26 Nisan

“Benim ayaklarımı asla yıkamayacaksın!”  (Yuhanna 13:8)

Rab İsa biraz önce beline bir havlu bağlamış ve bir leğene su doldurmuştu; öğrencilerinin ayaklarını yıkamak için hazırlık yapıyordu. Petrus’un yanına geldiği zaman, ondan ayaklarını yıkamasını istemediğini ifade eden şu karşılığı aldı: “Benim ayaklarımı asla yıkamayacaksın.”

Neden? Petrus neden Rabbin bu lütufkar hizmetine boyun eğmeyi istemedi? Bir açıdan bakıldığında Petrus bir değersizlik duygusu ile bu tepkiyi vermiş olabilirdi; kendisini Rab tarafından hizmet görmeye layık bulmuyordu. Ama aynı zamanda Petrus’un bu davranışının bir kibir ve bağımsızlık ifadesi olabileceğine dair gerçek bir olasılık da mevcut idi. Alan kişi konumunda olmak istemedi. Yardım almak için başkalarına bağımlı kalmak istemedi.

Bu davranışın aynısı pek çok insanın kurtulmasına engel olur. Kurtuluşu kazanmak ya da hak etmek isterler, ama Kurtuluşu lütfun karşılıksız bir armağanı olarak almak saygınlıklarına leke sürer. Tanrıya borçlu kalmak istemezler. Ama “borçlu kalmayı istemeyecek kadar gururlu olanlar hiç bir zaman Hıristiyan olmayacaklardır. (James S.Stewart)

Aynı zamanda burada zaten Hıristiyan olan kişiler için de bir ders yer almaktadır. Hepimiz her zaman vermek isteyen Hıristiyanlar ile karşılaşmışızdır. Her zaman başkaları için bir şeyler yaparlar. Yaşamları, akrabaları ve komşuları için hizmet etmeye dönüşmüştür. Cömert tutumları büyük övgüyü hak eder. Ancak bu durumda keyfe keder veren bir şey mevcuttur! Bu kişiler asla alan tarafta olmak istemezler. Hiç kimsenin onlar için bir şey yapmasına izin vermek istemezler. Cömertçe vermenin ne demek olduğunu öğrenmişlerdir, ama lütuf ile sunulan bir şeyi almayı asla öğrenmemişlerdir. Başkalarına hizmet etme bereketinin tadını çıkartırlar, ancak başkalarına aynı bereketi sunmayı inkar ederler.

Pavlus, Filipelilerin lütufkar armağanlarını kabul ederek bu konuda kendisini kanıtlamıştır. Onlara teşekkür ederek şu sözleri söyledi: “Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.” (Filipeliler 4:17) Pavlus, kendi ihtiyacından çok onların alacakları ödülü düşündü.

Piskopos Westcott hakkında şunlar anlatılır: Kendisi, yaşamının sonunda büyük bir hata yaptığını söyledi; diğer insanlar için her zaman gücünün yettiğince iyilik yapmış idi, ama başkalarının ona iyilik yapmaları konusunda izin vermeye hiç bir zaman istekli olmamıştı. Ve bunun sonucu olarak bazı tatlılık ve bütünlük unsurlarından yoksun kalmış idi. Geri ödenmesi mümkün olmayan pek çok iyiliği kabul etmenin disiplininden kurtulması için kendisine izin vermemişti.” (Q.O.Sanders)

Sevgi uğruna cömertlik ile, gayretli irade ile
Vereni üstün tuttum,
Ama sevginin tatlılığı uğruna alanı
Sanırım daha da cömert buldum.