan’ın kontrolü altında olduklarını, ama bunu bilmediklerini söyler, çünkü Şeytan, Aldatan’dır. Bu nedenle, Kutsal Yazılar şöyle der: “Şeytan kendisine ışık meleği süsü verir.” (2.Korintliler 11:14) İnsanların, Tanrı’nın Sözü’ne dikkatlerini vermemeleri için onları aldatmaya çalışır. Tanrı’nın peygamberlerinden birinin, “ayık ve uyanık olun! Düşmanınız İblis, kükreyen aslan gibi yutacak birini arayarak dolaşıyor.”  (1.Petrus 5:8) Dikkatli olun! Şeytan sizi sonsuza kadar mahvetmek istiyor!

Ama Tanrı’ya övgüler olsun! Tanrı, Şeytan’ın gücünden kaçabilmemiz için bize Sözü’nü vermiştir. Kutsal Yazılar şöyle der: Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacaktır!”  (Yuhanna 8:32) Şeytan’ın korkunç hilelerinden sizi özgür kılabilecek olan gerçeği biliyor musunuz? Şunu unutmayalım: Şeytan, bizlerden daha bilgedir. Ama Tanrı Şeytan’dan daha bilgedir. Şeytan, bizden daha güçlüdür. Ama Tanrı Şeytan’dan daha güçlüdür. Sizi Şeytan’ın gücünden kurtarabilecek olan Gerçeğin Sözü’nü biliyor musunuz? Pek çok kişi, Tanrı’nın Gerçeğini işitmekten hoşlanmaz. İnsanlar gerçeği dinlemeyi neden reddederler? Çünkü Şeytan onları aldatmaktadır. Şeytan, insanları gerçek olmayana inanmaları için teşvik eder. Doğruyu söylemek gerekirse, gerçeği işitmek her zaman hoş olmayabilir. “Gerçek acı bir biberdir.” (Wolof atasözü) (Türkçe’deki karşılığı: “Doğru söz acıdır.”) Her şeye rağmen, Tanrı’nın Sözü’nün gerçeğini biliyor ve buna inanıyorsanız, Şeytan’ın gücünden özgür kılınacaksınız. Tanrı’nın gerçeği, insanları Şeytan’ın yalanlarından özgür kılabilir. Ama gerçeği bilmeniz ve ona inanmanız gerekir!

Tanrı Sözü’nün ne dediğine kulak verelim: “Sevgili kardeşlerim, her ruha inanmayın, Tanrı’dan olup olmadıklarını anlamak için ruhları sınayın. Çünkü bir çok sahte peygamber dünyanın her yanına yayılmış bulunuyor.” (1.Yuhanna 4:1) “Peygamberlik sözlerini küçümsemeyin. Her şeyi sınayın. İyi olana sımsıkı tutunun. Her çeşit kötülükten kaçının.” (1.Selanikliler 5:20-22) Tanrı’nın peygamberlerinin ne yazdıklarını gerçekten biliyor musunuz? Gerçeğin Sözü’nü anlıyor musunuz? Gerçeğin Sözü’ne yüreğinizde inanıyor musunuz?

Dostlar, dinlediğiniz için teşekkürler. Bir sonraki yayınımızda, Tanrı’nın dünyayı nasıl yarattığını birlikte inceleyeceğiz. Sizi bu programımıza katılmaya davet ediyoruz. Bugün çalıştığımız konulardan herhangi biri hakkında sorularınız olursa, bize yazın; Doğruluk Yolu (TWOR@iname.com)...

Tekrar sizinle birlikte olmayı dört gözle bekliyoruz. Tanrı, Sözü’nde ifade ettiği harika vaat üzerinde düşünürken sizi bereketlesin,

“Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak.” (Yuhanna 8:32)

4. Tanrı Dünyayı Nasıl Yarattı

Tanrı Dünyayı Nasıl Yarattı

How God Made the World

Yaratılış 1

Dinleyici dostlarımız, sizlere esenlik olsun! Kendisinin ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu doğruluk yoluna boyun eğmesini ve O’nun ile sonsuza kadar gerçek esenliğe sahip olmasını isteyen esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere sizler ile tekrar beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Son programımızda Tanrı’nın peygamberlerinin melekler ve Şeytan ile ilgili yazdıklarını okuduk. Tanrı’nın başlangıçta onlara melekler adını vererek milyonlarca ruh yarattığını öğrendik. Melekler arasında bir tanesi diğerlerinden daha zeki ve daha güzeldi. Bu meleğin adı, Lüsifer’di. Ancak her şeye rağmen öyle bir gün geldi ki, Lüsifer, yüreğinde kendisini yüceltti ve Tanrı’yı küçük görerek O’nun yerini almak istedi. Aynı zamanda, diğer meleklerin çoğu da günah işleyen Lüsifer’i işlediği bu günahta izlemeyi seçtiler. Böylece, Kendisine karşı baş kaldıranları hoş göremeyen Tanrı Lüsifer’i ve kötü melekleri kutsal huzurundan attı. Lüsifer’in adı, Düşman anlamına gelen Şeytan olarak değişti. Tanrı, Şeytan’ı ve meleklerini kovduktan sonra, onlar için, sonsuza kadar tükenmeyecek olan cehennem ateşlerini yarattı. Ve tanrı bir gün Şeytan’ı ve tüm onu izleyenleri bu ateşe atacaktır. Ama Şeytan henüz cehenneme atılmamıştır. Şeytan dünyadadır, kendisi ile birlikte mahvolmaları için elinden geldiğince çok sayıda insanı aldatmak istemektedir.

Bugün Peygamberlerin Yazıları hakkındaki dördüncü dersimizi işleyeceğiz. Tevrat’ın Yaratılış olarak adlandırılan ilk kitabın birinci bölümündeki ilk iki ayette şöyle yazılıdır: “Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklar ile kaplıydı.” (Yaratılış 1:1, 2)

Başlangıçta Tanrı önce göğü ve yeri yarattığı zaman yeryüzünde canlı hiç bir şey yoktu. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu ve her yer karanlık ile kaplıydı. Yalnızca Şeytan ve melekleri vardı. Ama Tanrı, Tanrı’yı tanıma, O’nu sevme, ve O’na sonsuza kadar itaat etme kapasitesine sahip insanlar yaratmayı planladı. Ancak Tanrı, insanı yaratmadan önce insanın gerçek bir refah içinde yaşayabileceği güzel bir dünya yapmayı tasarladı. İşte bugün, Tanrı’nın, yaratmayı planladığı insanlar için dünyayı nasıl yarattığını ve hazırladığını göreceğiz.

Kutsal Yazılar, Tanrı’nın dünyayı nasıl yarattığı hakkında neler söyler? “RAB, yeri, göğü ve bütün canlıları altı günde yarattı.” (Mısır’dan Çıkış 20:11) Şimdi Tanrı’nın bu altı günde ne yarattığını görmek için Tevrat’ın ilk bölümüne bakalım.

1.)    Kutsal Yazılar, ilk gün hakkında şöyle der:

 

“Tanrı’nın Ruh’u suların üzerinde dalgalanıyordu. Tanrı, ‘Işık olsun’ diye buyurdu ve ışık oldu. Tanrı, ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı. Işığa, ‘Gündüz’, karanlığa, ‘Gece’ adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu.” (Yaratılış 1:2-5)

Böylece, ilk gün Tanrı şöyle buyurdu, “Karanlıkta ışık olsun!” Tanrı, göklerde büyük bir topa benzeyen yeryüzüne, her yirmi dört saatte bir ekseni üzerinde dönmesini buyurdu. On iki saat gün ışığına ve on iki saat geceye sahip olmamızın nedeni budur. Tanrı, ilk günde ışığı karanlıktan ayırmak ile ne kadar büyük bir iş yaptı!

2.)    Kutsal Yazılar, ikinci gün hakkında şöyle yazar:

 

“Tanrı, ‘Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın’ diye buyurdu. Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı. Kubbeye ‘Gök’ adını verdi.” (Yaratılış 1:6-8)

Tanrı, ikinci günde atmosfer olarak adlandırdığımız yeryüzünün çevresindeki göğü yarattı. Atmosfer, dünyayı çevreleyen gökyüzüdür ve soluduğumuz havayı içerir. Bu sözünü ettiğimiz atmosfer herkesi ve her şeyi güneşin sıcaklığından ve diğer pek çok afetten korur. Tanrı’nın ikinci günde yarattığı bu gökyüzü olmasaydı, insan yeryüzünde yaşayamazdı.

3.)    Üçüncü günde Tanrı, denizi, karayı ve bitkileri yarattı. Kutsal Yazıların ne dediğine kulak verelim:

 

“Tanrı, ‘Göğün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün’ diye buyurdu ve öyle oldu. Kuru alan, ‘Kara’, toplanan sulara ‘Deniz’ adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, ‘Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin’ diye buyurdu ve öyle oldu. Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.” (Yaratılış 1:9-11, 13)

Böylece, üçüncü günde, Büyük Tasarımcı Tanrı, her biri kendi meyve ve tohumunu veren binlerce farklı türdeki ağaçlar ve bitkiler ile birlikte denizleri ve nehirleri yarattı. Tanrı’nın yarattığı lezzetli yiyecekler ne kadar da çeşitliydi: mangolar, muzlar, Hindistan cevizleri, karpuzlar, domatesler, kabaklar, havuçlar, pirinç, akdarı, yer fıstığı ve diğer binlerce çeşit yiyecek! Ve Tanrı, yarattığı her şey ile ilgili olarak şöyle dedi: “İyi oldu!” Tanrı’nın yarattığı ve yaptığı her şey iyi, harika ve mükemmeldir! Daha önce, Tanrı’nın yapamayacağı tek bir şey olduğunu görmüştük. Tanrı kötü olanı yapamaz, çünkü Tanrı iyidir!

Bazılarınızın aklından belki şu sorular geçebilir: “Eğer Tanrı iyi ise, o zaman dünya neden kötülük ve çekişme ile dolu? Tarlam bu yıl neden iyi ürün vermedi? Çocuğum neden hasta? Eğer Tanrı iyi ise, insanlarda neden kötülük meydana geliyor?” Bu sorular gerçekten önemli sorulardır ve Kutsal Yazılar bize, ilerdeki derslerde bu konularda tatmin edici yanıtlar vereceklerdir. Bizler yine de bugün için şu önemli gerçeği aklımızda tutmak ile yetinelim: Tanrı iyidir ve bu gerçeğin bir sonucu olarak Tanrı’nın yarattığı her şey iyiydi.

Bir an duralım ve Tanrı’nın iyiliği üzerinde düşünelim. Biraz önce, Tanrı’nın üçüncü günde ağaçları nasıl yarattığını işittik. Tanrı’nın ağaçları neden meyveleri ile yarattığını biliyor musunuz? Tanrı’nın meyvelere ihtiyacı mı vardı? Güzel meyveler ile dolu ağaçları Kendi açlığını gidermek için mi yarattı? Hayır! Yaratan Tanrı asla acıkmaz ve hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. O zaman Tanrı ağaçları neden yarattı? Kutsal Yazılar bize iyi olan Tanrı’nın her şeyi, altıncı günde yaratmayı planladığı insan için yarattığını gösterirler.

Tanrı’nın iyiliğinin farkında mısınız? Harika bir kokusu olan bir mangonun tadını alabilir ya da güzel kokan bir çiçeği koklayabilir ve Tanrı’nın iyiliğini görmezden gelebilir misiniz? Bir ağaç gördüğünüz zaman onu sizin için Yaratan’a teşekkür etmeden durabilir misiniz? Ağaçların olmadığı bir yaşam korkunç olurdu! Yemek pişireceğimiz zaman yakacağımız ateş için odun ya da bir tekne veya ev inşa etmek için kerestemiz olmazdı. Sıcak bir günde dinlenmek için sığınacak bir gölge ya da çay ve ilaçlar için yapraklar bulamazdık. Ağaçlar olmasaydı yaşamak imkansız olurdu. Ve ağaçlar, Tanrı’nın bizim mutluluğumuz için yarattığı binlerce iyi şeyden yalnızca bir tanesidir. Tanrı, İyiliğinin farkında olmamızı ister. Peygamber Davut, Mezmurlar’da bu konu ile ilgili olarak şunu yazdı: “Tadın ve görün Rab ne iyidir.”  (Mezmur 34:8) ama şimdi artık zamanımız sona ermeden önce, bugünün dersine devam etmemiz gerekiyor.

4.)    Dördüncü günde Tanrı şöyle dedi: “Gökkubbede geceyi gündüzden ayıracak, yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin.” (Yaratılış 1:14) Tanrı sadece buyurdu ve gökyüzünde güneş, ay ve yıldızlar var oldular. Tanrı başka bir söz söyledi ve yeryüzü güneşin etrafında dönmeye başladı. Tanrı tekrar konuştu ve ay yeryüzünün etrafında dönmeye başladı.

Tanrı dünyadaki her şeyi yaratmak için ne kullandı? Kutsal Yazılar bu konuda ne der?

“Evrenin Tanrı’nın buyruğu ile yaratıldığını, böylece görülenlerin görünmeyenlerden oluştuğunu anlıyoruz.” (İbraniler 11:3) “Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı ile birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı ile birlikteydi. Her şey O’nun aracılığı ile var oldu, var olan hiç bir şey O’nsuz var olmadı.” (Yuhanna 1:1-3)

Daha önce Tanrı’nın birinci günde sadece konuştuğunu ve “Işık olsun!” dediğini ve ışık olduğunu okuduk. Tanrı üçüncü günde, “suları birbirinden ayıran bir kubbe olsun!” dedi ve sular birbirinden ayrıldı. Tanrı üçüncü gün tekrar konuştu ve var olmasını söylediği her şey var oldu. Ve bu durum böylece devam etti. Bu nedenle şimdi düşünelim; Tanrı dünyada var olan her şeyi yaratmak için ne kullandı? Tanrı, Sözü’nden başka hiç bir şey kullanmadı! Yaptığı tek şey konuşmaktı ve söylediği her şey var oldu. Tanrı her şeyi Sözü aracılığı ile yarattı. Ve Kutsal Yazılar bize Tanrı’nın Sözü aracılığı ile yalnızca her şeyi yaratmakla kalmadığını, aynı zamanda O’nun güçlü Sözü aracılığı ile her şeyi bir arada tutarak koruduğunu da bildirir. Ayın ve yıldızların gökyüzünde belirlenmiş oldukları yerlerde durmalarını sağlayan da Tanrı’nın Sözü’nün gücü sayesindedir. Güneşin her gün belirlenen saatlerde doğması ve batması Tanrı’nın buyruğu ile gerçekleşir. Bir düşünün, eğer güneşin yarın doğup doğmayacağını bilmeseydik, yaşamlarımız ne kadar zorlaşırdı! Kutsal Yazılar, “Tanrı’nın sadık olduğunu” söyler. (Wolof dilinde: Tanrı antlaşmalarını yerine getirir.) (1.Korintliler 1:9) Tanrı’ya güvenebiliriz. O, asla sözünden geri dönmez. Asla değişmez. “Rabbin söz sonsuza dek kalır.” (1.Petrus 1:25)

5.)    Tanrı, beşinci günde, sayıları binlerce binler olan balık ve kuş türlerini yarattı.

Kutsal Yazılar şöyle der:

“Tanrı, ‘Sular canlı yaratıklar ile dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun’ diye buyurdu. Tanrı büyük deniz canavarlarını, sularda kaynaşan canlıları ve uçan çeşitli varlıkları yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, ‘Verimli olun, çoğalın, denizleri doldurun, yeryüzünde kuşlar çoğalsın’ diyerek onları kutsadı. Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.” (Yaratılış 1:20-23)

6.)    Kutsal Yazılar altıncı gün ile ilgili olarak bize Tanrı’nın hayvanları ve insanı yaratığını söyler. Ne yazık ki, bu önemi olayı açıklamak için bugün zamanımız yok. Tanrı isterse bir sonraki programda Kutsal Yazıların Tanrı’nın ilk insanı nasıl ve neden yarattığını özenli bir şekilde inceleyeceğiz.

Bugün Tanrı’nın iyiliği konusu üzerinde durduk. Tanrı’nın peygamberi Davut’un yazdıklarını okuduk: “Tadın ve görün, Rab ne iyidir!  Dostlar, Tanrı’nın iyiliğini gerçekten tattınız mı? Her gün Tanrı’nın bizim için sağlamış olduğu çeşitli yiyecekleri tadıyor ve yiyoruz, ama Tanrı’nın iyiliğini gerçekten “tattık” ve farkına vardık mı? Eğer Tanrı’nın iyiliğini gerçekten tatmak istiyorsanız, Tanrı’nın Sözü’nü dinlemeniz ve O’nun Sözü’ne inanmanız gerekir. Kutsal Yazılar şöyle der: “İnsan yalnız ekmek ile yaşamaz, ama Tanrı’nın ağzından çıkan her bir söz ile yaşar.” (Matta 4:4) Bir sonraki dersimizde, insanın yalnızca bir bedenden oluşmadığını, ama aynı zamanda bir canı da olduğunu keşfedeceğiz. Canlarımızın Tanrı’nın sözleri ile beslenmeleri gerekir. Tanrı’nın Sözü çok iyidir ve hiç bir şey ile kıyaslanamayacak kadar harikadır, ama bizim Tanrı’nın Sözü’ne acıkmamız gerekir. Midelerinizin yemek için acıktığı kadar canlarınız da Tanrı bilgisi ve O’nun sonsuz Sözü için acıkıyor mu? Eğer Tanrı’nın Sözü için bu şekilde bir açlık duyuyorsanız, size burada yeryüzünde Tanrı ile mükemmel bir esenlik ve yukarda göklerde bozulmaz bir miras verebilecek olan Gerçeği keşfedeceksiniz! Bunun doğru olduğunu biliyoruz, çünkü bu vaadi veren Tanrı’nın kendisidir. Tanrı bu konuda şöyle der: “Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar!” (Matta 5:6) Amin.

Dikkatleriniz için teşekkürler. Bir sonraki programda bize yine katılmanızı rica ediyoruz, çünkü bu programda Tanrı’nın insanı nasıl yarattığını ve hatta bundan daha da önemli olan konuyu, yani insanı neden yarattığını inceleyeceğiz.

Tanrı sizi bereketlesin ve Tanrı’nın size yaptığı harika Çağrısı’nı asla unutmayın:

“Tadın ve görün, Rab ne iyidir!” (Mezmur 34:8)

5. Tanrı İnsanı Neden Yarattı

Tanrı İnsanı Neden Yarattı

Why God Created Man

Yaratılış 1, 2

Dinleyici dostlarımız, size esenlik olsun. Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu doğruluk yoluna herkesin boyun eğmesini ve yine herkesin O’nun ile sonsuza kadar gerçek esenliğe sahip olmasını isteyen esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Bugün Doğruluk Yolu programınızı sunmak üzere sizler ile tekrar beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Son programımızda, Tanrı’nın göğü, yeri, denizleri ve tüm bunların içinde var olan her şeyi nasıl yarattığını okuduk. RAB Tanrı, her şeyi, Sözü’nden başka hiç bir şey kullanmadan altı günde yarattı. Aynı zamanda Tanrı’nın dünyayı neden yarattığını da gördük. Tanrı, dünyayı Kendi yüceliği için yaratmayı tasarladığı insanlar için yaptı. İnsanın gerçek refah içinde yaşayabileceği güzel ve harika bir yer yaratmakla Tanrı ne kadar nazik davrandı!

Bugün Kutsal Yazıları incelemeyi ve Tanrı’nın ilk insanı nasıl yarattığını tam olarak öğrenmeyi planlıyoruz. Aynı zamanda, Tanrı’nın yardımı ile, O’nun insanı neden yarattığını da anlamak istiyoruz. Tevrat’ta, Yaratılış kitabının ilk bölümünün yirmi altıncı ayetinde Tanrı Sözü şöyle der:

“Rab (İbranice’de YHWH; Wolof dilinde Sonsuz Olan), ‘İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım’ dedi, ‘Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.’ Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu.” (Yaratılış 1:26,27)

Önümüzde herkesin anlaması gereken çok derin ve muhteşem bir gerçek duruyor: Tanrı, ilk erkeği ve kadını Kendi benzeyişinde yarattı! Bu konu üzerinde düşünün! Tanrı, insanı O’na benzemesi için yarattı! İnsan, gerçekten de, Tanrı’nın yarattığı tüm yaratıklar içindeki en önemli yaratıktır. Yalnızca insan, Tanrı’nın benzeyişinde yaratıldı.

O zaman şimdi Tanrı Sözü, ‘Tanrı insanı kendi suretinde yarattı” derken, ne demek istemektedir? Kutsal Yazıların ikinci bölümünün yedinci ayetinde şöyle der: “RAB Tanrı, Adem’i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık (can) oldu.” (Yaratılış 2:7) Bu ayette, Tanrı’nın ilk insanı yarattığı zaman, onu iki unsur ile yarattığını far ediyoruz: bir beden ve bir can. İnsan yalnızca fiziksel bir varlık değildir. İnsanın bir bedeni ve bir canı vardır. Tanrı, insanı iki aşamada yarattı. Kutsal Yazılar’da söylenene tekrar kulak verelim: Bir: “RAB Tanrı, insanı topraktan yarattı” İki: Tanrı “Adem’in burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan bir varlık (can) oldu.”

Bu Yazılar’dan öğrendiğimize göre, Tanrı insanı yarattığı zaman, önce bir beden oluşturdu. Tanrı neden önce bedeni yaptı? Bedeni önce yaptı, çünkü bedenin içine, orada konut kuracak olan insan canını yerleştirecekti. Bedeninizin eviniz olduğunu biliyor musunuz? İçinde “gerçek sizin” (canınız) yaşadığı geçici “çadır”? Kutsal Yazıların şu ifade ile bize öğrettiği budur: “yeryüzünde sahip olduğumuz beden, bir çadır gibidir.” (2.Korintliler 5:1) Tanrı insan bedenini, canın bedenin içinde barınması için yarattı.

Tanrı, ilk insan bedenini ne ile yarattı? Kutsal Yazılar Tanrı’nın ilk insan bedenine yerin tozundan şekil verdiğini söylerler. Yaşadığımız modern çağda toprağın tozunun yaklaşık yirmi kimyasal maddeden oluştuğunu biliyoruz. Bilim adamları bize bu yirmi kimyasal özün hepsinin insan bedeninde var olduğunu bildirirler. Tanrı’nın peygamberi Davut bu nedenle Mezmurlar’da şunu yazdı: “Rab mayamızı bilir, toprak olduğumuzu anımsar.” (Mezmur 103:14) Evet, beden topraktan yapılmıştır, ama bu, bedenin değersiz olduğu anlamına gelmez! İnsan bedeninde, hücreler olarak adlandırdığımız yetmiş bin-bin-bin-bin (70 trilyon)den fazla kısım bulunur. Ve tüm bu kısımlar, mükemmel uyum içinde işlemek üzere bir arada örülü olarak tasarlanmışlardır. İnsan bedeni bir mucizedir! Tanrı, bedenlerimize beyni, kalbi, akciğerleri, mideyi, karaciğeri, bağırsakları, kemikleri, kasları, gözleri, kulakları, burnu, ağzı ve daha başka pek çok hayranlık uyandıran kısmı yerleştirmiştir. Her kısım, kendi rolünün ne olduğunu “bilir”. Böyle bir bedeni yalnızca Tanrı yaratabilirdi! Bu nedenle peygamber Davut aynı zamanda şunları da yazdı: “Rab, sana övgüler sunarım, çünkü müthiş ve harika yaratılmışım; Ne harika işlerin var! Bunu çok iyi bilirim!” (Mezmur 139:14)

Evet, insan bedeni inanılmaz bir harikadır! Ama Tanrı’nın kendi benzeyişinde yarattığı insanın bedeni miydi? Hayır! Bu mümkün değildir, çünkü Tanrı ruhtur. Tanrı, insanın fiziksel şeklini kendi benzeyişinde yaratmadı. O zaman, “Tanrı insanı kendi benzeyişinde yarattı” diyen Kutsal Yazılar’ın anlamı nedir? Tanrı’nın, insanın canını Kendi benzeyişinde yarattığı anlamını ifade ederler.

Tanrı’nın, önce insanın bedenini toprağın tozundan yarattığı zaman, bedende yaşam bulunmadığını daha önce görmüştük. Beden, yalnızca bir cesetti. Tanrı, neden bedenin içine canı yerleştirmeden önce insanın bedenini yarattı? Gücü Her Şeye Yeten Tanrı insanı neden diğer tüm yaratıklar ile yaptığı gibi, basit tek bir adım ile yaratmadı? Tanrı’nın böyle yapmasının nedeni, belki de bize insanın kendi içinde yaşam üzerinde gücü olmadığını öğretmek içindi. İnsan kendi kendisine yaşam veremez ve insan canlı herhangi bir şey yaratamaz. Tanrı, Yaşam’ın Rabbi’dir ve yaşam yalnızca O’nda bulunabilir. Yaşam, insandan gelmez; yaşam Tanrı’nın bir armağanıdır! Kutsal Yazılar’da şöyle yazar: “RAB Tanrı Adem’i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu.” Tanrı’nın yaratmış olduğu beden yaşamaya başladı. Beden neden yaşamaya başladı? Çünkü Tanrı, Yaşam’ın Rabbi bedene bir can verdi! Tanrı, Kendi yaşamını cesedin içine üfledi. Tanrı’da olan yaşam şimdi insandaydı. Böylece insan, yaşayan bir varlık oldu.

O zaman Tanrı’nın Kendi benzeyişinde yarattığı neydi? Can. Tanrı, insanın canını Kendi benzeyişinde yarattı. Tanrı’nın Ruhu’nda aynı zamanda insanın ruhunda da bulunan belirli özelliklerin mevcut olduğunu biliyor muydunuz? Bugünün dersine son vermeden önce, Tanrı’da ve aynı zamanda insanda bulunan üç özelliği ya da niteliği gözden geçirmek istiyoruz. Tanrı ile paylaştığımız bu üç özellik hakkında düşünürken, Kutsal Yazılar’daki şu sözlerin anlamını daha iyi kavrayabiliriz: “Tanrı insanı Kendi suretinde yarattı.” Tanrı’nın, insanın canına yerleştirmiş olduğu bu üç özellik şunlardır:

Bir: Tanrı, insana Tanrı’yı bilebilmesi için bir zihin (ruh) verdi.

İki: Tanrı insana Tanrı’yı sevebilmesi için bir yürek (duygular) verdi.

Üç: Tanrı insana Tanrı’ya itaat edebilmesi için bir irade (seçim özgürlüğü) verdi.

Tanrı nasıl bir zihne, bir yüreğe ve bir iradeye sahipse, insanın canına da aynı şekilde bir zihin, bir yürek ve bir irade yerleştirdi. Şimdi bunun ne anlama geldiğini gözden geçirelim.

1.)    Tanrı insana öncelikle Tanrı’yı bilebilmek ve Tanrı’nın düşündüğü gibi düşünebilmek için bir zihin verdi. Tanrı insanı çok güçlü bir zihin ile yarattı, çünkü insanın Kendisi ile yakın paydaşlığa sahip olmasını planladı. Tanrı’nın peygamberi İbrahim’in yaşamını okuduğumuz zaman, onun Tanrı’nın dostu olarak adlandırıldığını göreceğiz. İbrahim Tanrı’yı kişisel olarak biliyordu ve O’nun ile yakın bir ilişkiye sahipti. Ancak yine de Tanrı’nın dostu olma ayrıcalığının sunulduğu tek kişi İbrahim değildi. Bizler de “Tanrı’nın dostları” olabiliriz. Tanrı, Kendisi ile yakın paydaşlığa sahip olmamızı istiyor. İnsanın canına, Tanrı’nın zihni (ruhu) ile uyum içinde olabilecek bir zihin (ruh) yerleştirmesinin nedeni budur.

Bu söylediklerimizi belki bir soru ile açıklığa kavuşturabiliriz. Bir insanı bir hayvandan ayıran nedir? Zihin. İnsanın zihni ve ruhu, bir hayvanınkinden çok fraklıdır. Hayvanlar, bu radyo programını neden anlayamazlar? Çünkü bizim sahip olduğumuz türde bir zihne sahip değildirler. Dinleyici dostlar, bizim söylediklerimizi anlayabilmeniz nasıl mümkün oluyor? Çünkü bizimle, aynı tür bir zihni, bir insan zihnini paylaşıyorsunuz. Buna benzer şekilde, insanın ruhu, Tanrı’nın Ruh’u ile uyum zağlamak (haberleşmek, paydaşlık) üzere tasarlandı.

Ama bunları söylerken elbette, bizim zihinlerimizin ve Tanrı’nın zihninin bilgelik ve bilgide eşit olduklarını düşünmemeliyiz. Asla! Tanrı’nın bilgeliği derindir ve O’nun bilgisi, insan bilgisinin çok ötesindedir. Anlamamız gereken şey şudur: Tanrı insana Diri Tanrı ile anlamlı bir ilişkinin tadını çıkarma olasılığına sahip bir ruh verdi. Tanrı bizim, O’nu tanıyamayan hayvanlar gibi olmamızı istemez! Bir hayvanın beyni vardır, ama Tanrı hakkında düşünemez. Bir hayvanın ağzı vardır, ama Tanrı’ya, kendisine her gün sağladığı yiyecek için teşekkür edemez. Bir hayvanın gözleri vardır, ama Kutsal Yazıları çalışamaz. Kulakları da vardır, ama Tanrı’nın Sözü’nü dinleyemez. Ama, Tanrı’nın Kendi suretinde yarattığı insan RAB Tanrı’yı tanıyabilir. Evet, bugün bu programı dinleyen siz, Tanrı’yı tanıyabilirsiniz! Eğer O’nun kurtuluş hakkında ön gördüğü doğru yola inanır ve bu yolu kabul ederseniz, Yaratıcınız ile harika bir ilişkiye sahip olabilirsiniz. Daha sonraki derslerde Tanrı’nın kurtarış yolunu açıklayacağız, ama bugün anlamamız gereken, Tanrı’nın insana O’nu tanımaya muktedir olan bir ruh verdiğidir.

2.)    Tanrı, insanı Kendi benzeyişinde yaratığı zaman, onun canına başka bir şey daha yerleştirdi. Bir yürek. Tanrı, insana O’nu sevebilmesi için bir yürek verdi. Burada sözünü ettiğimiz yürek, kan pompalayan bir kalp değildir, canınızda, duygularınızda ve düşüncelerinizde neler hissettiğinizden bahsediyoruz. Yüreğinizin niyetleri hakkında konuşuyoruz. Tanrı, ilk insana Tanrı’nın Kendisinin hissettiği duyguları hissetme kapasitesini sağladı. Tanrı sevebilir, nefret edebilir, sevinebilir ve üzüntü ve merhamet hissedebilir. Tanrı, bu nedenle insanın canının içine sevgi ve nefret gibi duyguları hissedebilme gücüne sahip bir yürek yerleştirdi. Tanrı insanın Tanrı’nın sevdiğini sevmesini ve Tanrı’nın nefret etiğinden nefret etmesini ister. Tanrı, O’nu tüm yüreğimiz ile sevmemizi ister. İnsanı Kendi benzeyişinde yaratmasının ve ona bir yürek vermesinin nedeni budur.

3.)    Kendi benzeyişinde yaratığı insana Tanrı başka bir şey daha verdi. İnsanın canına bir irade verdi. Tanrı her kişiye, kendi yürüyeceği yolu seçmesi için izin verir. Tanrı’nın Kendisi, bir şeyi yapıp yapmayacağını seçme yetkisine sahiptir. Böylece, Tanrı insanı kendisi için önemli seçimler yapması amacı ile ona hak ve sorumluluk vererek yarattı. Tanrı insanı öyle bir şekilde yaratabilirdi ki, insan kendiliğinden (otomatik olarak) O’nun isteğini yapabilir ve herhangi bir konuda seçim hakkına sahip olmazdı. Ancak yine de Tanrı insana O’na itaat edip etmeyeceğini seçmesi için özgür bir irade ve sorumluluk verdi. Tanrı, yalnızca bir makine (bir robot) yaratmak istemedi. Tanrı, insanı her gün doğan, ama bu konuda seçim hakkına sahip olmayan güneşin benzeyişinde yaratmadı. Güneş, Tanrı’nın isteğini her gün “otomatik” olarak yerine getirir. Bu, insanın durumundan farklıdır. İnsan özel bir yaratıktır. Tanrı bizi Kendisi için yarattı. Tanrı bizim O’nu sevmemizi ve O’na tapınmamızı ister. Tanrı insana büyük bir sorumluluk verdi! İnsan, Tanrı’yı mı Şeytan’ı mı izleyeceğine, Tanrı’nın Sözü’ne önem mi vereceğine yoksa onu küçümseyeceğine mi karar verecek olan kişidir; buna insanın kendisi karar verecektir. Tanrı, hiç kimseyi Sözü’ne inanması için zorlamayacaktır. O bizi O’nu sevmemiz ya da O’na itaat etmemiz için zorlamayacaktır. Sevgi, baskı altında tutulduğu takdirde sevgi değildir. Tanrı her birimize, izleyeceğimiz yolu kendimizin seçmesi için izin verir. Ama Tanrı sonunda, O’nun krallığını reddeden herkesi yargılayacaktır, çünkü Tanrı insanı Kendisi için yarattı. Kutsal Yazılar bunu söylerler.

Burada yeryüzünde Tanrı için bulunuyoruz. Burada bulunmamızın nedeni kendimiz, para, herhangi bir şey ya da herhangi bir kimse değildir. Tanrı bizi Kendisi için yaratı; Kendi zevki ve yüceliği için. Tanrı bizi, O’nu tanıma, O’nu sevme ve O’na sonsuza kadar itaat etme kapasitesi ile yarattı. Evet…sonsuza kadar! Sonsuz Tanrı her birimize sonsuz bir can verdi. O’nun ile bugün, arın ve tüm sonsuzluk boyunca derin ve harika bir ilişkiye sahip olmamız Tanrı’nın isteğidir. Tanrı’nın insanı Kendi benzeyişinde yaratmasının nedeni budur.

Bize Tanrı’nın insan için amaçladığını hatırlatan Kutsal Yazılar’dan aldığımız şu ayet ile sizlere veda ediyoruz: “Tanrımız Rab tek Rab’dir. Tanrın Rabbi bütün yüreğin ile, bütün canın ile, bütün aklın ile ve bütün gücün ile seveceksin.!”  (Markos 12:29, 30)

Dinlediğiniz için teşekkürler. Tanrı isterse, bir sonraki programımızda ilk insanlar, Adem ve Havva.. hakkında bilgi edineceğiz.

Tanrı sizi bereketlesin ve şimdiye kadar söylenmiş olan en büyük buyruğun anlamı ve önemi hakkında size anlayış versin:

“Tanrın Rabbi bütün yüreğin ile, bütün canın ile, bütün aklın ile ve bütün gücün ile seveceksin!” (Markos 12:30)

Pages