Apologia

Apologia İncil Ve Hıristiyanlık Sorgulanıyor

Barnaba  İncili: Gerçek Değeri

Yazar

William F. Campbell, M.D.

Hıristiyan Çalışma Merkezi 1989 Ravalpindi

Bu Kitap
Tanrı’ya
Gerçeğe
Ve
Eşime
Adanmıştır

  İÇERİK Sayfa
Önsöz   1
Bölüm 1 Barnaba Müjdesi’nde Kur’an ile çelişen bölümler 19
Bölüm 2 Barnaba’nın yazarlığı hakkında. Yazar, Mesih’in zamanındaki bir Yahudi miydi? 31
Bölüm 3 M.S. 1300 ve 1634 yılları arasındaki bir Orijini kanıtlayan Barnaba Müjdesi’ndeki Delil 55
Bölüm 4 Barnaba Müjdesi’ndeki bilimsel hatalar 67
Bölüm 5 Belgeler ve Belgelerin tarihleri 77
Sonsöz   97
Ek A Arapça bir kopyanın İngilizce’ye çevirisi 113

 

  Açıklayıcı Örnekler Listesi Sayfa
Figür 1 M.S. 26 yılında Filistin’deki kentler 34
Figür 2 İ.Ö. 900 ve M.S. 26 yıllarında Filistin 36
Figür 3 Roma döneminde Tunus 45
Figür 4 Çeşitli öğretişlerin başlangıçlarını gösteren zaman haritası 65
Figür 5 Hipotez A 74
Figür 6 Sayfa no. 2662 no.lu Kodeks 134r. Barnaba Müjdesi, Bölüm 125 88
Figür 7 Sayfa no. 2662 no.lu Kodeks 46r. Barnaba Müjdesi, 43.bölümün sonu, 44. bölümün başlangıcı. 90
Figür 8 Sayfa no. 2662 no.lu Kodeks 213r. Barnaba Müjdesi, 205. bölümün sonu, 206. bölümün başlangıcı 92
Figür 9 Sayfa no. 2662 no.lu Kodeks 44r. Barnaba Müjdesi, 42. bölüm 94

 

 

ÖNSÖZ

 

İnsanların birbirleri ile daha fazla kaynaştıkları bu günlerde, Hıristiyanlar ve Müslümanlar bazen bir araya gelerek inançlarını karşılaştırırlar. Bu tür tartışmalarda her bir kişinin kendi kutsal kitabından – Hıristiyanlar Yeni Antlaşma’daki Müjde öykülerinden ve Müslümanlar Kur’an’daki öykülerinden – alıntılar yapması doğaldır. Hıristiyanlar için tek güvenilir Müjde, Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’ya göre İsa Mesih’in Müjdesi olduğu için bir Müslüman aniden, “ama gerçek Müjde, Barnaba Müjdesi’dir” dediği zaman, bu ifade Hıristiyanlar için büyük sürpriz olur. Hatta Hıristiyanların çoğu Barnaba Müjdesi’ni ve hatta Müslümanların da çok azı bu Müjde’yi okumuştur, bu nedenle, pek çok Müslüman’ın “gerçek ve orijinal Müjde” olduğunu iddia ettikleri bu kitabın ayrıntılı bir değerlendirmesine hemen hemen herkesin ihtiyacı vardır. Ben bu kitabı yazmakla böyle bir değerlendirme girişiminde bulunuyorum.

Barnaba Müjdesi’nin bilinen en eski ve tek bütün kopyası, Viyana’da Kodeks No.2662 olarak, Avusturya Ulusal Kütüphanesi’nde bulunur. 1 Hollanda’da Bay John Toland tarafından 1709 yılından beri sözü edilen Barnaba Müjdesi, yalnızca Avrupalı bilim adamları tarafından bilinirdi, 2 bilim adamlarının hepsi Barnaba Müjdesi’nin ortaçağın sonlarına doğru yazılmış olduğuna karar vermişlerdi. Sonra 1907 yılında Barnaba Müjdesi, İtalyanca orijinalinden İngilizce’ye çevrildi; tercüme Lonsdale ve Laura Ragg tarafından yapıldı. 3

Mısır ve Hindistan’da yaşayan eğitimli Müslümanların temel yabancı dili İngilizce olduğu için Barnaba Müjdesi’ni okuyabildiler. Barnaba Müjdesi, hemen Arapça’ya çevrildi. İlk baskısı 1908 yılında Kahire’de ortaya çıktı. Kullanıldı ve bu tarihten sonra daha bir çok az sayıda baskısı yapıldı.

Bu Arapça baskılara ek olarak İngilizce çevirisi de bir kaç kez yayınlandı; 1974 yılındaki giriş bölümü Pakistan Kur’an Konseyi Genel Sekreteri Lt. Col (emekli) M.A. Rahim tarafından imzalandı. Genel Sekreter’in yazdıkları elirttiği şu dileği ile son buldu,

Bu baskının sizi karanlıktan ışığa ve yeni bir ruhsal yaşama ve daha tatmin edici bir seviyeye  yönlendirmesi için dua ediyorum. Amin.

Bu nedenle, Barnaba Müjdesi’nin daha çok okunduğu sonucuna varabilir miyiz? Büyük olasılıkla hayır. Bu baskıyı izleyen diğer Arapça baskıların toplam sayısı on binin üzerine çıkmadı. Kuzey Afrika’da geçirdiğim 25 yıl boyunca ben bu baskının yalnızca bir kopyasını gördüm. Fas, Tanca’da yaşayan bir İmam’ın sahip olduğu Arapça bir kopya idi bu. 1973 ve 1980 yılları arasında basılan beş İngilizce kitabın toplamı yalnızca yirmi sekiz bin kopya idi. Ve Luigi Cirillo ve Michael Freman tarafından Paris, Beauchesne’de tercüme edilen kitap ancak 1977 yılında kullanılabilir hale geldi. Ancak yine de İslam ilahiyatçılarının çeşitli kitapları, bu konudaki ifadelerinin birini ya da diğerini temel alırlar. Dinlerine adanmış Müslümanlar arasında iyi tanınan bir kitaptır, çünkü bir çok yerde bu kitaptan yapılmış aktarmalar bulunur. Bu yüzden, bu kitabı hiç bir zaman okumamış olan çoğunluğun onun varlığından haberdar olduğun ve ondan söz ettiğini bildirmenin bir abartma olduğunu söylemek zordur.

Özetlenecek olur ise, Barnaba Müjdesi bu son seksen yıl süresince kesinlikle etkili olmuştur.

Barnaba Müjdesi’ni gözden geçirmeden önce, Hıristiyan okuyuculara Müslümanların neden başka bir Müjde arayışı içinde olduklarını açıklamak yararlı olabilir. Kur’an’da söz edilen İncil’in 4 ya da Müjde’nin Hıristiyan Müjdesi olmadığı konusunda böyle inançlı olmaları nasıl mümkün olabilir? Tüm Batılı bilim adamlarının ve hatta bazı Müslüman bilim adamlarının Barnaba Müjdesi’nin M.S. birinci yüz yıldan çok uzun zaman sonra yazılmış olduğuna karar vermelerine rağmen, Barnaba Müjdesi’ni elde edilebilir hale getirmek için zaman ve para harcama konusunda neden bu kadar isteklidirler?

Bunun nedeni şudur: M.S. 7.yüz yılda yazılan Kur’an ile ondan 600 yıl önce yazılan Yeni Antlaşma Müjdesi’ni uzlaştırmak ile ilgili belirli zorluklar mevcuttur. Örneğin, Kur’an El-Saff  (Savaş Safı) 5 Suresi, H.S.3, 61:6 ayetinde şunu yazar:

Hani, Meryem oğlu İsa, “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim” demişti. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirdiği zaman, “Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.

Arapça dilinde Ahmad sözcüğü ve Muhammed sözcüğü ‘övmek’ anlamına gelen ‘H M D’ gibi aynı sözcük kökü üzerinde bina edilirler. Müslümanların bu konudaki inancı şöyledir: Ahmad, İsa’nın ağzındaki kendisinden sonra Muhammed’in geleceğine ilişkin peygamberliğinin biraz örtülü bir ifadesidir. Müslümanlar bu nedenle Müjde’de böyle bir peygamberliğin var olmasını beklerler. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’ya göre İsa Müjdesi’ni okudukları zaman, Muhammed ile ilgili açık bir peygamberlik bulmazlar. Bu nedenle, Hıristiyanların Müjde’yi değiştirdikleri (harraf,حَرَّف ) sonucuna varırlar. Öte yandan, Barnaba Müjdesi’nde İsa’nın, gelecek olan Muhammed’in bir kulu olduğunu söylemekten sevinç duyduğunu belirten bölümleri okudukları zaman, pek çok Müslüman Barnaba Müjdesi’nin gerçek ve değiştirilmemiş olan Müjde olduğuna kanaat getirirler.

İkinci ve daha da önemli olan zorluk, Hıristiyanların elinde bulunan Müjde’nin, İsa’nın dünyanın günahları uğruna çarmıhta öldüğünü iddia ediyor olmasıdır. Müslümanlar Hıristiyan düşüncesinin temelini teşkil eden bu esası kabul edemezler, çünkü El-Nisa (Kadınlar) suresinde 4:157 ayetinde şunlar yazılıdır,

Oysa Yahudiler onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi.

Barnaba Müjdesi’ni incelediğimiz zaman, onun, çarmıhta İsa’nın yerine Yahuda İskariyot’un geçirildiğini ve İsa’nın yerine Yahuda İskariyot’un çarmıha gerildiğini iddia ettiğini görürüz. Bu iddia da Kur’an ile uyumludur ve pek çok Müslüman’ın kulağına çok ikna edici gelir. Hıristiyanlar, İsa’nın günahlarımız uğruna öldüğünü inkar ettiği için Barnaba Müjdsi’nin gerçek Müjde olmadığı yanıtını verdikleri zaman, Müslümanlar buna doğal olarak, “kanıt getirin” sözleri ile karşılık verdiler. 1940 yılında El-Azhar Üniversitesindeki dersinde Barnaba Müjdesi’ni kullanan Şeyh Muhammed Ebu Zahra, Hıristiyanlara aşağıdaki şu meydan okumada bulundu,

Dinlere ve insanlığa yapılacak en önemli hizmet, kilisenin Barnaba İncili’ni araştırma zahmetine girmesi ve tekzip etmesi ve sonra da bu yalanlamasının hangi kanıtlara dayandığını gösteren delilleri bize sunması olacaktır.

Bu bizim açımızdan geçerli bir meydan okumadır ve bu kitabın yazılmasının nedeni de budur.

Barnaba’nın gerçek Müjde olduğu ile ilgili Varsayımdan çıkan bazı sonuçlar

Barnaba Müjdesi’nin özetine bakmadan önce ve onun ile ilgili bazı ayrıntıları derinlemesine inceledikten sonra onun gerçek Müjde olduğuna ilişkin varsayımın bazı ayrıntılarını derinlemesine gözden geçirmemiz gerekir ve bunu izleyecek olan bazı sonuçları, özellikle gerçek bir Barnaba Müjdesi ve Kur’an arasındaki ilişkinin sonuçlarını netleştirmemiz uygun olacaktır.

İlk Sonuç

Eğer Barnaba Müjdesi pek çok Müslüman’ın inandığı gibi, ilk Hıristiyan yüz yılında yazıldı ise, o zaman Filistin tarihinin birinci yüz yılı ve sosyal adetleri konusunda kesin doğru bilgiyi yansıtmalıdır. (Bu, elbette kompozisyonun birinci yüz yıla ait bir tarih taşıdığını kanıtlamaz. Daha sonraki dönemde yaşamış özenli bir yazar çok dikkatli ve kesin doğru bir eser kaleme alabilir.) Öte yandan eğer Barnaba Müjdesi birinci yüz yıl Filistin tarihi ve coğrafyası ile ilgili ciddi hatalara sahip ise, ve daha sonraki bir tarihe ulaşıncaya kadar bilinmeyen adetlerden ve düşüncelerden söz ediyor ise, o zaman bu durum Barnaba Müjdesi’nin Mesih’in ve Mesih’in öğrencilerinin zamanına ait orijinal bir belge olmadığını kanıtlayacaktır.

İkinci sonuç

Eğer Barnaba Müjdesi, gerçek Müjde ise, o zaman Kur’an’ın gerçek, değiştirilmemiş bir Müjde olabileceğini kabul etmesi gerekecektir. Bu durum, bazı okuyucular açısından oldukça aşikar bir durum gibi görünebilir, ama Müslümanların hemen hemen her zaman Hıristiyanların Müjdelerini değiştirdiklerine ilişkin suçlamaları hatırlandığı zaman, şu soruyu sormak oldukça yerinde olacaktır: “Kur’an, değiştirilmemiş bir Müjde olabileceği olasılığını destekleyecek midir?”

Aslında Kur’an’ın Muhammed daha hayatta iken, gerçek Müjde’nin var olduğuna ilişkin düşünceye destek vermiyor gibi görünmesi, Müslüman okuyucular açısından bir sürpriz olarak nitelendirilebilir. Hicret’ten hemen kısa bir süre önce gönderilen Yunus suresi 10:94 ayetinde Muhammed’e aşağıdaki sözler ile hitap edilir:

Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor.

H.S.3-5, El-Nisa (Kadınlar) Suresinde 4:47 ayetinde ise şunu okuruz:

Ey kendilerine kitap verilenler! Yanınızda bulunan (مُصَدّقاً لِمَا مَعَكُم) Tevrat’ı doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin

Ve Muhammed’in yaşamının son dönemine doğru H.S.10 yılında yazılan El-Maide (Masa) Suresinin 5:49 ayetinde şunu okuruz:

“Müjde halkı arasında Allah’ın indirdiği (Müjde) ile hükmet.”

Kur’an’a göre, Tanrı Muhammed’den “kendisinden önce kitabı okuyanlardan bilgi istemesini söylediğine göre, Kur’an’ı, H.S. 10 yılında Hıristiyanların elinde var olan “ile” tasdik etmesi için gönderdiğine ve Hıristiyanlara H.S. 10 yılında “Tanrı’nın Müjde’de açıkladığına uygun olarak hükmetmesini” söylediğine göre, Kur’an’ın, gerçek Müjde’nin Kur’an’ın verildiği dönemde var olduğu düşüncesini desteklediği sonucuna varabiliriz.

Üçüncü Sonuç

Eğer Barnaba Müjdesi, gerçek Müjde ise, o zaman Kur’an’ın içeriğine eklenmesi gerekir. Bununla anlatmak istediğim, Tanrı’nın gerçek sözü olarak Kur’an ile birlikte basılması gerektiğidir. Kur’an’dan iptal edilmediği sürece, Barnaba Müjdesi’ndeki her sözcük ve cümle Hıristiyanları olduğu gibi Müslümanları da bağlar ve Müslümanlar Kur’an’ı okumadan önce yaptıkları gibi, Barnaba Müjdesi’ni okumadan önce de aptest almalıdırlar.

Bu, aynı zamanda tarih ile ilgili gerçeklerde görülecek herhangi bir çelişki ya da hatanın Kur’an’ın içeriğine de ekleneceği anlamına gelir. Bu, çok önemli bir noktadır. Dünyasal kitaplar söz konusu olduğu zaman, beğenimizi kazanan bir cümleden alıntı yapabiliriz ve kitabın geri kalan kısmını önemsemeyiz. Ancak Tanrı’dan gelen bir kitap söz konusu olduğu zaman, inanan kişi kitabın tamamını göz önüne almalıdır.

Ayrıca, bu yalnız bana ait şahsi bir düşünce de değildir. Bu düşünceyi Kur’an H.S. 2 yılında gönderilen El-Bakara (Sığır) Suresi 2:85 ayetinde de görürüz. Bu ayette Yahudilere, kendi Tevratları hakkında şu suçlamada bulunulur:

Yoksa siz Kitabın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar gazabın en şiddetlisine uğratılırlar.

Yahudiler arasındaki bu belirli grup suçlanır, çünkü Tevrat’ın tamamına itaat etmek yerine kendilerine hoş gelen bölümleri seçer ve onlara inanırlar. Ama aynı zamanda bunun aksi de doğrudur. Eğer bir kitap Tanrı tarafından gönderilmediğini kanıtlayan pek çok hatalara sahip ise, o zaman hataların arasından birinin beğenisini kazanan ayetleri seçip çıkartmak ve onları, vahiy yolu ile gelmişler gibi alıntı olarak kullanmak yanlıştır.

O zaman özetleyecek olur isek, eğer Barnaba Müjdesi gerçek Müjde ise, bunun anlamı şudur:

  1. Barnaba Müjdesi’nde bulunan ilk Hristiyan yüz yılına ait tarih, coğrafya ve sosyal adetler ile ilgili ayrıntıların doğru olmaları ve bir başka döneme ait adetleri ve düşünceleri yansıtmamaları gerekir.
  2. Kur’an metinleri gerçek bir Müjde’nin korunmuş olduğunu kabul etmektedir ve eğer Barnaba Müjdesi gerçek Müjde ise, o zaman Kur’an’daki konular ile çelişmemesi gerekir.

Barnaba Müjdesi

Barnaba Müjdesi kendisi hakkında neler söyler? Yazar, giriş bölümünde Pavlus’un arkadaşı Barnaba olduğunu iddia eder. İsa ile birlikte iken ne gördüğünü ve ne işittiğini yazdığını söyler, çünkü Pavlus da dahil olmak üzere bazı kişiler Şeytan tarafından aldatılmışlardır, çünkü sünnetin gerekliliğini inkar eder ve murdar sayılan yiyeceklerin yenmesine izin verirler.

Aşağıda yer alan ana hatların özetinde Barnaba Müjdesi’nin bölüm numaraları sol taraftadırlar. Bir çok kısımdan sonra aynı bölümün Kutsal Kitap’ta bulunduğunu gösteren bir referans mevcuttur. Bu referanslardaki bilginin %50’si ya da %80’i, bir kaç durumda ise %100’ü Kutsal Kitap’taki bölümün tam olarak aynısıdır. Buna ek olarak, Kutsal Kitap’taki peygamberlere, öykülere ve sözlere ait yüzlerce daha kısa imalar mevcuttur. Ben bu saydıklarımdan yalnızca bir tartışma zemini oluşturdukları takdirde söz ettim. Örneğin, Yaratılış kitabının 15:1 ayetinde, Tanrı’nın İbrahim’e söylediği “Ben senin büyük ödülün olacağım” ifadesi, bölüm 180’den 182’ye kadar uzanan bir karşılıklı konuşmanın temelini teşkil eder.

  Ana Hatların Özeti
1 Cebrail, Meryem’e İsa’yı doğuracağını söyler. (Luka 1:26-33, 46-55)
2 Cebrail, Yusuf’a, Meryem gebe olmasına rağmen onu eşi olarak almasını söyler. (Matta 1)
3 İsa’nın bir yemlikte doğması. Handa yer yoktu. (Luka 2:1-7)
4 Melekler çobanlara görünürler. (Luka 2:8-20)
5 Sünnet edilmesi ve tapınakta Rab’be adanması. (Luka 2:21,22)
6-9a Bilge adamlar, Yahudilerin yeni doğan kralına tapınmak için gelirler. Yusuf uyarılır ve ailesini alarak Mısır’a kaçar. (Matta 2)
9b İsa, 12 yaşındayken tapınak önderleri ile konuşur. (Luka 2:40-52)
10 İsa, bir ayna olarak yüreğine inen bir kitaptan sonra, otuz yaşlarındayken görevine başlar. (Luka 3:23)
11 İsa bir cüzamlıyı iyileştirir.
12 İsa, tapınağın tepesinde bir vaaz verir.
13 Cebrail, İbrahim’in “biricik oğlu İsmail’i” kurban olarak sunmaya istekli olduğunu söyledikten sonra, aynı şeyi İsa’nın da yapmasını, bir koyun sunmasını buyurur ve onun için bir koyun tedarik eder.
14 İsa 40 gün oruç tutar, sonra Tanrı’nın sözleri aracılığı ile şeytanı kovar ve melekler onu güçlendirmek için gelirler. (Matta 4)
İsa, 12 öğrenci seçer. Liste, Matta 10:3 ayetinde sözü edilen Taday’ı ve Luka 6:16 ayetinde bahsedilen ikinci Yahuda’yı da kapsar. Yazar Barnaba, oniki öğrenciden biridir.
15 İsa, suyu şaraba çevirir. (Yuhanna 2)
16 İsa, dağda vaaz verir. Matta 5-7 bölümlerinden öğretişler.
17 Tanrı’nın tek olduğuna ve 144.000 peygamber mevcut olduğuna dair felsefi tartışma. (Matta 5-7)
18 Bir yanağına vurulduğu takdirde, öbür yanağını uzat; yetkin ol (Matta 5-7)
19 İsa on cüzamlıyı iyileştiriyor, yalnızca biri ona teşekkür etmek için geri geliyor. (Luka 17:12-19)
20 İsa fırtınayı dindiriyor ve Nasıra’da kıyıya varıyor. (Luka 8:22-25)
21 İsa, cinli adamı iyileştiriyor. (Luka 8:26-37)
İsa, Kenanlı bir kadının kızını iyileştiriyor. Tek bir söz söylemediğine ilişkin gerçek Matta 15:21-28’den alınmıştır. Kızını iyileşmiş olarak bulmak için eve gittiğine ilişkin gerçek, Markos 7:24-30’dan alınmıştır.
22 Sünnetsiz kişilerin Tanrı önündeki durumu.
23 Sünnetin orijini. Adem bedeni aracılığı ile günah işlemiş olduğu için kendi bedenini cezalandırmak istedi. Cebrail ona neresini keseceğini gösterdi.
24 Zengin adam ve Lazarus. (Luka 16:19-31)
25 Kişinin bedeni nasıl küçümsemesi gerekir; kişi bedenini bir atı dizginler gibi dizginlemelidir.
26 İbrahim’in babası ile birlikte putlar hakkında giriştiği mücadele.
27 Gülmek uygun bir davranış değildir.
28 İbrahim, biri dışında tüm putların ayaklarını keser.
29 Tanrı İbrahim’i çağırır, Cebrail bir insan şekline girer ve ona nasıl yıkanacağını gösterir ve onu başka bir ülkeye çağırır.
30 Tanrı’yı ve komşunu sev; İyi Samiriyeli’nin öyküsü. (Luka 10:25-37)
31 Sezar’ın hakkını Sezar’a ver. (Luka 20:20-26)
Yüzbaşının “oğlunun” iyileştirilmesi. Matta 8:5-13 ve Yuhanna 4:43-54 ayetlerindeki gerçeklerin birleştirilmesi.
32-33 Putperestlik hakkında – özellikle iştah ile ilgili konularda putperestlik; yiyeceğin değil,
günahın kirlettiği konusunda İsa’nın öğretişini içerir. (Markos 7:1-23)
34 İsa, eli büzülmüş bir adamı iyileştirir ve bir şölende baş köşeye kurulanın doğru olmadığını öğretir (Luka 14:8-11)
İsa, gururdan söz eder ve Yeşaya 14:12 ayetinden Lüsifer’in düşüşü ile ilgili aktarma yapar.
35 İsa, şeytanın nasıl düştüğünü anlatır ve peygamberlik işareti taşıyan 144.000 kişiye ek olarak herhangi bir şey yaratılmadan 60.000 yıl önce yaratılan Tanrı’nın Elçisi’nin de onlar ile birlikte olacağını tekrar eder.
36-38 İsa, yıkanmadan edilen bir duanın Tanrı’yı hoşnut etmeyeceğini iddia eder, ama günahınızı sevdiğiniz takdirde, yıkanmanın yararı yoktur. Kutsal Kitap’taki Rab’bin Duası; ancak “Göklerdeki Babamız” ifadesinin dışında; dua “Ey Tanrımız Rab” şeklinde başlar. (Matta 6:9-13)
39-41 Adem’in yaratılışı. Adem’in gördüğü ilk şey şu sözlerdir: “Tanrı’dan başka Tanrı yoktur ve Muhammed Tanrı’nın Elçisidir.” 40b-41. bölümler özlerinde Kutsal Kitap’a benzerler. (Yaratılış 3)
42 Yahudiler, İsa’ya, kendisinin Mesih olup olmadığını sorarlar ve o, “Hayır” der. (Yuhanna 1:15, 19-27)
İsa, Petrus, Yakup, Yuhanna ve Barnaba ile Tabor Dağı’na çıkar ve İsa’nın görünümü değişir. Tanrı’nın sesi şöyle der: “İşte benim kulum!” (“İşte benim Oğlum!” demez). Matta 17:1-8, Luka 9:31’den bir gerçek ile birlikte.
43-44 Öğrenciler Mesih hakkında soru sorarlar. İsa, kendisinin, gelecek olan – mühür - Tanrı elçisi olduğunu söyler. Tanrı elçisi Mesih’in İsmail aracılığı ile geleceği hakkında Mezmur 110’dan aktarma yapılır. (Mezmur 110, Matta 22:42-45)
45-46 İkiyüzlüler hakkında, Şabat gününde iyileştirdiği için azarlanan İsa dahil olarak; oysa Yahudi din önderleri Şabat gününde hendeğe düşen öküzlerini hendekten çıkartırlardı.
47 Nain’li dulun oğlunun iyileştirilmesi. (Luka 7:11-17)
48 Aralarında İsa’nın Tanrı ya da Tanrı’nın Oğlu olup olmadığı hakkında tartışmaları; bazıları Tanrı’nın Oğlu olamayacağını, çünkü Tanrı’nın bedeni olmadığını söylerler.
49-50 İsa’nın bir havrada verdiği öğretiş.
51 İsa, Tanrı’dan Şeytan’ı affetmesini ister. Tanrı, Şeytan tövbe ettiği takdirde onu affetmeyi kabul eder. Şeytan tövbe etmeyecektir.
52-58 Kırk yıl boyunca yalnızca Tanrı’nın diri kalacağı şeklinde sona eren dünya tarihinin son on beş günü boyunca neler olacağı hakkında uzun karşılıklı konuşmalar. Sonra ilk kez dirilecek olan Muhammed hakkında yargı. Muhammed adalet ister. Seçilmiş olanların isimleri bir kitapta yazılıdır ve alınlarının üzerinde Tanrı Elçisinin işareti bulunur. Söylenen her boş söz yargılanacaktır. İnsanlar giymiş oldukları at kılı gömlekler ve taşıdıkları her bit için ödüllendirileceklerdir. (Vahiy’den alınan bir dizi olay)
59-60 7 kısım olarak cehennemin tanımı, ama her günah bir cehennem olarak ödüllendirilir.
61-62 Bu nedenle, hırsız bekleyen biri olarak ayık ve uyanık durun. “Düşmanınız İblis İblis kükreyen bir aslan gibi yutacak birini arayarak dolaşıyor.” (1Petrus 5:8)
Talantlar benzetmesi ve bir tarla satın almak için her şeyini satan zengin adam uyarlaması.
63-64 İntikam almak isteyen Yakup ve Yuhanna’nın Samiriyelilerin üzerine ateş yağmasını arzu etmeleri. Düşman insani varlıklar değildir, düşman, kendi bedenlerimizdir. “Siz hangi ruha ait olduğunuzu bilmiyorsunuz.” (Luka 9:52-59)
65 İsa, Koyun Kapısı’nın yanında bulunan Beytesta havuzundaki bir adamı iyileştirir. (Yuhanna 5:1-16)
66-69 İsa, tapınakta, Tanrı’nın bize ne gibi bir ödül vereceğini sormak yerine, bizim Tanrı için ne yapabileceğimizi sormamız gerektiğine dair öğretiş verir. 68. bölüm Barnaba Müjdesi’nin orijinalindeki ender benzetmelerden birine sahiptir. İsa, sağır ve dilsiz bir adamı iyileştirir ve Ferisiler, İsa’nın adamı Baalzevul’un gücü ile iyileştirdiğini söylerler. İsa, Kutsal Ruh’a küfredenin bağışlanmayacağını bildirir. (Matta 12:22-32)
70 İsa, onlara, “Siz ne dersiniz? Sizce ben kimim?” diye sorar ve Petrus, “Sen Tanrı’nın Oğlu Mesih’sin” diye yanıt verdiği zaman, onu ciddi bir şekilde azarlar. (Vaftizci Yahya, halkın İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduklarını söylemelerini listeden çıkartmıştır). (Matta 16:13-23)
71 Felçli bir hasta adamın iyileştirilmesi. İsa, ona, “Günahların bağışlandı” der ve Tanrı’nın bir kulu olarak diğer insanların günahlarını bağışlayabileceğiniz açıklar. (Luka 5:17-26)
72 İsa, ihanete uğrayacağını ve bu dünyadan ayrılacağını önceden bildirir. O zaman, daha sonra, Tanrı’nın Elçisi, putperestleri öldürmek için gelecektir ve o dönemde ancak otuz gerçek Hıristiyan hayatta kalacaktır.
73-75 Şeytan nasıl ayartır.
76-77 İnsanın tembelliği. Yalnızca bilmek yeterli değildir. Kişinin aynı zamanda eyleme geçmesi gerekir.
78-79 Andrea daha sonra, bilmemenin belki de daha iyi olduğu sonucuna varır. İsa bunu kabul etmez ve peygamberler aracılığı ile gelen bilgiye itaat edilmesi gerektiğini söyler.
80 İmana sahip olan kişilerin sayısı yalnızca bir kaç tane olsa bile, sahip oldukları açıklamaya itaat etmeleri gerekir. Ve sonra Eyüp, Nuh ve Daniel’den söz eder.
81-83 Kuyu başındaki Samiriyeli kadın hemen hemen aynı Kutsal Kitap’taki gibidir. Farklılık, yalnızca İsa’nın Mesih olmadığını söylemesindedir. (Yuhanna 4)
84-86 Öğrenciler, dua ettikleri zaman, bir arkadaşları tarafından çağırıldıkları takdirde, ne yapmaları gerektiğini sorarlar. İsa, önce dualarını bitirmelerini söyler; eğer çağıran kişi yanıt alamadığı zaman, gücenir ise, o zaman gerçek bir arkadaş değildir. Sonra arkadaşlık ile ilgili uzun bir tartışma olur.
87 Gücenme ile ilgili ayetler ve gücenme olduğu takdirde el ya da ayağın kesilmesine dair “Eğer kardeşin sana karşı günah işler ise….” (Matta 18:6-18)
88-89 İsa, yetmiş kere yedi kez bağışlama ifadesi dahil olmak üzere bağışlamadan söz eder. Ve diğer kişilerin tövbe etmelerini bekleme konusunda çok sabırlı olmamız gerektiğini bildirir. (Matta 18:21-22)
90 İsa, imandan söz eder.
91 Romalılar, İsa’nın ziyaret için gelen Tanrı olduğunu söylerler. Tartışma öylesine  hararetlenir ki, Pilatus, Herod ve baş kahin, her biri 200 bin kişilik birer ordu ile  bu konu yüzünden savaşmaya hazırdırlar; ama İsa’ya danışmaya karar verirler.
92-95 İsa’nın ardına düşerler ve onu Şeria yakınlarında bulurlar ve İsa Tanrı olduğunu inkar eder. Romalılar yalnızca insan olan birinin bu belirtileri yapamayacağını söylerler. İsa onlara Musa ve peygamberlerin belirtiler yaptıklarını hatırlatır.
96-97 Kahin sorar: “o zaman sen kimsin? Mesih sen misin?” İsa, “Ben Mesih değilim” der. Mesih, Muhammed olarak adlandırılacak.
98 Roma senatosu İsa’yı, hiç kimsenin Tanrı ya da Tanrı Oğlu olarak adlandırmayacağı konusunda bir imparatorluk fermanı çıkartır. Üç ordudan beş bin kişi ayrılır ve İsa onları beş somun ekmek ve iki balık ile doyurur. (Yuhanna 6:5-13)
99-111 İsa yetmiş iki kişiyi “tövbe” konusunda vaaz etmeleri için gönderir ve tövbe ve Ve pişmanlık konusunda uzun bir öğüt verir; oruç tutarak ve az uyku uyuyarak göz yaşlarının dökülmesi gerektiğini söyler.
112 İsa, Yahuda  tarafından otuz gümüş parçası için ele verileceğini önceden bildirir ve İsa, insanlar kendisini Tanrı olarak çağırdıkları için onuru lekelenecektir. Mesih olan Muhammed geldiği zaman, o bu rezalete son verecektir.
113 İsa tekrar tövbe etmekten söz eder.
114-115 İsa, çalışmayı över ve insanın bir eşi olması ile hoşnut olması gerektiğini söyler.
116-117 İsa, İlyas’ı görmek isteyen kör bir adamdan söz eder. İlyas, adamı, tüm arzusunu Tanrı’yı görmek amacı ile kullanmadığı için azarlar.
118-119 İnsani varlıkların, tutkulara karşı dua ederek korunmaları gerekir.
120 Şaka yollu konuşmak yanlıştır.
121 Her insanın iki meleği vardır: bi melek o insanın iyi işlerini, ikinci melek ise kötü işlerini yazar.
122-125 Hırs hakkında.
126 İsa, öğrencilerini ikişer ikişer gönderir. Öğrenciler övgüler sunarak geri dönerler, çünkü cinleri kovmuşlardır. İsa, “Şeytanın düştüğünü gördüm” der. (Luka 10:17-18).
127-129a İsa, duanın yapılması gereken yer olan tapınak tepesinde gurur hakkında vaaz verir. Dua etmek için tapınağa çıkan iki adamdan da söz edilir. (Luka 18:10-14)
129b-130 İsa, Petrus’un evinde yemek yer ve günahkar bir kadının ona dokunmasına izin verir. Simun şaşkına döndüğü zaman, İsa iki borçludan söz eder ve sonra kadına şöyle der:”Tanrı günahlarını bağışladı”; “Günahların bağışlandı” demez. (Luka 7:36-50)
131 Gururun tehlikeleri hakkında.
132 İsa, bir tekneye biner ve ekinci ve tarla benzetmesini anlatarak halka hitap eder. Sonra kötü incirleri ve elma kabuklarını tercih eden ve iyi su kullanmayı reddeden kişiler hakkında üç orijinal benzetme bulunur.  (Markos 4:1-9; Matta 13:24-29)
133-134 Yukarıdaki benzetmelerin açıklanması
135 Kıskançlık, oburluk v.b. yedi dünyasal günahın, cehennemin yedi katına  yönlendirmesi.
136-137 Cezanın dereceleri ile ilgili açıklama. Herkesin cehenneme gitmesi gerekir. Muhammed bu konuda başarılı bir şekilde aracılık edecektir, öyle ki, iman eden hiç kimse yetmiş bin yıldan daha fazla kalmasın.
138-141 İsa ve halk on dokuz gün dua ederler ve daha önce kurtlar tarafından kemirilen tarlalarda yirminci günde olgun buğdaylar belirir (orijinal iki mucizeden biri). Bu nedenle, halk İsa’yı kral yapmak ister.
142 Yahuda İsa’nın bir peygamber olmadığına karar verir, aksi takdirde İsa’nın Yahuda’nın kasadan para çaldığını biliyor olması gerekirdi. Bu nedenle, İsa’yı ele verme konusunda yazıcılar ve Ferisiler ile konuşur
143-146a İsa, vergi görevlisi Zakkay ile birlikte yemek yer. (Luka 19:1-10)
144-145 Gerçek Ferisilerin öğretişi. İlk olarak İlyas.
146-147 Kaybolan Oğul benzetmesi. (Luka 15:11-32)
148-151 Tanrı sevgisi uğruna her şeyden vazgeçen gerçek Ferisileri tanımlayan uzun öykü.
152 İsa, Romalı askerlere meydan okur ve eğer tanrıları tek bir kişiyi uçurabilirse onlara tapacağını söyler. Askerler İsa’ya saldırmaya çalışırlar ve tapınaktan çıkıp giderler.
153 “Eğer Tanrı ister ise” demediğimiz takdirde, Tanrı’dan çaldığımızı da dahil eden hırsızlık hakkında karşılıklı konuşma.
154 Eşya ya da para çalmaktan daha kötü olan şey, bir kimsenin onurunu çalmaktır.
155 Tanrı insani varlıkları neden özgür yarattı.
156-157 Gözleri doğuştan kör olan adamın iyileştirilmesi (Yuhanna 9).
158-162 Tanrı’nın, günahlı insanlar ile bir yalanı nasıl kullanabileceği hakkında uzun tartışma. Uzun tartışma, İ.Ö. yaklaşık 800 yılında yaşamış olan Kral Ahav ve Yehoşafat’ın öyküsünü de aynen 2.Tarihler kitabında olduğu şekilde içerir, ama bu kitabı Daniel’in yazdığını söyler. (2.Tarihler 18)
163-167 İsa, ilahi takdirden söz eder ve sözlerine şu ifade ile son verir:  eğer dinleyicilerinin zihinleri İsa’nın açıklaması ile huzur bulmaz ise, o zaman şaşırmamaları gerekir, çünkü her ne kadar tüm yeryüzü su üstünde ise de, insani bir varlık taştan herhangi bir sal bile yapamaz.
168 İsa tekrar, öğretişinin kendisine Tanrı tarafından yüreğine indirilmiş açık bir aynaya benzeyen bir kitap şeklinde verildiğini iddia eder.
169-179 İsa, cennette bulunan kişilerin yiyeceğinin orada görecekleri yücelik olduğunu söyleyerek cennetten söz eder. Cennette ışık olmayacaktır, çünkü Tanrı cennetin ışığıdır ve O’nun elçisi Muhammed ise, aydır. (Vahiy 21:23)
180-182 Yazıcılardan biri İsa’ya şunu sorar: Tanrı, İbrahim’e, “Ben senin büyük ödülün olacağım” dediği zaman, ne demek istedi? Çünkü nasıl olur da Tanrı bize herhangi bir şey borçlu olabilir? İsa, bu soruya şu yanıtı verir: Tanrı, İbrahim için onun ödülü ve borcudur. (Yaratılış 15:1)
183-189 İsa, iki gerçek Ferisi olan Hagay ve Hoşea hakkındaki çok güzel bir öykü dahil olmak üzere alçakgönüllülükten söz eder
190-192a Bir yazıcı, Muhammed’i İsmail’in kollarında ve İsmail’i Muhammed’in kollarında tanımlayan eski bir kitap – Musa’nın gerçek Kitabı – gördüğünden söz eder. İsmail’in yanında İsa’yı kollarında tutan İshak durur. İsa ile birlikte Muhammed’e doğru işaret eder ve şöyle der: “Bu kişi, Tanrı’nın kendisi için her şeyi yaratmış olduğu kişidir.”
192b-193 İsa, Lazarus’u ölümden diriltir. (Yuhanna 11)
194-198a Öğrenciler, eğer bir kişi ölebilir ve sonra dirilebilirse, o zaman herkesin tövbe edeceğini söylerler. İsa ise, herkesin ölülerin taşınıp götürüldüğünü gördüğünü ve bu olayın herkesin bilgilenebilmesi ve tövbe etmesi için yeterli olacağı yanıtını verir.
198b-199 İsa, kendisinin yerine kötü bir kişinin acı çekeceğini önceden bildirir.
200 İsa’nın, bir sıpa üzerinde Yeruşalim’e zaferli girişi. Öykü, Matta’da bir sıpa ve onun yavrusundan bahseder. Ama İsa’nın şu sözleri ile son bulur: Eğer İsa kalabalığı azarlar ise, taşlar bile bağıracaktır; bu ifade Luka’da yer alır. (Matta 21:1-9; Luka 19:39-40)
201 Zinada yakalanan kadın, ardından gelen kaybolan koyun benzetmesi. (Yuhanna 8:1-11, Luka 15:1-7)
202a İsa, Ferisileri azarlar ve onları kötülük yapan doğrular olarak adlandırır.
202b-204 İsa, Yeruşalim için ağlar. Yazar, Luka’da bulunan ifadeleri, Matta’daki benzer bölümlerde bulunan ifadeler ile bir araya getirir. (Luka 19:41, Matta 23:37)
205 Meryem, İsa’nın başını mesheder. Ama aslında burada yaptığı, İsa’yı gömülmeye hazırlamak içindir ve bu ayrıntı atlanmıştır. Yahuda, bunun parasını alamadığı ve bu yüzden 300 parçanın 30’unu (çünkü her zaman onda birini çalardı) kaybettiği için kızdığından baş kahine gider ve İsa’yı otuz parça altın için ele vermeyi kabul eder. (Yuhanna 12:1-8, Matta 26:14-16)
206-208 İsa tekrar Mesih’in kim olduğu hakkında sorguya tabi tutulur. İsmail’in soyundan gelecek olan Mesih olduğunu inkar etmeden önce olduğu gibi.
209 Melek Cebrail Meryem ile konuşur ve ona korkmamasını, çünkü Tanrı’nın İsa’yı koruyacağını söyler.
210 Baş kahin, İsa’dan kurtulmanın şart olduğu konusunda Herod ve Pilatus ile anlaşır.
211-212 Herhangi bir rahatsızlık hissetmeyeceği bir yere doğru yola çıkması gerektiğini ifade ettikten sonra, İsa baş kahinliğe özgü bir dua eder. (Yuhanna 17)
213 İsa, son akşam yemeğini yemek için çok büyük bir arzu duyar ve yemeği yer, sonra öğrencilerinin ayaklarını yıkar. (Luka 22:15, Yuhanna 13)
214 İsa, dua etmek için bir bahçeye gider.
215 Askerler geldikleri zaman Tanrı Cebrail, Mikail, Rafael ve Uriel adlı hizmet eden meleklerine İsa’yı dünyadan çıkartmalarını söyler.
216 “Harika Tanrı, harika bir şekilde hareket eder.” ve Yahuda İsa benzerliğine değiştirilir, öyle ki diğer öğrenciler bile onun İsa olduğunu düşünürler.
217 Yahuda’nın (şimdi İsa gibi görünen) tutuklanması ve yargılanması. Yahuda, Yahudiler tarafından yargılanır ve Pilatus’un ve Kral Herod’un önüne çıkartılır. (Yuhanna 18:28-19:12, Luka 23:6-11)
Yahuda’nın çarmıha gerilmesi anında Yahuda şöyle feryat eder: “Tanrı, suçlu kişinin kaçtığını görerek beni neden terk ettin? Ben şimdi haksız yere ölüyorum.” (Matta 27:46)
218 Tanrı’dan korkmayan öğrencilerden bazıları gece gidip cesedi çaldılar ve İsa’nın dirildiğini söylediler. (Matta 28:13)
219 Meryem’in koruyucu melekleri üçüncü göğe giderler ve İsa’ya annesinin ve öğrencilerinin ağladıklarını söylerler. İsa, Tanrı’dan istekte bulunur ve Tanrı İsa’ya kendisini öğrencilerine göstermesi amacı ile yeryüzüne dönemsi için izin verir.
220 İsa, dört meleğin öğrencilerine gösterilmesi için dua eder ve kendisinin sonraki dünyada ceza görmemesi için çarmıha gerilme rezaletine insanlar inansınlar diye Tanrı’nın emir verdiğini tekrar açıklar.
221 İsa, Barnaba’ya görmüş olduklarını yazması için emir verir. Ve altmıştan fazla kişiye kendisini gösterir. Üçüncü günde meleklerin kendisini göğe taşıyacakları Zeytinlik Dağı’na giderler. (Elçilerin İşleri 1)
222 Öğrenciler dağılırlar ve gerçeği vaaz ederler, ama diğer öğrenciler, özellikle Pavlus, İsa’nın dirildiğini ve Tanrı’nın Oğlu olduğunu vaaz eder.

Bazı Gözlemler

Kutsal Kitap’ı okumuş olan bazı okuyucular için Barnaba İncili’nin ana hatlarının formatının Müjdelerde bulunan format ile neredeyse tamamen aynı olduğu aşikardır. Barnaba tarafından kaydedilen bir mucize ve bir peygamberliğin dışındaki tüm mucizeler Kanonik Müjdelerde bulunurlar. Kutsal Kitap’taki Eski Antlaşma peygamberlerinden hemen hemen hepsinden ve pek çok kraldan ve sıradan kişilerden söz edilir. Burada dikkat çeken şey, Kutsal Kitap’ta bulunmayan hiç kimsenin dahil edilmemiş olmasıdır. Orijinal bir ilk yüz yıl tanığının diğerleri tarafından söz edilmeyen birinden bahsetmesi beklenebilir. Örneğin, Yeni Antlaşma’da yalnızca Yuhanna Lazarus’un ölümden dirilişinden söz eder.

Bu “Kutsal Kitap’a özgü” bölümler arasında alçakgönüllülük, iman ve gerçek Ferisilerin özellikleri hakkında uzun ve felsefik karşılıklı konuşmalar mevcuttur. Daha sonra göreceğimiz gibi, bu karşılıklı konuşmalar, Orta Çağ’ın Hıristiyan Avrupası’nın dilini, tarzını ve inançlarını yansıtırlar. Manastırdaki rahiplerin münzevi yaşamı büyük ölçüde övülür ve iki bölümde, gülmenin ruhsal olmadığı ilan edilir.

Barnaba Müjdesi’nin yazarı, şimdiki Yeni Antlaşma’yı çok iyi biliyordu. Onun, Mesih’in yaşamındaki gerçek olayların tarihi Kanonik Müjdeleri çok yakından izler ve hatta farklı Müjde öykülerindeki küçük ayrıntıları bir araya toplamak için özen bile gösterir. 21, 31, 42, 200 ve 204 numaralı bölümler, yukarıdaki özette belirtilmiş olan örneklerdir.

Yazar, diğer bölümlerde aynı konu ile ilgilenen uzun bölümleri ya da tüm bölümleri bir arada örer. 1. bölümden 9a bölümüne kadar olan kısımlar, Kutsal Kitap’ın İsa’nın doğumu hakkında verdiği tüm bilgiyi aşağı yukarı aynı sözler ile içerirler. Bölüm 1, Melek Cebrail’in, Luka 1’de kayıtlı olduğu gibi Meryem’e bir oğlu olacağını nasıl anlattığını bildirir. Sonra Matta 1. bölümden Yusuf’un rüyası dahil edilir. Daha sonra Luka 2.bölüm ayet 22’ye kadar, ve sonra Matta 2.bölüm ve son olarak Luka 2:40-52’ye yer verilir. Yahuda’nın (İsa) yargılanması hakkındaki 217.bölüm, Matta, Luka ve Yuhanna’daki yargılama öykülerinden bir araya getirilmiş bölümleri kapsar.

Bunlara ek oarak, arada bir diğer Yeni Antlaşma kitaplarından da alıntılar yapılır. Bölüm 61’de İsa’nın göğe alınışından en az otuz yıl sonra yazılmış olan 1.Petrus’tan aktarılan sözler İsa’nın ağzına yerleştirilmişlerdir.

Son olarak, işaret edilmesi gereken önemli nokta şudur: Tanrı’nın bizi bir Baba olarak sevdiği ve İsa’nın günahlarımız uğruna öldüğüne ilişkin Hıristiyan inançlarına destek veren hemen hemen tüm ifade ve gerçeklerin bertaraf edildiği ya da bu ifadelere ve gerçeklere farklı anlamlar verildiğidir.

Zihinlerimizde bu özete yer vererek şimdi Barnaba Müjdesi’ni değerlendirelim:

  1. Kur’an ile ilişkili olarak.
  2. Mesih’in dönemindeki Filistin tarihi, coğrafyası ve adetleri ile ilişkili olarak
  3. Hıristiyan inançlarının ifade edildiği şekil ile ilişkili olarak
  4. Ortaçağ ve modern bilim ile ilişkili olarak
  5. Tarihten ve belgenin kendisinin tanımından neler öğrenilebileceği.

1. Barnabas Evangeliums, Kodeks 2662, Handschriften und Inkunabelsammlung, Austrian National Library, Vienna.

2. El yazması belge ile ilgili daha fazla bilgi için Bölüm V’e bakınız.

3. The Gospel of Barnabas, İtalyanca’dan çevrildi ve basıldı, ms, Viyana’daki İmparatorluk Kütüphanesi’nde (Imperial Library at Vienna), (Oxford: Clarendon Press, 1907).

4. Grekçe euangelion kelimesinden türetilmiş olan ve iyi haber anlamına gelen Arapça sözcük.

5. Arapça sözcüklerin İngilizce’ye uyarlanışı ile ilgili sistem kitabın son sayfasında gösterilir. Kur’an’dan yapılan tüm aktarmalar Abdullah Yusuf Ali’nin çevirisinden alınmıştır (The Holy Qur’an. Text, Translation and Commentary, 1938). Kutsal Kitap’tan yapılan alıntılar ise Revised Standard Version’dan aktarılmıştır (Grand Rapids: Zondervan, 1983).

El Kındi’nin Savunması

El Mamun’un Davasında Yazıldı
(Takriben 215 Hicret Yılı; M.S. 830),

Hıristiyanlığın İslamiyet’e
Karşı Savunulması.

Kral Himayesindeki Asyalı Topluluk Önünde Okunmuş Olan Savunmanın Dönemi Ve Yazarı Hakkındaki Makale İle Birlikte

Sır Wıllıam Muır, K.C.S.I. Ll.D. D.C.L.;

Edinburgh Üniversitesi Başkanı;
“Muhammed’in Yaşamı,” “İlk Halifelik Dönemine Ait Tarihi Olaylar” Gibi Eserlerin Yazarı

İkinci Baskı.

Dinsel Risale Komitesinin Yönetimi Altında Yayınlanmıştır.

Londra:
Society For Promotıng Christian Knowledge,
(Hırıstiyan Bilgisini Destekleme Topluluğu)
Northumberland Avenue, Charıng Cross,W.C.;
43,Queen Vıctorıa Street, E.C.
26, St.George’s Place, Hyde Park Corner,S.W.
Brıghton:135, North Street.
New York: E.& J.B.Young & Co.
1887.

EL KINDİ’NİN SAVUNMASI’nın ilk baskısı, beş yıl önce yayınlandı. Şimdi Savunma’ya tekrar önek olarak konulan ve ASYALI TOPLULUK önünde okunmuş olan “Savunma’nın dönemi ve yazarı hakkındaki makaleyi” içeren eser bu Kuruluş’un gazetesinde de yayınlandı.Bu suretle Orientalistler’in 1 (Doğu dilleri, edebiyatı ve tarihi uzmanları) yargısına teslim edilen sonuçlar, hiç bir yerde sorgulanmadılar ve bu nedenle, şimdi az da olsa güven duyularak kabul edilebilirler.

SAVUNMA, Doğu’da orijinal metni ile yaygın bir şekilde dağıtıldı ve aynı zamanda Hindistan’ın ana diline de çevrildi. Bundan dolayı İngilizce diline çevrilmiş hali ile eserin tamamının, Misyonerlerimiz ve eser ile ilgilenen diğer kişilerin yararlanması, ve eserin güvenilirliği hakkındaki iddianın temelini oluşturan tartışmalar için kolay elde edilebilir olması önemlidir. Ve hali hazırdaki baskının yayınlanmasında egemen olan başlıca görüş budur.
W. M.

Edinburgh Üniversitesi
Aralık 1886.

İlk Baskı Hakkında Önsöz

Hali hazırdaki girişimim içinde öncelikli konumun hangisi olduğunu hemen söyleyebilirim: “El Kındi’nin Savunması” adlı bu eseri, onu Hıristiyan imanının yararı için kullanacak olan kişilerin hizmetine sunmak.

Savunma, aynı zamanda dini bir görümümden tamamen ayrı olarak kendi adına çok az rastlanan bir yararlılığa sahiptir. Bu eser dikkatimi ilk kez, metni iki tamamlanmamış el yazması belgeden büyük bir özen ile basarak yayınlayan Türk Misyonu Yardım Topluluğu aracılığıyla çekti. Eseri ilk kez gelişigüzel bir dikkat ile okuduğumda bile, yüksek diyalektik değeri ve aynı zamanda tahmini güvenilirliği konusunda ikna oldum. Çağa ait olan bir eser olması, Hicret’in üçüncü yüzyılında (M.S. yaklaşık 830yılında) yazılmış olduğunu gösterir. Buna uygun olarak bir kaç seçilmiş parça ile birlikte “Hint Kadın Müjdeci” de 2 kısa bir taslak yayınladım.

Eser üzerinde yaptığım incelemelerimi derinleştirdikçe, değeri ve güvenilirliği konusunda daha çok ikna oldum. Savunma, çok iyi tanınan El Biruni (yaklaşık 390 hicret senesinde; M.S. 999) adlı yazar tarafından “Abd al Masih ibn İshak, El Kındi’nin Mektubu olarak aktarılmıştır. İçinde yazıldığı yüzyılı izleyen bir eser olduğu konusundaki geçerliliği kanıtlayan bu aktarma, bazı kişilerin zihinlerinin karışmasına neden olmuştur. Eserin, hem bizim Yazarımız hem de aynı zamanda El Mamun’un Davasında da başarı kazanan “İslam Filozofu” ünlü El Kındi (“Abu Yusuf İbn İshak”) tarafından yazılmış olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle, eserin yazarının kimliği konusunda özenli bir araştırma yapmaya yönlendirildim.

“Filozof”, hiç kuşkusuz alenen bilinen bir Müslümandı, bu gerçek hemen ilk anda bu filozofun Savunma’ya destek vermiş biri olabileceği düşüncesini ortadan kaldırır. Ama Beni Kinda (El Kındi ünvanı, bu kişinin bu kabileye ait olan biri olduğu anlamına gelir), Arabistan’ın güneyinden başlayarak merkezine ve kuzeyine kadar yayılan büyük bir kabile oluşturdu ve Hıristiyan döneminin beşinci ve altıncı yüzyıllarında Yarımadanın tarihinde çok farklı bir rol oynadı. 3 İslamiyet’in doğuşunda, her ne kadar kabilenin daha büyük olan kısmı, Muhammed’in imanını görmeyen ünlü El Eşhat önderliğinde yönetildiyse de, Hıristiyan inancına olan bağlılıklarını sürdürmüş olan dikkate değer sayıda bir azınlık mevcuttu; ve El Mamun zamanında, büyük Filozof’un yanı sıra El Kındi’nin kabilesinin ünvanını taşıyan diğer farklı kişileri üretmek için bu azınlığın büyük bir sayı oluşturması gerekiyordu. Bizim Yazarımızın Kinda soyunun böyle bir dalına ait olması için mantıklı hiçbir kuşku mevcut değildir. Ve içsel kanıt (El Biruni’nin aktarması aracılığıyla desteklenenin tamamen dışında olarak) eserin, alenen bildirilen olduğuna dair en güçlü tahmini oluşturur,- yani, Halife El Mamun’un Davasında, egemen İman’a karşı olarak yapılan tartışmalı görünümü içinde Hıristiyan inancının müdafaası uğrunda yapılan bir Savunma’dır. İlk Makale, bu görüşü bina etmek amacı ile tasarlanmıştır.

Savunma, her şeye rağmen, edebi ve tarihi yararından ayrı bir şekilde, yine de kendi adına sahip olduğu müdafaa değerlerinin üzerinde çekişmeli bir eser olarak durabilmeyi başarır. Kendi muhakemesi içinde zayıf olması ve kesin bir sonuca varmaması gibi bir çok konuya karşı koymadan, ve aslında bazı şeylerin sorgulanabilir olmasına ve maddesel açılardan yumuşatılmış olabilecek Müslüman, Yahudi ve Mecusi inançlarına karşı sürekli kusur bulan ve eleştiren sözlerin bolluğuna rağmen, yine de bir bütün olarak ele alındığında, bilgelik ve yetenek ile davranan Savunmacı’nın bulunduğu durumda eseri hakkında ileri sürdüğü iddia şudur: eser, başından sonuna kadar Arap dilinin tekil bir üstünlüğü aracılığıyla karakterize edilir. İslamiyet’in ele alınış tarzı öylesine etkilidir ki, Savunma’nın elden ele dolaştırılması, o döneme ait mertliğini yitirmiş ve dar görüşlü Müslüman devletlerinden birinde hoşgörü ile karşılanması mümkün değildir. Ve, Motazelit Halifeleri, aynı zamanda belki de büyük Akbar’ı da hariç tutacak olursak, herhangi bir çağda yer alan bir Müslüman yönetiminin İslamiyet açısından böylesine tehlike taşıyan bir esere en şiddetli acılar ve en ağır cezalar aracılığıyla engel olmayı gerekli göreceğini düşünüyorum. 4 Ama bu durum, bizim ülkelerimizin yönetimleri söz konusu olduğunda farklıdır. Ve bir Abbasi Halifesinin davasında yazılan ve elden ele dolaşan bir Savunma’nın ortaya çıkmasına, Hıristiyan imanının Savunucusunun hükümleri içinde itiraz edilmesi çok zor olurdu.

Bundan dolayı, Savunma’nın kullanımını ve çevirisini ya da seçilmiş parçalarını kolay değerlendirilebilir hale getirmek için içeriklerine ilişkin, daha ilginç bölümlerin çok sayıda çevirisini de dahil ederek tam bir analiz derledim. Bunu yaparken, bazı nedenlerden ötürü atlanması gereken bir kaç bölümü de belirttim.Daha çok kısaltmanın olmasının gerekip gerekmediği yerel gözlemlere dayalı olmalıdır.

Savunma, Asya’ya özgü eski ve yerli bir ürün olarak yalnızca bizler için Hıristiyanlığa ilişkin derin bir ilgi içermek ile kalmaz, aynı zamanda halen Doğu’da hakkında yasal takipte bulunulan aynı tartışma açısından pratik bir bağlantıya da sahiptir. Buradaki Hıristiyan avukat, özellikleri ve öğretişi Avrupalı bir tipe göre şekil verilmiş bir Mesih’i tanıtarak genelde meydan okuyan bir tavır içindedir ve sonuç olarak bu Mesih’in inancı Batı ile uyumlu olmasına rağmen, Asya’ya özgü zihin ve alışkanlığa yabancı özellikler taşımaktadır. Böyle bir şey, bizim Savunmacımız hakkında her halde söylenemez. Arapların Arabı olan, binlerce yıl önce Kildani ovalarında doğmuş ve yetişmiş olan El Kındi, kendisini ve inancını Asyalılara özgü bir düzen ve dil kullanarak sunar. İtirazda bulunan kişiler, zaman ya da ülkeye göre, ve biçiminde ya da özünde, ya da aracılığıyla desteklendiği muhakemesinde değişmediğini göreceklerdir. El Kındi’nin Hıristiyanlığı (belki Asyalı tartışmacının daha gayretli doğası ve daha canlı kavramları hariç tutularak) maddesel açıdan günümüz Misyonerliği aracılığıyla ileri sürülenden biraz farklı olabilir.

El Kındi’nin hitabet yeteneğini bu sayfalara aktarmaya çalışmadım, ama kendimi tartışmanın özüne ve cereyan ediş şekline bütünüyle verdim. Eserdeki karşılıklı konuşmalar baştan sona kadar kısaltılmışlardır ve bir çeviri olarak işaretlenen bir bölümün bulunduğu yerde bile meselenin özü, büyük çapta kısaltılarak aktarılmıştır ve yazarımızın ayrıntılı olarak dile getirmekten hoşlandığı eleştiren sözlere ve laf kalabalığının coşkusuna yer verilmemiştir. Bu görevi yerine getirmek için gerekli yeteneğe sahip olmuş olsaydım bile, dilimizin farklı özel nitelikleri taklit etme konusundaki herhangi bir girişimim ile çatışırdı. El Kındi’nin konuşma sanatının hızla akan bir seli andıran yeterli algılanmasını biçimlendirmek için orijinal eserin okunması gerekir. Ancak her şeye rağmen eserin Farsça ve Urdu dili gibi Doğu dilerine çevrilmesi, yazarımızın hem stili hem de ruhu nedeni ile daha az zor olacaktır.

Dr. Pfander’in talebi üzerine, kendisinin Müslüman hakkında yaptığı üç harika Bilimsel İnceleme’sinin bir açıklamasını yazdım. Yazım, “Calcutta Review” da 5 bir Tartışma şeklinde yayınlandı.Şimdi o günden bu güne otuz altı yıl geçmiş bulunuyor. Bu yazılar aracılığıyla, hem Hindistan hem de Türkiye’de önemli etkilenmeler oldu. Ama El Kındi’nin Savunması’nın kıyaslanamaz derinlikte hayret uyandıran bir olaya neden olmasının beklenebileceğini söylemek, bu etkilenmelerin kötülenmesi anlamına gelmez. Hıristiyanlığı savunan kişinin kendisinin soylu bir Arap soyundan dünyaya gelen bir Doğulu olması ve bununla birlikte aslen bir Hıristiyan, bir filozof ve Halife El Mamun’un Davasında saygı gören bir hizmetkar olması, yazarımızın tartışmasına esasi değerleri açısından çok büyük bir önem kazandırmaktadır. Bu eser ve Pfander’in eserleri arasında yalnızca makaleyi dikkatle inceleme ve avukatın kendi savunmasının ateşli hitabet yeteneği arasında küçük bir fark mevcuttur; bir savaşın tanımlanmasını okumak ile savaşın cereyan ettiği alanda bizzat bulunarak savaşı kendi gözleriniz ile izleyerek tanık olmak arasında da bir fark bulunduğu kesindir.

Türk Misyon Yardım Topluluğuna, Savunma’nın değerine gösterdikleri takdir ve bu Savunma’yı bize sunarken el yazması belgelerin eksikliklerine karşı koymadan çok zekice ve özen ile basılmış bir metin 6 ile sağladıkları yardımdan dolayı teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

W. M.
LONDRA,
Aralık 1, 1881


1. Bakınız sayfa 38.

2. “Indian Female Evangelist”  (Hint Kadın Müjdeci) Londra: Nisbet & CO., Nisan, 1881, Art. I.

3. Bkz. “Muhammed’in Yaşamı” (1.baskı), cilt i. s. clxxiii. et seq.

4. Kahire’de bilgili bir Amerikan Misyoneri olan Dr. Lansing tarafından bana şöyle söylendi: Mısır’da daha önce yürürlükte olan eski bir yasaya göre, içinde El Yazması bulunabilen herhangi bir evin, çevresindeki kırk ev ile birlikte yerle bir edilmesi ihtimal dahilinde olan bir durumdu.

5. “Calcutta Review,” cilt viii. Art. VI.

6. Türk Misyon Yardım Topluluğu, metinin özenli baskısını Dr. Tien’in emek ve bilgilerine borçludur. Dr. Tien, eksik materyalden oldukça iyi anlaşılır bir metin üretmeyi başarmıştır ve bu nedenle bu eser üzerinde hakkı büyüktür.

W. St. Clair Tisdall

İÇİNDEKİLER
  Önsöz   
BÖLÜM 1 Giriş  
BÖLÜM 2 Eski Arap İnanişlarinin Ve Adetlerinin Etkisi  
BÖLÜM 3 Sabii Ve Yahudi İnanişlarinin Ve Adetlerinin Etkisi  
BÖLÜM 4 Hiristiyanliğin Ve Hiristiyan Apokrif Kitaplarin Etkisi  
BÖLÜM 5 Kuran Ve Hadislerde Zerdüşt Unsurlari  
BÖLÜM 6 Hanifler Ve Müslümanliğin Doğuşuna Etkileri  

 

Iyi davranış ve Dengesi kötü davranış Tartı
Iyi davranış ve Dengesi kötü davranış Tartı
Araf 7:8-9 O gün tartı tam hakkiyle yapılacaktır. Artık kimin tartıları ağır basarsa, işte onlar, arzularına ereceklerdir.
Kimin de tartıları hafif gelirse, bunlar da ayetlerimize haksızlık etmeleri yüzünden, kendilerine yazık edenlerdir.
Muminun 23: 102-103 O zaman her kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar o kurtuluş bulanlardır.
Her kimin de tartılan yeğni (hafif) gelirse, işte onlar kendilerine yazık edenler ve cehennemde kalacaklardır.
Karia 101: 6-9 İşte o zaman tartıları ağır basan kimse,
artık hoşnut olacağı bir hayat içindedir o.
Fakat tartıları hafif gelen kimse.
O vakit onun anası Haviyedir.

ÖNSÖZ

Karşılaştırmalı Dinler araştırmacısına sunulan bu kitap, eski ve modern pek çok Doğu diniyle ilgili uzun yıllar boyunca yürütülen bir çalışmanın ürünüdür. Haham Abraham Geiger’in “Muhammet Yahudilikten Ne Aldı?” adlı çalışmasından yararlandığım IV. Bölüm’ün dışında, aynı alanda çalışmış olan başkalarına pek de şükran borcum olduğunu şu an için düşünmüyorum. Herhangi bir şükran borcum olduğunun bilincine vardığımda, bunu metinde ya da dipnotlarda açıkça belirttim.

Tarafımdan kapsamlı biçimde incelenip alıntı yapılan Antik Çağ yazıları temel alınmasaydı, İslam’ın geliştiği kaynakları araştırmanın önemi olmazdı. Bu sorumluluğu aldığımı tüm dürüstlüğümle iddia edebilirim. Üzerinde gerçekten doğru dürüst bir çalışma yapamadığım bir dil olan Çince bir iki parça dışında, hangi dilden olursa bu metinde yer alan bütün çeviriler bana aittir. Çevirilerim bazen kelimesi kelimesine olduğu için sizlere pek de hoş gelmeyecektir. Okuyucularımın savlarımın doğruluğu üzerinde gerçekte etüt edebilmeleri için tercümelerin hassas olmasına çok dikkat etmeye çalıştım. Çevrilen her bir parçanın, özgün dildeki eserlerin hangi sayfasında yer aldığını da belirttim.

Arapça isimlerde (Mekke ve Medine kentlerinin isimleri dışında), elden geldiğince birebir harflerine göre ele almaya çalıştım. Bu konuda muhakkak ki, yine de bu konunun uzmanlarından eleştiri alabileceğimi biliyorum.

Benim aynı konuda daha kısa bir çalışmam, Ya Nabi’ul İslam adıyla 1900 yılında Fars dilinde yayınlandı. Tecrübeli bir alim olan Sir W. Muir tarafından da aslında bu çalışmam üzerine uygun bir eleştiri yazısı da yazıldı 1. İslamiyet konusunu çalışan bütün öğrenciler, Muhammet ve haleflerinin tarihine dair yetkin eserlerinden ötürü ona şükran borçludur ve bu eserler şimdiye kadar Urdu diline ve Arapçaya çevrilmiştir. Sir W. Muir bu küçük kitabın İngilizce özetini de yayınlamıştır. Elinizdeki bu yapıt daha ileri bir araştırmanın sonucudur ve konunun bütünüyle bir İngilizin bakış açısıyla ele alınmasını isteyen pek çok arkadaşın çağrısı üzerine yazılmıştır. Benim konuyu önce bir Doğu dilinde, dolayısıyla Doğulu bir bakış açısıyla ele almam talebi karşılamamıştı.

W. S. C. Tisdall
T.R.
P.O. Box 330
Seven oaks,
KENT TN 13
United Kingdom


1. Nineteenth Century, Aralık 1900 sayısında.

Pages