7 Şubat
“Ben, Mesih ile birlikte çarmıha gerildim.” (Galatyalılar 2:20)
Rab İsa çarmıhta öldüğü zaman, O yalnızca Benim Yerime Geçen olmakla kalmadı, aynı zamanda benim Temsilcim olarak da öldü. O yalnızca benim yerime ölmedi, aynı zamanda ben olarak da öldü. O öldüğü zaman, benim de öldüğüme dair gerçek bir anlam mevcuttur. Adem’in bir çocuğu olarak olduğum her şey, eski yaratık iken her ne isem, kötü ve tövbe etmemiş tabiatım Çarmıha çivilendi. Et ve kan olarak sahip olduğum tarihim Tanrının gözünde son buldu.
Hepsi bu kadar değil! Kurtarıcı mezara konduğu zaman, ben de mezara kondum. Ben O’nun gömülüşünde Mesih ile özdeşleştim. Bu gerçek, eski ‘ben’in, Tanrının gözünden sonsuza kadar uzaklaştırılmış olduğunu resmeder.
Ve Rab İsa ölümden dirildiği zaman, ben de dirildim. Ancak, burada resim değişir. Dirilen, gömülmüş olan eski ben değildir. Hayır, dirilen yeni yaratıktır – içimde yaşayan Mesih. Ben, Mesih ile birlikte yaşam yeniliğinde yürümek üzere dirildim.
Tanrı tüm bunları konumsal olarak gerçekleşmiş şekilde görürü. Şimdi ise bunların benim yaşamımda uygulanmasını ister. Tanrı, benim bu ölüm, gömülme ve diriliş döngüsünden geçmiş olduğumu varsaymamı arzu eder. Ama bunu nasıl yapabilirim?
Üzerime bir ayartma geldiği zaman, bu ayartmaya aynı bir cesedin herhangi bir kötülüğün ayartmasına verdiği tepki ile karşılık vermem gerekir. Yani hiçbir tepki vermemek! Aslında böyle durumlarda söylemem gereken şey şudur: “Ben günah karşısında ölüyüm. Günah, sen artık benim efendim değilsin. Sen söz konusu olduğun zaman ben ölüyüm.”
Her geçen gün eski, çürümüş ben’in İsa’nın mezarında gömülmüş olduğunu varsaymam gerekir. Bunun anlamı şudur: Artık eski ben ile iç gözlemler yaparak ilgilenmemem gerekir. Onda değerli bir şey arayamadığım gibi nihai çürümüşlüğü karşısında hayal kırıklığına da uğrayamam.
Son olarak her anı Mesih ile birlikte yaşam yeniliğine dirilmiş biri olarak yaşayacağım –yeni istekler, yeni arzular, yeni motifler, yeni özgürlük ve yeni güç.
George Müller, bu Mesih ile özdeşleşme gerçeğini ilk kez nasıl anladığını şöyle anlattı:
Öldüğüm bir gün vardı. George Müller’e, onun düşüncelerine, tercihlerine, zevklerine ve iradesine; dünyaya, dünyanın onayına ya da eleştirisine öldüğüm bir gün; hatta kardeşlerimin ya da dostlarımın onayına ve suçlamasına öldüğüm bir gün ve o günden beri kendime yalnızca “Tanrı tarafından onaylandığımı” göstermek için gayret ettim.”