18 Haziran

“Baba Tanrının gözünde temiz ve kusursuz dindarlık,
kişinin sıkıntı çeken dullar ve öksüzler ile ilgilenmesi ve kendini
dünyanın lekelemesinden korumasıdır.” (Yakup 1:27)

Yakup bu sözleri yazdığı zaman, imanlı bu gibi şeyleri yaptığı takdirde kendisinden talep edilen her şeyi yerine getirdiğini söylediği anlamına gelmez. Yakup’un burada söylemek istediği yalnızca ideal dindarlığın önde gelen iki örneğinin öksüzleri ve dulları ziyaret etmesi ve kendisini dünyanın lekelemesinden korumasıdır.

 Bu sözleri okuduğumuz zaman, Yakup’un açıklayıcı vaazleri, ya da hizmet görevini ya da kişisel canları kazanmak gibi konuları sıfırladığını düşünmemiz mümkün olabilir. Ama hayır! Yakup burada öncelikle bu kişilerin ziyaret edilmesini düşünür.

Elçi Pavlus Efes’teki yaşlılara kendisinin nasıl “evden eve” dolaştığını (Elçilerin İşleri 20:20) hatırlattı. J.N.Darby, ziyaret etme konusunun, “hizmetin en önemli kısmı” olduğunu düşündü. Ve şöyle yazdı: “Saat zamanları vurur ve yanından geçenler bunu işitirler, ama saati yürüten içeride yapılan iştir ve vuruşların ve akrep ile yelkovanın işlemelerini sağlar. Ben bu ziyaret etme konusunun sizin sabit ve devamlı olarak yapmanız gereken bir iş olduğunu düşünürüm ve diğer konuların kendiliklerinden işlediklerini kabul ederim. Herkesin önündeki tanıklıktan fazla hoşlanmam; ve özellikle eğer kişiye özel bir iş mevcut değil ise, bundan ürkerim” (2.Ağustos 1839 yılında G.V.Wigram’a yazılmış bir mektuptan alıntı).

Tek başına yaşayan yaşlıca bir dul, komşularının ve dostlarının yardımına muhtaç olduğu bir aşamaya geldi. Zaman içinde, özellikle dış dünya ile temasta bulunduğu zamanlar ile ilgili günlerde meydana gelmiş olan herhangi bir şeyi ve her şeyi eli ile yazarak bir günlük tuttu. Bir gün, komşuları onun evinden birkaç gündür hiç bir yaşam belirtisi göremediklerinin farkına vardılar. Eve girmesi için polisi çağırdılar ve bu yaşlı hanımın birkaç gün önce ölmüş olduğunu gördüler. Ölümünden üç gün önce günlüğüne yazmış olduğu yegane satırların, “Hiç kimse gelmedi,” “Hiç kimse gelmedi”, “hiç kimse gelmedi” şeklindeki hep aynı satırlar idi.

Günlük yaşamlarımızın meşguliyeti içinde yalnız, ihtiyaç sahibi ve halsiz kişileri unutmak çok kolaydır. Diğer başka konulara ayrıcalık veririz ve ayrıcalık tanıdığımız bu hizmet konuları genellikle herkesin görebileceği ve hayranlık duyacakları konulardır. Ama eğer dindarlığımızın saf ve bozulmamış olmasını istiyor isek, öksüzleri, dulları, yaşlıları ve eve kapanmış kişileri ihmal etmememiz gerekir. Rab, yardıma ihtiyaç duyan kişiler için özel bir ilgi duyar ve bu ihtiyacı karşılamak için öne adım atacak kişilere vereceği özel bir ödülü vardır.