27 Mayıs
“Hangisi daha önemli?
Altın mı, altını kutsal kılan tapınak mı?” (Matta 23:17)
İsa’nın günündeki yazıcılar ve Ferisiler eğer bir kişi Tapınak üzerine ant içer ise, ille de vaat etmiş olduğu şeyi yerine getirmek zorunda değildi. Ama eğer Tapınağın altını üzerine ant içer ise, o zaman durum tamamen farklı olurdu. İçmiş olduğu bu anda bağlı kalmak zorunda olurdu. Onlar sunak ve sunağın üzerindeki kurban üzerine ant içmek arasında aynı sahte ayrımı yaptılar. İlk ant bozulabilirdi, ama ikinci ant bozulabilirdi.
Rab onlara değerler konusundaki kavramlarının tamamen çarpıtılmış olduğunu söyledi. Altına özel değerini veren Tapınak’tır ve kurbanı özel bir şekilde ayıran ise, sunaktır.
Tapınak, Tanrının yeryüzünde konut kurduğu yeri idi. Herhangi bir altının sahip olabileceği en büyük değer bu konutta kullanılmış olması idi. Tapınağın Tanrının Evi oluşu ile ilgili bağlantısı onu eşsiz bir şekilde ayrı kılardı. Aynı şey sunak ve sunağın üzerindeki kurban için de geçerli idi. Sunak, tanrısal hizmetin ayrı bir bölümünü oluşturuyordu. Bir hayvan için sunakta kurban edilmek kadar büyük bir onur olamazdı. Eğer hayvanlar bir amaca sahip olabilseler idi, hepsi de böyle bir yazgıya sahip olmayı hedeflerlerdi.
Bir turist Paris’te ikinci elden alım satım yapan bir dükkandan pahalı kehribar bir gerdanlık satın aldı. New York’ta çok yüksek bir gümrük vergisi ödediği zaman, meraklandı. Gerdanlığın değerini öğrenmek için hemen bir kuyumcuya gitti ve kehribar gerdanlık için kendisine 25.000$ teklif edildi. Daha sonra gittiği ikinci kuyumcu ise gerdanlığa 35.000$ fiat biçti. Kuyumcuya gerdanlığın neden bu kadar değerli olduğunu sorduğu zaman, kuyumcu ona bir büyüteç verdi ve turist gerdanlığın üzerindeki yazıyı okudu, “Napoleon’dan Josephine’e.” Gerdanlığı bu kadar değerli yapan Napoleon’un adı idi.
Bu öykünün açıklamasının aşikar olması gerekir. Bizler kendi başımıza hiç bir şeyiz ve hiç bir şey yapamayız. Bizi özel bir şekilde değerli kılan Rab ile olan beraberliğimiz ve O’na olan hizmetimizdir. Spurgeon’un söylediği gibi, “Hakkınızdaki en harika şey, Golgota ile olan bağlantınızdır.”
Alışılmışın üzerinde harika bir zihine sahip olabilirsiniz. Bu durum, müteşekkir olunması gereken bir durumdur. Ama şunu hatırlayın. Bu zihnin en yüksek yazgısını elde etmesi ancak Rab İsa Mesih’in uğruna kullanılması ile mümkün olur. Zihninizi kutsal kılan Mesih’tir.
Dünyanın sahip olmak için çok yüksek bedel ödemeye istekli olduğu yeteneklere sahip olabilirsiniz. Hatta kilisenin bu yetenekler için yeterince önemli olmadığını dahi düşünebilirsiniz. Ama yeteneklerinizi kutsal kılan kilisedir ve kiliseyi kutsal kılan yetenekleriniz değildir.
Destelerle paranız olabilir. Onu biriktirebilirsiniz, kendi zevkleriniz için harcayabilirsiniz ya da Krallık için kullanabilirsiniz. Paranızın en değerli kullanımı onu Mesih’in davası uğruna harcamanız olacaktır. Zenginliğinizi kutsal kılan Krallıktır, zenginlik Krallığı kutsal kılmaz.